Kategoriler
Haberler Şiddet

Bu Sefer Söz Hakkı Hekimin !

 

Geçtiğimiz hafta bir hekim arkadaşımız saldırıya uğradı ve üç kaburgası kırıldı. Acil serviste görevini yaparken başına gelen bu şiddet olayı çok tartışıldı, çok konuşuldu. Hatta şiddeti yaratan hasta yakını www.asistanhekim.org ‘a durumu özetleyen bir mektup yolladı ve biz de tarafsızlık ilkemiz gereği bu mektubu yayınladık (mektuba ulaşmak için tıklayın).

Şiddete maruz kalan Aleks Değirmencioğlu, İstanbul Tıp Fakültesi’ni derece ile bitiren ve Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda Türkiye altıncısı olan, askerlik görevi sonrasında Mardin’de mecburi hizmet yapan; kısacası ülkesine en iyi şekilde hizmet eden bir hekim.  Şimdi gelin hep beraber aslında neler olduğunu kendi ağzında dinleyelim.

Dr.Değirmencioğlu anlatıyor:

Bu olaya kadar mesleğimi gayet severek yapıyordum ama bundan sonra ne kadar sevebilirim bilemiyorum. Ayrıca ne kendimin ne de bağlı olduğum hastanenin çıkarlarını, hiçbir zaman herhangi bir hastanın canının önünde tutmadım.

Olayın aslı şudur; ismi geçen hastayı, olaydan yaklaşık 1,5 ay kadar önce acil servise başvurması üzerine kalp yetersizliği tanısı ile yatırıp takip ve tedavisini yaptım (koroner arter hastalığı, bypass ve kalıcı pil hikayesi, kalp yetersizliği, karaciğer problemi, böbrek yetersizligi, anemi… gibi birden fazla problemi olan 82 yaşında bir hastadır). Atrial fibrilasyonu da olduğundan hasta yakınlarına fayda ve risklerini anlatıp kabul etmeleri üzerine “warfarin” başladım ve düzenli INR kontrollerine çağırmaya başladım. Her geldiğinde de tüm kardiyak muayenesini tekrar yapıp tüm kardiyak ilaçlarını da tekrar gözden geçirdim.

Olaydan bir gün önce de INR kontrolü için hasta yine “daha önceden benim belirlemiş olduğum günde” randevusuna geldi. Yine muayenesini yapıp, kalp yetersizliği açısından stabil olduğunu gördüm ve ilaç dozlarını teyit ettim. Halsizlik ve kramp şikayeti olduğunu da belirtiği için INR’nin yanısıra hemogram, üre-kreatinin ve tüm elektrolitlerini de istedim. Daha sonra sonuçları beklesin mi yoksa hastayı eve götürelim mi dediklerinde, her zaman olduğu gibi götürebileceklerini ve sonuçlarına bakıp warfarin dozunun yakınlarına anlatabileceğini söyledim.

Akşam 16.00 sularında hasta yakını tahlili getirdiğinde INR’nin 1,6 olduğunu (hedef değerin de altında bir değerdir bu ve kanama açısından risk çok düşüktür) ve kan sayımında hemoglobin değerinin 7,2 olduğunu gördüm. Halsizlik yakınmasının buna bağlı olduğunu, bu değeri warfarine bağlamanın doğru olmadığını ve mevcut başka problemden olabileceğini söyleyip kontrol ettirmeleri gerektiğini belirttim.

Bu arada tüm bu anlattığım tetkik ve tedavileri SGK üzerinden yaptığımı belirtmek isterim.

Şimdi soruyorum benim yerimde olabilecek herhangi bir hekim;

-tamamen benim önceden belirlemiş olduğum “INR kontrol gününde” polikliniğe kontrole gelen (o kadar acil olan hasta INR kontrolünde mi hastaneye gider),

-şikayeti sadece halsizlik olan (aktif kanama düşündürecek herhangi bir semptom tarif etmeyen)

-şikayetleri kardiyolojik olmadığı halde tarafımdan tanısı için gerekli testi istenen

-kardiyoloji dışı bir tanı olan “anemi” saptanıp, ilgili bölüme kontrole götürülmesini söylenen (hasta o an evde) bir hastaya benim yaptığımın dışında ne yapardı çok merak ediyorum.

