Kategoriler
Haberler Şiddet

Takdir Sizlerin, Tarafsızlık İlkemiz Sebebiyle Yayınlıyoruz “Çok Önemli Bir Mektup”

Bundan iki gün önce sitemizde bir şiddet haberini “Şiddet Sürüyor” başlığı ile paylaşmıştık. Bu yazıda adı geçen şiddet olayına bizzat karışan hasta yakınından “durumu açıklayan” bir yorum aldık. Kendisi bize olayı detaylıca kendi açısından anlatmış.

Tarafsızlık ilkemiz gereği bu yorumu aynen yayınlıyoruz. ANCAK SORUYORUZ !!!

Hangi hekim görevini icra ederken ÜÇ KABURGASININ kırılmasını hak ediyor?

Bu satırları okuyan değerli hekim ya da sağlık çalışanı arkadaşım, lütfen bu haberi tüm meslektaşlarınıza iletin; iletin ki hekim kaburgasını kırma endikasyonlarını herkes öğrensin. 

İŞTE O YORUM!

Sitenizde yayınlanan Şiddet Sürüyor olayında tek mağdurun doktor Aleks Değirmencioğlu olarak gösterilmesi, sürecin tek mağdurunun tabipler olarak algılanmasına ve değerlendirilmesine yol açmaktadır. Gerçekte sürecin asli ve gerçek mağdurlarının hastalar ve hasta yakınları olduğu gerçeğinin üstü örtülmektedir.

Dr. Aleks Değirmencioğlu’na yönelik şiddet olayında adı geçen ve ifadesi alınan 3 hasta yakınından biri olarak, sağlık sektöründe hipokrat yemini etmiş tabiplerin kirlenmenin kirletilmenin sıradan birer nesnesi konumuna getirilmeye çalışılmasından ve gelmelerinden duymuş olduğum üzüntü ve kaygı ile gerçekte mağdur olanın tarafların tümü olduğunun algılanabilmesi için olayın hikayesi ile birlikte ele alınıp değerlendirilmesi gerektiğine inanarak, süreci ve olayın hikayesini sizler ile paylaşarak sağlığın yani insanın metalaştırılmasında tabiplerin üstlendiği rol ile yaratılmaya çalışılan devasa sektörün oluşum sürecindeki sıradan bir hikayesini sizlerin aracılığı ile paylaşarak konuya duyarlı kesimlerin değerlendirmelerine sunmak isterim.

Babam R.A.T. 1996 yılında olduğu by-pass  ameliyatından bu yana tüm rutin kontrollerini bir gün bile aksatmadan  ve geciktirmeden Florans Nintingerde Dr.C. L.’na düzenli olarak yaptıran oldukça bilinçli ve disiplinli bir kalp hastasıdır. Kasım ayı başında gelişen acil durumunda doktoru C.L. ye ulaşamayınca tarafımca Maslak Acıbadem acil servisine götürülmüştür. Acilde Dr. A.D. tarafından gerekli müdahale yapılarak servise alınmış ve serviste tedavisine gene Dr. A.D. tarafından devam edilmiştir. Dr. A.D. hastamızın Comadın adlı ilacı kullanmasının zorunlu olduğunu, bu ilacın kullanımının iç kanamaya yol açabileceğini ifade ederek, hastamızın periyodik aralıklarla kontrolünü talep ederek 2 Kasım da taburcu etmiştir. Hastamız belirtilen periyotlarda kontrole götürülmüş ve gerekli tahliller yaptırılmıştır. En son 30 Kasım 2011 tarihinde tahlil yaptırılmıştır.  Önceki tüm tahlillere ayakta gelen hastasının, son tahlile tekerlekli sandalyede getirilmesine ve bu tahlilinde hastamızın kan değerlerinde HGB 7,1 HCT 22,8 olmasına rağmen, hastamızın bir ara bir dâhilîciye gözükmesinde fayda olabileceği ifade edilerek, Hipokrat yemini yapmış bir tabip duyarlılığı ile hastasının durumu ve tahlil verileri yok sayılıp başka bir açıklama yapılmadan evine gönderilmiştir.

