facebook.com/asistanhekim

Kadın Asistan Hekimler Haklarını Arıyor Yazı-1

Cinsiyetleri sebebiyle mobbing’e ve tacize uğruyorlar…

Gebe kalmalarına çoğu zaman müsaade edilmiyor

ve

asistanlıktan atılmakla tehdit ediliyorlar…

Doğum izinleri ve süt izinleri kullandırılmıyor…

Kısacası Türkiye’de Kadına ve Kadın Asistan Hekimlere pozitif ayrımcılık uygulanmıyor.

Kadın asistan hekimler haklarını arıyor…

Bu kapsamda bize ulaşan ilk mektubu sizlerle paylaşıyoruz.

www.asistanhekim.org olarak Kadınlarımızın arkasındayız !

Bu gidişata artık yeter diyoruz !

Kadın Asistan Hekimler desteğinizi bekliyor… 

Bu yazıyı paylaşın ki, duymayan kalmasın…

İlk Yazı :

Asistanlıkta sömürülme durumları :

Kadın asistanımız plansız bir şekilde gebe kalır, yasal olarak 24.haftada nöbetten çıkması gereken kızımıza bölümü 28. haftaya kadar (7aylık) tek başına nöbet tutturur, gebe olarak nöbette uykusuz kalması, işlere koştur(amama)sı ve ertesi gün çalışması zaten olması gereken bir durumdur. Bu arada klinik işlerinde de aktif rol oynar hatta bir dönem yoğun bakıma verirler ki, hastabaşı röntgen çekimi veya hastaya BT de eşlik etmek durumlarına da maruz kalsın. 

Sevgili asistanımız, doğum sonrası daha rahat olacağını düşünerek tüm bunlara katlanır ancak 32 haftada artık yasal doğum öncesi iznine çıkar, doğum sonrası iznini artırmayı düşünecek halde değildir. Şanslıdır ki, erken doğum yapmaz, sağlıklı bir bebeği olur, doğum sonrası 8 haftalık izni de bitince işe dönmek zorunda kalır. (rapor, yıllık izin ve ücretsiz izin zaten söz konusu değildir.) 

Doğum sonrasında asistanımızın iki yasal hakkı daha vardır, birincisi süt izni, ikincisi de 1 yıl nöbet tutmama. Bölümü süt iznini şu şartla kabul eder:’ saat 15 e kadar yapman gereken tüm işleri bitirirsen çıkabilirsin.’ (o işlerin hiiiiiiç bitmediğini herkes bilir!!) Nöbet konusunda buldukları çözüm daha da ilginçtir ama haklarını yememek gerek, asistanımıza seçenek sunmuşlardır: ya normal bir şekilde aylık tutman gereken nöbetlerini tutarsın, ya da 1 yıl boyunca nöbet tutmazsın ve tutmadığın nöbetler sana borç olarak yazılır ve 1 yılın sonunda nöbete başladığında normal nöbet sayına eklenerek borçlarını ödersin (ben o zaman hesap yapmıştım, günaşırı nöbet tutsan bile borç kapanmıyordu!!!)

Kadın Asistan Hekimler Haklarını Arıyor Yazı-1 için 26 yorum

  1. geride kalanlar ne yapsın

  2. Siz gebe kalacaksınız diye bize mi kitlenecek işler yok öyle şey… kusura bakmayın… Tutun kendinizi…

  3. Aslında kadınları asistanlığa bile almamak lazım, oldukları yerde problemden başka birşey çıkarmıyorlar. Hatta tıp kadınlara göre değil. Kusura bakmayın ama öyle…

  4. Siz kendinizi ne sanıyorsunuz ya… nasıl bir alt kültür durumu bu böyle.

  5. Burcu hanım kusura bakmak siz çocuk doğuracaksınız diye fazla nöbet tutamam. Angaryamı arttıramam.

  6. insan insanın kurdudur…

  7. Erkekler askere gittiğinde angaryamiz artıyor.Erkeklerde askere gitmeyiversin bir zahmet…

  8. düzeltme yapıyım erkekler asistanken askere gitmezler, böyle bi uygulama fiilen imkansızdır çünkü bu sürede askerlilkleri tecillidir. ayrıca askere gitmeme fikrine herkes sıcak bakar.
    ve en önemlisi bayan asistanların azımsanmayacak bir kısmının gebelik durumunu suistimal ettiği su götürmez bir gerçektir….

