Kategoriler
Haberler Şiddet

Şiddet Sürüyor…

Sağlıkta şiddet haberi bu kez bir özel hastaneden geldi. Özel Acıbadem Maslak Hastanesi Acil Servisi’nde görev yapan Dr. Alex Değirmencioğlu hasta yakınlarının saldırısı sonucu yaralandı. 

Daha önce hasta kalp yetmezliği nedeniyle Dr. DEĞİRMENCİOĞLU tarafından tedavi edilmiş ve rutin kontrolleri de yine Dr. DEĞİRMENCİOĞLU tarafından yapılmıştır. Hastanın kontrol için yapılan INR testi sonucu değerleri normal çıkmış ve hastanın ayrıca halsizlik şikayeti üzerine kan tahlili istenmiştir. Yapılan tetkik sonucunda hastanın anemisi olduğu ortaya çıkmış, hastaya vücutta sızıntı olabileceği bu nedenle dahili muayene yaptırması önerilmiştir. Dahiliye muayenesini başka bir sağlık kuruluşunda yaptıran hasta teşhisin onanmasıyla yoğun bakım ihtiyacı nedeniyle tekrar Acıbadem Maslak Hastanesi’ne getirilerek Yoğun Bakım Ünitesi’ne yatırılmıştır.

Yoğun Bakım Ünitesi’nde hastayı kontrol eden yoğun bakım hekimi, Dr. DEĞİRMENCİOĞLU’nu arayarak hasta hakkında bilgi vermiş ve hastanın kontrol altında olduğu belirtilmiştir. Acil Serviste görevli olan Dr. DEĞRİMENCİOĞLU, Yoğun Bakım Ünitesi önünde hasta yakınlarının hekimle görüştüklerini görünce, yardımcı olmak amacıyla yanlarına gitmiş ve üç kişilik hasta yakını hiçbir şey söylemeden Dr. DEĞİRMENCİOĞLU’na saldırmışlardır. Gerçekleşen saldırı sonucu meslektaşımız Dr. Alex  DEĞİRMENCİOĞLU’nda saçlı deride kesi ve 3 kostada kırık oluşmuştur.  

Bu üzücü olayın bir kez daha gösterdiği gibi; sağlık çalışanlarının alanda yaşanan sorunların sorumlusu olarak gösterilip, hedef tahtası haline getirilmesi ve idarecilerin meslek onurunu, itirabırını zedeleyici tutum ve söylemleri sebebiyle hekime yönelik şiddet olayları kontrol edilemez bir hal almıştır. Yetkililer işgal ettikleri koltukların sorumluluğunu yerine getirmek ve sağlık alanının ciddiyetine yakışır önlemleri hızla almak durumundadır. Sağlık Bakanı başta olmak üzere tüm yöneticiler her bir meslektaşımızın can ve çalışma güvenliğinden sorumlu olduklarının farkına varmalıdır artık. 

Şiddete maruz kalan sevgili meslektaşımız Dr. Alex Değirmencioğlu’na acil şifalar dilerken, yaşanan şiddet olaylarına dair önlemlerin ivedilikle alınmasını istiyoruz. 

