Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

Çok Önemli bir ihtiyaç (!)

Hasta  Değerlendirme ve Yönetiminde Bütüncül Bir Yaklaşım İhtiyacı;

Bu Yaklaşıma Çözüm Önerisi; Genel Dahiliye Uzmanlığı

1980’li yıllardan itibaren tıptaki baş döndürücü gelişmeler, belirli alanlarda yoğunlaşmayı ve bunun sonucunda da aşırı dereceye varan branşlaşmayı getirmiştir. Ayrıca “hastalık yok, hasta vardır”ı düstur edinerek yetişen eski kuşak hekimlere nazire yapar şekilde  “hastalığı”, “kanıtı”  ön plana çıkarmıştır.

Son yıllarda “bireye özgü”, “bireyselleştirilmiş” yaklaşımlar aslında “hasta vardır”a nazik ve zorunlu bir geri dönüş olarak değerlendirilmelidir.

“Bireyselleştirilmiş yaklaşımlar-sadece tedaviler değil-“ hastayı bütüncül değerlendirmeyi gerektiren bir durumdur. Bu, aslında günümüzde yetiş-tiril-en hekimin kolayca üstesinden gelebileceği bir yaklaşım tarzı değildir.

Tebabetin gelişim sürecinde ilk ayrılık-köklerinden gelen “hekim”lik,”cerrah”lıktan sonra- “Dahiliye” ve “Hariciye “Şeklinde olmuştur. Başlangıçta tüm dahili branşları kapsayan “Dahiliye” son 30-35 yıl içindeki gelişmelerle  “İç Hastalıkları” adı altında daha mütevazı bir şekle bürünmüştür. Ana dallarından koptuğu gibi bugün “yan dal” adını verdiğimiz “üst “dallarından bile kopma noktasına gelmiştir.

Bütüncül yaklaşımda “Orkestra Şefliği” yapması beklenen eskilerin “Dahiliyeci”sine ihtiyaç önümüzde durmaktadır. Günümüzün İç Hastalıkları Uzmanı bu role yukarıda belirtilen değişim sürecinden dolayı istese de-pek de haksız olmayan sebeplerden dolayı- uygun bir yaklaşım gösterememektedir. Çünkü donanım ve felsefi anlamda bütüncül yaklaşıma sahip olamamakta ve kendisi de –haklı olarak- tebabetteki genel eğilime paralel şekilde daha ince ve üst branşlaşmayı tercih etmektedir.

Hastalara bütüncül yaklaşan, değerlendiren kısaca eski tabirle “sevk-i idare” eden bir hekime ihtiyaç olduğu gün gibi açıktır. Kanımca tüm hekimlerden belirli oranda bu ilkeye göre yaklaşım beklenmekle beraber tıptaki gelişmeler daha ince branlaşmayı da gerektirmektedir. Hem genel kavramları içselleştirmek hem de daha uç dallarda branşlaşmak uzun yıllar alacak bir eğitim ve öğretim sonucu olabilir.Bu da pratik anlamda olanak dışı gözükmektedir.

“O zaman ne yapalım” sorusu karşımızda son 10-15 yılda bütün çıplaklığıyla durmaktadır.

Kanaatimce tıp eğitiminde(uzmanlık eğitimleri dahil) yukarıda gerekçesi açıklanan hastayı bütüncül değerlendirebilen “orkestra şefi” yetişmesine  yönelik değişikliklere ihtiyaç vardır.

Bize göre bunun en kolay ve hemen yapılması gereken yolu İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitimindeki değişiklikler olmalıdır. İç Hastalıkları Uzmanlık eğitimi “3+3”şeklinde fomüle edilebilen bir şekilde 3 yıllık temel İç Hastalıkları eğitim ve öğretiminden ( tezsiz bir şekilde) sonra 3 yıllık dallara(İnfeksiyon, göğüs, kardiyoloji dahil) gidebilmeli, ama asıl Genel Dahiliye) Uzmanlığı(GDU) belgesi alacak kişilerin 3 yıl daha gerçekten hastaya bütüncül yaklaşımı yapabilen   ilgili dallarda gerekli rotasyonlarını yapmış şekilde yetiştirilmesi en uygun şekli olarak gözükmektedir.

Bu şekilde yetişmesi beklenen GDU nın bildiğimiz ve üstte de yazdığımız genel rotasyon eğitimi dışında, eğitim programlarına tabi tutulması gerekmektedir.

Bu programlardan bir tanesi “iletişim becerileri” olabilir. “İletişim kazaları”ndan kaynaklandığını düşündüğüm pek çok sorun bu şekilde daha kolay çözülebilir. Hekim-sağlık çalışanı,  hekim-hasta(ve yakını) arasındaki iletişimin hekimlerce kolay bir şekilde  yönetilebilmesi için ciddi eğitimlere(programlara) ihtiyaç olduğu  yadsınamaz bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır.