  9. askerlikle kıyaslamak ne saçma şey yaa, asistanken askere gidip nöbeti kalanlara bırakmıyoruzzz… ayrıca doktor olmuş, asistan olmuş hala plansız gebe kalıyor ki çıkıp aile planlaması için vatandaşa yardımcı olacak ne komik yazı bu yaaa

  10. Değerli Meslektaşlarım,

    ABD’de ihtisasını tamamlamış bir psikiyatri uzmanı olarak burda yapılan tartışmadan ve bazı hekim arkadaşların yorumlarından çok rahatsız olduğumu belirtmek isterim. Bayan meslektaşımızın paylaşmış olduğu diyaloglar konusuna ABD’deki asistan hakları perspektifinden bir yorum getirmek isterim. ABD’de ACGME denilen kuruluşun koymuş olduğu standartlar çerçevesinde asistan eğitimi yürütülmektedir. Bu kuruluş, asistanların çalışma saatlerinden, temel haklarına kadar her türlü sorunlarından direk olarak haberdar edilmekte ve eğitim programlarına çok ciddi yaptırımlar uygulamaktadır. Bu bağlamda, hem asistan eğitimi yapısı ve standardardı hem de asistan hakları arasında ABD ile Türkiye arasında çok fark vardır.

    Bizler, USMER’de, Türkiye Cumhuriyeti Tıp Fakültelerinden mezun olmuş ve ABD’de ihtisas yapmış (ve halende ABD’de uzman hekim olarak çalışan) hekimler olarak, Asistanhekim sitesinin liderliğinde devam etmekte olan bu asistan birlikteliğini çok şiddetle desteklemekteyiz ve bu işbirliğini Türkiye’de henüz çok geri olan asistan eğitimi standartlarının yükseltilmesi, asistan haklarının ehlileştirilmesi ve korunması amacıyla sürdürmektekteyiz.

    Yukarıdaki bayan meslektaşımın paylaşmış olduğu diyaloglar eğer gerçek ise, sadece hekim ve asistan haklarına değil, insan haklarına da aykırı bir yaklaşımdır. Olay bir kişinin diğerinden çok nöbet tutması olayı değildir. Birilerinin fazla nöbet tutması hiçbir şekilde zaten olmamalıdır, eksik nöbet tutan hekim arkadaşlarımız bunu başka şekillerde geri ödemek durumundadırlar. Bu durumun hamilelikle bir ilgisi yoktur. Hamile kalmak, her bayanın en doğal hakkıdır, bunun zamanlamasına da kendisi karar verecektir. “Siz çocuk doğuracaksınız diye biz fazla mı nöbet tutacağız” yaklaşımı ile bu bayan arkadaşın yaşadığı diyaloglardaki zulmü desteklemek korkutucu bir bağnazlıktır, bu şekilde düşünen hekim arkadaşlara dünyada uygar ülkelerde bu işin nasıl yapıldığını incelemelerini tavsiye ediyorum. Cahil toplumlarda yaygın olan bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma alışkanlığı Türk Toplumunun da en büyük sorunlarından biridir diye düşünmekteyim.

    Unutmayınız ki, asistan hakları kümülatif bir kavramdır, birden fazla “hak” tan bahsedilmektedir, ve en zayıf halkası kadar güçlüdür. Bu hakların dünyadaki uygar seviyelere çıkarılması ancak topyekün ilkeli bir çaba ile mümkün olabilir, bu bağlamda, bir bayan hekimin hamile kalma hakkını burada savunmayanlar, başka bir çerçevede kendilerinin karşısına çıkacak bir haksızlığı da savunmamış sayılırlar. Bu gibi konularda tek bir yumruk olunmadığı sürece, temel hakları ve özgürlükleri “ilke” olarak savunmadığımız sürece, ülkemizde asistanların temel haklarının gaspı devam edecektir.

