Kategoriler
Haberler

KÜÇÜKUSTA: Bu yazıyı okusunlar!

Ahmet Rasim KÜÇÜKUSTA

Kaynak : http://www.haberturk.com/haber/haber/670793-istiharelerin-degismez-mekanindan-alinacak-dersler-var

Tüm üniversite öğretim üyelerine Fatih Altaylı’ nın bugünkü “En iyi tıp sistemi nasıl çalışıyor” başlıklı yazısını dikkatle okumalarını tavsiye ediyorum.

Aynı tavsiyem sağlık konusunda Danıştay’a veya Anayasa mahkemesine gitmekten başka bir faaliyeti ve politikası olmayan CHP yöneticileri için de geçerli.

Fatih Bey, “istiharelerin değişmez mekânı” Cleveland Kliniğinin kardiyoloji bölümü yöneticilerinden Murat Tuzcu’ nun ağzından oradaki sistemin nasıl çalıştığını anlatıyor.

Murat Bey, Cleveland’ da üç grup doktor olduğunu belirtiyor. Bunların bir kısmının sadece hasta baktığını ve başka hiçbir şey yapmadığını; ikinci grubun daha çok araştırma ve bilimsel yayınlarla uğraştığını, çok az sayıda hasta baktığını; üçüncü grubun ise sadece eğitimle uğraştığını, bütün zamanlarını eğitime harcadığını söylüyor.

Birkaç hafta önce “Profesörler bilim adamı değildir” başlıklı yazımda, benim de tıp fakültelerindeki tüm öğretim üyelerinin de bilim adamı olmadığını, yaptığımız işin esasta hasta bakmak ve öğrenci-asistan eğitimi olduğunu belirttiğim için çok geniş bir çevreden hakaret dercesine kadar varan tepkiler aldım.

Birçok zaman olduğu gibi “doktor düşmanı” ve “iktidar yalakası” olarak onurlandırıldım.

Bakın dünyanın bir numaralı kardiyoloji merkezinde araştırma, hasta bakımı ve eğitim işlerini üç farklı grup öğretim üyesi tarafından yapılıyor; biri diğerinin işine sadece gerektiği kadar karışıyor.

Orada, sadece hasta bakanların veya sadece eğitimle ilgilenenlerin “Neden araştırma yapmıyorsun? Neden bir tek yayının yok?” diye aşağılandıklarını da sanmıyorum.

Oysa “bizimkiler” hem araştırma ve yayın hem hasta bakımı ve hem eğitim yaptıklarını iddia ediyorlar; üstelik de bunları fakültede yarım-gün (bu en dürüstleri için birkaç saat demektir; some-time ve hatta weekly-time çalışanları saymıyorum bile) çalışarak başardıklarını söylüyorlar.

Yıllardır bu üç işin bir arada yapılmasının mümkün olmadığını; bunu iddia etmenin ve böyle yapar görünmenin kendimizi kandırmak olduğunu ve “tıp eğitiminin mutlaka yeniden yapılandırılması” gerektiğini yazıyorum, söylüyorum.

Benim kafamdaki de Cleveland’ dakine çok yakın bir model: Araştırma-hasta bakımı ve eğitim ayrı öğretim üyeleri tarafından belirli bir koordinasyon içinde yapılmalıdır. Elbette bu görevlilerin geçim ve gelecek endişeleri olmamalıdır.

Gelelim neticeye

Ya Cleveland’ taki ler çok tembel ve geri zekâlı veya bizimkiler çok çalışkan ve çok akıllılar.

Ne dersiniz?

KAYNAKLAR

Altaylı: http://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli/670600-en-iyi-tip-sistemi-nasil-calisiyor

Küçükusta: http://www.haberturk.com/haber/haber/659811-profesorler-bilim-adami-degildir

Tıp eğitimi konusundaki düşünce ve tavsiyelerime ulaşmak için:

http://www.ahmetrasimkucukusta.com/kategoriler/yazilar/tip-yazilari/tip-egitimi/

“KÜÇÜKUSTA: Bu yazıyı okusunlar!” için 3 yanıt

Ne zaman CHP ve TTB adam olur, ancak o zaman biz hekimler kurtuluruz. Bunlar da bizim üzerimizden politika yapıyorlar işte…

CHP mantıklı olsaydı sadece Hocaları “ayıran” bir kanun düzeltmesini Anayasa Mahkemesi’ne götürmezdi. Elitist yaklaşım, son getirir.. Şimdi bu yoruma herkes çıldıracak ama neyse…

@Gamze, @Galip
Mevcut durumdan da ,CHP’yi sorumlu tuttunuz ya pes diyorum.

Sayın Küçükusta’nın atladığı bir nokta var. “Profesörler bilim adamı değil” iddiasına (ki katılıyorum buna) kanıt olarak “bakın Cleveland’ta da öyle değilmiş” diye Dr. Tuzcu’nun sözlerini kanıt gösteriyor. İşin doğrusu Prof. ünvanını orada sadece araştırma yapanlara verildiğidir, hasta bakanlara verilmiyor, ya da bazı hastanelerde farklı ünvanlar veriliyor. Neticede kimse üniversiteden aldığı ünvanı bir çıkar aracı olarak kullanmıyor, bunu etik bulmuyor, hastalarda prof peşinde koşmuyor. Orada Prof. veya Assc.Prof. ünvanı olanlar araştırma yapmaya zorlanmıyor diye bir şey yok, öğretim görevlileri çoğunlukla sözleşmeli olarak alınıyor, eğer yeterli araştırma yapmazsa veya verdiği eğitimden memnun kalınmazsa kapı gösteriliyor.
F.Altaylı’nın yazısında bence esas vurgulanması gereken nokta orada performans sisteminin olmamasıdır. Ama performans konusu o kadar kolay kabullenildi/görmezden gelindi ki kimse bu konuya değinmiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.