1 Aralık 2011 Perşembe günü hastamız baygınlık geçirmiş ve ardından kusmaya başlamıştır.  Hastamızın Florans Ningtingerdeki doktoru C.L aranılarak, F.Ningtinger aciline tarafımca götürülmüştür. Dr. C.L. servisten acile gelerek hastamıza bakmış bizden hastasına ne olduğunu sormuş ve benimde 1 aylık sürece ilişkin bilgi ve tahlil sonuçlarını kendisine vermem üzerine, hastamızda hiç kan kalmadığını, hastamızın ölüme terk edilmiş olduğunu ve yapacak bir şey kalmadığını ifade etmiştir. Kız kardeşim ile beraber bunu hastaya hiç bir şekilde söylememesini talep ettik ve Dr. C.L. acilden ayrılarak servisine geri döndü. Acildeki görevliler yoğun bakımlarının dolu olduğunu, hastamızı kaybetmek üzere olduğumuzu acilen tam teşekküllü yoğun bakımı olan bir hastaneye nakledilmesi ve kan verilmesi gerektiğini belirtmeleri üzerine hastane arayışına başladık. Hastane arayışımız sırasında hastanız ölüyor acele edin denince, ben burası hastane değil mi, kan verilmesi gerekiyorsa elinizde kan yoksa kan grubumuz aynı alın ve verin diye acilde bağırıp çağırmaya başladım. Başhekim olduğu söylenen biri tarafından merak etme hastanıza burada her türlü müdahale yapılır denilerek sakinleştirilmeye çalışılırken, bir an evvel yoğun bakıma alınması gerektiği tekrar vurgulandı. Biz zaten gerek kendi olanaklarımızla gerekse meslektaşlarınız olan tabip dost ve yakınlarımız aracılığı ile hastaneler ile bağlantı kurarak oldukça stresli ve baskı altında yoğun bakım arayışı içindeydik. Bu arada Maslak Acıbadem Hastanesi ile de telefon ile temas kurulmuş, durumumuz hakkında bilgi verilmesine rağmen, hastamızın SGK lı olması nedeni ile hastamızı ancak Dr. A.D. onayı ile kabul edilebileceği tarafımıza ifade edilmiştir. Hastamızı yatırarak kan nakli yapabileceğimiz hastane arayışımız yaklaşık 1,5-2 saat sürmüştür. Bu sırada acildeki görevliler sürekli olarak yer bulamadınız mı diye sorup vakit kaybetmenin hastanın durumunu kritikleştireceğini hatırlatıp duruyorlar. (Ne tabiplik ne insanlık değil mi) Bu süre zarfında Maslak Acıbadem hastanesi 4-5 kez aranılarak Dr. A.D. den onay alınmak üzere irtibat kurulmaya çalışılmış ama kendisine hastasının hayati tehlikesi olmasına rağmen bir türlü ulaşabilmek ne hikmetse bir türlü mümkün olamamıştır. Hastamızın SGK lı olması nedeni ile Dr. A.D. na bir türlü ulaşılamıyor ve yoğun bakımın uygunluğu konusunda onay alınamıyor ve bilgi verilmiyordu. Daha önce de yapıldığı gibi hastamızın ve aynı zamanda hastasının SGK lı olması hastanın kaderine terk edilmesi için yeterli bir neden değil di. (?!)

Bir yakınımız aracılığı ile Maslak Acıbadem hastanesi yoğun bakım servisin uygunluğu haberi verildi ve hastamızı buraya iletebileceğimiz bildirildi. Hastanenin acil servisine hastamızı ambülans ile sevk ettik. Ve hastamız yoğun bakıma alındı.

Hastanede yapılan kan tahlilinde hastamıza ait kan değerleri HGB 5,9, HCT 19,4 olduğu görülerek hastamıza  kan nakli yapılarak hayata tutunması sağlandı.