    İlke, ilkedir ; ilkeler başka değişkenlerden bağımsız oldukları için “ilke” diye adlandırılırlar.İlkeleri savunmanın bedeli vardır, bunun için durum değişene ve diğer hakların da bunu takip etmesini beklerken fazla nöbet tutulacaksa tutulur. Bazı değerler, salt “değer” oldukları için savunulur. Temel ahlak bunu gerektirir.

    Lütfen biraz daha dikkatli düşünelim, fikir sahibi olmadan önce bilgi sahibi olalım, uygarlık neredeyse onun takipçisi olalım, ülkemize getirelim.

    Saygılarımla

    Dr.Ulaş Çamsarı
    Psikiyatri Uzmanı
    University of Maryland
    Baltimore, MD, ABD

    USMLE STRATEJi MERKEZi
    Yönetim Kurulu Başkanı
    http://www.usmer.org

  11. Yok Artıkkkkkkkkkkkk

  12. Dr.Ulaş Bey in söyledikleri hepimizi düşündürmeli.. Bizler bu toplumun belli seviyesinde olan insanlarız, fakat şurada bile kullandığımız ifadelere bakın.. Bizler insan üstü boyutlarda asistanlık yapıyoruz, içimizden birilerine daha az eziyet yapılınca hemen yaygarayı basıyoruz.. Bizler birlik içerisinde yaklaşamazsak sorunlara sorunlar daha da büyüyor ve bu , bizim birbirimizle uğraşmamız ,birilerinin işine geliyor.

    yurt dışında asistanlıkta hekim arkadaşlarımız dört nöbet ve nöbet ertesi yapıyor, baktıkları hasta sayıları da bizden az.. bizler bunları talep etmeliyiz, yoksa bayan arkadaşlar gebe kalmış.. nöbeti azalmış.. onun nöbetini sana yazılmış.. bunlar bitmez,, kişilerin çalışma saati sabit kalmalı, eleman yoksa alınmalı, köle nuamelesi yapılmamalı..
    kendimize gelelim arkadaşlar…

  13. Asistanlık süresi boyunca, gerek hükümetin göz yumması gerek ana bilim dallarının insafsızca yüklenmesi sonucu karşılaşılan onca adaletsizliği düzeltecek birşeyler yapmaya çalışsak dahi bunu değiştiremiyorsak, aynı sıkıntıyı paylaştığımız doktor arkadaşlarımızın sıkıntısını, kendi işlerimizi ve nöbetlerimizi de onlara yıkarak, ki bu, belirli sayıda olan ve her geçen gün azalan asistan sayısını kadroyu işgal edip 1.5 yıl hiçbir işe yaramayarak biraz daha azaltma ve kelimenin tam anlamıyla o süre boyunca payına düşen herşeyi başkalarına yıkmak anlamına geliyor, bu koşullar altında asistanlık sürecinde bilerek ve isteyerek gebe kalmak ya da onca yıl tıp okumuş bilim sahibi insanlar olarak ortalarda kazara gebe kaldım ayakları yapmak ahlaksızlık ve hak yemekten başka birşey değildir.

    • tamamen katılıyorum ben bayanım. bir sene boyunca bir kliniği 2 asistan idare ettik. tusta kadro açılmadı. bir sene sonra gelen arkadaş ise daha gelirken hamileydi. 4 ay gebelik izni + 4 ay ücretsiz izin aldı biz 8 ay daha idare ettik, resmen işkenceydi hiçbir zaman 5′te işimizi bitirip çıkamadık. neyse ki geldi ama süt izni başladı,benim çömezim benden daha erken çıkıp gidiyor. ben bunun kazayla olduğuna inanmıyorum. ayrıca ülkemizde hiçbir zaman eksilen kişinin yerine asistan vermeyecekler. kadroları bile nasıl açtıkları belli sadece dahili ve çocuğa yeterli kadro açılıyor.bu haksızlık ve tamamen hak yemek ve ben hakkımı helal etmiyorum