İSTANBUL TABİP ODASI YÖNETİM KURULU

“Şiddet Sürüyor…” için 31 yanıt

Sitenizde yayınlanan Şiddet Sürüyor olayında tek mağdurun doktor Aleks Değirmencioğlu olarak gösterilmesi, sürecin tek mağdurunun tabipler olarak algılanmasına ve değerlendirilmesine yol açmaktadır. Gerçekte sürecin asli ve gerçek mağdurlarının hastalar ve hasta yakınları olduğu gerçeğinin üstü örtülmektedir.
Dr. Aleks Değirmencioğlu’na yönelik şiddet olayında adı geçen ve ifadesi alınan 3 hasta yakınından biri olarak, sağlık sektöründe hipokrat yemini etmiş tabiplerin kirlenmenin kirletilmenin sıradan birer nesnesi konumuna getirilmeye çalışılmasından ve gelmelerinden duymuş olduğum üzüntü ve kaygı ile gerçekte mağdur olanın tarafların tümü olduğunun algılanabilmesi için olayın hikayesi ile birlikte ele alınıp değerlendirilmesi gerektiğine inanarak, süreci ve olayın hikayesini sizler ile paylaşarak sağlığın yani insanın metalaştırılmasında tabiplerin üstlendiği rol ile yaratılmaya çalışılan devasa sektörün oluşum sürecindeki sıradan bir hikayesini sizlerin aracılığı ile paylaşarak konuya duyarlı kesimlerin değerlendirmelerine sunmak isterim.
Babam R.A.T. 1996 yılında olduğu by-pass ameliyatından bu yana tüm rutin kontrollerini bir gün bile aksatmadan ve geciktirmeden Florans Nintingerde Dr.C. L.’na düzenli olarak yaptıran oldukça bilinçli ve disiplinli bir kalp hastasıdır. Kasım ayı başında gelişen acil durumunda doktoru C.L. ye ulaşamayınca tarafımca Maslak Acıbadem acil servisine götürülmüştür. Acilde Dr. A.D. tarafından gerekli müdahale yapılarak servise alınmış ve serviste tedavisine gene Dr. A.D. tarafından devam edilmiştir. Dr. A.D. hastamızın Comadın adlı ilacı kullanmasının zorunlu olduğunu, bu ilacın kullanımının iç kanamaya yol açabileceğini ifade ederek, hastamızın periyodik aralıklarla kontrolünü talep ederek 2 Kasım da taburcu etmiştir. Hastamız belirtilen periyotlarda kontrole götürülmüş ve gerekli tahliller yaptırılmıştır. En son 30 Kasım 2011 tarihinde tahlil yaptırılmıştır. Önceki tüm tahlillere ayakta gelen hastasının, son tahlile tekerlekli sandalyede getirilmesine ve bu tahlilinde hastamızın kan değerlerinde HGB 7,1 HCT 22,8 olmasına rağmen, hastamızın bir ara bir dâhilîciye gözükmesinde fayda olabileceği ifade edilerek, Hipokrat yemini yapmış bir tabip duyarlılığı ile hastasının durumu ve tahlil verileri yok sayılıp başka bir açıklama yapılmadan evine gönderilmiştir.
1 Aralık 2011 Perşembe günü hastamız baygınlık geçirmiş ve ardından kusmaya başlamıştır. Hastamızın Florans Ningtingerdeki doktoru C.L aranılarak, F.Ningtinger aciline tarafımca götürülmüştür. Dr. C.L. servisten acile gelerek hastamıza bakmış bizden hastasına ne olduğunu sormuş ve benimde 1 aylık sürece ilişkin bilgi ve tahlil sonuçlarını kendisine vermem üzerine, hastamızda hiç kan kalmadığını, hastamızın ölüme terk edilmiş olduğunu ve yapacak bir şey kalmadığını ifade etmiştir. Kız kardeşim ile beraber bunu hastaya hiç bir şekilde söylememesini talep ettik ve Dr. C.L. acilden ayrılarak servisine geri döndü. Acildeki görevliler yoğun bakımlarının dolu olduğunu, hastamızı kaybetmek üzere olduğumuzu acilen tam teşekküllü yoğun bakımı olan bir hastaneye nakledilmesi ve kan verilmesi gerektiğini belirtmeleri üzerine hastane arayışına başladık. Hastane arayışımız sırasında hastanız ölüyor acele edin denince, ben burası hastane değil mi, kan verilmesi gerekiyorsa elinizde kan yoksa kan grubumuz aynı alın ve verin diye acilde bağırıp çağırmaya başladım. Başhekim olduğu söylenen biri tarafından merak etme hastanıza burada her türlü müdahale yapılır denilerek sakinleştirilmeye çalışılırken, bir an evvel yoğun bakıma alınması gerektiği tekrar vurgulandı. Biz zaten gerek kendi olanaklarımızla gerekse meslektaşlarınız olan tabip dost ve yakınlarımız aracılığı ile hastaneler ile bağlantı kurarak oldukça stresli ve baskı altında yoğun bakım arayışı içindeydik. Bu arada Maslak Acıbadem Hastanesi ile de telefon ile temas kurulmuş, durumumuz hakkında bilgi verilmesine rağmen, hastamızın SGK lı olması nedeni ile hastamızı ancak Dr. A.D. onayı ile kabul edilebileceği tarafımıza ifade edilmiştir. Hastamızı yatırarak kan nakli yapabileceğimiz hastane arayışımız yaklaşık 1,5-2 saat sürmüştür. Bu sırada acildeki görevliler sürekli olarak yer bulamadınız mı diye sorup vakit kaybetmenin hastanın durumunu kritikleştireceğini hatırlatıp duruyorlar. (Ne tabiplik ne insanlık değil mi) Bu süre zarfında Maslak Acıbadem hastanesi 4-5 kez aranılarak Dr. A.D. den onay alınmak üzere irtibat kurulmaya çalışılmış ama kendisine hastasının hayati tehlikesi olmasına rağmen bir türlü ulaşabilmek ne hikmetse bir türlü mümkün olamamıştır. Hastamızın SGK lı olması nedeni ile Dr. A.D. na bir türlü ulaşılamıyor ve yoğun bakımın uygunluğu konusunda onay alınamıyor ve bilgi verilmiyordu. Daha önce de yapıldığı gibi hastamızın ve aynı zamanda hastasının SGK lı olması hastanın kaderine terk edilmesi için yeterli bir neden değil di. (?!)
Bir yakınımız aracılığı ile Maslak Acıbadem hastanesi yoğun bakım servisin uygunluğu haberi verildi ve hastamızı buraya iletebileceğimiz bildirildi. Hastanenin acil servisine hastamızı ambülans ile sevk ettik. Ve hastamız yoğun bakıma alındı.
Hastanede yapılan kan tahlilinde hastamıza ait kan değerleri HGB 5,9, HCT 19,4 olduğu görülerek hastamıza kan nakli yapılarak hayata tutunması sağlandı.
Mesai arkadaşları da dahil olmak üzere bir çok tabip tarafından kalp hastası ve comadin kullanan ve tahlil verilerinde HGB 7,1 HCT 22,8 değerleri bulunan bir hastanın ciddi bir hayatı tehlike ile karşı karşıya olduğu ve hatta Dr. C.L. nin ifadesi ile bu hastanın ölüme terk edilmiş olması tabiplerin insanın metalaştırılması sürecinde yeminlerine karşın gerçekte misyonlarının ne olduğunun sanırım tabipler tarafından da ciddi olarak sorgulanmasını gerektirir.
Kendilerine sağlanan nispi ayrıcalıkları korumak için, sistemin dayatmalarının ardına saklanarak, ruhunu ve vicdanını sisteme teslim ederek sistemin hamiliğine soyunmuş bireylerin, tabiplerin tabi ki bu sistem içinde hiçbir günahı yok. Herkes masum ve mağdur. Tek suçlu sistem. Oysa hiçbir sistemin koruyucusu ve kollayıcısı olmadan ayakta kalabilmesi mümkün olmadığı olamayacağı da hepimiz tarafından bilinen bir gerçek. Sorunu salt sistem sorununa indirgemek, insanın hiçleştirilme sürecinin gönüllü neferliği yapılarak sisteme hizmet etmekten başka bir şey olmadığı olamayacağı bilince çıkartılmalıdır.
İnsanlık tarihi boyunca yerkürede yaratılmış bütün değerlerin insanın bilinçli emeğinin eseri olduğu ve olacağı göz önünde bulundurularak, sistem, sistemin dayatmaları vb. argüman ve söylemler ile insanın hiçleştirilme sürecinin basit sıradan nesneleri konumuna düşürülmeye karşı duyarlılığın yükseltilmesi gerekmektedir.
Hayat ile bağları kopma noktasında olan bir yakınınız. Yoğun bakıma yatırılma zorunluluğu. Hayata tutunabilmesi, kalabilmesi sizin yoğun bakım bulabilmenize bağlı bir can. Ve sonunda hastanız yoğun bakımda. Hayatta tutunup tutunamayacağı daha belli bile değil. İç kanaması var ve kaybedilmiş saatler. Ve sizin için değerli ve önemli bir yakınınızın hayatla bağlarının kopma noktasına getirilmesinde yapmış olduğu yemine inanıp güvenerek teslim ettiğiniz, insanı ve yaşamı hiçleştiren sistemin dayatması karşısında biat etmek durumunda bırakılmış ve/veya kalmış bir tabip…
Ve şiddet. Mağduriyetin doruk noktasında açığa çıkan şiddet. O kahrolası an mağduriyetin sizi ve tüm bilincinizi teslim aldığı anın yaşanmasında tek suçlu olarak sistemin öne çıkartılması çok eksikli geliyor.

