Kategoriler
Haberler

Flaş Gelişme!!! Hocaların işini asistanlar yapmayacak!

 

Ankara 26.03.2011- Sağlık Bakanlığı asistanın yaptığı ancak kayıtlara uzman veya öğretim üyesinin adına geçen işlemleri “resmi evrakta sahtecilik” sayacak

Sağlık Bakanlığı, üniversite hastanelerinde asistanların, diğer hastanelerde ise pratisyen hekimlerin, uzmanlık bilgi ve becerisi gerektiren uygulama ve müdahalelerde bulunduklarını tespit etti. Bunun kesinlikle yasaklandığını açıklayan Bakanlık, hasta bakmadığı halde ilgili uzman adına belge düzenleyenlerin evrakta sahtecilik suçunu oluşturacağı uyarısında bulundu.

Tedaviyi uzman yapar

Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Nihat Tosun İmzasıyla yayımlanan, YÖK ve 81 il valiliğine gönderilen genelgede, şöyle denildi: “Uzmanlık öğrencilerinin tek başlarına yapacakları bu tür uygulamalarla iyi bir uzman olarak yetişmeleri de mümkün değil. Dolayısıyla uzmanlık öğrencilerinin yapacakları tıbbi uygulamalara eğitim sorumlularının nezaret etmesi, yetişmeleri açısından da son derece önemli.

Uzmanlık bilgi ve becerisi gerektirmeyen ve genel olarak pratisyen hekimlerin ve bu kapsamda uzmanlık öğrencilerinin yaptıkları bazı iş ve işlemlerin ilgili uzmanlar adına kayıtlara geçirildiği yönünde bilgiler de alınıyor. Bu durum gerçeğe aykırı belge düzenlemek niteliğindedir ve Türk Ceza Kanunu bakımından ‘resmi evrakta sahtecilik’ suçunu oluşturuyor.

Oluşabilecek mağduriyetlerin önlenmesi, ayrıca uzmanlık öğrencilerinin ve pratisyen hekimlerin en iyi şekilde yetişmelerinin temini bakımından bilgi ve beceri gerektiren her türlü müdahale ve tıbbi uygulamaların mutlaka ilgili eğitim sorumlusu ve uzman sorumluluğunda ve nezaretinde yapılması gerekiyor.”

İŞTE O GENELGE

——————————————————————————–

T.C.
SAĞLIK BAKANLIĞI
Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Sayı : B.10.0.THG.0.10.00.02-251-99-12894

22/03./2011

Konu

………………..
GENELGE
2011/…19…

Anayasamızın 17 inci maddesine göre, herkes yaşama, maddi-manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz. Tıbbi zorunluluk halinde de ancak yetkili kişiler tarafından, tedavi amacı ile ve kişinin rızası olmak kaydıyla insan bedenine müdahalede bulunulabilir.

1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanuna göre ise, sadece tabipler (diş tedavileri için diş tabipleri) genel olarak hastaları muayene ve tedavi hakkını haiz bulunmaktadır. Yani, tabiplerin kişiye müdahalesini hukuka uygun kılan sebepler, Devlet otoritesi tarafından verilen diploma ile yetkilendirilmiş olması, kişinin rızasının bulunması ve tedavi amacına yönelik olmasıdır. Diğer taraftan, aynı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca, her hangi bir uzmanlık dalında meslek icrasında bulunabilmek ve mütehassıs unvanını kullanabilmek için uzmanlık belgesine sahip olunması gerekmektedir.

Keza, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin 5 inci maddesinde de, uzmanlık belgesine sahip olmayanların, hiçbir yerde ve şekilde uzmanlık unvan ve yetkisini kullanamayacakları hükme bağlanmıştır.

Hal böyleyken Yüksek Sağlık Şurasına intikal eden dosyalardan, tıpta uzmanlık eğitimi verilen bazı kurumlarda tıpta uzmanlık öğrencilerinin ve diğer sağlık kurumlarında pratisyen tabiplerin, eğitim sorumlularının ve ilgili uzmanların nezareti olmaksızın uzmanlık bilgi ve becerisi gerektiren uygulamalarda ve müdahalelerde bulundukları anlaşılmaktadır. Bu durum, yukarıda belirtilen Anayasa, kanun ve yönetmelik hükümlerine göre hukuka aykırı bulunduğu gibi hizmetin mahiyeti ve hasta güvenliği bakımından da kabul edilemez niteliktedir.

Diğer taraftan, uzmanlık öğrencilerinin tek başlarına yapacakları bu tür uygulamalarla iyi bir uzman olarak yetişmeleri de mümkün değildir. Dolayısıyla uzmanlık öğrencilerinin yapacakları uzmanlık bilgi ve becerisi gerektiren tıbbi uygulamalara eğitim sorumlularının nezaret etmesi bunların yetişmeleri açısından da son derece ehemmiyet arz etmektedir.

Ayrıca, uzmanlık bilgi ve becerisi gerektirmeyen ve genel olarak pratisyen tabiplerin ve bu kapsamda uzmanlık öğrencilerinin yaptıkları bazı iş ve işlemlerin ilgili uzmanlar adına kayıtlara geçirildiği yönünde bilgiler de alınmaktadır. Bu durum gerçeğe aykırı belge düzenlemek niteliğindedir ve Türk Ceza Kanunu bakımından “resmi evrakta sahtecilik” suçunu oluşturmaktadır.

Bu itibarla, kaliteli sağlık hizmetine erişim hakkının ve hasta güvenliğinin korunması, hekimlerimizin ve kurum yöneticilerinin herhangi bir sorumluluklarının doğmaması, oluşabilecek mağduriyetlerin önlenmesi, ayrıca uzmanlık öğrencilerinin ve pratisyen tabiplerin en iyi şekilde yetişmelerinin temini bakımından, uzmanlık bilgi ve becerisi gerektiren her türlü müdahale ve tıbbi uygulamaların mutlaka ilgili eğitim sorumlusu veya uzman sorumluluğunda ve nezaretinde yapılması gerekmektedir.

Uygulamanın yukarıda açıklanan çerçevede yürütülmesi ve ilgili yöneticiler tarafından konunun yakından takip edilmesi hususunda gereğini rica ederim.

Prof.Dr. Nihat Tosun

Bakan a.

Müştesar

Kaynak : Medimagazin Sağlık Haber Portalı ulaşmak için tıklayın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.