  14. S.M. Yasin Şahan

    Ayda 300-400 saat arası Allaha emanet çalıştırılmaları nasıl yeterli görülmüyorda hamileliğin son zamanlarındada çalışacaklar! Bunlar kadın kadın !!! Bir kere kadınların çalışma saatleri düşük olması gerekir. Hayvanlar görse buna anlayış gösterirler ama insanlar anlayış göstermiyorlar.
    Bu ülkede kadınsan eğer yandın demektir. Hele birde asistansan Allaha emanetsin..İnşaallah yanlış görüyorumdur.

    • deniz ılıcalı

      bende kadınım, 3 yıllık asistanım, bölümde toplam 5 kişi var 2si gebe ve ikisi de benim çömezim. Bu güne kadar kendi payıma düşen bütün nöbetleri tuttum,işleri yaptım asistanlık zor bir süreç özel hayattan feragat gerektirir özel hayatım kalmadı. şu an bu arkadaşlar seçimleri sonucu geldikleri yerde paylarına düşen işi yapmıyor, nöbetleri tutmuyor evde çocuk pışpışlıyorlar. bense gündüz onlara düşen işleri yapıyor, geceyse çömezken tuttuğum nöbetlerin 2 katı sayıda nöbeti tutuyorum. Özel hayatım yok, tezimle ilgilenemiyorum, savunma sistemim çöktü zırt pırt hasta oluyorum, evet kadınım, asistanım ve söylediğiniz gibi bölümde gebe kalmadığı için nöbet tutmaktan paçavraya dönen diğer kadın ve erkek arkadaşlarımın yandığı gibi ben de yandım. sebebiyse birilerinin işten kaytarmak için ya da kazara(!) gebe kalması. türkiyede asistanlık eğitiminin bi standartı yok. asistanlıkta herkesin şu kadar nöbet tutması gerekir, eğitimi için gereklidir ne daha az ne daha çok diye bişey yok. nöbetler vardır tutulması gerekir, kimse kaç kişi olduğuna bakmıyor, gidenin işi geldiğinde yapılması üzere rafa kaldırılmıyor. o işi de kalan yapıyor tüm bunların, üstüne onların payına düşen seminer/sunum da bu arkadaşlar pışpış yaparken yine bize kalıyor. işte sizin körkütük zihniyet dediğiniz insanların düştükleri durum. türkiyede bu zor koşullar altında asistanken hamile kalınmasını istemedikleri için körkütük zihniyet dediğiniz insanlar değil, gebe kalanlar ve onları destekleyip mağdur muamelesi yapanlar acımasız ve zavallı olanlar.

  15. S.M. Yasin Şahan

    Birde burda açık açık ya hamile kalmayın yada hamile kalırsanız çalışmaya devam edin diyen körkütük zihniyetler görüyorum. Hamileliliğin ilerleyen ayları sağlıklı çalışmaya elvermez, sağlığın eski durumundan bozulmasıdır bir nevi, ağırlaşmasıdır. Doğuma yakın zamanlar daha bir sürü sıkıntıları oluyor. Yani sağlıkları çalışacak kadar yeterli olmadığını anlamıyor bir kaç zavallı. O zavallılar kendilerine az birşey olsa, trafik kazası geçirseler, ameliyat olsalar eminim en uzun süreli raporu alıp işten kaçmanın yolunu arayacaklardır burda hamile kalmayın hamile kalsanızda asistanlığa devam edin diyenler. Sonra bu acımasız anlayışsız zihniyetlere hastalar hasta yakınları saldırıyor suçlu hasta yakınları oluyor.
    Böyle cahilane acımasız anlayışsız hekimlerin burunları her zaman risk altındadır, böyle biline!