Bu anlattıklarının hiçbirisi bi insana hatta ve hatta bi doktora saldırmanı gerektirmez.. Güzel konuşuyorsun ama dediğim gibi bu olayı asla meşrulaştırmaz.. Neyse umarım benim karşima çıkmazsın çünkü artık bu tip insanlara hizmet vermekten iğrenir oldum..

Olayların gerçekte nasıl olduğunu bilmeden, şahit olmadan, sadece yazılanlarla yorum yapmak ne kadar doğru?

Bahsi geçen olaylara birebir şahit olan biri olarak ve dr olarak şunu söyleyebilirim ki olayların gelişimi maalesef istanbul tabip odasının belirttiği kadar MASUMANE DEĞİLDİR… Olayda bilinçli yada bilinçsiz olarak son derece acemice, cahilce, bilgisizce yapılmış, affedilemez bir doktor hatası mevcuttur maalesef! Ve bu hata bir insanın az kalsın ölümüne neden oluyordu. Elbetteki burası hekim sitesi olduğu için olay daha farklı yorumlanıp yazılacak, ve hatta belki bu mesajımı bile yayınlanmayacak…

Olay özetle şöyle gelişmiştir: Dr AD 82 yaşında, atrial fibrilasyonu, kalp yetmezliği, HT problemi olan bir hastaya olay gününden yaklaşık 19 gün önce coumadin başladı. Bu ilacın ve takiplerini dört günde bir SADECE ¨PTZ ve INR¨ ile yapmaktaydı. (Tüm bunlar hastanenin ve hastanın elindeki kayıtlarda mevcuttur.) 12 gün sonraki kontrolde hasta diş eti kanaması şikayeti olduğunu söylemesine rağmen yine sadece PTZ/INR ile takip yaptı ve ¨protez dişine vurmuştur amca¨ diyerek hastayı evine yolladı. Bu son kontrolden 1 hafta sonra (olay günü) ileri derece halsizlik, geceleri bacak ağrısından uyuyama şikayetleri ile gelen hastanın takibini dr AD yine sadece PTZ/INR istedi. Diğer seferlerde olduğu gibi yine PTZ/INR normal geldi. Ancak bu sefer farklı olarak hasta yakınları kendi istekleri ile ücretini de kendileri karşılayarak tam kan tetkiki yaptırdılar. Bu sonuçları sorumlu dr AD ye gösterdiklerinde: ¨Benim istemediğim tetkiki niye yaptırıyorsunuz?¨ diye önce fırçayı yediler… Sonra da hemoglobinin 20 günde, dikkat! sadece 20 günde 10.8 den 7.1 ve HTC nin 35 ten 21 düştüğünü görmesine rağmen durumun aciliyetini göremedi yada görmedi ve hastayı ¨BİR ARA DAHİLİYE POLİKLİNİĞİNE MÜRACAAT EDERSİNİZ¨ diyerek evine gönderdi!!

