Kategoriler
Haberler Şiddet

Doktoru Kafasına Vura Vura Dövdüler…

Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Nöroloji uzmanı olarak görev yapan Dr. Rodi Sarı Polat, hasta yakınlarının ağır saldırısı sonucunda hayati tehlike geçirdi.

Perşembe sabahı baş dönmesi ve hareket duygusunda kayıplara ilişkin şikayetle Hastane’ye başvuran hasta, Dr. Rodi Sarı Polat tarafından muayene edilmiş, vertigo tanısı ve serebellar enfakt riskiyle servise yatırılmıştır. Dr. Rodi Sarı Polat, hastanın tetkiklerini yaptıktan sonra tanısını kuvvetlendirmiş ve gerekli tedaviye başlamış; hasta yakınlarına da durumu ayrıntılarıyla anlatıp olası gelişme ve risklerle ilgili bilgi vermiştir. Hastanın tedavisi serviste yürütülürken nöbeti sona eren Dr. Polat, hastayı yeni nöbetçi hekim devrederek hastaneden ayrılmıştır.

Aynı günün gecesinde hasta yakınları hastayı hastaneden çıkartmak istemişlerdir. Hemşire tarafından aranarak durum kendisine bildirilen Dr. Polat, yeşil kart ile tedavisi yürütülen hastanın tedavisinin sürdürülebileceği Dicle Üniversitesi Hastanesi ile görüşerek yer aramış ancak bulunması mümkün olmamıştır. Hastanın tedavisine, Diyarbakır EAH’de yoğun bakım ortamında devam edilmiştir.

Dr. Polat, Cuma sabahı hastanedeki çalışmasına henüz başlamışken, yoğun bakıma çıkan asansörün önünde bu hastanın yakınları tarafından saldırıya uğramış, küfür ve hakaretlerle birlikte, kafası defalarca duvara vurulduktan sonra yerde tekmelenmiştir. En az üç kişiden oluşan hasta yakınlarının, bir kadın hekime yönelttiği bu saldırının biçimi ve ağırlığı gözetildiğinde, özellikle saçından tutulan kafasının defalarca duvara vurulduğu dikkate alındığında, öldürmek amacı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum, ayrıca kaygı vericidir.

Yanındaki hekimi korumak için büyük çaba gösteren ve bu sebeple kendisi de darp edilen hemşirenin insanüstü çabasıyla Dr. Polat bu saldırıdan yaşamını yitirmeden kurtulabilmiştir.

Hastane içinde, hastalara sağlık kazandırmaya çabalayan bir hekimin uğradığı bu saldırıda, hastane polisi ve hastane özel güvenliğinin pasif tutumu da dikkat çekmiştir.

Kafasına aldığı darbeler sebebiyle yaşamsal tehlike geçiren ve halen bu bakımdan takip edilmekte olan Dr. Polat’a saldıranlardan üçü olaydan sonra gözaltına alınmış olup soruşturma sürmektedir.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Dr.Eriş Bilaloğlu, Dr.Rodi Sarı Polat’ı arayarak geçmiş olsun dileklerini iletmiş; Hastane Başhekimi ile yaptığı görüşmede de saldırganların cezalandırılması için gerekli hassasiyetin gösterilmesini, hekimlerin can güvenliği kaygısı taşımadan mesleklerini yapabilmeleri için gerekli önlemin de ivedilikle alınmasını talep etmiştir.

Türk Tabipleri Birliği, konuyu hassasiyetle izlemektedir. İçişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı nezdinde de gerekli girişimlerde bulunulacaktır.

“Doktoru Kafasına Vura Vura Dövdüler…” için 3 yanıt

geçmiş olsun meslektaşım.okurken gözyaşlarımı tutamadım.sana kalkan el hepimize kalkmıştır.artık pasif duruşumuzu bırakmanın vakti değilmi?

Ben dövülen Doktorun babasıyım.Kızım dövüldüğü için üzülüyorum.Ama her türlü fedakarlığı yapan gece gündüz tatil ve bayram demeden bu insanlara hizmet eden ve hastaları için hiç bir fedakarlıktan kaçınmayan doktarlara el kaldırılması nasıl bir ruh hali ve bunların hangi değer yargıları ile büyütülüp eğitildiklerinin sorgulanması lazım.Bugün benim kızım yarın başkasını oğlu farketmez.Bunu yapan zavalılara acıyorum.