Sanırım benden beklenen, böyle multipl hastalığı olan ve poliklinikte benim kontrole çağırmış olmam vesilesiyle anemisi teşhis edilmiş olan o hastayı evden çağırıp, SGK’nın geçerli olmadığı dahiliye bölümü yerine, kendi adıma SGK anlaşmalı kardiyoloji bölümüne yatırmam ve branşım olmayan bir konuda tedavi uygulamam.

Olayı devamı

Hastada ertesi gün fenalık hissi ve kusma olmuş, yakındaki başka bir özel hastaneye götürülmüş. Orada artık neler yaşandı bilemiyorum ama duyduklarım bir meslektaşımın benim saldırıya uğramam için uygun ortamı hazırladığı yönünde, umarım doğru değildir. Hasta yakınları veya oradaki hekimler bir şekilde bu çok acil ??? olan hastayı birçok şubesi de olan kocaman hastaneye yatıramıyor! Hasta yakınları, hastalarını hastanemizde çalışan bir doktor aracılığıyla bizim hastanemize getiriyor.

Benim ise olaydan haberim, hasta hastaneye gelmeden 5-10 dk kadar önce, kabul eden ekibin hasta ile ilgili bilgi almak istemesi ile oldu. Hasta geldiğinde hasta ile ilgilenen doktor hanım beni arayıp durumun kardiyoloji ile ilgisi olmadığını söyledi, ben de kardiyolojik problem yokmuş diye kendi açımdan sevindim. Tam o sıralarda başka bir hasta için acile indim. Hastama baktıktan sonra, uzaktan doktor hanımın sesini duyunca yardımcı olabileceğim bir konu olabilir diye yanlarına doğru gitmeye karar verdim.

Hasta yakınları beni görür görmez, aramızda tek kelime bile konuşmadan, önce bir tanesi daha sonra beni farkeden diğer ikisi üzerime tekme ve yumruklarla saldırdı. Sonrası malum zaten, inanın bir kardiyoloji uzmanı olarak bu hikayedeki suçum nedir bilmiyorum.

“Sebep ne olursa olsun doktora saldırmak doğru değil” diye yorumlar var sağolsunlar ama bu bile zoruma gidiyor çünkü ben o hasta ile ilgili hiç hata yapmadım, aksine hayatım boyunca en iyi takip ettiğim hastalar arasında sıralayabilirim, belki benim kendi dedem olsa bu kadar ilgilenirdim.

Çok basit bir örnek vereyim, kalp yetersizliği olduğu için digoksin başlamayı planlıyordum, ancak yaşlı ve böbrek fonksiyon bozukluğu olan bir hasta olduğu için kaygılanıyordum. 3 günde bir yarım tablet olmak üzere digoksin başladım (bu çok küçük bir dozdur) ve intoksikasyon olmasın diye taburculuktan 2 hafta sonra digoksin düzeyi baktırdım.

Yani ben kendimden o kadar eminim ki eğer tıbbi hata yaptıysam bugün mesleğimi bırakabilirim ve dediklerimi de hastane kayıtları ile kanıtlayabilirim. Ayrıca aldığım maaş haricinde fazladan en ufak bir maddi kazancım olmadığını da “paragöz” diyen zihniyete cevap olarak belirtmek istiyorum.

Son olarak aldığım bilgilere göre hastanın anemi ile ilgili tüm tetkikleri yapılmış ve kronik hastalık anemisi ile megaloblastik anemi (sanırım bir süre önce aldığı vitamin kesilmiş) olduğu görülmüş, aktif herhangi bir kanama saptanmamış, ücretli yatışı yapılan hasta kendi isteği ile imza atarak taburcu olmuştur.

Biz hekimleri bilgisiz, paragöz, ölümcül hata yapan kişiler olarak tanımlayıp, aklı sıra şiddeti doğru bulmayan kişilere selam olsun.

