Kategoriler
Haberler

HERKES PAYLAŞSIN !!! Diyarbakır’daki Meslektaşımıza Destek Kampanyası !!!

TÜRKİYE 25.04.2011- Değerli Asistan Hekimler ve Hekimler, Değerli Anneleri, Babaları, Kardeşleri, Eşleri, Dayıları, Teyzeleri, Komşuları kısacası bizi bilen herkes… Şimdi tepkimizi ortak bir şekilde koymanın tam zamanı. Hekim zulmüne artık yeter diyoruz. Bizler bu ülke insanı için çalışıyoruz.  Bizler Türkiye için çalışıyoruz. Ve dayak yemeyi hele hele KADINA ŞİDDETİ asla kabul etmiyoruz. REDEDİYORUZ.

Şimdi sıra sende !!!  tepkini yorum olarak hakaret içermeyen cümlelerle buraya ifade et. Tüm bu yazıları Cumhurbaşkanlığı’na ve Basına gönderelim. Bu iş çözülünceye, hekimlerden özür dileninceye kadar takipçisi olacağız. Bu sayfayı herkesle paylaş, sesimizi herkes duysun.

Diyarbakır’da Ne Oldu Okumak İçin Tıkla…

“HERKES PAYLAŞSIN !!! Diyarbakır’daki Meslektaşımıza Destek Kampanyası !!!” için 143 yanıt

Evde bakım hizmetleri gibi son derece gerekli ve önemli bir sağlık hizmetini, doktorları uşağı gibi kullanabileceği şeklinde anlayan Devletin Kaymakam’ı ve yine aynı hizmeti seçim yatırımı olarak kullanmak isteyen siyasetçiler, en çok topluma zarar veriyorlar.
dövün doktorları oyunuz artar, vurun hekime iktidarınız perçinlenir anlayışını reddediyorum.

yere düşmüş bir kadın seni ayakalrı ile darp edbiliyorsa kaymakam bey sen bu işi hemen bırak bence.İnsan onurlu olmalı yaptığı bir şeyin arkasında durmalı özür dilemesi gerkeiyorsa özür dilemeli.Makamın arkasına sığınıpyalan söylememeli değilmi kaymakam bey

Siyaset ve medya tarafından tıp camiası acımasız bir şekilde kullanılmaktadır.

slm, Ben bir gazeteci olarak yapılan uygulamaları sonuna kadar kınıyor ve faaliyet gösterdiğm gazetede de ki gazetemiz bölgeseldir bunu her fırsatta dile getiriyorum. Gazetenin adı Diyarbakır Haber Gazetesi ve yarın (28 Nisan 2011) tarihli gazetenin manşeti de bu haber üzerine kuruldu. Medyayı eleştirirken lütfen sizde aynı tarif ettiğiniz perspektiften bakmayın. Saygılar

yapmadığınız bir bu kalmıştı..işiniz düşünce doktor bulabilcekmisiniz bakalım..

doktorları, uyguladıkları şiddete karşı şiddet uygulamaya zorluyorlar.bunu yapmayacağız ama aklımız ve doğru tarafta olmamızın verdiği güçle üstesinden gelebileceğimiz ancak, kayıplar verebileceğimiz bir alan olduğunu unutmayalım.kayıplarımız ancak elele verirsek azalacak,13 mart ve 19-20 nisanda olduğu gibi..

”Korumalarımla birlikte hastaneye gittim… üstüne yürüdüm korkudan yere düştü…” ifadesi bile neler yaşandığını anlamaya yetiyor.
‘ Yere düşünce bana tekme attı beni darp etti” demesi ne kadar saçma kalmış bu cümlelerden sonra.. Bu adamdan kaymakam nasıl oluyor onu bilmem ama arkadaşımız o acilde çalışabilmek için 6 yılını yoğun bir eğitimle geçirdi, bu kadar kötü bir idari amiri hak etmiyor. Acildeki hekim görev yerini kaymakamın keyfi için terk edemez.. Yazık, inşallah adalet yerini bulur ve bu kaymakam padişah olmadığını anlar

Bizi kazığa oturtup yaksanız nefretiniz diner mi?
Balinalar gibi topluca intihar etsek, ölülerimiz sokaklara vursa, bizi anlamak için çaba göstermeye başlar mısınız?

bence bu millet acil doktorlarıyla, servis doktorlarıyla tüm kadro eylem yaparsa bu doktorların kemiğine dayanan bıçak biraz da onlara batar ve anlarlar anyayı konyayı… vicdansızlık olur katliam olur ama gelip de bize saldıramazlar yemez ondan sonra, zaten nefret ediyorlar! ayakta dik durmadıkça bunlar bizi daha çok ezmeye çalışacaklar!

Sayın bakanımız, her gün hekimlerin sağda solda dayak yediğini görmekten bıkmadınız mı? Bu konuda bari yanımızda olun, desteğinizi gösterin.

Acilde baska bir hastayi tedavi ederken, yatalak ve acil olmayan bir hastaya gitmedigi/gidemedigi icin, gorevi ve makami basinda, hemde onu korumasi ve kollamasi gereken ilce kaymakami tarafindan, bir doktorun dogulmesi ile gelisen bu cag disi olayi siddetele kiniyor, gereken cezai islemin bir an once yapilmasini umuyorum. Meslekdasimizada gecmis olsun diyorum.
Dr. Serdar Guner, psikiyatrist-psikoterapist/Hollanda

doktorluk mesleği bu kadar haysiyetsizmi? bu kadar gereksizmi?
bu derece doktor düşmanlığı ve nefreti nedendir anlamak mümkün değil. 75 milyona 24 saat gece gündüz kesintisiz sağlık hizmeti vermek gibi şerefli vazifeyi ifa eden bir meslek grubu saygı göreceğine şiddet görüyor. şiddetle çok yakın çalşma koşullarında çalışıyoruz.. bu şartlarda çalışmak hiç ama hiç zevk vermiyor.
DOKTOR ARKADAŞLARIMA YAPILAN HER TÜRLÜ FİZİKSEL VE SÖZLÜ ŞİDDDETİ KINIYOR VE LANETLİYORUM. VE SADECE CUMHURBAŞKANIMDAN DOKTORLARA GEREKEN SAYGININ GÖSTERİLMESİ İÇİN ÇABA VE DEĞERLİ MESAİSİNİ SARF ETMESİNİ RİCA EDİYORUM. SAYGILARIMLA…

hekim emeğinin sömürülmesi, yıllarca ‘saygın meleğin üyeleri’ bilinmiş hekimlerimizin, tüm sağlık sisteminin sorunlarının yegane kaynağı olarak ortaya atılması artık siyasilerin en güzel tribün şovu haline geldi. bir zamanlar kenan evren ve şürekasının askeri hekimlere ettiği ‘önce askersiniz, sonra tabipsiniz’ sözünün içerdiği ‘teslim alan’ tehditkarlık, ardarda genelgeler, serbest çalışma hakkının kısıtlanması ve halkın alenen hekimlere karşı galeyana getirilmesi metodları ile bugünkü hükümet ve sağlık bakanlığı tarafından sivil hekimlere karşı uygulanır hale getirilmiştir. Bunu anlamanın en iyi yolu, bugünlerde herhangi bir hekime sözlü ve/veya fiziksel şiddet uygulandığı haberini hekim olmayan bir şahsa yorumlattığınızda ortaya çıkacak ‘oh olsun’ ortak tepkisi sayes,nde kolaylaşabilir.

SEVGİLİ DOSTLAR AŞAĞIDAKİ ŞİİRİN HÜZNÜ, DİRENÇ VE COŞKUNUZDA SAKLI BİR TOHUM OLSUN…

doktor aziz

sallanır bir ahize boşlukta yalnız
haftasonu intihar közü
söz yorgunu güz vurgunu
kalktığı yere düşen bir uçağın
iç geçirme halidir hüzün
söz biter karakutu aranır

karakutu çocukluğumuz

şehirde kış leylakları
eflatun ve beyaz ölümleri anlatır

tanrım niçin bu kadar azız
içimde marşlar
söyleyen bir çocuk var
susmaz

tanrım niçin bu kadar yalnızız
derin bir nefes çekti
sigarasından doktor aziz
“hazırım” dedi
Gidebiliriz

HALDUN SOYGÜR/KIŞ BAKIŞI-KASIM 2009

Biz vergilerden maaş alıyoruz yaa bunun için dayak yeme durumumuz var. Sadece para alıyoruz biz bir şey üretmiyoruz. Uykusuz kalmıyoruz. Bu eğitimliyi eğitimsize kırdırma poltikasıdır. Bu bilerek ve istenerek yapılan, yaptırılan bir şeydir.Bu nedenle dayak yememiz bu vatanda normaldir. Başka bir vatan yok ki oraya gidelim. Olsa hiç durmazdım.

Olayı duyduğumda hem insan olarak, hem kadın olarak, hem de hekim olarak büyük üzüntü ve kızgınlık duydum. Meslektaşımıza geçmiş olsun diliyorum. Kendi kabul ettiği ifadesi ile nöbetteki bir hekimin ‘üzerine yürümek’ gibi ahlak ve insanlık dışı davranışı nedeniyle (makamın ağırlığından söz etmiyorum bile) söz konusu kişinin görevden alınmasını ve bir an önce hakettiği cezayı almasını diliyorum. Bu ve benzer şiddet olaylarının yaşanmaması, fedakarlıklarla görev yapan hekimlerin siyasete alet olmamaları için gerekli önlemlerin alınmasını istiyorum. Saygılarımla.

Bu olayın cezasız kalması hekimlik onuruna sürülen bir kara leke olarak tarihte yerini alacaktır.

Sayın CUMHURBAŞKANIM sizin çocuğunuz doktor olsa diyarbakıra çalışmaya gönderirmiydiniz.Gönderirseniz kızınızın kaymakamdan dayak yemesini nasıl karşılardınız? ve birde bu üç kelimeyi (kızınızı_kaymakam_dayak) cümle içinde kullansanız nasıl bir cümle oluştururdunuz çok merak ediyorum…

Bu olaydan dolayı öncelikle bir insan sonra da bir hekim ve bir kadın olarak çok üzgünüm!Nedense çalışan,üreten,dürüst insanlar son zamanlarda sadece üzgün ve artık daha da kötüsü kırgın ve kızgın kalmak zorunda kalıyor!Memleketimizde gerçekten düzgün işleyen bir adalet anlayışı olduğuna inancımızı yenilemek ve hak etmediği bir muamele ile karşılaşan hekim arkadaşımızın hakkını geri vermek için yaşanan bu olayın sorumlu ve suçlusunun cezalandırılmasını diliyorum!Saygılarımla!