Şimdi, bir hekim 82 yaşında, coumadinize, AF’nu olan, Kalp yetmezliği olan bir hastada, böyle bir sonucun major bir iç kanama olduğunu görüp derhal müdahalede bulunmuyorsa, lütfen, bıraksın gitsin ya başka meslek yapsın, yada temel bilimlerde görev alsın. İnsan hayatı bu kadar ucuz olamaz…

Evet, ¨BİR ARA DAHİLİYE POLİKLİNİĞİNE MÜRACAAT EDERSİNİZ¨ diye gönderdiği hasta 12 saat sonra aşırı kan kaybından evinde bayılıp kafasını yere vurmuştur ve bir süre bilinci kapalı, gaita-idrar inkontinansı gelişmiş vaziyette yatmıştır. Acaba burada hata hasta yakınlarının mıdır? Yoksa dr AD ¨BİR ARA DAHİLİYE POLİKLİNİĞİNE MÜRACAAT EDERSİNİZ¨ diyerek ¨Hastanın durumu çok kritik, derhal bir yoğun bakıma başvurun, hemen bu hastaya taze donmuş plasma ve kan tranfüzyonu verilmeli, hatta K vitamini gerekirse uygulanmalıdır¨ demek istedi de hasta yakınları cahilliğinden anlayamadı???

Lütfen, herkes elini vicdanına koysun, ve şöyle bir empati yapsın:
Hayatta belki de en çok değer verdiğiniz babanız, son 10 gündür her gece sabahlara kadar dolaşım yetersizliğine bağlı olarak bacaklarındaki ağrısından dolayı uyuyamasa, bu durum gün geçtikçe daha da ilerlese, ve toplamda 19 gün içersinde 3 kez acil servise doktoruna götürseniz ve her seferinde birşeyin yok diyerek eve yollansanız, ve en sonunda doktorunun inanılmaz bir hatası ile babanınızın yavaş yavaş, acı çeke çeke, günler içersinde bu duruma geldiğini, o güne kadar hiç acısını göstermeyen o dağ gibi babanızın hayatınızda belki de ilk kez çektiği ızdıraplardan dolayı ağladığına şahit olsanız, ve en sonunda da gözünüzün önünde babanız düşüp bayılsa ve başını yere vursa… O anda ne düşünürsünüz? ne hissedersiniz? Devam ediyorum, Ve tüm bunların da karşınızdaki doktorun ilgisizliğinden, bilgisizliğinden yada her ne ise ama inanılmaz basit bir hatasından kaynaklandığını öğrenseniz ne yapardınız??? Tüm bu karmaşık duygularda acaba babamı kurtarabilir miyim diye çırpınırken, bırakın saatleri dakikalar hayatta kalması için önemliyken AYNI DOKTORA (Dr AD) babanızı yoğun bakıma yatırmak için üstelik sırf SGK’lısınız diye (çalıştığı kurum acilden yoğun bakıma yatanlardan %30 alabiliyor) saatlerdir uğraşmanıza rağmen ne hikmetse ulaşamazsanız? Ve bu insanı! ansızın karşınızda görürseniz ne yapardınız?
a. Her işte bir hayır vardır derim, bir şey yapmam.
b. Babamın çekeceği varmış çekti derim, bir şey yapmam.
c. Doktorların öldürme de yaşatma da haklarıdır, ayrıca BASİT ÖLÜMCÜL hata da yapabilirler neticede hata insanlara özgüdür derim, bir şey yapmam.
d. Orada bir şey demem, sonra hakkımı mahkemelerde ararım.
e. Oturur uygun bir dille, böyle önemli bir meslekte, böyle hayati bir branşta çok daha dikkatli olmasını rica ederim.
f. Ağzıma geleni söyler, sonra çekip giderim.
g. Bende olsam aynı şeyi yapardım.

lütfen herkes yaptığı işin, bulunduğu makamın hakkını versin, vermeye çalışsın… Umarım bu tatsız olay hastane, hastane yöneticileri, hekim, hasta, hasta yakınlarına bir ders olmuştur.

Eğer bir hata görüyorsan şikayet et,ki bence burda doktor hatalı değil.acil hekimi olarak gerekli önerilerde bulunmuş.bide doktora ulaşamamışmışmışsınız, tek hasta sizin hastanız ya onun başında durması lazımdı.hep aynı zihniyet,hep aynı laflar, bilgileri olmadığı tıbbı konularda insanlar nasıl bu kadar konuşuyorlar.
doktor bize bakmadı dövdük!!!aferin sanada bu yakışır.

dr.A.D. dahiliyeye başvurmalarını önermiş ama gitmemişler,bu ihmal, işte böyle hastaları adli vaka yapıp bildirmek gerekiyor mutlaka… önerilere uymamış, sonra hastam kötü durumda hadi doktoru dövelim…insanoğlu kendi vicdanını rahatlatmak için cevresindekileri suclamaya başlar.

Arkadaşlar bu terörü ancak bizim kararlı duruşumuz bitirecek.. Yoksa ne sağlık bakanlığından ne de mahkeme ayağından bize destek çıkmaz.. Görün bakın mahkeme sonucunda kayde değer hiç bi ceza çıkmayacak.. Gelin elele verelim bu insanların dosyalarına ufak bi işaret koyalım, bütün hastanelere yayılsın ve merkezi bi sistemle her hekim bu uyarıyı hasta nereye giderse gitsin görebilsin.. En azından olay bu kadar büyümeden erken uyarı sistemi gibi kendimizi koruyalım..