Dr. Aleks DEĞİRMENCİOĞLU

“Bu Sefer Söz Hakkı Hekimin !” için 4 yanıt

Doktor Aleks Bey’in yazısına cevaben…

Az önce Dr Aleks Bey’in yazısını okudum. Bende bu hastanın hem bir yakını hemde doktor olarak bu yazıya hem bir cevap, hem de olayların bir de hasta ve hasta yakınları cephesinden bir doktor gözlüğü ile nasıl geliştiğini anlatmak istedim.

Olaya konu olan hasta 82 yaşında, erkek, Kalp yetmezliği, 5 yıldır kalp pili olan, Böbrek yetmezliği, staz hepatotoksisitesi, Hipertansiyonu, Atrial Fibrilasyonu olan bir hastadır.

Dr Aleks Bey’in yazısına sırası ile cevap vermek gerekirse;

1. Aleks Bey hastayı ilk olarak, ifade ettiği gibi olaydan 1.5 ay önce değil yaklaşık 25 gün önce görmüştür ve olay tarihinden 19 gün önce kendisin de ifade ettiği gibi bizzat kendisi tarafından ¨varfarin¨ başlanarak ve belli aralıklarla kontrole çağırılarak hastayı taburcu etmiştir.

2. Bu kontrollerde Dr Aleks Bey kardiyolojik muayenesi dışında sadece PTZ/INR ile hastayı takip etmiştir. Başka ek herhangi bir tetkik isteme gereği görmemiştir.

3. Dr Aleks Bey hastayı olaydan 1 gün önce gördüğünü ifade ediyor. Burada bir bilgi eksikliği var. Şöyleki; birincisi olaydan 8 gün önce RUTİN KONTROLLERİ DIŞINDA hasta DİŞ ETİNDE KANAMA şikayeti ile yine Aleks beye kontrole gidiyor. Aleks bey yine her kontrollerinde yaptığı gibi sadece PTZ/INR tetkiklerini istiyor ve sonuçların normal olması üzerine ¨dişindeki protezin vurmuştur amca¨ diyerek hastayı evine gönderiyor. İkincisi ise Aleks Bey’in dediği gibi olaydan bir gün önce ¨günden güne ilerleyen halsizlik, ayaklarda özellikle geceleri olan ağrı¨ şikayeti ile kontrole gelen hastadan yine rutin olarak sadece PTZ/INR istemiştir. Aleks Bey yazısında hemogramı ve diğer tetkikleri kendisinin istediğini ifade etmiştir. Oysa ki bu tetkikleri oğlu MT bizzat cebinden ödeyerek kendi isteği ile yapmıştır. Hatta karşılığında da Aleks Bey’den ¨Benim istemediğim tetkikleri niye yaptırıyorsunuz?¨ diye azar da işitmiştir. (Eğer istenirse Aleks bey ile MT istenilen zamanda bir araya getirilir, faturalar da incelenir ve kimin doğru dediği kolaylıkla anlaşılabilir)

4. Aleks Bey; Hemoglobin değerinin 7.2 olduğunu (bu arada Hematokrit:21) ve halsizliğinin buna bağlı olduğunu söylediğini ifade ediyor. Peki acaba Aleks bey 19 gün öncesinin (ya da daha önceki) Hemoglobin ve hematokrit değerleri ne idi, neden bundan bahsetmiyor? Ben söyleyeyim hemoglobin 10.8 ve Hematokrit:34.
Şimdi Aleks Bey’e soruyorum:
– 82 yaşında, warfarin alan, Kalp yetmezliği bulunan bir hastanın hemoglobin değerinin SADECE 19 GÜNDE 10.8’den 7.2’ye düşmesini Aleks Bey sıradan bir anemiye mi bağlıyor?
– Kalp yetmezliği olan bir hastada HTC kaçın altında olursa kan transfüzyonu/taze donmuş plasma verilme endikasyonu vardır?
– Geriatrik bir hasta için Hematokritin tehlike teşkil eden alt sınırı kaçtır?
– EF %33 ve 3 derece MY olan bir hastada HB ve HTC değerleri -19 günde- bu değerlere düşerse kalbe binen yük ne kadar artar? bu tablo acil bir olay mıdır?