Yoruldum artık her gün kırk cephede savaşmaktan,hadi metin ol hastalar ve yakınları cehaletten böyle diyordum, her gün işe giderken başıma geleceği kesin, sözlü tacizlere şimdiden sabır göstererek…Peki şimdi şimdi ne diyeyim kendime, nasıl dayanayım,hangi yemin bir meslektaşımı bir arkadaşımı bu hale getiren insanlara gene de yardım etmemi söyler? Bu iş sadece bardağı taşıran son damla oldu,hükumetin hekimlere bakış açısın yansıması bu sadece,Sağlık Bakanın tek bir telefonla özür dilemesi yetmez.Basını da duyarlı hale getirebilmeli…Bizler de asla bu işin peşini bırakmamalıyız….

2 gündür hepimizin morali berbat diyarbakırda, bir arkadaşımızın hele birde bayan arkadaşımızın darp edilmesini içime sindiremiyorum, uykularım kaçıyor, herşeyden çok istediğim bu mesleği yapmaktan artık ne gurur ne onur duyuyorum, içinde sadece insan olan bu kutsiyeti(!) artık ayaklar altına aldınız,yetmezmiş gibi tepiniyorsunuz üzerinde mutlumusun ey timsah gözyaşları döken?

Biz psikiyatristler kişinin her söylediğine inanırız. Devletin kaymakamı şöyle demiş: “Korumalarımla sağlık ocağına gittim … Üzerine yürüdüm ama o beni görünce ayağı kalkıp yere düştü. Yerdeyken bana tekmeyle vurdu.”

Korumalarla üzerine yürünen ve düştüğünde yerden tekme atabilen “Ninja Doktor” ya zavallı kaymakamı yaralasaydı. Allah korumuş zavallı kaymakamı…

bu meselede hekimler sessiz kalmamalı.şiddetin her türlüsü için elele vermeli ve doktor hanım da olmak üzere tüm hekimlerimizin maruz kaldığı insanlıkdışı uygulamalara hayır demeliyiz.

En az 17 yıllık eğitimin karşılığının tokat olmasına mı, halka hizmet için verilen en küçük yetkinin padişahlık sanılmasına mı, kadına şiddetin devlet eliyle yapılmasına mı, meslektaşımın bundan sonra kırık bir kalple ve incinmiş bir şekilde görev yapmaya zorlanmasına mı…hangisine yanayım?

Eskiden insanlar hekime saygı duyardı, çocukları doktor olsun diye yatırlara dua ederlerdi, önlüklü öğrenci bile görseler önlerini iliklerlerdi… Geçmiş zaman olur ki…. Şu anda eski bayramları anmak neyse bu saygıyı beklemekte aynı yani masal gibi… Sen hakkını savun arkadaşım, ama hakkın seni savunur mu, bu sistem seni konuşturur mu onu bilemem… Biz hekimler olarak ne devlette erkana, ne özelde patrona derdimizi anlatamıyoruz ama anlatmaya gücü olanın da arkasındayız… Kolay gelsin , haklı davan haklıdan yana sonuçlansın inşallah.

Bu çok ciddi bir suçtur. Bunun da diğer saldırılar gibi “ayıp, tüh,vah vah ” gibi laflarla geçiştirilerek üstünün kapatılmaması lazım. Görev başındaki bir memura saldırının cezasını hepimiz biliyoruz ama saldırgan da devlet memuru diye üstü kapatılacaksa bu ülkenin hukukuna ve sağlık sistemine olan azıcık inancımı da kaybedeceğim..Gidecek başka yer olsa bir dakika durmayız ama…Doktor arkadaşımıza çok geçmiş olsun. Vücudundaki yara bere iyileşir de ruhundaki örselenme geçer mi acaba.?

Doktor arkadaşımıza tek bir soru sorup onu anlamaya çalışmadan, doktor hanım kendisine en ufak bir saygısızlık yapmadığı halde -ki yapsa dahi darp edilmesini açıklamaz bu durum-, görür görmez darp etmesi kaymakam olacak kişinin hırs, kin ve birikmiş bir nefret içinde olduğunun kanıtıdır. Bu kin; olayı yaşayan Doktor Hanım’a karşı değil mesleğimize karşıdır. Doktorlar kendilerine son derece saygılı oldukları halde, kendileri bir türlü doktorlara saygı göstermeyi kabullenemeyen ego problemli kişilerin sorunudur bu kin. Bunlara dur deyip, doktorun haklarını koruyan bir sistem ümit ediyorum. Fazladan birşey değil istediğimiz, sadece her meslek grubu kadar. Bu darp olayı büyük saygısızlıktır. Büyük hakarettir. Derhal cezalandırılmasını ve meslektaşımızın zedelenmeye çalışılan itibarının iade edilmesini istiyorum. Biz doktorların bunların görmezden gelinmesine tahammülü kalmadı artık.

Hekimlerin özellikle de kadın hekimlerin giderek daha fazla şiddete maruz kaldığı memleketimizde hem bir hekim,
hem bir kadın olarak taparcasına sevdiğim mesleğimden soğudum. Benim gibi hissetmekte olan onlarca
meslektaşım olduğunu da biliyorum. Yürümeyen sağlık hizmetinin sorumlusu olarak hekimler hedef gösterildiği
sürece bu şiddet durmayacak ve yakında mesleğini severek yapacak hekim de kalmayacak kanaatindeyim. Bundan
tüm toplumun zarar göreceği ortadayken neden önlem alınmadığını anlamakta güçlük çekiyorum ve artık yeter diyorum.

her ne sebepten olursa olsun bir kadına el kalkmaz diye öğretti büyüklerimiz…ben bu kişiyi erkek olarak bile göremiyorum yada onuda büyüten bir anası yoktu bu kişinin…kadına yönelik şiddeti kınıyorum…

Meslektaşımıza yapılan eylemi kınıyorum, geçmiş olsun ,Görevi başında bir hekime saldırının cezasız kalmaması gerektiğini düşünüyorum..

Meslektaşıma uygulanan bu şiddeti (hem de bölgenin devleti temsil eden en yetkili görevlisi tarafından) esefle kınıyorum!

Meslektaşıma geçmiş olsun ve sesimizi duyacak yetkililer varsa hiç olmazsa bir kerecik de olsa “hak yerini bulsun” ve sorumlu cezalandırılsın diyorum.

Devlet eliyle kadına ve doktora şiddet.
İlçede kaymakam, ilde vali, başkentte meclis çalışanları. Etek altından sürekli sopa gösterenler… Bu sefer el kaldırmaya da cesaret edebilmişler. Tepki göstermediğimiz her olay bir sonraki aşamada olağan hale geliyor.
Meslektaşımızın ve hepimizin incinen hekimlik ve kadınlık onuru ve itibarının iade edilmesi gereklidir. Kaymakam cezalandırılmalı ve görevden alınmalıdır ancak vali yapılmak üzere değil!! Bu varlık insan olamaz.

Sadece ve sadece işimizi yapmaya, faydalı olmaya çalışıyoruz. Üstelik hiçbirimiz öyle büyüüük paralar kazanmak derdinde falan da değiliz. Bu işi isteyerek, severek, sıkıntılarını ve zorluklarını bilerek girdik. Ama hiç olmadığı kadar büyük zorluklara katlanıyoruz, bunların en başında ise şiddet ve saygısızlık geliyor. Son yaşanan olay ise en bariz örneğidir; Acil hastalarını mağdur etmemek için kendisi mağdur olan bir doktor örneği. Yoneticinin keyfı davranıslarıyla gorevden alınan bir doktor ornegi…
Biz sadece işimizi yapmak ve bu işi hakkıyla yapabilmek için de bu surecte rahat bırakılmak istiyoruz. Şiddet, tehdit vs unsurlar varken insan hayatına mudahale edebilmenin ne denli zor ve hatanın ne derece kacınılmaz olabilecegini tahmin edebilmenizi istiyoruz… Yaptığımız işin kutsallığının biz farkındayız, insanların da farkında olabilmesini ve saygı duyabilmesini istiyoruz…
Devletimizden sadece bunu istiyoruz…

Hekime ve kadına yönelik şiddetin can acıtıcı bir örneği olan bu olayı kınıyorum! Meslektaşımızın sonuna kadar yanında olduğumuzun bilinmesini istiyorum..

Bu olayı kınıyorum eğer bir ülkede devlete yönetici bu zat bir insana,kadına ve bir doktor meslektaşıma saldırması devlete olan güveni doktorlar gözünde zedelemiştir.
Bu olay acillen cumhurbaşkanın talimatı ve iç işleri bakanı bu zatı görevden almalıdır.
Eğitim seviyesi olarak o zatan fikren üstün,iş bakımında akşama kadar oturmak ve küçük kralcılık oynan bu zat gibilere iyi bir ders verilmedir.
Bu olaydan sonra Bu ülkede yaşadığıma utandım.Umarım bu konu dikkate alınır ve gereken yapılır.

Acilde tek başına görev yapan bir hekimi, görev yaptığı sırada, zaten ağır hastalığı olduğu bilinen ve ölmek üzere olan bir hastaya göndermek nasıl bir uygulamadır? O sırada acile gerçekten acil müdahele geektiren bir hasta gelse idi kim müdahele edecekti? Görevi başındaki bir doktoru görevini yapmaktan alıkoyanlar hakkında gerekli soruşturma yapılmalıdır. Fiziki müdahele nedeniyle ayrıca soruşturma açılmalıdır.

Hekim arkadaşıma yapılan bu saldırıyı kınıyorum, görev başındaki bir hekime yapılan bu saygısızlık bi yana nasıl olurda savunmasız bi bayana korumalarıyla beraber saldırı da bulunabilir anlayamıyorum, şiddetin her türlüsünü kendinde toplayan bir kişinin kaymakam olarak görev yapıyor olması da insanı düşünmeye itiyor…

en uzun süreli eğitimi almamıza rağmen sen yeterli değilsin biraz çalış, belki o zaman yetebilirsin düşüncesiyle diplomamıza el konuyor.yeterliliğimizi kanıtlamaya çalışırken de açıköğretim fakültesinden bile diplomalarını alabilecek kişilere dövdürtülüyoruz…çok yazık.

yaptığım bu onurlu mesleğin ayaklar altına alınması şevkimi ve isteğimi her gün biraz daha azaltıyor. Böylece mutsuz hekimler topluma da faydalı olamaz hale getiriliyor.

Sağlık bakanının acilen bir açıklama yapıp, gereğini yapması ve derhal bu manzaralara bir dur demesi lazımdır, vicdan sahibi herkes bunu yapar, hele ki sağlık bakanımız yapmasın değil mi?

dr. hanımın IQ sunu bölsen en az 2 tane kaymakam çıkar. bu zihniyetteki insanları belli yerlere getirince böyle olur. ben şahsen yaptığını çok görmüyorum

Hasta ve hasta yakınları tarafından uygulanan şiddeti hastane koşulları ve malum kışkırtmalar nedeniyle bir nebze olsun anlayabiliyorduk. Ancak devleti temsil eden birinin bu kontrolsüzlüğünün anlaşılır ve kabul edilebilir hiçbir yanı olmadığını düşünüyorum. Meslek örgütlerimizin hızla harekete geçtiğini görüyorum. Sağlık Bakanlığı’nın ve İçişleri Bakanlığı’nın da gerekeni derhal yapması gerekir.