Evet, bir trajedi daha okuyoruz. Ben bu konuya yapılacak olan yorumlarda hekimlerin kibirlerinden, açgözlülüğünden, doyurulamazlığından, sadistliğinden, bilmemkaç sene önce bir hekimle arasında geçen anlaşmazlığa binaen tüm hekimlere olan nefretinden, hekimlerin sürekli -ayda yaklaşık 240 saat çalışarak- kaytarmasından(!) bahseden insanların yorumlarını bekliyorum. Eminim ki “hak etmiştir de ondan yapmışlardır”, “bu da ders olur” gibi aciz insanlara yakışabilecek astronomik yorumlar yapacaklar. Yine eminim ki bu haberi okuyanların yaklaşık yarısının yüzünde, bir hekim ciddi yaralar alacak şekilde darp edilip hayati tehlike geçirdiği için hafif, anlık bir tebessüm bile oluşmuştur. Çünkü zamanında tartışmış olduğu hekim ile darp edilen hekim imgesini birbirine örtüştürmüş ve sonuç olarak kendisiyle zıtlaşmış olan zihniyetin cezalandırıldığını hayal ederek mutlu olmuştur. Eminim bundan. Sebebini açıklayayım: Toplumumuz kendilerine 5 dakikalığına bile yarar sağlamayan, özellikle zor anında kendilerine zerre kadar faydası olmadığı halde kendilerine kültürsüzce bir zihniyet armağan eden dizi oyuncularını (adam telefonu işaret parmağıyla tuttuğu için sokaKTAKİ birçok gencimiz telefonunu işaret parmağıyla kulağına dayayarak konuşuyor – ki genelde toplumu olumsuz etkileyen bu insanlar hekimleri en ağır eleştirenlerdir), ve yine kendilerine 5 dakikalığına bile yarar sağlamadığı halde trilyona varan meblalarla transfer edilen kültürsüz futbolcuları ( o futbolcuların yaptığı maç sonrasında insanların kafasında şişeler kırılır, bu olay sonucu hasta acil servise kaldırılır… sonrasında ne mi olur? O hastaya yarar sağlamak için çalışan hekim bir güzel dövülür – yukarıdaki ile aynı insanlık dışı tavırdır bu), her tarafından seviyesizlik akan çöpçatan programlarındaki seviyesiz insanları vs. seviyorlar…
Ne var ki, toplumumuz kendine güvenlik sağlayan askeri – polisi, kendine bilgi aşılamaya çalışan, kültür seviyesini yükseltmeye çalışan öğretmeni, kendine sağlık hizmeti veren hekimi kasıtlı olarak SEVMİYOR…. Bizim toplumumuz polise bekçi, öğretmene mürebbiye hekime reçete katibi gözüyle bakmayı seviyor. Bir hekim olarak gönül rahatlığı ile şunu söyleyebilirim: 30 yaşındayım.Evliyim. Eşim ayın 15 gecesi evde yalnız kalmak zorunda ise, ben insanların bana uygun görmedikleri maaşımı kazanırken hasta başında isem, kazandığım parayı insanlar hasta iken onlara sağlıklarını yeniden kazandırmak için çaba harcayarak kazanıyorsam, bu meslek grubunun bunları hak eden bir topluluk olmadığını düşünüyorum. Ama buna rağmen toplumumuzda hekim düşmanlığı ve hekime kasıtlı fiziksel, psikolojik ve sözlü şiddet tırmanmaktadır.
Evet, her meslek zordur. Her mesleğin çeşitli sıkıntıları vardır ve her meslek grubu birbirine mutlaka muhtaçtır. Ancak belirtmek isterim ki Türkiye’deki sağlık sektörünün çok eksikleri vardır. Ama insanlar olanaksızlıklardan kaynaklanan aksaklıklardan her daim hekimleri sorumlu tutmuşlardır. Çünkü sağlık hizmetlerinin hasta ile haşır neşir olan yüzü hekimlerdir. Bu sebeple toplum doktorlara karşı haksız bir nefret beslemektedir.
Biz, insanlara hem hizmet edip hem de darp edilmeyi kabul edemeyiz; kimse edemez..

Geçmiş olsun sayın meslekdaşım. Hem de çok geçmiş olsun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.