  16. Begüm Nalça Erdin

    Begüm Nalça Erdin
    28 Ekim 2011 – 10:18
    Asistanlık oldukça uzun ve hayatımızın en verimli yıllarını kaplayan bir zaman fakat bir bayanın yada bir çiftin istediği zaman çocuk sahibi olması da insani bir haktır bence. Kaldı ki asistanlık dönemi birçok bayan için doğurganlığın da en verimli olduğu yıllara denk düşüyor. Dolayısıyla gebe kalmak istemesi çok normal.
    Evet , asistanlık çok zor ve özel hayattan fedekarlık yapılmasını gerektiren bir durum ama bunun için belki de hayatımızın en özel şeylerinden olan çocuk sahibi olma hahkından vazgeçemeyiz herhalde.
    Ben buradaki sorunun sebebini asistanlığı bu denli zor yapan sistemde aramak gerektiğini düşünüyorum.Bu sorunun kaynağı gebe kalan arkadaşlarımız değil bizi sürekli mağdur eden ve birbirimize düşüren sistemdir, sağlık bakanlığının bize çok gördüğü yetersiz kadro sayılarıdır.
    Gebe kalan arkadaşların uzun bir süre uzak kalacağı düşünülerek onların yerine yeni kadro açılabilir mesela. Çeşitli çözümler bulunabilir. Olmayacak tek çözüm insanların istediği zamanda çocuk sahibi olma haklarının ellerinden alınmasıdır. Acımasız olan budur.

  17. Dr.Ulaş Bey’i bu değerli yorumundan dolayı kutluyorum. Doktorun en büyük düşmanı yine doktorların kendisi oluyor maalesef. Acaba arkadaşlar kaç yaşımızda anne olmamızı uygun görüyorlar bunu da belirtsinler çünkü nöbet ve icap uzmanlıkta da devam ediyor..
    Böylesine bencil düşünenlerin ‘iyi doktor’ olabilmesi de mümkün değildir. Çünkü onlar için hastalar ‘puan’, bayan asistanlar ‘gereksiz’, hekimlik mesleği de ‘angarya’ dan ibaret görüldüğü gibi.
    Onları bu şekilde yetiştiren tıp fakültelerini de ayrıca kutluyorum..

  18. Ben 27 yaşında bir kadın hekimim.Daha çok küçükken bile hekim olmak istiyordum.Tıp fakültesinde geçen 6 yıl boyunca pediatrist olmak istedim.Ailemin durumu pek iyi değildi ve diğer iki kardeşimle beraber zor da olsa okuduk.Okul bitince Türkiye’nin en iyi pediatri hastanelerinden birine girdim ve aynı dönemde aşık olduğum insandan evlenme teklifi aldım.Ayrı şehir ve ayrı mesleklerdeydik(böyle bir durumda fedakarlık yapmak aptallık diyen tamamen maddiyatın kölesi olmuş zavallı doktorcuklar olabilir)Protokolde eşimim işi nedeniyle benim yer değişikliği yapmam bana tek seçenek olarak sunulmuş.Türkiye’nin en iyi okullarında okumuş ve birçok dereceleri olan biri olmama rağmen devlet, 2009 tıp uzmanlık yönetmeliği ve protokollerle benim kazanılmış hakkıma rağmen eşimin çalıştığı ilde eğitimi çok da yeterli olmayan bir asistanlığa yerleşmemi uygun görüyordu.Ben bu şekilde olmasını istemedim ve asistanlığımın 1. yılında istifa ettim.Evlendik.Şimdi tekrar TUS için çalışıyorum.Ve eşimin yine belirsiz bir tayin durumu var.Neyse ki 2011′ de yönetmelik değişti.Tekrar çalışmaya başlamak istiyorum ama açıkçası tekrar pediatri gibi nöbeti bol biryer yazmaya korkuyorum.Sanırım sevdiğim bir branşta olamayacağım.Eğer yüksek puan alırsam yazabileceğim en rahat branşı yazacağım.Ama amacım rahat etmek olmayacak.Çünkü ben rahattan çok insanlara yararlı bir hekim olmak istiyorum ama aynı zamanda yaşım çok ilerlemeden sağlıklı bir çocuk sahibi olmak istiyorum(kimin başına ne zaman ne geleceği belli olmaz 30′unda geçirdiği bir hastalıkla asla anne olamayan insanlar var)KADIN DOKTORLARIN GEREKSİZLİĞİNİ SAVUNAN VE KAFASI BAŞKA TÜRLÜ ASLA ÇALIŞAMAYACAK OLAN BAZI ERKEK ”HEKİM”LERE DEĞİL AMA EMPATİ KURABİLMESİNİ UMDUĞUM KADINLARA SORUYORUM:Benim yerimde siz olsanız napardınız?Birbirimizden değil bizi bu kadar ağır şartlarda çalışmaya mahkum eden sistemden hesap sormalıyız.Ben eninde sonunda iyi bir hekim olacağımı biliyorum ama kendi sorunu olmasa bile sırf ”hak”olduğu için doğruyu savunamayanlar iyi hekimler olamayacaklar.
    Her zaman öncelik kendi çıkarları olacak ama sistem arada bir onların çıkarlarına da ters düşecek ve belki de haklı oldukları davalarda kendilerine destek olan bir meslektaş bile bulamayacaklar.Bir kadın için hem kadın kimliğini korumak (mesela anne olabilmek) hem de istediği mesleği yapıp üreterek yaşamak mümkün olmalı!!!!