Umarım bu sefer ürkek ve korkak davranmazlar.
Umarım haklı ve doğru olan tepkilerimizi bu sefer dikkate alırlar.

meslektaşıma ve herşyden önce bir bayana yapılan bu saldırıyı kınıyorum. bu olay karşısında meslektaşımızın açığa alınması zaten üzücü bir olay iken soruşturmanın selameti açısından kaymakam denen şahsiyetin(?) neden hala açığa alınmadığını anlamış değilim. bu durum karşısında gerekli soruşturmanın ve gerekli cezanın verilmesini rica ediyoum. aksi takdirde kimse biz doktorlardan mesleğimizi gerektiği gibi yapmamızı beklemesin. biz kimsenin kuklası değiliz. belli kurallar çerçevesinde ve etik içinde çalışırız.kaymakam denen zat ne anlar acil hasta önceliğinden.herşeyi geçtim bu talebini 112ye bildirir ve 112 gereken yönlendirmeyi yapar.ne demek sözel olarak ‘git hastaya bak’ demek.kimse kendine verilen yetkiden fazlasını kullanmamalı. bu yapılan saldırıdan anlaşılacağı üzere can güvenliğimiz yoktur. gereğinin yaplmasını istiyoruz.

bu sağlık bakanı vardır daha çok dayak yeriz biri çıkıp sağlık bakanını veya varsa sağlık bakanının bir doktor yakını varsa birileri onu yerde sürükleyene ve dövene kadar kaymakam efendi kendini ne sanıyor acaba tıbbi gereklilik diye birşey var böyle sağlıktan anlamayan insanlara böyle yetkiler verirsen ona buna yalakalık yapmak için bu yetkilerini kullanmak isterler istedikleri olmayıncada doğasına dönüp olayı kaba kuvvetle çözmeye çalışırlar ben sağlık bakanını göreve davet ediyorum görevlerinin farkına varmasını tavsiye ediyorum.

biz hekimler ve diğer tüm sağlık çalışanları sağlık hizmeti verilen her yerde şartların uygunluğunu dahi gözetmeksizin sağlık hizmeti vermeye çabalıyoruz. buna rağmen sebebine anlam vermekte güçlük çektiğimiz hekime karşı tavır mevcut. insanların biraz sağduyulu yaklaşmalarını beklerdik. sağlık hizmeti kamusal bir hizmettir. hekimler de diğer devlet memurlarıyla aynı statüdeler biz bunun farkındayız. hangi meslek grubuna karşı bu kadar önyargı ve kin mevcut? bunun sebebi nedir? kim neden rant sağlıyor bilmiyorum ama halkın bu şekilde yanlış bilinçlendirilmesi yanlış tutumlara sebep olmakta hem hekimin müdahalesini zorlaştırmakta hem de hastaların bu hizmetten faydalanmasını geciktirmekte. benim haklarım var diye yumruğunu sıkan bir hasta yakını mevcutken diğer hastalara doğru ve etkin müdahale şansımızın olmadığı herkesin kabul edeceği bir gerçek.

Acilde tek çalışan doktoru yerinden alıp başka bir yere göndermeye çalışmak o şehrin halkına yapılan bir suçtur zaten. Kİ üzerine dayak.. Gerçekten çok kötü bir olay. Doktor hanıma geçmiş olsun diyorum..

“Korumalarımla sağlık ocağına gittim … Üzerine yürüdüm ama o beni görünce ayağı kalkıp yere düştü. Yerdeyken bana tekmeyle vurdu.”

Çocukların bile inanmayacagı türden basit, komik, garip bi ifade. Yazı işleri müdürünün babası ölüm döşeğinde, yazı işleri müdürü babasının başında, hekim arakadaşımız görevinin başında, Muhammed Gürbüz Alemdar korumalarıyla beraber Sağlık ocağı basıyor!!!
Ortaçağdan kalma bir derebeyinden farkı nedir bu vatandaşın?
Sayın meslektaşıma yürekten geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Bu saygı ve sevgi yoksunu vatandaşında adeletin soğuk yüzünü bir an evvel hissetmesini istiyorum.
Tek ses tek yürek Türkü söyleyerek….

“ölüm döşeğinde” ifadesi ne kadar bilimselse, kaymakamın bu olaydaki tavrı da o derece sağduyulu.. doktor eve gidince hastanın oğlu kaymakam bey’in yanına konuşma hazırlamasına yardım etmek için gidecekmiş. yani acil servise bakması gereken doktor ölmek üzere!!! olan bir hastanın yanıbaşında oğlunun yerine nöbet tutacakmış; ne büyük anlayış ama!!!
makamını hazmedememiş insan evladı topluluğunun bir üyesi iste kendisi

KADINA VE DOKTORLARA YAPILAN ŞİDDETLERİ KINIYORUM
DOKTOR ARKADAŞIMIZA GECMİŞ OLSUN, UMARIM BİR AN ÖNCE KENDİNİ TOPARLAR.
DR.FİLİZ

Türkiyenin doğusunun ne yazık ki medeni olamamasının tek sebebinin eğitim ve öğretim görmemiş cahil kalmış halk değil, çağ dışı uygulamalar yapan yönetimininde etkisi olduğunu açıkca görüyoruz. Böyle bir olayın sonucunun biz doktorların aleyhinde olması durumunda meslektaşlarıma zorunlu hizmete gitmeme konusunda ortak karar alınmasına kadar varan blr grev uygulamasına gitmeyi öneriyorum. Tamamıyla insan haklarına uymayan bir uygulamanın sonucunun böyle olması kabul edilebilir değildir. Kaymakamı görevden almalı doktor arkadaşımızdan özür dilenmeli.

Bu devlet önce öğretmenlerini soğuttu, şimdi de doktorlarını soğutuyor. Materyalleri insan olan bu mesleklerle uğraşmanın zararını millet tarih boyunca hissedecektir.

En kısa zamanda doktorlarını hedef göstermeyen bir bakanlığa kavuşmak ümidiyle…

(Hayatta hiçbir ŞEY olamadan SADECE kaymakam olan şahsa yorum yapmanın bile gereksiz olduğunu düşünüyorum!)

Bu gidişle ‘hekime saygı’ terimi çocuklara anlatılan bi masal haline gelecek.Polikliniğe gelen hastadan mülkü amire kadar durum bunu gösteriyor………….

Evet halkımızın bize hasta olarak gelen,bizden şifa bekleyen insanlar tarafından sürekli sözlü ve bedensel şiddete maruz kalan bizleri birde kaymakam tartaklamış çok mu.Daha kimlerin şiddetine maruz kalacağız yaşayıp göreceğiz.Bu meslek artık yapılmaz hale geldi.Saygının ve sevginin bittiği yerde şifa dağıtılmaz.Bu mesleği bu hale getirenler utansın.

ELLERİNİ KIRILASACALAR !
BİR GÜN DE BİRİLERİ SİZLERİ DÖVSÜN !
SON NEFESLERİNİZİ VERİRKEN
DOKTORSUZ KALIN EMİ !

Doktorlara yapılan işkence artık fiziksel hale geldi. Artık sessiz kalmaya bir son vereceğiz.

Her gün haberlerde dayak yiyen,hakarete uğrayan, bıçaklanan meslektaşlarımı gördükçe kendime ve mesleğime nalet ediyorum. Yetmedi mi bu yapılanlar ,yetmedi mi?
Hiç mi kimse bizi savunmaz ?
Hiç mi arkadamızda duran birileri olmaz?
Annemiz babamız bizi bunun için mi okuttu?
Oğlum doktor ol , insanlığa bir yararın dokunsun dediler.
Şu düştüğümüz halleri bak.Yazıklar olsun bunu yapanlara…
Doktorun yanında yalakalık yapıp, arkasını dönünce kuyusunu kazan rezil insanlardan sıkıldım artık.

onurumuzla oynandı… ya o kaymakam görevden alınacak ya da biz bunun hesabını ülkenin dört yanında damla damla soracağız…

Yapılan saygısızlığı önemsemek yapanın kendini bi halt zannetmesine neden olacak o kişi böyle bir saygısızlık cehaleti yarım yamalak eğitimle torpillerle geldiği makamı sindiremeyip kendinden üstün bir kişiye kinini kusmuş
Şimdi şunu getirmek için uğraşmak lazım tıp doktorları sadece ilçede sağlık ilçe müdürüne o sağlık il müdürüne vede sağlık bakanlığına karşı sadece sorumlu olmalı bu tekrar gelirse bu sistem düzelir

Bu ulkenin iktidarindakiler, kendilerini temsil eden bir devlet adaminin, bir kadini, is yerinde dovdugunu gorebiliyor. Hatta bu kadin gorev basinda hekimlik meslegini icra ederken dovuluyorsa, bu ulkenin yoneticileri bunca cahillige ve kustahliga izin verebildikleri icin, kendileri icin bir utanc heykeli dikip hemen istifa etmedilir. Artik egiticilerden, doktorlardan ve kadinlardan ellerinizi cekiniz!

Darp edilen Dr hanımı şahsen tanıyan biriyim. O kadar sakin, saygılı iyi niyetli biri ki hayatta kimseye sesini bile kaldırmazken eğer bu altındaki koltuğa güvenip doktor hanımı darp eden kaymakam bi de kalkıp dr hanım tarafından tarafından darp edildiğini iddia ediyorsa utanmalıdır başka da bişey demiyorum…

Bu ülke, en az o kaymakam kadar ve hatta o kaymakamdan da fazla olarak, ülkesi için daha çok çalışan doktor hanımın. Türkiyede bir savcıya,hakime,idari amire el kaldırmanın sonucu belli iken hedefteki isim olan doktorları ise koruma dışı bırakan sistem; korumaları ile doktora saldırmayı adamlık zannediyorsa bolca düşünmek gerekir.

Türkiye de HUKUK YOK… Hukukun Üstünlüğüne EVET, Hukukçunun üstünlüğüne HAYIR… Hukuku ayaklar altına alan en başta Hukukçulardır… Mahkemelerde asık suratla HUKUK TEVZİ edilebilir mi ? Randevu 9 da duruşma öğleden sonra… Bu rezaletlere kim DUR diyecek… Hukuk olsaydı Kabadayı Kaymakam bir gün bile o makamda kalamazdı..!
Genç Dr. arkadaş davalardan sonuç alamazsa aynısını kaymakama yapmalı…

Bu durumu kabul etmek mümkün değil kompleksli insanlar oturduğu makamı hazmedememiş insanlar umarım en kısa sürede ahketmedikleri yerden mahrum kalacaklar….

devlet hizmetinden feragat etsin asıl işi olan kabadayılığa devam etsin….
doktor kardeşim için ne gerekiyorsa yaparız gelişmeleri adım adım takibediyoruz.