Her bir madde tek başına aciliyet oluşturuyor ve kan transfüzyonu için bir endikasyon oluştuyorsa bütün maddeler birarada olduğunda aciliyet durumu ne olur? Yoksa rutin kontrollerle hasta takip edilebilir mi?

Devam ediyorum;

5. Aleks bey ¨O kadar acil olan hasta rutin kontrolde polikliniğe mi gelir?¨ şeklinde sormuş. Yukarıda da belirttiğim gibi acaba hasta size bir hafta önce rutin kontrolleri dışında diş eti kanaması nedeni ile geldi mi? Her kontrolde şikayetlerinin gittikçe arttığını, halsizliğini ifade etmedi mi? Buna rağmen her kontrolden sonra hasta ¨önemli birşeyin yok¨ denilerek evine gönderildi mi? Ayrıca hasta durumunun acil olduğunu kendi mi belirliyor? Hasta doktor mu?

6. Aleks Bey: ¨şikayeti sadece halsizlik olan (aktif kanama düşündürecek herhangi bir semptom tarif etmeyen)¨ şeklinde bir ifade de bulunmuş…
Oysaki hasta önceki gelişlerinde gaitadan kan gelme şikayetinden bahsetmiştir. Ayrıca halsizlik, dolaşım bozukluğu (bacaklarda ağrı), ortopne, travma olmaksızın diş eti kanaması şikayetleri olduğunu da kontroller sırasında ifade etmiştir. Semptomlar bir yana kan tetkikinde hemoglobinin 19 günde 10.8’den 7.2’ye ve HTC 34’ten 21’e düşmesi acaba sizce gerçekten de aktif kanama düşündürmüyor mu??? (üstelikte varfarin alan bir hasta)

7. Aleks Bey, hastaya kardiyoloji dışında bir tanı, yani ¨ANEMݨ tanısı koyduğundan bahsediyor. Yalnız ilginç olan bu tanıyı sadece Aleks Bey koymuştur. Aleks Bey dışında yine kendi kurumunun başka bir hastanesinde, ve ayrıca yine başka bir özel hastanede ve bir de devlet kurumunda ise warfarine bağlı ¨İÇ KANAMA¨ ön tanısı ile hasta hospitalize edildi. İşin daha da ilginç yanı kendi çalıştığı kurumun başka bir hastanesinde ise koroner yoğun bakımda hasta yatırlmış olup 2-3 ünite kan transfüzyonu yapılmıştır. Acaba hastayı kardiloji dışı bir tanı olan anemi tanısı ile mi koroner yoğun bakıma yatırdılar??? Bu sorunun cevabını sanırım kendi de biliyordur. Ertesi gün de buradan başka bir özel bir hastaneye nakil olan hastaya yine burada 4 ünite kan transfüzyonu yapılmıştır.

8. Aleks bey rutin kontrolde hastada kendi konusu dışında ANEMİ’yi KENDİSİNİN tespit ettiğini, ve bu alakasız tanı ile hastanın kardiyolojiye yatırılma beklentisine şaşırdığını ifade ediyor. (Sanırım yukarıdaki satırlar hastanın tanısını belirtiyor.) Bende Aleks Bey’in bu cümlelerine çok şaşırdığını ifade etmek isterim.

