Kategoriler
Haberler

Patoloğun biyopsiyle maceraları

Patoloji Tanısı Nasıl Konur?
Kaynak : www.mypataloji.com
 
Artık biraz bu işi nasıl yaptığımızı açıklamamız gerek; yoksa insanlar fal açarak tanı verdiğimizi düşünmeye devam edecek. -Bir patoloji laboratuvarında tanıya giden yol nasıldır? -Neden 1 günde sonuç alınamamaktadır?

-Tanıyı koyan nedir/kimdir?

 
Öncelikle son soruyu cevaplayayım; tanıyı koyan “patolog yani patoloji uzmanı”dır. Tanımdan da anlaşıldığı üzere tanı bir “makine” tarafından değil bizzat bu konuda uzmanlaşmış bir hekim tarafından verilmektedir. Hekim yani patoloji uzmanı, mikroskop başında gördüğü dokunun neyi olduğunu, neden bu halde olduğunu anlamaya çalışır. Bu süreç içerisinde aklına bunu yapabilecek pek çok etken ya da neden gelir. Patoloji uzmanı, bu nedenlerden arasından birini bilgi birikimi doğrultusunda seçer ve neyiniz olduğuna karar verir. Ardından bu hastalığa bağlı olarak tedavinizi yönlendirebilecek bazı diğer maddeleri sıralar. Olayı şöyle basitleştirirsek; diyelim ki sokağınızda top oynayan bir çok çocuk var hatta aralarında ikiz olanlar var. Bu oyun sırasında top sizin pencerenizi kırıyor ve siz o odada olmadığınız için cam kırılma sesini duyuyor ama ne olduğunu anlamıyorsunuz. İşte size bu noktada “salon camınız kırıldı, camınızı … kırdı, şuradaki ustaya şu fiyata yaptırabilirsiniz” diyen kişi patoloji uzmanıdır. kısacası patoloji uzmanı kendi el emeğini, göz emeğini ve bilgi birikimini sentezleyerek neyiniz olduğunu söyleyen kişidir.Bir patoloji laboratuvarında tanıya giden yol; sizden bir parça alan hekim ile başlar. Parçayı alan hekim bu dokuyu en doğru sıvının içinde ve en doğru şekilde patoloji laboratuvarına iletmelidir. Bu noktada dokunuzu taşıyan genelde hastane personelidir. Dokunun başına bir şey gelmeden laboratuvara ulaştırılmalıdır. Patoloji laboratuvarına kaydı alınan dokunun sorumluluğu patoloğa aittir. Patolog dokuyu daha sonraki işlemlere girebilecek şekilde parçalara böler. Bu noktada bölme işlemi gelişigüzel yapılmaz; patolog sorularına cevap olacak yerleri bu işleme dahil eder mesela cerrahi sınırların temiz olup olmadığını görmek için buna göre örnek alır. Daha sonra bu örnekler bazı solüsyonlardan geçerek sonunda mum içerisine konur ve 1mm’den çok daha ince şekilde kesilir ve bu ince kesitler “lam” denilen bir cam üzerine alınır. Bu cam mikroskopta görülmesi için çeşitli solüsyonlardan geçirilerek boyanır. Son olarak bu camlar patoloji uzmanına verilir ve patolog bu camları mikroskopta inceler. Olayı şöyle basitleştirirsek; akşama yemek yapmak için elinizde patates, soğan, havuç, patlıcan vb var. Yemeği yaparken hepsini öylece tencerenin içine atıp kaynatmıyorsunuz değil mi? Önce sebzeleri yıkıyorsunuz, yapacağınız yemeğe uygun olarak kesiyorsunuz ve sonra belli bir sıra ile tencereye koyarak pişiriyorsunuz. İşte tanıya giden yol da bu yemek yapma sürecine benziyor. Bu noktadan 2. Soruyu da cevaplayabiliriz; siz yemeği pişmeden nasıl yiyemiyorsanız patolog da bu süreçler tamamlanmadan tanıyı veremiyor. Elbette ki her parçanın raporlanma süresi farklı, pilav yapmakla hünkar beğendi yapmak arasındaki süre farkı gibi. Küçük biyopsiler yani boyutları milimetre ile ölçülenler laboratuvara geldiği gün işlenmeye başlar ama örneğin memenizi ya da prostatınızı aldılarsa onun işleme girmeden 1 gün özel bir sıvı içerisinde dinlenmesi gerekiyor. Büyük dokular en erken laboratuvara geldikten 1 gün sonra işlem yoluna başlayabiliyor. Kemik gibi bıçağın kesmesi mümkün olmayan dokular belli bir solüsyonda bekletilerek kesilebilir hale geldikten sonra işleme alınıyor, burada süre dokuya bağlı olarak değişken. Dokunun ne olduğuna ve boyutuna bakılmaksızın, işleme alınan parçaların cam haline gelmesi için gerekli süre 1 gün.

 

Cam olarak patoloğun önüne gelen dokunuzun tanı alması için gerekli süre, patoloğun tanıyı destekleyecek ya da ek bilgi verebilecek özel bir takım işlemlerin gerekip gerekmediğine bağlı olarak değişmektedir. Uygulanacak özel bir boya raporun çıkmasını 1 gün erteler. Eğer ortalama olarak bakarsak; sizden alınan parça özel ek işlem gerektirmeyen küçük biyopsi, EN HIZLI İHTİMALLE 2 günde, büyük bir doku ise 3 günde raporlanabilir. Ortalama süre ise 7 gün denilebilir.

Bu durumlar dışında patolog, ameliyatınız devam ederken cerrahin gönderdiği parça/parçalar ile ameliyatınıza yön verir. Eğer ameliyat öncesinde kesin bir tanınız yoksa, cerrah dokuyu patoloğa gönderir. Örneğin akciğerinizde bir kitle var ne olduğu bilinmiyorsa patolog ameliyatınız devam ederken yukarıda bahsettiğim işlemlerden farklı bir yöntem kullanarak dokuyu hazırlar ve cerraha “bu bir kanser” derse cerrah ciğerinizi çıkartır, patolog “bu kanser değil” derse cerrah ameliyatınızı sonlandırır. Ayrıca cerrah sizin tümörünüzü çıkartırken ne kadar yeterli çıkardığını da sormak için patoloğa dokunuzu gönderir, eğer patolog “çıkardığın kenarda tümör var” derse cerrah o bölgeden biraz daha parça çıkartır.

Özetle hikaye budur; yani bir biyopsinin maceraları öyle bir sayfalık bir hikaye değil günler süren bir romandır. Maalesef ki nasıl bazı romanların sonu iyi bazılarının ki daha kötü bitiyorsa, bu bekleyiş sürecinin sonu da böyledir. Umarım sizin okuyacağınız romanın sonu; mutlu sondur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.