Ailelerin binbir fedakarlıkla okuttuğu,ömrünün nerdeyse yarısını okumakla geçiren ve anadolunun her köşesinde yılmadan usanmadan binbir zorlukla mücadele ederek görevini yapmaya çalışan toplumun bu güzide evlatlatlarını kendi malı gibi görerek her istediğini yaptıracağını düşünen,yapmayıncada utanmadan şiddete başvuran bu kokuşmuş zihniyeti nefretle kınıyorum..

Bir kaymakamın tıp alanında neyin acil olduğunu neyin olmadığını bilmesi mümkün değildir. Tıpta en önce “zarar vermemek” gelmektedir. Acil hastaların hayatları tehlikeye atılarak bir hizmet verilemez. Yetkililerin kendi alanlarına girmeyen uygulamalarda görüş almadan hesap sorması görevi kötüye kullanmaktır. Hayatını mesleğine adamış bir doktora yapılan bu saygısızlık kabul edilemez. Biz doktorlar 12 yıllık örgün eğitim sonrası 6 yıl tıp eğitimi, 5 yıl uzmanlık eğitimi ile birlikte hayatımızın 23 yılını eğitime verdikten sonra en az 2 yıl da mecburi hizmet yapmaktayız. Bu kadar fedakarlık ve emek sonrası karşılaştığımız bu muameleyi asla kabul etmeyeceğiz. Sorumlular hesap vermeli, gerekli cezaları almalı, yetkililer hasta hakları kadar hekim haklarını, can güvenliğini korumalıdır. Saygılarımla

4 yıl okuyarak kaymakam olmuş insanları onca yıl okumuş, aydın insanların başına amir yaparsanız, olacağı budur. İnsanın doğasında var; çözemediği, idrak edemediği, üstün gördüğü şeylere ya tapınır ya da saldırır. Burada ilkel insan saldırma yolunu seçmiş. İnsanın bir seferliğine aynı düzeye inip bu ilkel insanı dövesi geliyor – ancak akl’ı selim devreye giriyor ve bunun yerini buruk bir acıma duygusu alıyor. Eğitim şart.

bu ülkede yıllardır doktorlar bilinçli şekilde hedef gösterildi üzerimizden siyasi oyunlar oynanarak oy toplandı ama üzerimizden oy toplayanlardan hiç biiride bizi savunup derdiniz nedir demedi. halka öyle bir lanse ettirildi ki sanki hiç birşey yapmadan trilyonlar kazanıyoruz. oysa ki halka çalışma zorluklarımız okurken yaşadığımız zorluklar hayatımızın en az(pratisyen hekim için) 17 yılının okumakla geçtiği boru değil en güzel 17 yılımızın okumakla geçtiği söylenmedi. bu kadar emeğe rağmen doktor maaşının öğretmen polis maaşından düşük olduğu anlatılmadı. sorarım size insan haytını kurtarmanın bedeli nedir? bilinçli şekilde sindirildik ve halka hedef gösterildik. ama yeter artık unutulmasın ki bu ülkede doktor olan sadece 100 bin kişiyiz susuyorsak eğer mesleğimizin kutsallığından tanrının eli olmamaızdan onurumuzdan susuyoruz. doktorlar ağır taştır bu kadar üstümüze gelmeyin altından kalkamazsınız. yazıklar olsun eğitimliyi eğitimsize kırdıranlar yazıklar olsun bir doktora onu da geç bir bayana şiddet uygulayabilen böyle yöneticilere ve bunlara bu yetkileri verenlere. esefle kınıyorum…

doktora vurun o vuramaz kaymakam ya devlette sözüyle halleder ya herşeyi.kardesimize sonuna kadar destek veriyoruz

Bu hekimliğin sabrının son imtihanı olsun… Eğer bu sefer de gereken yapılmazsa, biz gerekeni yapmalıyız… 13 Mart’la, 19 – 20 Nisan’la birlikte birşeyler yapabileceğimizi görmeye başladık… Yetmez ama kınıyorum…

Sözün bittiği yerdeyiz. Ne söylesek, ne yazsak anlamsız. Çünkü artık her şey kifayetsiz kalıyor. O zaman eyleme geçmenin tam zamanıdır. Evet herkesin söylediği gibi ve şarkıda olduğu gibi “BİR ŞEYLER YAPMALI”. Peki ne yapalım diye düşünürken bu güzel “eylem”le karşılaştım ve yazıyorum. Bunun gibi kaymakam’ı protesto eden telgraflar, e-postalar ve fakslar çekmeli, hekim meslektaşımıza destek ziyaretleri, geçmiş olsun telefonları, yaında olduğumuzu belirten mektuplar göndermeliyiz. Ayrıca basın yayın organlarına yazlıar yazmalı ve kadın örgütleri ve diğer meslke örgütleriyle beraber bu olayı protesto etmeliyiz. İçişleri Bakanını göreve çağırıp kaymakamı açığa alması için baskı yapmalıyız. Tüm illerde valiliklere siyah çelenkler, tüm ASM’lerde siyah protesto önlükleri giymeliyiz. Tüm hekimler siyah kurdela takmalı, tüm sağlık çalışanları olayı protesto etmelidir.

ADMİN : SİZLERİ ARAMIZDA GÖRMEK BİZİM İÇİN BÜYÜK BİR ONURDUR HOCAM

Sayın kaymakamımızın özrü kabahatından beter malesef; dövecekmiş ama korumalar tutmuş. Yani dövmemiş sadece niyetlenmiş… Doktorun bir hatası var ise ki burada olmadığı açık korumalrınla gözdağı vermek yerine soruşturma açarsın. Kaldı ki; acil servisteki tek doktoru kendi özel hastasına çağıran zihniyet kendisine verilen devlet olanaklarını nasıl ve kimler için kullanır düşünmek bile istemiyorum.

kesinlikle bu kaymakamın görevden alınması gerekir. yoksa bu ülkede şiddet iyice meşrulaşır. ne zannediyor bunlar kendiniki. biri çocukları yuhalar diğeri doktoru döver. korumaları tutmasaymış dövecekmiş bak sen! kimsin sen bee! bunlar kendini eski zaman zaptiyesi zannetti herhalde!

tüm bu yaşananlardan dolayı kaymakamdan önce sağlık bakanının görevden alınması gerek.balık baştan kokar.hedef tahtası sağlık çalışanları olduğu sürece daha çoook bu tarz çağdışı,insanlığa sığmayan olaylar yaşanır.dibe vuracağımız kadar vurduk.artık yukarı çıkmanın zamanı gelmedi mi????

Sözün bittiği yerdeyiz gerçekten! Anlaşılan “eylem zamanı” sanırım bazı kişiler tarafından yanlış yorumlanmış. Bu şiddet sadece doktor hanıma uygulanmamıştır. Bu şiddet aynı zamanda mesleğimize saygısızlıktır! Görevini, makamını kötüye kullanmaktır.
Çok geçmiş olsun!

Artık hekimlerin görevini yapamadığı zamandayız.Bir hekim olarak kimin acil hasta kimin acil hasta olmadığını kaymakam kadar karar veremeyecek durumdayız.Böyle durumlara artık heryerde rastlıyoruz ve görevimize kaymakam,muhtar,savcı,hakim herkes çok rahat müdahale edebiliyor.Kendi adıma söyliyeyim artık bize ve tedavilerimize bukadar müdahaleden sonra hastalarıma artık verimli olamadığımı düşünüyorum.Eşimde hekim ve sağlık memurunun dayatmalarına dayanamadığından istifa etti.Artık bu ülkede nasıl hekim olabilirimki.İmkanını bulduğum ilk fırsatta yutdışına gideceğim.Allah tüm hekimlerin yardımcısı olsun…

Öncelikle bir bayan olarak yaşanılan travmanın boyutunu çok iyi anlıyorum.Kendinizden iki kat büyük birinin üstünüze yürüdüğünü hayal edin ne kadar çaresiz bir durum olduğunu eminim daha iyi anlayacaksınız.Hekim olaraksa acıyorum bizlere.Biz 6 sene boşuna okumuşuz, hemen herkes kıme acıl mudahale gerektiğine karar verecek konumda bu ülkede.Daha da ötesi başı sıkışan herkes yalana başvuruyor mertçe bir hata yaptım demek bu kadar zor mu..

Kaymakam fermanına uyulmadı diye hekim dövüyorsa (hemde bayan) varın vatandaşın durumunu siz düşünün. Grevimizde neden can güvenliği istiyoruz dediğimizi şimdi daha iyi anladınız mı? Bu ülkenin kaymakamının bile bayana ve güçsüze karşı olan yaklaşımını değiştiremezseniz kadına, çocuğa şiddeti göstermelik de olsa engelleyemezsiniz.

Tüm insanlar kendini kurtlar vadisindeki dizi kahramanı zannettiği bir ülkede, hekimler “devlet memuru” olmalarına ve devleti temsil etmesine karşın korunamıyorsa,hekimler gerekirse kendi kendilerini korumalıdır.Bu yolda yapılacak her şey hekimler için meşrudur.”Hekimlere yakışmaz” diyebileceğimiz tedbirler bile zorunlu hale gelmiştir.Ben kendi adıma biber gazından tutun da ateşli silaha kadar her şeyi korunmak için kullanmayı kendimde hak görüyorum, kullanacağım da.Çünkü ne halktan sağlık çalışanlarına karşı yapılanlara tepki gelmekte ne hükümetten ne de sağlık bakanlığından.24-25 yaşında asosyal bir eğitim hayatından çıkıp,doğunun ücra köşelerine, intörnlük gibi kan almanın-sonda takmanın hekimliği öğrenerek uygulama asla olmayacağı bir eğitim sistemi sonrasında hekim olarak atanmış değil, atılmış hekimler varsa ve bunlar kaymakamından tutun da köy muhtarına kadar mülki yerel idarecilerin hepsi tarafından yeri geldiğinde tacize uğruyorsa, bu büyük ayıptır.Bu kardeşlerimizin daha mesleğin başında havuza itip boğulmadan yüzmeyi öğrenmesini bekliyorsak bu hepimiz için de büyük ayıptır.
Dr. M. Erol YAYLA

kendileri onlarca korumayla dolaşan devlet büyüklerimiz hastanelerde nasılda can güvenliğimiz olmaksızın çalıştığımızın farkına varmayacaklar mı hala, nöbetteyken kızına ulaşamadığı için korkup koşa koşa hastaneye gelen anne babalar biliyorum, çünkü kızları ”merak etmeyin hastanedeyim ne olabilir ki!” diyemiyor, çünkü hergün nöbette ölen yeni bir doktor haberi tv de geçiştiriliyor, çünkü benim ülkemde ne erkekler kadınları, milletvekilleri polisleri, polisler öğrencileri, hastalar hasta yakınları hatta kaymakamlar hekimleri dövebiliyor. çok yazık. kaymaka bey hakettiği cezayı alana kadar arkadaşımızın yanındayız destekçisiyiz.