9. Aleks Bey hastada ertesi gün fenalık hissi ve kusma olduğunu ve yakındaki bir hastaneye götürüldüğü söylüyor. Maalesef buda eksik ve yanlış bir bilgi… Doğrusu şöyle: 7.2 hemoglobin ve 21 hematokrit değerleri ile hastaya ANEMİ tanısı koyan Aleks Bey’in ¨BİR ARA DAHİLİYE POLİKLİNİĞİNE GÖRÜNÜN¨ ifadesi ile evine giden hastanın İÇ KANAMASININ devam etmesi üzerine yaklaşık 12 SAAT sonra hemoglobinin beyine yeterli kan ve dolayısıyla oksijen gitmemesi, dolayısıyla yetersiz beyin perfüzyonu neticesinde hasta bilincini kaybedip yere düşüyor, kafasını yere vuruyor, gaita ve idrar inkontinası gelişiyor ve yaklaşık 20 dk kooperasyon kurulamıyor. (olay günü yapılan tetkik sonuçlarında hemoflobinin 5.9’a ve hematokritinin 19’a düştüğü görülmüştür. Bu sonuçlar hem bizim elimizde hem de kendi çalıştığı hastanede kayıtlıdır) Acilen oğlu tarafından en yakındaki bir özel hastaneye götürülen hastaya buradaki kardiyolog tarafıdan anemi değil de ¨AĞIR BİR İÇ KANAMASI¨ olduğu, hastada hiç kan kalmadığı, yapılacak pek bir şeyin kalmadığı ve acilen bir yoğun bakıma yatırılması gerektiği söyleniyor. DİKKAT! Buradaki kardiyoloğun söyledikleri Aleks beyin ANEMİ ön tanısı ile ¨evinize gidebilirsiniz, ancak bir ara dahiliye polikliniğine müracaat edin¨ söylemiyle son derece tezat ve sadece 16 saat sonra söyleniyor!!!
(burada hasta yakınlarına söylenenler -detayına girmiyorum- Aleks Bey’in de ifade ettiği gibi ¨ortamın hazırlanmasına katkıda bulunduğu¨ görüşüne kesinlikle bende katılmaktayım)

Olayın devamı şöyle gelişiyor… Hasta yakınları -doğal olarak- hastalarını son 1 aydır takip eden, warfarini başlayan, son durumunu bilen! dr Aleks Bey’e ulaşmaya çalışıyorlar, yaklaşık 2-3 SAAT boyunca ne hikmetse ulaşamıyorlar, hastane yönetimine telefon ile ulaştıklarında ise kendilerine SAĞLIK GÜVENCELERİ soruluyor ve buna göre Aleks Bey’e bili verileceği ve neticesinde yoğun bakımda yer olup olmadığı kendilerine bildirileceği söyleniyor. Hiçbir şekilde hastaneden ve Aleks Bey’den haber alamayan hasta yakınları herşeyi göze alarak hastalarını bir umut olarak tekrar aynı hastaneye götürüyorlar. Ve orada olayların baş aktörü olan Aleks Bey’i görünce kimse tarafından istenmeyen malum olay gerçekleşiyor.

10. Aleks Bey ¨Benden istenen nedir?¨ diye soruyor… Eğer kardiyoloji gibi çok önemli, insan hayatı ile doğrudan ilişkili bir branşta çalışıyorsanız, çok ama çok daha dikkatli, bilgili, hızlı ve doğru karar vermeli, hastanız ile daha ilgili olmanız beklenmektedir. Çünkü burada yapacağınız ufak hatalar bile BİRİNİN ÖLÜMÜNE yada çok ağır komplikasyonlara neden olabilmektedir.

Aleks Bey’in dediği gibi bende tüm dediklerimi hastane kayıtları, faturalar, hasta ve hasta yakınları ile bizzat görüştürerek kanıtlayabilirim.

Ayrıca, Aleks bey’in son aldığı bilgilerinde yanlış olduğunu ifade edeyim. Hastaya -yukarıda da belirttiğim gibi- sizin dışınızda ANEMİ teşhisini kimse koymadı. Hasta iç kanama, ağır kardilojik rahatsızlık, yüksek ölüm riski nedenleri ile önce sizin kurumunuzun bir hastanesine sonra da bir başka özel hastaneye yatırıldı, warfarini kesildi, halen daha kanama tehlikesine ve doz ayarlamasındaki zorluk nedeni ile almamaktadır. Yattığı süre zarfında 6-7 ünite kan transfüzyonu yapıldı, hasta şifa ile 14 gün önce taburcu edilmiş olup, rutin kontrollerinde de iyi olduğunu ifade etmek isterim.