Gene bu GDU uzmanlarının “yönetim becerileri” konusunda da ciddi eğitim almaları planlanmalıdır. Buradaki kastedilen hastane  yöneticiği değildir. Olayları, ilişkileri yönetme, gerektiğinde empati yapabilen ve gerektiğinde olayların dışına çıkıp objektif bakabilen ve bu yetilerinin gelişmesini ustalarının becerisine ve yeteneğine bağlamayan bir eğitim programı kastedilmektedir.

GDU ları aynı zamanda sağlık hukukçuluğunun ana hatlarını bilecek şekilde yetiştirilmelidir. En azından hukuk dili konusunda Tıp Fakültesi eğitimi sırasındaki temel eksikliğin giderilmesi sağlanabilir.

Bu şekilde yetiş-tiril-en GDU na ülkemizde- batı dünyasında da- giderek artan bir şekilde ihtiyaç vardır. Her hekimin bir kenarından ve kendisiyle ilgili alana baktığı, hiç kimsenin bütüncül bakamadığı bir hastanın, işlerinin kolay bir şekilde bitmesi ve hastada beklenen iyileşmenin olması mümkün değildir.  GDU diğer meslektaşlarının yaklaşımlarında ortak  ya da bütüncül bir nokta bularak hastayı değerlendirebilmeli hastanın ve meslektaşlarının önüne bu yaklaşımını serebilmelidir.

Doç.Dr.Oktay TARHAN

İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Tıbbi Onkoloji Klinik Şefi

“Çok Önemli bir ihtiyaç (!)” için 10 yanıt

çok doğru ve yerinde bir tespit.İnsanı maddeleştiren insani yönü yok sayılan tıp sisteminde hastaya bütün olarak yaklaşan bir uzmanlık alanı olarak Dahliye gittikçe önem kazanmalıdır.Aile hekimliği ise hastane içinde değil 1.basamakta önem kazanmaktadır

Bizim ülkemizde hastaneler olmuş birinci basamak. sevk zinciri gelmeli ve birinci basamakta ehil risk alabilen uzman hekimler çalışmalıdır ancak o zaman hastaneler gerçek anlamda 2. 3. basamak hizmet verebilir.

Dahiliye açısından biraz zorlama bir yorum olmuş. Bahsedilen tanımı en iyi karşılayacak olan aslında tüm dünyada da olduğu gibi Aile hekimliği uzmanlığıdır. Ancak ülkemizde malesef şamar oğlanına dönmüştür Aile hekimliği uzmanlığı, belki ilerde gerçek değerini kazanır

Hocam “AİLE HEKİMLİĞİ” diye bir uzmanlık var! İngilizcesi Family Physician hocam.Google arama motoruna yazarsanız bu uzmanlık alanının ne işe yaradığını ÖĞRENMİŞ olursunuz.

Aslında Aile Hekimliği Uzmanlığı tamda bu yaklaşımı karşılamak adına oluşan bir uzmanlık dalı. Bu alanı geliştirmenin ihtiyacı bu ihtiyacı karşılayacağı kanısındayım. Yeniden bir oluşuma gidilmektense var olanı güçlendirmek hem zaman hem de maliyet açısından daha etkili bir yol olacaktır.

Hastaya genel yaklaşım konusunda ilgili branş zaten vardır ve bu dünyanın hiçbir yerindeki adı genel dahiliye (internal medicine) uzmanlığı değildir.

Hastanın yaşı, cinsiyeti, rahatsızlığının türü ne olursa olsun en doğru yaklaşımın yapılabilmesi için geliştirilmiş branşın adı Aile Hekimliğidir (Family Medicine).

sonunda sesimizi duyanlar oldu sanırım.
fakat genel dahiliyeciliği o kadar sıradan ve değersizleştirdiler ki insanlara başka seçenek bırakmıyorlar

Doktorluk zor ve meşakkatli bir meslek,fakat tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de verilen onca zorlu eğitim ve nöbetlerin karşılığı artık alınamadığından(hem madden hem de manen) yakında bu alanda reel uzman sıkıntısı yaşanacak,zaten bazı ülkelerde örneğin Kazakistan’da tıp tahsili 6 yıldan 5 yıla indirildi.Muhtemelen Türkiye’de de önce tıp okulu süresi indirilecek ve 5+4 yılda süper!uzmanlar yetiştirecekler.Çünkü;yeni jenarasyon nimet külfet dengesine bakıyor,haklı olarak

güzel,düşündürücü ve konunun uzmanı meslektaşlar tarafından tartışılması gereken,yabana atılmayacak bir yazı.hocamıza teşekkürler.

Aile hekimligi veya başka bir isim önemli degil.Ama Aile Hekmine gittigimde Y.Tansiyonum var,tansiyonumu bile ölçmeden ve yerinden kalkmadan “ne ilaç yazalım”,”başka ihtiyaç varmı?”.Oysa bilgisayarında tüm kullandıgım ilaçları görüyor.Tansiyonumu takip etmesi gerekmiyormu?
Her gidişimde mırıldanır seviyede “60 yaşında yılda 1 kez kolonoskopi” yaptırın uyarısı yapıyor.O kadar.Muayene hak getire.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.