Hekimlere yapılan şiddet eylemleri hergün artmakta ve mesleğimizi yapamaz duruma gelmekteyiz. Toplum ve yöneticilerde bu duruma kaygısız kalmaktadır. Gecesini gündüzüne katarak çalışan biz dr ve sağlık çalışanları artık bu konuda sert yaptırımlar ve cezalar istiyoruz. Yine çoğu yerde yerel yöneticiler tarafından onların bir hizmet eri gibi görülüp farklı tehditler altında bırakılıyoruz.
Bu konu hakkında artık beklentilerimizin karşılanmasını istiyoruz,aksi takdirde hizmet veremeyen hale geleceğiz…

aile terbiyesi almamış,amir konumunda saygısızlığı kendine hak gören bu tür yöneticilerden Allah milletimizi korusun. HEKİME HELE HELE BİR KADINA UZANAN ELLER KIRILSIN .bu terbiyesizlik cezasız kalmamalıdır

BEN DE 14 MART TIP BAYRAMI NEDENİYLE KALEME ALDIĞIM VEİNTERNET SİTEMDE YAYINLADIĞIM BİR YAZIMLA KATILMAK İSTİYORUM

ÖYLE BİR MESLEK Kİ?

Şu mobilyayı istiyorum diyen müşteriye mobilyasını verirsiniz.
Kuyumcuda yüzük almak istiyorum diyene bilezik veremezsiniz.
Manavda ıspanak elma isterseniz elma ıspanak alırsınız.
Hatta hatta suç işleseniz bile siz istediğiniz için avukatınız suçsuzluğunuzu kanıtlamaya, daha az ceza almanıza çalışır.
İnsanın doğasına da bu uygundur. Mesleği uygulayan müşterisinin istediğini verir veya yapar. Parasını veriyorsam ben istediğimi alacağım, istediğim veya isteğime yakın şeyleri…
Öyle bir meslek var ki?
O mesleği uygulayan kişi ne derse o olur, müşterinin talepleri geçersizdir.
* Teşhisin şu hastalık
* Bundan sonra şunları yiyeceksin, şunları yemeyeceksin.
* Günde şu ilaçları alacaksın…
Kısaca o ne derse o
* Senin hükmün yok
* Bir de üstelik bunun için ödeme yapacaksın
* Üstüne üstlük bedensel, ruhsal en yakınına bile açamadıklarını ona açacak onunla paylaşacaksın
Bu anlamda öfke duyanların ruhsal durumunu anlıyorum. Ama bir yere kadar. Tanrıya en yakın en kutsal meslektir hekimlik. Böyle bir mesleğin mensupları toplumun diğer kesimi için şuurlu şuursuz öfke odağıdır. Özellikle mesleklerini hiyerarşi içinde yürütenler, güç sahibi siyasiler gizli açık bu mesleğe öfkelerini kusarlar. 12 Eylül sonrası getirilen zorunlu hizmet, ülkemizdeki uygulanışıyla hiçbir demokratik ülkede kabul edilemez. Askeri rejimin getirdiği uygulama sivil yönetimlerce de benimsenmiş, halka şirin görünme, popülist olma adına katı bir şekilde uygulanmaya devam etmektedir.
Bu gün 14 Mart tıp bayramı.
Dün 13 Martta Ankara’da çok ses tek yürektik. Bu kutsal mesleği koruma adına, sizlerin, toplumun sağlığı adına…
Bizim oy derdimiz yok. Biz sağlıkçıyız. Mesleğimizin aşağılanmasına, değersizleştirilmesine tepkiliyiz. Oy için değil sağlığınız için çalışıyoruz.
Mevcut sağlık politikasının halkın sağlığını düşünmekten çok popülist yaklaşım olduğunu savunuyoruz
Bu gün 14 Mart Tıp Bayramı.
Bayramımızı kutluyorum.
Oy Oy Oy !
Prof.Dr. Mansur Beyazyürek
14 Mart 2011

Hekime yapılan hiçbir şiddet cezasız kalmamalı çok agır yaptırmlar uygulanmalı hatta saglık hizmetinden acil durumlar dışında bir süreliğine men bile edilebilmeli kişiler…

Ey Sayın Cumhurbaşkanımız,Ey Sağlık Bakanımız, ey Sağlık Komisyonu Başkanımız, ey tıp doktoru diğer 25 milletvekilimiz!
Meslektaşlarınıza haksızlık yapmayın. Toplumun her ferdine, doğumundan başlayarak hizmet veren bu sosyal kitleyi, her toplulukta olabilecek birkaç tıynetsiz sebebiyle toplumun önünde itibarsızlaştırmayın.
Doktordan, “Doktor Bey, benim şöyle bir rahatsızlığım var” diye edeple söze başlanarak hizmet alınır.
İnsanı hastane, ameliyathane, eczane iyileştirmez. Bu imkânlara kendi birikimini ve deneyimini katarak insanımıza şifa sunacak tabiplerimizi daha fazla rencide etmeyin…

DOKTORLAR HERZAMAN ÜZERİNDEN EN KOLAY SİYASET YAPILAN VE SİNDİRİLEN MESLEK GURUBU OLMUŞTUR.NE YAZIK Kİ BİZİM İÇİMİZDEKİ TUZU KURU,DUYARSIZ MESLEKTAŞLARIMIZIN SAYISI BİRAZ FAZLADIR.SİYASETÇİLER İÇİN KOLAY AV OLMAMIZIN YEGANE NEDENİ BUDUR.ÇEKİN ÜZERİMİZDEN SİYASETİN KİRLİ ELLERİNİ.AMA NE YAPARSANIZ YAPIN BİZİM MESLEĞİN KUTSALLIĞINI DEĞİŞTİRİMEYECEKSİNİZ.İNSAN HAYATI KURTARIR GERÇEĞİ ALTINDA HEP EZİLECEKSİNİZ.UNUTMAYIN HERKES KAYMAKAM OLUR,HERKES MİLLETVEKİLİDE OLABİLİR AMA HERKES İNSAN HAYATI KURTARAMAZ.O KAYMAKAM DA GÜN GELİR BİR DOKTORDAN ANNESİ,ÇOCUĞU,EŞİ İÇİN LÜTFEN DOKTOR İYİLEŞTİRİN GÖZLERİYLE UMUTSUZCA BAKARKEN UTANABİLECEK Mİ…

Gerçekten bu mesleğin yapılabilirliği kalmadı.

Kimsenin vermediği emeği ver, kimsenin olmadığı kadar çok oku, didin, çabala, hiçbir meslekte olmadığı kadar büyük riskler al farketmez. Sonuçlar meydanda.

Saygısızlık, hakaret, türlü çirkinlik dahası darp.

Bütün bu çirkinliklerin devletin bir kaymakamı tarafından yapılması, önce insan sonra bir bayan daha sonra da pazar günü millet evinde istirahat buyururken acilde hizmet vermeye çalışan genç bir hekime yapılması işi iğrenç bir duruma getiriyor.

Bu durum karşısında kınama eylemi öylesine hafif kalıyor ki…

Sosyal hayatta kediden korkanların devletin gücünü arkasına alarak, korumaları eşliğinde bir kadını tokatlaması da ayrı bir marifet!!!

Devlet büyüklerimizden darba uğrayan bayan hekimin anne ve babası ile empati yapmalarını istirham ediyorum.

Sonuç olarak bu kaymakamı ve bu kaymakamda vücut bulan bu zihniyeti şiddetle kınıyor, hepsini Allah’a havale ediyorum.

Yazıklar olsun!…

Bu hekim düşmanlıgını ve saldırıyı kınıyorum. Meslektaşımıza yapılan saldırılar kabul edilemez ve hiç bir şekilde affadilmez buluyorum . Maalesef toplumda meslegimize çok fazla müdahale var. Politikacıların yanlış söylemleri ve medya abatmaları sayesinde bu hale geldik sistemin tüm yükü ve yanlışları bize yükleniyor. Buna artık dur denmeli…

Hasta haklarına yapılan yüzlerce gereksiz suçlamalardan hekimler bunlara cevap vermekten kendi işini yapamamaktadır. Kişisel görüşüm gereksiz şikayette bulunanlar ve sistemi tıkayanlara karşı bir yaptırım olmalıdır..
Bahsi geçen olay sadece cesaretini toplayıp olayı heryönüyle ortaya çıkaran hekim arkadaşımızın başarısıdır. Bunun yüzlerce örneği vardır ve bunlarda bu olayda sonra sineye çekilmeyecek ve çekilmemeside gerekmektedir. Hekimleri ilk kez böyle biribirlerine sahip çıkmalarından dolayı kutluyorum.
Bakanlık ve idarecilerimizden beklentimiz hekim haklarının savunucuları olmalarıdır. Kesintisiz hizmet verilme zorunluluğu olan hekimliğin saygınlığının bilerek ve isteyerek bazı kesimlerce yapıldığını düşünmekteyim. Saygılarımla

Dr arkadaşımıza yapılan şiddeti nefretle kınıyorum. bu tür şiddet içeren hareketlerin prim yapmaması için devletin üst yöneticilerinin kamu idarecisini görevinden alarak topluma örnek olmalıdırlar. sağlık bakanı tarafından DR arkadaşımıza destek olmalıdır. aksi halde toplumun nazarında iyi anılmayacaktır.

Daha önce durum “köpekler salınmış taşlar bağlanmış” şeklindeydi. Kaymakam olayıyla durum bunun da ötesine geçti. Artık sadece taşların değil eller kolların da bağlı olduğunu görüyoruz. Saygılarımla.

Böyle bir ülkede yaşadığım için utanç duyuyorum. Doktora ve sağlık personellerine şiddet uygulamanın rutin hale geldiği bir ülkede bana kimse demokrasiden bahsedemez. Ben bu masalla uyumam.

önce idealist eğitimcileri yok ettiler,şimdi de fedakar sağlık çalışanlarını liyakatsiz yöneticilerin elinde kul köle yapmak istiyorlar.güzel ülkemde gittikçe artan fırsatçı,çıkarcı ve de agressif bir topluluğun hızla artması karşısında kime güvenebileceğiz,ve de hangi merhamet,sevgi,şevkat gibi duygularımızı
koruyabileceğiz ki..yazıklar olsun geleceğimizi,umutlarımızı karartanlara..çocuklarımıza acıyorum…ülkemize acıyorum…

Şiddetin bahanesi olamaz, olmamalı… Kabadayılıkla işlerin yürütüldüğü bir ülke yarattınız, tebrik ederiz….

bir kadın ve bir hekim olarak kadına ve hekime olan şiddeti kınıyor,meslekdaşıma geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum…

Doktorumuza geçmiş olsun diyorum.Allah başımızdan böyle yöneticileri ve sadece bakanları eksik etsin.AMİN.Marjinal diye nitelediğiniz insanlar işte bundan da bahsediyordu.Şiddet arttı diyorlar,şiddet istemiyorlar,can güvenliği istiyorlar ya var mı daha ötesi.Bence de tüm sağlıkçılar siyah önlük giysin artık.