Son olarak; elbette ki kimsenin kimseden mesleğini bırakmasını istemek haddine değildir. Ancak ortada bir ¨hata¨ varsa vardır. Olayı farklı açılardan anlatıp, hataya kılıf uydurmaya çalışmanın da lüzümu yoktur. Geriye dönüp nerede hata yaptım diyebilmeli ve bu hatalardan ders alınmalıdır.

Saygılarımla…

Ben bu hasta ile ilgili yukarida yapilan yorumlara aciklik getirmek istiyorum. Ayni hastanede kardiyolji bolumunde calisan bir doktor olarak bu hastanin ilk hastanemizde yatisi esnasinda Dr.Alex bey tarafindan , tarafimdan ozellikle konsultasyon istenmis oldugundan bu hastayi gordum. Bu hastanin takibinde benim bir yukumlulugum olmamasina ragmen kalp yetmezligi tedavisi acisindan kalp pilinde bir degisiklik yapilmasindan fayda gorup gormeyecegini degerlendirdik. Hatta bu konuda hastanin hastanin bir oglu ile de detayli olarak konustuk. Hasta ilk olarak kalp yetmezligi, kronik bobrek yetmezligi tanilari ile hastanemize yatirilmistir. Hastanin o donemdeki tedavisi sonrasi kalp yetmezligi bulgulari gerilemistir. Hastada bu tanilara ilaveten kalici kalp pili mevcuttur. Pili hastanemize yatirildigi sirada cift odacikli olarak calismakta idi. Hasta baska bir merkezde takipte olmasina ragmen ritmi ise atriyal fibrillasyondur. Bu ritim bozuklugu sirasinda kalp pilinin cift odacikli olarak calismasi teknik olarak mumkun degildir. Bu yuzden daha once yanlis bir programda calisan kalp pilinin de ayarlari dogru olarak ayarlanmistir. Daha sonra hastada atriyal fibrillasyon mevcut oldugu icin embolik olay riskini azaltmak icin hastaya sinif 1 endikasyon ile warfarin baslanmasina karar verilmistir. Bu kosullarda bu hastaya warfarin tedavisi verilmemesi yanlis tedavi olacaktir. Warffarin tedavisi verildikten sonra PT testi ile doz ayarlamasi yapilmaya baslanmistir.olaydan bir gun once hastanin sadece PT testi degil, hemogram, BUN, kreatinin, sodyum, potasyum ve magnezyum testleri ( hasta halsiz oldugunu soyledigi icin) doktor bey tarafindan istenmistir. Sonuclar hasta yakini tarafindan kendine gosterildigi zaman anemisi icin dahiliye bolumune gonderiilmistir ( hasta yakinina soylenmistir) Cunku o sirada da hasta yakinlari tarafindan sonuclarin cikmasi beklenmeden yorulmamasi icinde eve goturulmustur.. Ayrica o gun bakilan INR degeri de 1,6 yani henuz hedeflenen degere de ulasmis degildir. Ayrica hasta olay gunu hastanemiz acil servisine Genel Yogun Bakimdan sorumlu doktorun bir yakini vasitasi ile o doktor bey.e gorusulerek yatirilmak uzere acil servise getirilmis ve genel yogun bakim doktoru tarafindan Genel yogun bakima ( koroner yogun bakim unitesine degil) yatirilmak uzere iken doktor beyin o sirada hastanin durumu ile bilgi almak uzere genel yogun bakim doktorunun yanina ugradigi sirada daha herhangi bir sey soyleyemeden 3 kisi tarafindan saldirilmak sureti ile gerceklesmistir. Hasta o gun kardiyolojik problemleri degil diger dahili problemleri nedeni ile hastaneye yatirilmak uzere iken gerceklesmistir. Ayrica kurumun diger hastanesinde de koroner yogun bakim unitesinde degil genel yogun bakim unitesinde takip edilmis olup yapilan tetkiklerinde aktif bir ic kanama saptanmamistir. Bu hastada yapilan tedavini yanlis oldugunu acaba hasta yakinlari ( warfarin tedavis) hangi bilimsel gercege dayanarak iddia etmektedirler? Ayrica su an bu tedavinin kesilmesi ile bu hastanin ne kadar yuksek pihti atma riskinde olduklarinin farkindamidirlar? O zaman boyle bir olay gerceklesir ise acaba bu seferde bu ilaci kesen doktora mi saldiracaklardir.? Hastanin var olan kronik bobrek yetmezligi de anemisine zemin hazirlayan bir faktordur. Ancak hastada hele baska bir hastanede kanama odagina yonelik hic bir tetkik yapilmadan ic kanama oldugunun soylenmesi ise ayri bir konu. Zaten burada sorulmasi gereken soru acil hayati tehdit eden bir olay ise ilk basvurukan hastanede yerimiz yok denerek hastanin gonderilmesi ne kadar dogru? Dis eti kanamalari warfarin tedavisi sirasinda tedaviyi esmeyi gerektiren kanamalardan degildir, ozellikle INR degeri hele 1.6 iken. Yukaridaki yaziyi doktorun iddia ettigi gibi bu deger hastalarda kanama yapabilecek yada kanamaya yol acabilecek bir deger degildir. Bu yuzden taze donmus plazma gibi bir tedavi verilme endikasyonu yoktur. Ayrica hasta yakinlarinin azarlanmasi soz konusu degildir. Ayrica sonuclari hastanin oglu degil, yegeni olan bir bayan tarafindan Alex beye gosterilmistir. Ayrica bir anda 3 kisinin birden bir kisiye saldirmasi nasil bir vicdan veya ahlak gerektiri bunu da bu kisilere sormak lazim? Hele doktor bey yanarina geldigi sirada daha agzini bile acamadan. Ki doktor bey o sirada acil servise basvurmus olan bir kalp krizini degerlendirmek icin gitmis iken. Bu olay yuzunden neredeyse bu hastanin gerekli acil mudahalesi gecikecekti. Bu vicdani olayin sorumlulugu da bu saldiriyi yapan kisilerin boynuna. Ayrica bu saldiri yuzunden doktor beyin 1 hafta calisamadigi ve bu sure zarfinda da randevu almis alan hastalarin randevularinin ertelenmesi yuzunden tedavisinde gecikme olan hastalar olduysa da bu sorumlulukta bu kisilerin olacaktir( en azindan vicdani olarak) bunun yukumlulugu bu dunya da olmasa bile oteki dunya da acaba nasil cerilebilir? Bilemiyorum.

