Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

Yeni yılda yine o “şey” (!)

Dr.M.Özgür NİFLİOĞLU’nun Kaleminden…

Yeni yıla yine darpla girdik, bu vesile ile aklıma takılanları sizinle paylaşayım istedim.

Şimdi durup “o şey” (!) ne diye merak edenler, hayal kurmayı bıraksınlar lütfen.

Bu akşam iş çıkışında, patoloji bölümünde kıdemli asistan olan bir arkadaşımla otoparkta karşılaştım. Açıkçası yolda yalpalıyordu.

Hayırdır neyin var diye sordum (!)

Sen misin soran.

Aldığım cevap gerçekten içler acısıydı.

Tüm gün formal, etanol ve benzeri uçucu maddeleri, işi gereği “çeken” (!) kıymetli arkadaşım, mesai sonunda kafayı bulmuştu (!)

Tamam, olayı dramatik hale getirdim, kabul ediyorum…

Ama en azından buna yakın bir durumu vardı.

***

Sonra da düşündüm ki çalışma şartlarımızı denetleyen bir mekanizma, çalışma ortamlarımızda yok.

Hepimiz hekimiz ya, bize bir şey olmaz düşüncesindeyiz(!)

Aslında öyle şeyler oluyor ki!

Ameliyat sırasında eline HIV (+) hastanın iğnesi batıyor, koşa koşa intaniyeye gidiyor…

Radyoloji ve kardiyolojide sabahtan akşama kadar radyasyon alınıyor, kimsenin umrunda olmuyor;

Bir aylık şua izinleri, yıllık izin içerisinde kaynayıp gidiyor (!)

Birileri(!) kanunlarla verilen hakları görmezden gelip şuayı kendi belirliyor.

33 saat nöbet,

Acil serviste hekimin uğradığı şiddet,

Klinik içerisinde kimi zaman hekimlerin başına gelen mobbing,

Başvurabileceğimiz hiçbir yer yok farkında mısınız?

***

Hastalar bile hatamız karşılığında bizden tazminat isteyebiliyorken,

Bizlerin hiç bir şeye hakkı yok (!)

Ama en azından “o şeye” (!) ihtiyacı var.

O şey ne mi?

İşyeri hekimi (!)

Hekimin de hekime ihtiyacı var.

Çalışma şartlarımızın da bir şekilde denetlenmeye (!).


“Yeni yılda yine o “şey” (!)” için 2 yanıt

hastanelerde yaşananlar en çok intern hekimleri,ihtisas yapan hekimleri daha çok etkiliyor bende bir hastanede nöbetçi doktora güsterilen şiddete tanık olmuştum nedenide bir aydır hastanede bakım altında yatan yaşlı bir kanser hastasınınki bu hasta son üç gun bilinç kaybıyla yatıyordu.bu gencecik sağlık neferimiz çok uğraşmasına rağmen yaşatamadığı için dayak yedi.bu gece televizyonda izledik bir 112 görevlisi sağlıkçı gençte bıçaklanan bir kadına müdahale ettiği için dayak yedi.yeter artık…. bir konuda karşısına gelen 300-400 hastayı muayene eden bir doktorun o hastalara meta değilde insan gözüyle bakabilmesi.Biz hastalarda meta olmak istemiyoruz.bunun sorumlusu olarakta hekimleri değil bizi onların karşısına ordu gibi çıkarmaya zorlayan sistemi buluyoruz.tüm hekim kardeşlerime işlerinde kolaylık diliyorum

Halkımızın doktoruna sahip çıkmasını sağlamamız gerekiyor,bizim onların çocukları olduğumuzu,onlardan biri olduğumuzu anlatmalıyız,yoksa durumumuz daha kötüye gidecek.Mesleğimiz maalesef siyasi ve kişisel açıdan suistimale fazlasıyla açık,sağlık üzerinden çirkin oyunlar oynanıyor ve bizler sadece seyirciyiz.Kendi etik değerlerimize sahip çıkmalıyız,işimizin zorluklarını ve değerini bire bir medya ve halka göstermeliyiz,biz sadece memur veya robot değiliz,önce insanız ve Türkiye nüfusunun belki de %0.1ini karşılayan, en uzun üniversite süresi okuyan aydın kesimiyiz,kim için okuduk ve hala ömür boyunca okuyoruz? Halkımıza daha iyi hizmet verebilmek için.Önce bizim sağlıklı çalışma koşulları ve standartlarına sahip olmamız gerekir ki hizmetimizn kalitesi artsın,yoksa sen söyle kızım-oğlum, birlikte üzülelim,oldu,geçti diyerek kendimizi avutmakla kalırız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.