Hekimleri hedef tahtasına oturtan geri plandakilere … olsun. Daha büyük tokatları asıl onlar yiyeceklerdir.
Belki yarın belki yarından da yakın.
Yaptıkları yanlarına kar kalacak sanıyorlar. Göreceğiz.

Meslektaşımıza geçmiş olsun.

İlce kaymakamı tarafindan, bir doktorun döğülmesi ile gelisen bu çag dışı olayı siddetele kinıyor, gereken cezai islemin bir an once yapılmasını İSTİYORUM. Bu olayın cezasız kalması hekimlik onuruna sürülen kara leke olarak tarihte yerini alacaktır. Her seferinde doktorları kullanarak trübüne oynayan siyasetçi ve bakanımızı bu olayda çok fazla ekranlarda göremedim. Ama şaşırmadımda… Meslekdaşıma geçmis olsun diyorum.
CUMHURBAŞKANIMDAN DOKTORLARA GEREKEN SAYGININ GÖSTERİLMESİ İÇİN ÇABA VE DEĞERLİ MESAİSİNİ SARF ETMESİNİ RİCA EDİYORUM.

ilce kaymakamı tarafindan, bir doktorun döğülmesi ile gelisen bu çag dışı olayı siddetele kinıyor, gereken cezai islemin bir an once yapılmasını İSTİYORUM. Bu olayın cezasız kalması hekimlik onuruna sürülen kara leke olarak tarihte yerini alacaktır. Her seferinde doktorları kullanarak trübüne oynayan siyasetçi ve bakanımızı bu olayda çok fazla ekranlarda göremedim. Ama şaşırmadımda… Meslekdaşıma geçmis olsun diyorum.
CUMHURBAŞKANIMDAN DOKTORLARA GEREKEN SAYGININ GÖSTERİLMESİ İÇİN ÇABA VE DEĞERLİ MESAİSİNİ SARF ETMESİNİ RİCA EDİYORUM.

S.O.S veriyoruz sayın Cumhurbaşkanım. Sahaya çıkıp durumun vahametini kendiniz görmezseniz, toplumun en en özverili ve en donanımlı parçalarından olan hekim kitlesini hepten bitirecekler. Şiddet içeren ailelerde çocukların, eşlerin dayağı, hakareti, küfürü doğal bir şeymiş gibi algıladıkları gibi bizi de hakkını aramaktan aciz, sürekli eksiklik, suçluluk duygusuyla baskılanmış, günü vukuatsız atlatabilmek için dua eden, ya da intihar edip kurtulmayı düşünen, ya da isyan edip mesleğini yüreği kan ağlayarak bırakan , devam edense tükenmişlik sendromu ile , emeğinin karşılığını almaktan ümidini kesmiş içten içe kurt girmiş çürüyen ve devrilmesi an meselesi çınarlar gibiyiz. mübalağa değil , belki eksiği var fazlası yok. Çok çalışmak, hep çalışmak diye bir suç işledik galiba, bedeli de siyasetçilerin elinde oyuncak olmak……..

Olayı şiddetle kınıyoruz
Sayın Cumhurbaşkanını Hekimlere sahip çıkmaya çağırıyoruz..(bakanlar kör olmuş, körler bakan)
YETER ARTIK!!!!!!

Ben kaymakamın görevden alınmasını istiyorum. Bir bayan doktora böyle davranan kişi diğer vatandaşalrı silahlamı vuruyor acaba? Kaymakam olmuş da ne olmuş. Oturduğu koltuğub hakkını veremiyorsa bırakdın girsik. Biz bayan doktor olarak bu olayı şiddetle kınıyoruz. Tüm meslektaşlarımızın bizi desteklediğini biliyoruz.

Kaymakam kendinden çok daha zeki ve tahsillli doktor hanıma karşı haddini bilmelidir, yaptığı saygısızlığa sıfır tölerans gösterilmelidir. Hukukun izin verdiği en ağır cezanın verilmesi için herkes elinden geleni yapmalıdır. Bu en sıkıntılı zamanımızda yanımızda olan sayın doktorlara karşı yapılan bu davranışa karşı bu olaydan haberdar olan herkesin elinden gelen tepkiyi vermesi gereklidir.

Bu gibi durumları nefretle kınıyorum. Kutsal meslek yapan hekimlere, hele hele bayan hekimlere el kaldıranları hangi kelime
lerle tanımlamak gerekir bilemiyorum

Bugün doktor dövme hakkı vererek uyuttuğunuz halka birgün bu da yetersiz gelebilir ya da uyanabilirler. O GÜN esas hedefe yönelebilir !!!! ve de oldukça antremanlı olurlar dikkat.

Çok üzücü ve çağ dışı bir olay, ancak şaşırmadık…Umarım halk olanların ve gidişatın farkındadır…Kaymakamın bir an önce hakettiğiği cezayı alması gerekiyor…

Görev başındaki arkadaşımızın kendini bilmez bir kaymakam tarafından darp edilmesine ve hakarete uğramasına çok üzüldüm .Artık doktorların darp edilmesini, hakarete uğramalarına karşı durmalıyız. Doktorluk mesleği seçim kampanyalarında kullanılmamalı. Lütfen yıllarca aldığımız eğitimi hafife almayın ve hakettiğimiz saygıyı bizlere çok görmeyin.

Doktorlar! Birkaç zamandır birkaç hastanede yaşıyorum. Hastanelerde ‘hayat’ öyle tuhaf ki. İnsan evine dönünce soluk alıp vermeye başlıyor. Hastaneler birer oksijen çadırı: Oralarda ‘normal’ soluk alıp vermek mümkün değil. Her şey, kullanılan her şey,… atılmak için yapılmış. Geçici şeyler. Sürekli bir kampçılık durumu. Çay kaşıkları plastik, kupaların üstünde ilaç şirketlerinin isimleri var, her şeyin üstünde ilaç şirketlerinin isimleri var. Elinizi değdirdiğiniz her şey çirkin ve atılası. Her an, her şey atılabilir, geride bırakılabilir ve zaten öyle yapılıyor. Herkes, her an ‘kampçılık’ yapıyor. Bu duygu, bu mutlak göçebelik ve her an işbaşında olma duygusu, bende dehşet yaratıyor. Bu hayatın içinde bir de doktorlar var. Asıl, doktorlar var. Ister istemez onları düşünüyorsunuz. Eşyalarıyla, koridorlarıyla, duvarlarıyla bu mekânlara nasıl tahammül ettiklerini. Tabii, bu işin estetik kısmı. Doktorların bir de hastaları var. Her gün, her gece, birilerinin kolunu, bacağını, beynini, hayatını kurtarıyorlar. Ya da kurtaramıyorlar. Ama hep oradalar. O çirkin binalardalar ve böylesine ağır bir işleri var. Hayretle izliyorum: Kötü yemekler (zaten ne yiyip, ne yemediklerinin farkında olmayacak kadar çok çalışıyorlar), kötü eşyalar (neye dokunup nasıl bir kaptan içtiklerinin farkında olmayacak kadar çok çalışıyorlar) ,kötü renkler, mekânlar (bulundukları yerin nasıl döşendiğini fark edemeyecek kadar çok çalışıyorlar): Doktorlar habire ayaktalar, ‘işlerinin’ başındalar. Üstelik, inanmayacaksınız ama DUYGULANIYORLAR. Üzülüyorlar, seviniyorlar; hastalar için yorulmadan savaşıyorlar. Yaşadığım bu korkunç günlerde, hakikaten iyi insanlarla: doktorlarla tanıştım, onları seyretmek durumunda kaldım. Bu esnada bu ‘işi’ niye seçtiklerini habire düşünmemek, elimde değil. Insan, bu denli ağır bir işi, hayatla ölüm arasında ellerinde gidip gelen insanlarla olmayı, onlar hayatla ölüm arasında sallanırken hayatta kalmaları için günler ve geceler boyu çalışmayı, nasıl seçer, neden seçer? Onlar bu tercihi yapmasalar, bizler sapır sapır dökülürüz bir kere. Onlara bu tercihi yaptıran bilinçaltı ve üstü dürtüler, onların ‘üstün’ insanlar olduğu anlamına mı geliyor? Egoları bizimkilerden daha mı büyük? Süperegoları daha mı güçlü? En azından vakti bol, parası bol reklamcılar, borsacılar, bankacılar gibi oturup bunalıma girecek ve ‘hayatın anlamı nedir’ diye kıvranarak günler ve geceler geçirecek halleri yok. Buna ne vakitleri var, ne takatleri. Hayatın anlamı üzerine düşünüyorlarsa da, bu çok derinlerde ve hakiki bir yerlerde cereyan ediyor. Zira ellerinde insanların hayatları var ve onlar, bununla meşguller. Insanların hayatını kurtarmakla. ‘Yeni’ doktorlar diyebileceğim 1955 yılından itibaren doğmuş olan doktorlar, hakikaten bambaşka. Anneannemin hastalığı esnasında muhatap olduğum dinozor doktorlara asla benzemiyorlar. ‘Dünya ve evrenin hâkimi benim; yolumdan çekil küçük karınca’ ruhuyla varolmuyorlar. Size her şeyi izah ediyorlar, fikrinizi alıyorlar; bağırıp çağırdıklarına ya da yorulduklarına şahit olmadım. Savsaklamıyorlar hiçbir şeyi. Hep iş başındalar ve hep yürekleriyle, beyinleriyle seferberlikteler. Bu episod esnasında tanıdığım bütün o olağanüstü doktorlara, ben nasıl teşekkür edeceğimi kestirebilmiş değilim. Nazik bir Çinli gibi habire teşekkür etmekteyim gerçi. Ama onların hayatlarını bizlere akıtmalarının karşılığı hangi teşekkürle mümkün, bunu kestiremiyorum. Aynen onları bu işi tercih etmeye itenin tam da ne olduğunu kestiremediğim gibi. Ama işte o inanılmaz çirkinlikte mekânlarda, bir sürü ikânsızlıkla kuşatılmış olarak, başları dik ve üstelik her an size gülümsemeye, cevap vermeye hazır, gecenin üçünde dördünde dahi koşuşturarak, bizler için paralanan birileri var. Bazen anlamadığımız, anlayamadığımız şeyler daha güzel ve özeldir. Onlar da öyleler. PERİHAN MAĞDEN