Tüm bu yaşananlarda tıbbi bir gayri tabilik yok. Ef’si %33 olan, ve zaten hemoglobini önceden de 10g olan yaşlı bir hasta inr’si 1,6 iken kötüleşiyor. Doktoru 25 günde kaç kez hemogram istemeli? Rutinde sadece inr dışında 3günde bir hemogram istemek diye birşey yok. Ve hasta zaten kötü. İyiyken kötüleşmiş değil.
Ef %33 diyorsunuz. Bu tedavi edilemez.. Mortlitesi zaten çok yüksek bir hasta. Ve hastaya hemoglobini düşük görüldüğünde yapılacak şey dahiliyeye git olmuş. Kurumun sgk ile dahiliye anlaşması yokken başka yere git denmiş olsa idi, balından atmış denirdi.

Dürüst olalım. Allah sabır versin, hepimizin babası var, ama bu kadar komplike hasta ani ölüm de olsa tıbben şaşırtıcı değil. Ve bunun üzerine saldırmak..

Yakını olan doktor bey, siz birebir ilgilense idiniz, doktora gelirken siz de eşlik etse idiniz, arasa idiniz tatmin olmadıysanız. Saldırmak hak mı? Sizin de başınıza geleceğine emin olunuz, çocuk hastalar gebe hastalar var ve yakınları haklı olarak daha hassas olur. Bunlarla mücadele edilir, yaşar ve görürsünüz. İnternet sayfasından sonuçlanmış bir vakaya uzun uzun yorum yapmak kolaydır.

Ek: bşrdahiliye uzmanıyım. İç kanaması diye bir tanı yok. Hastalar uydurur bunu. İcd 10 sistemine bakın görün. Tanı nedir biliyormusunuz? Anemi tanımlanmamış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.