Mesai arkadaşları da dahil olmak üzere bir çok tabip tarafından kalp hastası ve comadin kullanan ve tahlil verilerinde HGB 7,1 HCT 22,8 değerleri bulunan bir hastanın ciddi bir hayatı tehlike ile karşı karşıya olduğu ve hatta Dr. C.L. nin ifadesi ile bu hastanın ölüme terk edilmiş olması tabiplerin insanın metalaştırılması sürecinde yeminlerine karşın gerçekte misyonlarının ne olduğunun sanırım tabipler tarafından da ciddi olarak sorgulanmasını gerektirir.

Kendilerine sağlanan nispi ayrıcalıkları korumak için, sistemin dayatmalarının ardına saklanarak, ruhunu ve vicdanını sisteme teslim ederek sistemin hamiliğine soyunmuş bireylerin, tabiplerin tabi ki bu sistem içinde hiçbir günahı yok. Herkes masum ve mağdur. Tek suçlu sistem. Oysa hiçbir sistemin koruyucusu ve kollayıcısı olmadan ayakta kalabilmesi mümkün olmadığı olamayacağı da hepimiz tarafından bilinen bir gerçek. Sorunu salt sistem sorununa indirgemek, insanın hiçleştirilme sürecinin gönüllü neferliği yapılarak sisteme hizmet etmekten başka bir şey olmadığı olamayacağı bilince çıkartılmalıdır.

İnsanlık tarihi boyunca yerkürede yaratılmış bütün değerlerin insanın bilinçli emeğinin eseri olduğu ve olacağı göz önünde bulundurularak, sistem, sistemin dayatmaları vb. argüman ve söylemler ile insanın hiçleştirilme sürecinin basit sıradan nesneleri konumuna düşürülmeye karşı duyarlılığın yükseltilmesi gerekmektedir.

Hayat ile bağları kopma noktasında olan bir yakınınız. Yoğun bakıma yatırılma zorunluluğu. Hayata tutunabilmesi, kalabilmesi sizin yoğun bakım bulabilmenize bağlı bir can. Ve sonunda hastanız yoğun bakımda. Hayatta tutunup tutunamayacağı daha belli bile değil. İç kanaması var ve kaybedilmiş saatler. Ve  sizin için değerli ve önemli bir yakınınızın hayatla bağlarının kopma noktasına getirilmesinde yapmış olduğu yemine inanıp güvenerek teslim ettiğiniz, insanı ve yaşamı hiçleştiren sistemin dayatması karşısında biat etmek durumunda bırakılmış ve/veya kalmış bir tabip…

Ve şiddet. Mağduriyetin doruk noktasında açığa çıkan şiddet. O kahrolası an mağduriyetin sizi ve tüm bilincinizi teslim aldığı anın yaşanmasında tek suçlu olarak sistemin öne çıkartılması çok eksikli geliyor.

“Takdir Sizlerin, Tarafsızlık İlkemiz Sebebiyle Yayınlıyoruz “Çok Önemli Bir Mektup”” için 9 yanıt

Sırasıyla
1-acıbadem maslak ın SGK anlaşması derhal iptal edilmelidir. Malesef o doktor SGK lı bu değil olamaz.
2-florans naytingel e suç duyurusu yapılmalı,bir hastaya kan vermek için ne yoğun bakıma ne de özel odaya ihtiyaç vardır, acilde sedye üzerinde bile verilir.
Hasta sahiplerini korkutup başından atmak istemedini de ayrıca sorgulanmalıdır.
3-SGK paket programla para oderken kan ve kan ürünlerine para ödememesi hastanın bu yaşadıklarında rolü varmı ciddi araştırılmalı.
4-Bütün bunlar malpraktis yada ihmal dahi olsa bir kaba kuvvet kullanımıyla doktora saldırmayı haklı çıkarmaz. Hipokrat yemini de bağlayıcılığı olmayan geleneksel bir söylemdir. Hak hukuk yoluyla aranır.
SONUÇ: DOKTORA YARDIMCI PERSONELE SALDIRMAK SADECE ÖFKENİ YATIŞTIRMAYA VE TABİKİ HUKUKİ SUÇ İŞLEMENE NEDEN OLUR. BUNUN CEZA KANUNUNDA BİR KARŞILIĞI VARDIR.
T.C.DEVLETİNDE RESMİ VE ÖZEL TÜM KURUMLARDA DEVLET GÜVENCESİNİ VE SORUMLULUĞU TAŞIYAN MESUL MÜDÜRLER VE BENZERİ YETKİLİLER VARDIR.
SİZİN ZORDA KALINCA BAŞ VURUP HAKKINIZI TALEP EDECEGİNİZ YER KİŞİ ORASIDIR.
Saygılarımla.