Bahsi geçen devlet memuru (kaymakam olabilen ama başka birşey olamayan) yıllardır kendisine ne öğretildi ise onu uygulamıştır, eminim bu onun ilk yada son eylemi değildir, hayatı boyunca yapacaklarının bir garantisidir bu söylem ve eylemleri. Aslında kaymakam devletini ve halkını temsil etmektedir yani aynı güç ve kudrette olan her anneden doğma şahıs bu eylemi gerçekleştirecektir. Hatta bunları yapmak için kaymakam olmaya da gerek yoktur, her gün orada burada, uzaktaki köylerde gerçekleşen “Doktoru dövmüşler” haberlerinin kahramanları kaymakam değildir. Eli silahlı kafası boş dizilerin, gerizekalılar için haber programlarının, embesiller için yarışmaların meyveleri ülkemizde yavaş yavaş alınmakta. Ülkenin zaten tembellikten gelişemeyen beyin ve beyincikleri artık ne görürlerse yapıyor ve inanılmaz bir aşağılanmışlık duygusu ile kendisinden üst tabaka olarak gördüğü ve korumasız olduğunu düşündüğü tüm rütbe yada makam sahiplerine saldırıyorlar.
Zannetmiyorum, şimdi bu haberlerden sonra “biz bu doktorlara ne kadar haksızlık yaptık” denileceğini, şundan eminim bu eylemler daha da büyüğünü getirecek ve buraya yorum yazanlar dahil bunlara bizzat tanık olacak. Kısaca kaymakamımız için reklamın iyisi kötüsü olmaz ama sürüsündeki küçük ve büyükbaşlar bu reklamdan “hekime şiddet olmaz kardeşim” mesajını değil, ULAŞAMADIĞIN, ULAŞAMAYACAĞIN, OLAMAYACAĞIN, HER DAİM MUHTAÇ OLACAĞIN, HER ZAMAN KISKANACAĞIN, HER FIRSATTA İMRENDİĞİN Doktorlara fırsatını bulunca saldıracaksın kardeşim mesajını aldılar.
Cumhurbaşkanına mesaj yazmam gerekmiyor bence, kaymakam görevden alınmasın, vali felan olsun hatta başbakan da olur ondan biraz zorlasan…

bozuk olan sizin sağlık sizteminizdir!!! çürüyen sizin vicdanınızdır!!! televizyon reklamlarında sahte gülücüklerle sevgi pıtırcılıklığı yapacağınıza o şevkatli elinizi önce sağlık hizmetini sunan hekimlere uzatın.bizi piyon olarak kullanmaktan vazgeçin, bizi hedef göstermekten vazgeçin,devlet eliyle uygulanmış bu sistematik şiddeti lanetliyoruz, unutmayın sizinde birgün defteriniz dürülecek!!!

ŞU YAZININ GÜZELLİĞİNE BAKIN…KALEMŞNE SAĞLIK.
Kuklayız hepimiz… Henüz genç sayılabilecek bir doktor olarak yazıyorum bu yazıyı size. İzmir’de bir devlet hastanesinde nöroloji asistanıyım. 2 dil bilen, fen lisesi mezunu, Hacettepe’de tıp okumuş ama elinde bir tıp fakültesi diploması bile olmayan, y…ıllarca bir sürü insanın üzerine emek harcadığı, Atatürk’ün hitap ettiği genç nesilim. Bili…m adamı yetiştirmek amacıyla kurulmuş bir lisede okuyup, bilimle ilgisi olmayan bir üniversite sınavıyla bir tıp fakültesi kazandım. Mezun olmadan hemen önce çıkan bir yasa ile mecburi hizmete tabi oldum ve diplomamı alamadım. İlkokul mezunlarının bile 6 yıl okumuş pratisyen hekimleri horgördüğü bir ülkede uzman hekim olmayı tercih ettim ama bunun için de bir sınavı daha geçmem gerekti. Asistan olarak ayda 7-8 nöbet yanında son 7 aydır haftanın 5 günü aynı poliklinik odasında günde 70 ila 80 hasta bakıyorum. MR çektirmek için gelenler, yazdığım ilacı daha kullanmadan beğenmeyenler, sırası gelmeden içeri girmeye çalışanlar, yaşlı yada sakat olduğu için öncelik tanınanlardan dolayı kızanlar, internetten okuduğu yada sabah programında dinlediği hastalığın tanısını kendine koymuş olan ve bunda ısrar edenler…Hepsini anlayışla karşılamaya hazırım. Anlamadığım neden ben yada benim gibi meslektaşlarımın anlayışla karşılanamadığı. Bu yazıyı bir nöbette, sabah 05:30’da yazıyorum. Bu gece 2:30 da yoğun bakımda bir hastamı kaybettim. 11 gündür derin komadaydı ve bu gece benim nöbetimde öldü. Ölümünü ben belgeledim. Yakınlarına ben haber verdim. Ve gece 4 buçukta hiç görmediğim bir yakını doktor odasına gelip hastanın nabzının morgda attığını, kendisine öyle geldiğini söyledi. Öldüğünü kesin olarak bildiğim – ki benim işim bu- bir hastanın öldüğünü tekrar doğrulamak için birsürü hasta yakını ve idari amirle birlikte morga indim ve bir kez daha bakıp, dinleyip ölmüş dedim –ki bu benim işim değil-. Nabzı var diyen hasta yakını morga giderken bana “ölürken bilinci açıkmıydı?” diye sordu. 11 gündür bilinci hiç açılmamış olan ve hergün yakınlarına bu şekilde bilgi verilmiş olan hastanın “uzak” yakını acaba doktorlar hatamı yapmıştır dedi diye ben adeta ben öldürmüşüm bakışları arasında bir morgta ikinci kez öldü dedim hastama. Daha önce dayak da yedim ben. Bir hastayı 1 saatlik kalp masajına rağmen kurtaramadık. Ölüm haberini verdiğimde hasta yakınını üzerimden zor ayırdılar. Müdahaleyi birlikte yaptığımız hemşire arkadaş hamileydi ve ertesi gün kanaması oldu. Ama kimsenin bunlardan haberi olmaz. Haber olması için ya doktor hatası olmalıydı ölüm, yada canlı olmalıydı morgdaki ceset. Hasta haklarının olduğu ama sağlık çalışanı hakkının olmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Poliklinikte hastalar bize bağırdığında yada küfrettiğinde arayacak yerimiz yoktur bizim, en fazla bir tutanak tutabiliriz, ki onu da ya hastadır der yapmayız yada onu yazcama iki hasta bakarım deriz. Ama asılsız yere siz bir hasta olarak SABİM’i arayıp falanca doktor bana gerekli ilgiyi göstermedi, 10 dakikadır sıra ilerlemiyor, doktor odayı terketti dediğiniz anda sağlık bakanlığı yarım saat içerisinde hastaneye döner ve falancayı bulur ve sorar. Denemesi bedava. Ne tuvalete gitme hakkı vardır doktorun, ne iki hasta arasında durma, ne de bir hastaya diğerinden daha fazla vakit ayırma, haşa! Tüm sağlık çalışanları birer kuklayız bu ülkede; siyasetçilerin elinde, (kimi) basının elinde, (kimi) hastaların elinde ve (kimi) meslektaşlarımızın elinde… Bir kukla olarak benim görevim: hergün 80 hasta görüp hastalara onların istedikleri tetkikleri istemek, onların istedikleri ilaçları yazmak, bilgisayara kodlama yapmak, basında çıkan “tü’ kaka doktorlar” haberlerine “ bi tü’ de benden” demek, siyasetçilerimizin olur olmaz kışkırtıcı açıklamalarını da görmezden gelmek…mi acaba!!! Artık hiçbirimizin içinden bu işi yapmak gelmiyor. Konuştuğum tüm diğer kuklalar gibi, ben de gerçek bir çocuk olmayı istiyorum yeniden tıp fakültesine girerkenki hevesimle. Yada bırakmak bu mesleği yolun başında. Ailemin ve hocalarımın harcadığı bunca emek, benim verdiğim bunca yıl hatırına hiç değilse şu tıp fakültesi diplomamı verselerdi de evimin duvarına olsun asabilseydim.

bu doğruları o kadar güzel ve samimiyetle anlatmışsınız ki aklınıza ellerinize sağlık

Doktor hanım, sizinle beraber biz de büyük bir yara aldık. Olaydan sonra bölgedekilerin kaymakamlarına sahip çıkma görüntüleri de meselenin ne kadar vahim olduğunu gösteriyor, bu memlekette akıldışılık egemen oldu, biz de bu durumun kurbanlarından biriyiz.Kısa zamanda toparlanmanızı umut ediyoruz, kalbimiz sizinle, sevgiler…

Söyleyecek söz bulamıyorum.. nasıl bir kaymakam “üzerine yürüdüm” kelimesini bu kadar rahat kullanır, nasıl açığa alınmaz hala.. Yazıklar olsun size Kaymakan Bey(!)

pes yani fiziksel temasta bulunmamış yani biz bilmiyoruz şiddet yok öyle mi adamdaki zihniyete bak

insan olmanın gerektirdiği özelliklere sahip olmayanlara, üstesinden gelemeyecek görevler verirsek, böyle karelerle karşılaşacağımızı üzülerek belirtiyorum..

Bunca yıl elimi hastanın cebinden çeksinler diye okudum bunca yıl diplomamı vermesinlerde ilacı olmayan saglık ocaklarında kaymakamlardan dayak yemek için okudum bunca yıl maaşımı hasta yakınları versin diye okudum bunca yıl serviste gözüme biber gazı sıkılsın diye okudum bunca yıl acil serviste hasta yakınları tarafından tartaklanmak için okudum bunca yıl bir asistan odasında ölü bulunup sonumun ne oldugu araştırılmasın diye okdum bunca yıl hakkımı aramak için görevimi yaptığımda marjinal olmak için okudum artık akıllandım çocuğum olursa okumasına izin vermicem hatta 11 yıllık zorunlu eğitime bile göndermicem BABA BENİ NİYE OKULA GÖNDERDİN

Başkasının karnesine ilaç yazmayan hekim darp ediliyor(27 NİSAN2011 yer ŞANLIURFA) yeter artık
”HER TÜRLÜ ŞİDDETTE HAYIR”

Son derece çirkin ve bir o kadar da vahim bir olay.
Mülki amir sıfatı alan insanlar dahi böyle işler yapıyorlarsa normal vatandaşa ne diyeceğiz.
Şu güzelim ülkemizden utanır hale getirdiler sadece yazıklar olsun diyorum.