Daha önce aynı özel hastanede aynı doktor tarafından SGK üzerinden yatırılmış ve tedavi edilmiş olan bir hastanın yakınlarının yine aynı doktoru insanı metalaştırma ve sisteme ayak uydurma ile suçlaması son derece tutarsız ve inandırıcılığı olmayan bir tutumdur.
Hiçbir gerekçe doktora yapılan bu saldırıyı haklı gösteremez.

‘Sayın’ Saim Tekin sizin gibiler yüzünden Aikido öğrendiğimi belirtmek isterim.Bu basit bir şey gibi görünebilir ama bizim için mesaimizin her saniyesi tehlike altında olmak hiçte kolay değil.Babanızın durumu yüzünden olay sırasındaki davranışlarınızı meşrulaştırmaya çalışmışsınız.Peki bizim bir acil nöbetinde kaç hastadan sorumlu olduğumuzu biliyor musunuz?Analitik bir denklemle hekimlerin hasta yakını öldürmesi de meşru oluyor bu durumda.Evet Htc kritik bir değerde ancak hiçbir şekilde şiddeti haklı gösteremezsiniz ve hayatlarını insanları iyileştirmeye adamış kişilere nankörlük yapamazsınız.

A.SAİM Tekin Bey; siz ve sizin gibiler yüzünden gelecekte bir gün mesleğini hakkıyla ve dürüstçe yapan hekim bulamıycaz.Dr. MEA ya da kesinlikle katılıyorum, böyle bir sistem kullanılmalı.

Şiddetin hiçbir geçerli nedeni olamaz. Başta siddete konu olan doktora ve onun vasıtası ile şiddete uğramış herkese acil şifalar diliyorum. Ancak insan hayatını hiçe saymanın, hizmet vermen gereken kişiye, verdiğin hizmete minnet duygusu taşıma zorunluluğu yüklemenin anlamıda yok. Daha yaptığı işin kutsallığını hekim kendi kavramaktan acizken, mesleğe yönelik hiçbir ahlaki standart para kazanma hırsının ve ben çok zekiyim, çok önemliyim çünkü miktar olarak azım ve bana mahkumsunuz şımarıklığının önüne geçemiyorken; sanırım çuvaldızı kendinize batırmanızı beklemek ve böyle münferit tahlihsiz bir olayı her hasta yakınını cahil ve fevri görmenize şaşmamak lazım. Ne yazık, üzülerek görmekteyim ki kendileri hariç herkesi “avam” gören bu zihniyet hekimler arasında çok yaygın. Bulundukları konumun mevcut olmasının tek sebebi ( eğitim almış her meslek grubu gibi) bu millet ve devlet iken; halkı olan hastalarına meta olarak bakacak kadar gözünüzü döndüren bu açlık ve nefret neden diye sormadan da edemiyorum?

Akedemisyen doktor konusuyosun ama boş konusuyosun.. Olay ne sen ne anlatiyosun be birader.. Her onune gelene doktor unvani verirsen agzi olan konusur tabi..

Akademisyen doktor hayatında bir kez acil nöbeti tutsun da görsün nasılmış doktorluk. Eğitim almış diğer meslek gruplarına mensup bazı kişilerdeki bu kıskençlık ve aşağılık kompleksini anlamak mümkün değil. Olaylar böyle sürüp gittikçe, Dr. Alex gibi nitelikli, zeki ve başarılı doktorlar birer birer doktorluğu bırakacak. Bir süre sonra doktorlara saldırıp duran ve yakınları kendilerini tedavi ettirecelk doktor bulamayacaklar!!

Yorma kendini özge kime neyi anlatıyorsun.. Bizim en buyuk hatamiz bu zaten; karsimizdakini kendimiz gibi adam saniyoruz..

Evet kendiniz gibi “adam”, sanıyorsunuz herkesi. Bu yüzden siz bu para düşkünlüğünüzü hakkımız olan haraç, kendini beğenmişliğinizi sahip olduğunuz zeka, doktor ünvanını (hekim yada tabib)da dünyanın en zor elde edilen ünvanı sanıyorsunuz. Hastanelerde o nöbetlerin nasıl tutulduğunu acile yolu düşen yada hastanede yatarak tedavi gören her vatandaş üç aşağı beş yukarı biliyor. Allah düşmanımı sizin gibi hekimlerin çalıştığı hastanelere düşürmesin. Tek tehdidinizde bir yakınınız hastalanırda doktor (hekim) bulamazsınız böyle giderse oluyor. Siz herkesi öteki yapınca aklıma şu geliyor; siz de böyle yaparsanız belki polis, asker, öğretmen, vali, hakim, mühendis bulamazsınız birgün. (işte sizin tehditlerinizde en az benim yazdığım şu son cümle kadar komik). Merak etmeyin her zaman iyi eğitim (öğretim değil)almış, insani tarafını geliştirebilmiş, vatandaşını seven doktorlar (hekimler) bulunur.