Uyguladığınız şiddeti mağduriyet kisvesi arkasına sığınarak meşrulaştıramazsınız. Ortada bir hata varsa cezasıda olacaktır. Ancak herkes kendi cezasını kendi yöntemiyle vermeye kalkışırsa kaos kaçınılmaz. Bu yüzden hekime uyguladığınız şiddetin hukuki karşılığını ziyadesiyle almanızı temenni ederim…

Doktoru tarafından bilerek/bilmeyerek ölüme terk edilmiş bir hasta, doktora belki de bu sekilde davranması icin baskıda bulunan saglık sistemi, hasta sagligi icin degil ticaret amaciyla, kar amaci ile kurulmus ve doktorlarına bu sekilde içten ice baskı yapan bir özel hastane, ölümün eşiğinden donen bir babanın durumuna neden olanları belji de mahkemelere olan guven kaybindan dolayi şiddetle cezalandiran hasta yakınları…. Soruyorum: Kim haklı, kim haksız?

İnsanlık tarihi boyunca yerkürede yaratılmış bütün değerlerin insanın bilinçli emeğinin eseri olduğu ve olacağı göz önünde bulundurularak, sistem, sistemin dayatmaları vb. argüman ve söylemler ile insanın hiçleştirilme sürecinin basit sıradan nesneleri konumuna düşürülmeye karşı duyarlılığın yükseltilmesi…
Yukarıdaki metinden bu cümleyi alıp okuduğunuzda anlıyorsunuz ki bunları yazan kişi belli bir literatürü okumuş,ancak anlayıp anlamadığıyla ilgili kaygılarım var.O nedenle birkaç soru sormak isterim:
1.Sorumlu sistem’den kasıt kimlerin ifade edildiğini biliyormusunuz?
(Ben yine de cevabımı vereceğim:sağlık bakanlığı ve siyasi iktidar-çünkü mağduriyete neden olan değişikliklerin hepsi son 5 yılda gerçekleşti ve bu sürede ne bakan ne siyasi iktidar hiç değişmedi)
2.Öfkenizi doktora değil de birebir hatası malum sisteme yöneltseydiniz veya sizin gibi insanlar bunu yapabilseydi, gene de aynı sıkıntılar yaşanabilirmiydi?
3.Bu kadar değerlendirmeden sonra insan hiç affedilemeyeceğini bile bile yazının bir özür ile bitmesini bekliyor,insanlık adına ve hala insanlığın var olduğuna dair bir işaret olsun diye;niye hala bir özür dileme ihtiyacı duymuyorsunuz-yarattığınız şiddetle ilgili?
Dr Vahhac

Hiçbir bahane, mazaret birinin bir başkasına darp etmesini, şiddet uygulamasını haklı gösteremez… Gereği ne ise mutlaka yapılmalıdır…

Bununla birlikte, bence iğneyi biraz da kendimize batırmamız lazım! Hükümetin doktor açığımız yok diyebilmek için, yetişecek doktorun kalitesini gözardı ederek her bulduğu boş arazide tıp fakültesi kurarak, ¨dostlar alışverişte görsün¨ istediklerini-tanıdıklarını doçent, profesör yapabilmek için vakıf üniversiteleri kurarak, tam gün, yarım gün, döner sermaye, performans, özel hastane, devlet hastanesi, SGK’lı, özel sigortalı, emekli sandığı diye ne idüğü belirsiz politikarı sayesinde malasef ve maalesef KALİTESİZ, İLGİSİZ ve BİLGİSİZ hekimler yetişmesine neden olunmuştur. Bunlar yetmezmiş gibi tamamen ticari amaçlarla kurulmuş özel hastanelerinde belirgin, baskın, ticari politikaları sayesinde maalesef bir de PARAGÖZ doktorlar olmuştur. Bu tablo nasıl düzelir, gerçekten bilemiyorum…