NE UMUTLARLA BAŞLAMIŞTIK, HER HASTAYI KENDİ ANNEMİZ BABAMIZCASINA GÖRÜP DERTLERİNE DEVA OLMAK İSTEMİŞTİK. HER GÜN BİR GAZETEDE DOKTORA DARB OLAYI, SAĞLIK ÇALIŞANINA DARB OLAYI. ALDIĞIMIZ MAAŞ ORTADAYKEN , HALA HERGÜN İŞE OTOBÜSLE GİDERKEN , KİRADA OTURURKEN ,10-15 MİLYAR ALIYORLAR DA GÖZÜ DOYMUYOR DİYE ATILAN İFTİRALAR.DAHA NELER, NELER. HALA SEVİYORUM İNSANLARI , DEVLETİMİ ,HASTALARIMI .AMA BU SEVGİYİ YOK ETMEK İÇİN HER ŞEYİ YAPIYORLAR. BİZDE BU DEVLETİN VATANDAŞIYIZ. DEVLETİMİZ BİZLERİ SEVMİYORMUKİ BİZİ KÜSTÜRÜYOR, RAHATI YERİNDE BURJUVA TAKIMI MUAMELESİ GÖRÜYORUZ.

Şiddetle Kınıyorum Mutlaka Cezai İşlem Görmesi Gerektiğini Düşünüyorum Yazıklar Olsun…

YILLARDIR SAĞLIK OCAKLARINDAKİ HEKİM ARKADAŞLARIMIZ BAŞTA OLMAK ÜZERE ÖZELLİKLE KÜÇÜK İL VE İLÇELERİMİZDE KAYMAKAM V.B. BÜROKRATLARIN OLAMADIKLARI HEKİMLİK MESLEĞİNİ İCRA EDEN BİZLERE KARŞI TUTUMLARINI HERKES BİLMEKTEYDİ.BU OLAY BİRŞEYİ ÇOK AÇIK BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYMUŞTUR Kİ ARTIK KİNLERİNİ KISKANÇLIKLARINI AKP YE GÜVENEREK SİYASİLEŞEN BÜROKRAT SIFATLARIYLA HİÇ ÇEKİNMEDEN GÖSTERMEYE BAŞLAMIŞLARDIR.BİLSİNLER Kİ BU YOL DOĞRU BİR YOL DEĞİLDİR ENİNDE SONUNDA BUNLARIN HESABI SORULACAKTIR…ŞİDDETLE KINIYORUM…

Yaşanan bu üzücü olayın hesabını sadece hekimler değil bütün halk sormalıdır.
Acilden zorla hekim kaldırmaya kalkışan kaymakam sadece hekimlere karşı değil o acilde tedavi görmeye muhtaç ‘gerçekten acil olan’ hastalara karşı da sorumludur. Bu mu halkı düşünmek??
Bu sebeple kaymakam önce görevini layığıyla yerine getirmeye çalışan hekim arkadaşımızdan, sonra hepimizden özür dilemelidir. Bizlerden hekim olduğumuz için değil halkın bir parçası olduğumuz için dilemelidir.
Bu kaymakamı görevden almamak bu yapılanı desteklemekten başka bir anlama gelmemektedir. Bu konuda görevini yerine getirmeyenler halka hesap vermelidir.
Saygılar.

kadına şiddete hayır…..kadına ve tüm canlılara yönelik şiddete karşıyım , karşıyız…biz hekimler devlet hizmet yükümlülüğü adı altında ailelerimizden sevdiklerimizden ayrı ülkemizin her yerine gönderilebiliyoruz. gittiğimiz yerdeki insanları ailemiz kardeşimiz annemiz babamız ninemiz sayıp sahipleniyoruz…onların hastalıklarına elimizden geldiğince çare bulmaya çabalıyoruz..ama nedense her zaman yine biz üzülüyoruz. her gün bir yeni haber daha geliyor hekime yönelik şiddetle ilgili..bir gün dapr edilen bir gün öldürülen yüzlerce hekim var ülkemizde yazıkkkk….bunların çoğunun bize yani meslektaşları ve personelleri olan hekimlere bakmak bizim sıkıntılarımızla ilgilenmek çin sağlık bakanlığı yapan ama hekiminin durumundan haberdar olsada değilmiş gibi yapan önemsemeyen ”bakmayan bir sağlık bakanımız” olduğu için ve doktorları sevmediğini neredeyse yüzümüze vururcasına dile getiren başbakanızmız nedeniyle oluyor….üzülüyorum ülkemde mesleğimi yaparken bir gün benimde dayak yeme hakarete uğrama riskine sahip olduğum için ki zaten hakaret kısmı neredeyse acillerde sürekli olagelir hale geldi çünkü biz hekimler başbakanımızında dediği gibi her hastaya bakmakla yükümlüyüz….çünkü biz sağlıkçılar insan değiliz yemeyiz içmeyiz lavabo ihtiyacımız olmaz 33 saat boyunca durmadan çalışırız….neyse allah hepimize öyle yetiler vermiş ki şükürler olsun herşeye yetiyoruz….bakalım nereye kadar yeteceğiz….zaten yapacak bişey yok başbakanızmız diyor ya beğenmiyorsak çeker gideriz bizde anamızıda alıp…..evet gidicem allah izin verirse uzmanlığımı alıp sevdiğim ülkemi bırakıp, mesleğimi yurt dışında işimden zevk alarak yapıcam inşallah…artık böyle birer ikişer gideriz..başbakanımız ve bakmayan sağlık bakanımız da yerimize ithal doktor getirtir….bizlerde o sırada clevland da oluruz inşallah ..sonra bir rüya görürler…rabbim clevland der de inşllah elimize düşerler 🙂

Zor şartlarda çalışan doktorlarımızın bu tür muamelelere marûz kalması utanç vericidir.Kendini bilmez bir insanın ki bu insan hak etmediği halde kaymakam sıfatını taşımaktadır. Sağlık sistemimize baktığımızda ise,performans sistemi ile araştırma hastanelerinin hastaları ticarî bir değer olarak görmesi istenmektedir.Ne kadar çok hasta,o kadar çok puan,o kadar çok döner sermayeden pay ile özetleyebileceğimiz performans sisteminden derhal vazgeçilmelidir.Kişi başına düşen doktor sayısı fazlalaştırılmalıdır,sıkıntılar çok açık çözümleri de çok açık.Bunları çözmek için uluslararası güçlerin güdümünde de olmamak yeterlidir.

Saygı ve Sevgilerimle

Özhan SAĞLIK

Önce kaykamam elini vicdanına koysun diyorum. sonrada diliyorum allahtan iki evladı varmış inşallah onlarda bu kutsal meslekle şereflendirilir, bir tanesi değil ikiside.işte o zaman kaymakamımız geceleri rahat uyuyabilecek mi acaba? Dr. Bahar Hanım’ın annesi babası aklına gelecek mi bakalım. evladım nöbette uyudu mu , ya da uyumayı geç yemek yeme fırsatı bulabildi mi? hangi ahlaksız insan muayene odasından çıktıktan sonra ” – rospu ya da -bne diyerek kapıyı kapatı. kim yüzüne karşı hakaret etti dahası bugün kim evladımın üzerine yürüdü. Geçen ay kaymakamdan kaç kez dayak yedi, polisten kaç hakaret işitti, ya da kaç çokbilmiş işine ve kararlarına müdahele etti. Tuttuğu kaç tutanak ortadan kayboldu. Yüzü süzülmüş hasta mı? 39 derece ateşle yanarken kaç hasta baktı evladım bugün. Kaymakam bey uymasın düşünsün gecelerce , kendini Tanrı sanan kaç aciz kul üzdü bugün evladımı diye.
Bir tek o değil atanmaktan ziyade, zorba yasalarla atıldığımız o küçük beldelerde , sırtını ona buna dayamış, beldenin yerlileri ki en çılgın rüyalarında bile bırakın doktor olmayı ÖSSde barajı aşmayı göremezler, ortalarda bir önemleri varmış gibi süzülüp pratisyen diye meslektaşlarımızı hor görürler, pratisyen hekime uzman isterim, uzman hekime hoca isterim diye tutturular. onlarda bir düşünsün.
Bu dünyada ölmekten değil ölememekten korksunlar. Kanser olup, etleri çekildiğinde, ağrılarını hiç bir tedavi dindiremediğinde, artık süzüm süzüm süzülemediklerinde, her yerlerinden hortumlar çıkarken kibirli bedenlerinden, çok bilmiş dilleri lal olmuşken, bakalım kim olacak yanlarında.
Biz Türk hekimi yeri geldi mi hastamızın çektiği çileye yanmasınıda biliriz haLkla aramızda bir uçurum yoktu çünkü. teyza, amca dedik hepsine, yabancılamadık, onlar için çırpındık. son nefeserinde bile yanlarındaydık, ecele biz uğurladık onları, Allah’a acılarının artık dinmesi için dua ederek.
Bakalım şimdi ne olacak o yataklarda kıpırdayamadan yapayalnız yatarlarken, artık yapılacak hiç bir tıbbi müdahele kalmadığında, hiç bir yasal zorunluluk kalmadığında, mesleğinden soğuttukları hangi doktor yanlarına varacak, hangi doktor ardından dua edecek, hangi doktor onun kaybı ve çileleri için üzülecek, belki de gözyaşı dökecek ölümlü varlığımız yüzünden. O korkutucu yolculuğa çıkarken kim olacak yanlarında. Merak ediyorum. Ben olmayacağım o kesin.İçim bu kadar kızgınlık ve kırgınlıkla doluyken, son nefeslerinde ellerini tutmamında bir faydası olmayacak.
Bence bir doktora el kaldırırken ya da söverken iki kere düşünün, bu tükettiğiniz doktor olur belki son nefesinizde yanınızda, sizi layığıyla teselli etmekten aciz, kırgın ve küskün.

vazgeçtim, ilk mesajımı yayınlamayın. zaten anlamaktan acizler, bunlarıda anlamazlar, kendini bildi bileli doktor olmak isteyen, fakültede ders çalışırken birgün bu bilgilerle hayat kurtaracağım diye mutlu olan bir doktoru anlayamaz bunlar. çalışmadan, çalıp çırparak para kazanmanın, eğitimi kapasitesi olmadığı halde torpille bir yere gelmenin zeka olduğunu sananlar anlamaz bunları. Deneselerde cümlelerim uzun olmuş,anlamaya akılları yetmez.

23 yıl boyunca ailesinin sevgi dolu, hümanist biri olarak yetiştirdiği birini mecburi hizmette bir yılda insanlardan soğutan, asistanlıkta bir yıl günaşırının ardından tükenmişlik sendromuna sokan zihniyet anlamaz bunları. azdıklarımda ciddiyim aslında.

bu ülke yönetiminde yaptıklarının karşılığını bulmayanların, Allah tarafından cezalandırılacağını düşünüyorum. Bazı şeyleri anlamak için eğitime gerek yoktur, insanda vicdan olsun yeter, bunlarda o da yok. sanıyorlar ki bu devran böyle sürer, karun öldü onlar ölmeyecekler. küçük tanrılar onlar onların güçleri herşeye yeter sanıyorlar, saygılarımla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.