Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

AH’nin Öğrenilmiş Hayal kırıklığı

Dr.Necati ENVER’in Kaleminden…

Tanıdık bir hikaye bu. Bir kısmımızın dinlediği, çoğumuzun anlattığı. 

Lise son sınıfta sıradan bir öğrencidir AH, biraz daha zeki belki. Arkadaşları gibi sınavın yüküyle ezilmiş, çoktan seçerek düşünen, çok çalışan ya da çalışmaya o kadar ihtiyaç duymayacak kadar parlak. 

Sınav sonuçları açıklandığında ailesinin, öğretmenin eğer şanslı azınlıktaysa kendinin hayali olan tıp fakültesine yerleştiğini öğrenir. Üniversite başlar ama etrafına bakınca sadece tabela görür, hastane biraz da hasta. Ama bir kampüs, öğrenci hayatı yoktur. Hayal kırıklığına uğrar. 

Dersler başlar ciddileşir işler. Anatomi en meşhuru olsa bir sürü gizli kahraman vardır tıp fakültesinde. Her sınavdan önce en zoru bu sınavmış sonrası rahat derler, çalışır geçer bitmez. Hayal kırıklığı sürer. 

Yıllar geçer tıp fakültesi biter gibi olmaya başlayınca birileri gelir derki: -Acele etme öyle rahat etmek için. Daha TUS var olmadı bir daha TUS var olmadı bir kaç kez daha.

Girilip geçilmiş sınavlara rağmen bu sınavı kazanmanın kurtuluş olacağını zanneder son bir gayret çalışır AH. Derdi çalışmamak yan gelip yatmak zengin olmak değildir. Tek derdi aslında emeğinin 6 yıldır hatta liseden beri verdiği emeğin karşılığını maddi manevi alabilmektir. Hayali budur aslında. 

TUS zordur kitaplar yutulur, uykular unutulur ama geçilir bir şekilde. Asistanlık başlar ama işler hayallerdeki gibi olmaz, olamaz.

Sayaçla hasta bakıp, gece uykusunu karşılığını almadan verir, çoğu zaman diffüzyonla aldığı eğitimi bile alamaz olur yine de çalışır. Hayallerin yerini çoktan kabuslar almıştır. Mecburi hizmet, yeterince eğitilememek, verdiği bunca yıllık emeğin maddi bir tarafa manevi karşılığını bile alamayacağı endişesi artık tüm gününü karartmaya yeter. İstediği gibi muayene edemediği hastalarla bakmak zorunda kaldığı sayılar arasındadır. Çalışıp hakettiği diploması ile dayatılmış çalışma arasında. Ailesi ile mesleği arasında, çocuğu ile hastaları arasında. 

Artık beklentileri yok AH’nin. İnancı yok mesleğine, devletine ve marjinalleşmiş meslek örgütüne. En kötüsü de kendine. 

Pek çok şey elimizden alırken bize yap denilmediği için olsa gerek sesimizi çıkartmadık. Şimdi elimizde çok az şey kaldı. Hala varlığınızın birileri için değeri var. Hala sesinizi duymak isteyen birileri var bir yerlerde. 

Deniz yıldızları gibi savrulsak da kumsala hepimizin yapabileceği bir şeyler var. Ben buna inanıyorum. AH de inanıyor mu?

Dr.Necati ENVER

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi

Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.