Evet haklısın akademisyen doktor arkadas, camianın icinde asıl amaçlarının insan hayatı kurtarmak olduğunu unutan hekim arkadaslar olabilir… Ama asıl tehlike, senin gibi her iki tarafı dinlemeden detaylı inceleme yapmadan hüküm veren şahısların varlığı… Şiddeti doğuran da zaten bu tarz görüş acısı dar , kendine hakim olamayan kişiliği oturmamış insanlar. Eğer olayın mağduru olan doktorla ilgili
” BU SEFER SOZ HAKKI HEKİMİN ” başlıklı yazıyı okusaydin
İlk yazını o sekilde yazmazdin ! Tavsiyem o yazıyı okuyup , nasıl önyargılı yorum yapmışsın , gormendir…

Size katılmamak mümkün değil,şiddetin her türünü kınadığımı ilk mesajımda belirtmiştim.
Ancak bu yaşanan olayın istisnai olduğunu düşündüğümden (hem hekim hemde hasta yakınları açısından), sanki mevcut hekimlerle ilgili politikalardan dolayı “hasta-hekim ilişkilerini dejenere oldu” imajı verilmeye çalışılıyor kanımca.
Takdir Sizlerin, Tarafsızlık İlkemiz Sebebiyle Yayınlıyoruz “Çok Önemli Bir Mektup” başlıklı yazıda Vural isimli (sanıyorum oda hekim)aşağıdaki bilgileri vermiş ve itiraz olmadığına göre de doğru diye düşünüyorum.

“Başta da belirttiğim gibi şiddeti haklı çıkaracak bir neden olamaz!!! ve gereği ne ise yapılmalıdır. Ancak kalp hastası olan, yaşlı, HTC:22.8, HB:7.1, coumadinize bir hastaya evine git demek resmen ölüme zemin hazırlamak demektir. Silahla yada bıçakla birini yaralamak ile bir hastayı bu şekilde evine yollamak hemen hemen aynıdır. Her üç durumda da kişi her an ölebilir. Lütfen önce biraz daha BİLGİLİ, sonra İLGİLİ olalım… ve son olarak ta şahsımızın ve çalıştığımızın kurumun ticari çıkarlarını düşünmeden hareket edelim…”

Doktorluk çok kutsal bir meslektir; ancak bu mesleğe mensup insanların saygı görebilmeleri “hizmet” verdikleri insanlara “adam” gibi davranmaları, diğer mesleklere kendilerine bekledikleri saygıyı göstermeye çabalamalıdırlar.
En ufak eleştiride biz çok emek harcadık, çok zekiyiz, çok yoruluyoruz “bizi eleştiremezsiniz” demek sadece bencil ve şimarık tutumun göstergesidir.
Kusuru olan herkes, her meslek dalı bunun cezasını en ağır biçimde çekmelidir. Yukarıda belirtilen türde bir ihmal “meslekten men ile cezalandırılmalımıdır?” diye tartışmak bence daha doğru bir tartışma olurdu. Çünkü hekime darp uygulayanlar adaletin önüne kesinlikle çıkacaktır. Cezasını çeker şüphem de yok. Ancak hasta ölseydi telafisi yoktu yada bu durum başka bir hastanın başına tekrar gelebilir (eğer hekim ceza almazsa).
Yazdıklarımdan dolayı kırdığım insanlardan özür dilemeyeceğim. Çünkü inandığım ve doğru bildiklerimi yazdım. Yazdıklarımda bir yanlış varsa bunun için özür dilerim.

Hiçbir tıbbi bilgisi olmadığı halde tıpla ilgili konularda ahkam kesip yapılan işi cinayetle bir tutanları sadece Allah’a havale ediyorum, gerisi boş. Dr. Alex’in olayda hatalı hiçbir şey yapmadığını ancak tıp bilgisi olanlar anlayabilir. Türkiye’de bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan çok fazla, titri ne olsursa olsun ( akademisyen vs.)!!

Hekim hata yapabilir, hatasının bedelini dayak yiyerek ödemez. Hatasının bedelini önce rızaya dayalı anlaşma yontemi (bakanlık bünyesinde gerçekleştirilir) yada mahkeme ve tazminat yolu ile öder. Tıpta iki kere iki çoğu zaman 4 etmediği ve tıp salt bir bilim olmadığından hata nın objektif olarak gösterilebilmesi çok bariz olmadığı sürece neredeyse imkansızdır. Sonuç: Allah hastaneye düşmeyi gecinden versin. 🙂 saygılarımla

Burada hata objektif olarak gösterilebilmektedir, ve hata teşbihte hata olmaz, hekimliğin daha ¨H¨ si…

Ya yormayın arkadaşlar kendizi.. Daha adam olamamış, çevresindeki her türlü olumsuzluğu dayakla halledebileceğini düşünen insanlarla uğraşıyoruz.. Velevki alex in o olayda hatası var, bunun mahkemesi var yargısı var.. Git orada hakkını ara dimi.. Ama nerde benim varandaşımda o zeka.. Merak etmeyin yerigelir bizim akademisyene biri geçirir bi yerde akıllanır o da.. Kim verdi bu herife doktor unvanini bilmiyorum..