  19. emine doğanay

    kaba bir şekilde yorum yazan erkek doktor arkadaşlara bir doktor oalrak hiç yakıştıramadığım tabirler var. yazık ki anne sütünün fayadaları üzerine saatlerce nutuk atan goktor arkadaşlar bri bebeğin sırf annesi doktor diye bu haktan mahrum büyümesine bencilce okey diyebiliyorlar.kaldı ki bütün bölümler doğum yapan asistanın doğum iznini süreye ekliyor.kaldı ki bu izin fizyoljik bir izin.ben asistanlığım süreçte doğum ayptığımda bana öğle arası git emzir gel diyen ( bu dönmede bebeğim 4,5 aylık idi) hocanın kendi karısı şu anda asistan ve 9 aylık bebeği için 3 saat süt iznikullanıyor.hakkımı heleal etmedğiğm gibi dava açtım hepsine.ayrıca şu anda uzmanım ama doğum yapan uzman arakdaş nöbet tutmadığı için benim nöbetim arttı .peki bu da hak değilmi o zaman.yani asistan memur ve insan değil uzman insan öyle mi.

  20. Ben asistanlığımın 3. yılında gerçektende istemeden (hiçbir korunma yöntemininde % 100 garanti vermediğini tüm doktorlar bilir.) hamile kaldım. Bu durumda nöbet olarak asistan arkadaşlarımı pek etkilemedi.Kıdemli olduğum içinde işyükünüde çok etkilemedi. Hocama 5 aylık olana kadar söyleyemedim.Hocam duymasın diye klinikte kimseyle paylaşamadım. Hamile olan bayanlar bunun nasıl zor bir durum olduğunu anlarlar.36. haftaya kadar çalıştım. Ücretsiz izin almayı düşünmedim bile. Süt izninin lafını etmedim. Bunlar benden çok çocuğumun hakkıydı sadece ona bu hakkı veremediğim için üzgünüm.

    Bu ülkenin bir gerçeği var. Asistanlık yoğun, nöbetler çok ve ağır geçmekte. Gerçekten klinikte biri hamile kalınca diğer kişilerin yükü artmakta. Bunun suçlusu hamile kalan kişiye yüklenemez. Bu sistemin bir suçudur. Bu durumu gerçekten suistimal eden kişiler var. Hem uzman olurum hemde asistalığımı kestirmeden yaparım diye düşünen kişiler. Buda hoş olmayan bir durum ama gerçekten çocuk sahibi olmak isteyen yada yanlışlıkla hamile kalanlar olabilir. Bu durumu genellememek lazım.