Başta da belirttiğim gibi şiddeti haklı çıkaracak bir neden olamaz!!! ve gereği ne ise yapılmalıdır. Ancak kalp hastası olan, yaşlı, HTC:22.8, HB:7.1, coumadinize bir hastaya evine git demek resmen ölüme zemin hazırlamak demektir. Silahla yada bıçakla birini yaralamak ile bir hastayı bu şekilde evine yollamak hemen hemen aynıdır. Her üç durumda da kişi her an ölebilir. Lütfen önce biraz daha BİLGİLİ, sonra İLGİLİ olalım… ve son olarak ta şahsımızın ve çalıştığımızın kurumun ticari çıkarlarını düşünmeden hareket edelim…

Allah icin şiddeti hiç birsey haklı göstermez.Ayrıca sizin öneri diye belirtip eve gönderdi dediğinde madem o kadar ciddi oldugunu düşündünüz niye Hb 7.1 iken acile veya dahiliyeye basvurmadiniz?? İğneyi birazda kendinize batırın.Madem babanız bu kadar bilinçli biriydi kalp krizi geçirene dek Dr a hiç başvurmadıniz mı??yılda en az 1 defa kontrol ettirmek aklınıza hiç gelmedi mı??Dahası sokakta canınızı sıkan biri olsa ona saldırırsınız die korkuyorum açıkcası.Behçet Uz hastanesinde hekimin kolunu kirana 2 yıl hapis cezası verilmişti.Umarım adalet burada da yerini bulur…

Doktor(lar) da suçlu, hasta yakınları da… Hangisinin daha suçlu olduğu konusunda bir şey diyemiyecegim, her iki durumda da karsı taraf olebilirdi!

Selda Hanim sanırım doktor! çünkü yorumları çok subjektif… 7.1 Hb ile neden acile ya da dahiliyeye basvurmamislar diyor, isin vahim tarafı hasta bu kan tablosu ile acilden doktoru tarafından gönderiliyor!!! İkincisi hasta kalp krizi degil sanırım almış olduğu coumadinin de etkisiyle iç kanama geçiriyor. Üstelik hasta ne kadar bilinçli olursa olsun, Dr olmadıktan sonra sonucları nasıl yorumlayabilir ki??? üstelik sonucları yorumlayan bir doktor da evine git bir ara dahiliyeye basvur seklinde öneride bulunduktan sonra… Hele ki ertesi gün Dr C.L. nin gercekten o sekilde bir ifadesi olduysa, bırakın doktorluğu, insanlık ayıbı etmiş!!! böyle bir cümle kurduğuna inanmak istemiyorum, umarım hasta yakınları abartmistir… Ayrica Vural beyin dediklerine yürekten katılıyorum…

Not: Şiddeti tartışmak bile gereksiz!!! Geçerli bir mazereti olamaz… Ortada suc var ise mahkemeler niye kuruldu ki???

dr.A.D. dahiliyeye başvurmalarını önermiş ama gitmemişler,bu ihmal, işte böyle hastaları adli vaka yapıp bildirmek gerekiyor mutlaka… önerilere uymamış, sonra hastam kötü durumda hadi doktoru dövelim…insanoğlu kendi vicdanını rahatlatmak için cevresindekileri suclamaya başlar.

Selim beye cevaben….

evet dr AD ¨bir ara¨ dahiliye plk.ne müracaat etmelerini önermiş! (22 HTC ce 7 HB değeri olan hastayı) Acaba bir aradan kasıt nedir? Bir gün, bir hafta, bir ay??? zaten 24 saat geçmeden acillik olmuşlar. Acaba bu durumda (baygın, şuuur kapalı, HB 5.9) acil yerine dahiliyeye mi gitmeliydi? Doktorluk kolay meslek değil. Böyle bir durumda ben bir ara uğrayın dedim diyerek işin içinden çıkılamaz maalesef… Şiddet uygulayan da böylesine ölümcül hatayı göz göre göre yapan da cezasını almalı diyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.