Dr.Mea Sen Biraz FazLa AtrasiyoneLsin Arkadasım…Hepinizin Derdi Doktorun Yediği Dayak.Tamam Şiddetin Hiçbir Şekli Tasvip Edilmez Fakat Size Göre inSan Hayatı Çok ÖnemSiz Gibi Duruyor… Ve Siz Bu Memlekettee Doktorsunuz ÖyLe mi_? Yaptıgınız Tek Şey Kurudan Sallamak , 6 Yıl TIP Egitimi Alıp Kendinizi Zeki , Duyarlı Ve AntiCahil Görüp , Vatandaşı CahiL Sanıyosunuz Sanırım…Aynı Durumda Ben Senin Ananı ßaßanı Göreyimde , Sende Tepki Verme…ßöylesine AptaLca ßir Zekaya Sahip oLanLar ßu Memelekette inSan Canı mı Kurtaracak ?? Yorumların Hepsini Okudum , Herkes Doktora Uygulanan Şiddeti Kopnusurken , Hastanın Canı nı Düşünenn Yada Sorgulayan Hiç Yok…Yanlıs Teşhis ve iLaçdan Dolayı Sizin ßir Yakınınız Ölümle ßurun ßuruna Gelsinde O zaman Konusun asLanım.” Doktor Hatalıysa Şikayet Edin” Yazıyosunuz Hepiniz… Kime Ve Nereye Şikayet Edicez. Başhekime mi ; Tmam Gerkeen Yapılacak Deyip Gönderecekk… Savcılıga mı ; Hasta Ölüp Gidecek , üzerinde ÇimenLer Çıkacak , Süreç Hala Devam Edecek… Öyle AptaL SaptaL kOnusmalarla ßu işler Olmuyor…Siz inSanların Hayatlarını Kurtarmak için Hipokrat Yemini Ediyosunuz…Şu Yorumlara ßakıyorum , Tek oLay – Vay Efendim Doktoru Dövmüşler – Eeee Hasta ?? Adam Ölüyor Lan Ölüyorr… ßunu Kimse Konusmuyorr… Dr Mea Ve Destekcileri , Cahil Cüheda Konusmayı Bırakında , işinizi Adam Gibi Yapın… Yapmıyosanızda , ßırakın ßu işi…ßırakın ßiLenLer Yapsın…

Olayların gerçekte nasıl olduğunu bilmeden, şahit olmadan, sadece yazılanlarla yorum yapmak ne kadar doğru?

Bahsi geçen olaylara birebir şahit olan biri olarak ve dr olarak şunu söyleyebilirim ki olayların gelişimi maalesef istanbul tabip odasının belirttiği kadar MASUMANE DEĞİLDİR… Olayda bilinçli yada bilinçsiz olarak son derece acemice, cahilce, bilgisizce yapılmış, affedilemez bir doktor hatası mevcuttur maalesef! Ve bu hata bir insanın az kalsın ölümüne neden oluyordu. Elbetteki burası hekim sitesi olduğu için olay daha farklı yorumlanıp yazılacak, ve hatta belki bu mesajımı bile yayınlanmayacak…

Olay özetle şöyle gelişmiştir: Dr AD 82 yaşında, atrial fibrilasyonu, kalp yetmezliği, HT problemi olan bir hastaya olay gününden yaklaşık 19 gün önce coumadin başladı. Bu ilacın ve takiplerini dört günde bir SADECE ¨PTZ ve INR¨ ile yapmaktaydı. (Tüm bunlar hastanenin ve hastanın elindeki kayıtlarda mevcuttur.) 12 gün sonraki kontrolde hasta diş eti kanaması şikayeti olduğunu söylemesine rağmen yine sadece PTZ/INR ile takip yaptı ve ¨protez dişine vurmuştur amca¨ diyerek hastayı evine yolladı. Bu son kontrolden 1 hafta sonra (olay günü) ileri derece halsizlik, geceleri bacak ağrısından uyuyama şikayetleri ile gelen hastanın takibini dr AD yine sadece PTZ/INR istedi. Diğer seferlerde olduğu gibi yine PTZ/INR normal geldi. Ancak bu sefer farklı olarak hasta yakınları kendi istekleri ile ücretini de kendileri karşılayarak tam kan tetkiki yaptırdılar. Bu sonuçları sorumlu dr AD ye gösterdiklerinde: ¨Benim istemediğim tetkiki niye yaptırıyorsunuz?¨ diye önce fırçayı yediler… Sonra da hemoglobinin 20 günde, dikkat! sadece 20 günde 10.8 den 7.1 ve HTC nin 35 ten 21 düştüğünü görmesine rağmen durumun aciliyetini göremedi yada görmedi ve hastayı ¨BİR ARA DAHİLİYE POLİKLİNİĞİNE MÜRACAAT EDERSİNİZ¨ diyerek evine gönderdi!!

Şimdi, bir hekim 82 yaşında, coumadinize, AF’nu olan, Kalp yetmezliği olan bir hastada, böyle bir sonucun major bir iç kanama olduğunu görüp derhal müdahalede bulunmuyorsa, lütfen, bıraksın gitsin ya başka meslek yapsın, yada temel bilimlerde görev alsın. İnsan hayatı bu kadar ucuz olamaz…

Evet, ¨BİR ARA DAHİLİYE POLİKLİNİĞİNE MÜRACAAT EDERSİNİZ¨ diye gönderdiği hasta 12 saat sonra aşırı kan kaybından evinde bayılıp kafasını yere vurmuştur ve bir süre bilinci kapalı, gaita-idrar inkontinansı gelişmiş vaziyette yatmıştır. Acaba burada hata hasta yakınlarının mıdır? Yoksa dr AD ¨BİR ARA DAHİLİYE POLİKLİNİĞİNE MÜRACAAT EDERSİNİZ¨ diyerek ¨Hastanın durumu çok kritik, derhal bir yoğun bakıma başvurun, hemen bu hastaya taze donmuş plasma ve kan tranfüzyonu verilmeli, hatta K vitamini gerekirse uygulanmalıdır¨ demek istedi de hasta yakınları cahilliğinden anlayamadı???