    Başka bir durum varki annelik gerçekten zor bir iş. En az 1 yıl sürecek uykusuz geceler, sabah asistan olarak çalışıp akşam eve yorgun gidim birde çocuk mesaisi yapmak sabaha kadar gerçekten çekilir işkence değil. Bin parçaya bölünmüş bir zihinle asistanlık yapmak konsantre olmak çok zor. Buradan asistan arkadaşlarıma asistanken kesinlikle çocuk sahibi olmayı hem kendiniz hem çocuğunuz açısından tavsiye etmem. Ben eğitim açısından belli bir temeli almıştım yine eksiklikler kaldı ama eğitimimi çok etkilemedi. Yolun başındaki birini ise çok kötü etkileyebilir. Yani nöbet tutmamak, izin yapmak, çömezliği rahat geçirmek için yıllarca verdiğiniz emeğe ve en önemlisi doğacak çocuğa yazık etmemek lazım.

    Açıkçası ben de bir bölümün eğitim görevlisi olsam hem kliniğin hem asistanın iyiliği için hamile kalmasını istemezdim. Ama kalınmışsada ona psikolojik baskı kurmanın kimseye faydası yok.

  21. Ulas Bey, gercekten yorumlarınız çok değerli, Türkiye’de doğru düşünebilen pek fazla insan kalmadı. Asistanlar is yüklerini hamilelerden çıkarmaya çalışıyorlar. Ne kadar anlayissiz insanlar var. Konuşan erkek asistanların doktor karılarının hamilelik doneminde izne ihtiyacları oldugunda bu yorumlarından utanmayacaklar mı acaba..

  22. Amacım ne kimseyi yermek nede kimseyi eleştirmek.Sadece başımdan geçen bir olayı paylaşmak istiyorum. Aslında bir değil 2 olay :) . Aynı bölüme eş kıdemli olarak 2 bay 2 bayan arkadaş başladık. Bayanlardan biri evli diğeri bekardı. erkeklerden ben bekar diğer arkadaş evli idi. neyse diğer bayan arkadaşta evlendi.Aradan çok geçmedi bayan arkadaşlardan biri daha ilk sene dolmadan hamile olduğunu öğrendik, neyse gün aşırıdan çıktı, bir üddet sonrada nöbetten çıktı. Aradan çok geçmedi diğer bayan arkadaşında hamile olup, riskli gebelik muhabbetine raporla ayrıldığını bir sabah öğrendik. İkiside atık yoktu, tamda bizim gün aşırılar 3 ay sonra bitecekti, uzadımı bir 8 ay daha. Neyse sayılı gün çabuk geçer dedik, bayan arkadaşlar döndü, onlarla çalışma şerefine bir kere daha nail olduk. Çok şükür diyorduk, nöbetler azaldı, ben seviniyordum en azından sosyal hayatım olacak diye.. Eeee az çok bişeyler için vakit geldi geçiyordu, yahu daha geleli arkadaşaların 5 ay olmamıştı Allahım o haberi karlı bir günün sabahında, nöbet devraderken duydum, hanımefendiler kıspıs konuşuyorlardı, malum şahıslardan birisi hamileymiş. Allahım kaynar sular başımdanaşağı döküldü, yok efendim radyasyon alamaz dış işlere bak ibrahim, yok efendim son dönemler nöbetler artacak ibrhim. Neyse aradan çok geçmedi sanki yarışıyorlar hatunlar… Diğer arkadaş vermezmi 2 ay sonra çalışmalarının sonuç verdiğini, anlaşılıyordu öyle saf saf bakmalarının sebebi. Allahım östrojen ah östrojen.. Şimdi 3,5 yıllık asistanım hala 10 nöbet tutuyorum, kız arkadaşım benden ayrılacak bu gidişle, korkuyorum bitime yakın 2 mutlu haber daha almaya. Hani anne beni leylekler getirmişti :) )))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>