Lütfen, herkes elini vicdanına koysun, ve şöyle bir empati yapsın:
Hayatta belki de en çok değer verdiğiniz babanız, son 10 gündür her gece sabahlara kadar dolaşım yetersizliğine bağlı olarak bacaklarındaki ağrısından dolayı uyuyamasa, bu durum gün geçtikçe daha da ilerlese, ve toplamda 19 gün içersinde 3 kez acil servise doktoruna götürseniz ve her seferinde birşeyin yok diyerek eve yollansanız, ve en sonunda doktorunun inanılmaz bir hatası ile babanınızın yavaş yavaş, acı çeke çeke, günler içersinde bu duruma geldiğini, o güne kadar hiç acısını göstermeyen o dağ gibi babanızın hayatınızda belki de ilk kez çektiği ızdıraplardan dolayı ağladığına şahit olsanız, ve en sonunda da gözünüzün önünde babanız düşüp bayılsa ve başını yere vursa… O anda ne düşünürsünüz? ne hissedersiniz? Devam ediyorum, Ve tüm bunların da karşınızdaki doktorun ilgisizliğinden, bilgisizliğinden yada her ne ise ama inanılmaz basit bir hatasından kaynaklandığını öğrenseniz ne yapardınız??? Tüm bu karmaşık duygularda acaba babamı kurtarabilir miyim diye çırpınırken, bırakın saatleri dakikalar hayatta kalması için önemliyken AYNI DOKTORA (Dr AD) babanızı yoğun bakıma yatırmak için üstelik sırf SGK’lısınız diye (çalıştığı kurum acilden yoğun bakıma yatanlardan %30 alabiliyor) saatlerdir uğraşmanıza rağmen ne hikmetse ulaşamazsanız? Ve bu insanı! ansızın karşınızda görürseniz ne yapardınız?
a. Her işte bir hayır vardır derim, bir şey yapmam.
b. Babamın çekeceği varmış çekti derim, bir şey yapmam.
c. Doktorların öldürme de yaşatma da haklarıdır, ayrıca BASİT ÖLÜMCÜL hata da yapabilirler neticede hata insanlara özgüdür derim, bir şey yapmam.
d. Orada bir şey demem, sonra hakkımı mahkemelerde ararım.
e. Oturur uygun bir dille, böyle önemli bir meslekte, böyle hayati bir branşta çok daha dikkatli olmasını rica ederim.
f. Ağzıma geleni söyler, sonra çekip giderim.
g. Bende olsam aynı şeyi yapardım.

lütfen herkes yaptığı işin, bulunduğu makamın hakkını versin, vermeye çalışsın… Umarım bu tatsız olay hastane, hastane yöneticileri, hekim, hasta, hasta yakınlarına bir ders olmuştur.

Bak SSS biz senin ananı karıştırmadık sende bizim anamızı babamızı karıştırma.. Biraz efendi ol terbiye ol.. Ortada hastaya yapılmış bi ihmal varsa hakkını hukukta ara.. Ama dedim ya nerde bizde o medeniyet.. Olay ne sen ne anlatıyorsun.. Her yakını ölen doktoru vursa ülkede doktor kalmaz.. Neyse dediğim gibi boşunu yoruyoruz kendimizi arkadaşlar.. Tablo ortada.. İnşallah bigün biri geçirir de sana akıllanırsın..

Dr Mea neden cvp yaziyorsun hala.. Hem kendin diyorsun uymayin diye hemde tuzaga dusuyorsun.. Mahalleden gecen deliye cvp verirsen sen suclu olursun unutma bunu.. Birak adam konussun ya bigun duser o da elimize akillanir..

Dr ahmet bu anlattıklarını, bazı noktaları eksik olsada, bizde biliyoruz.. Öncelikle senin soruna cvp verelim: ben olsam önce d ve sonra e şıkkını işaretlerdim.. Sanırım bu cevabım ne alex in varsa hatasını gizler ne de karşı tarafın barbarlığını meşrulaştırır.. Yani günlerdir dediğim gibi barbarlıkla bi yere varamazsınız.. Söylenecek çok şey var ama anlıyana..

bizim millet olarak sevgi, sefkat, hoşgörü, iyi niyet konusunda tüm dünyaya örnek olmuşluğumuz vardır. kendi hekimlerimizi de millet, devlet, hükümet olarak onları sefkatle seve seve hizaya sokar, kara cahilliklerini aydınlatır, saygıyı öğretiriz. Bunlar iyi günleriniz, ama daha iyi olacak merak etmeyin. Boşuna laf anlatmaya çalışmayın, anlayan yerleri paralize olmuş. Cerrahi müdahale şart, ehliyeti olan makamlar ilgileniyorlar zaten.

Siz olaydınız, sizin gibilere kaç dakika dayanırdınız, geç parayı pulu. Herkes bişey sanıyor, kim kazanıyo kardeşim, eskidendi o. Şimdi ülkede 50 kişi almıyo öyle para.

Siz olaydınız, siz seveydiniz. Davulun sesi uzaktan hoş gelirmiş.

Siz farklısınız çünkü.

Dr a.d nin de suçu yok kimse kusura bakmasın, kalp yetmezliği mortaldir.. Yapacak bişey de yoktur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.