Kategoriler
Haberler

Yüzde yüz güvenli kan yok

Nihal Işık- İstanbul’da üç hastaya verilen kanda HIV virüsü tespit edilmesi ve ardından bu hastalardan ikisinin ölmesi birinin bebeğini düşürmesiyle oluşan sağlık skandalı gözleri kan merkezlerine çevirdi. Ege Üniversitesi Mikrobiyoloji ve Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Rüçhan Yazan Sertöz de, yüzde yüz güvenli kan yok açıklaması yaptı

İstanbul’daki kan bağışıyla bulaşan HIV virüsü, 2 hastanın ölümüne bir hastanın da bebeğini düşürmesine sebep olurken Kızılay Genel Başkanı Lütfi Akar da suçlamaları kabul etti. Bunun üzerine güvenli kan ile ilgili görüşlerini aldığımız Ege Üniversitesi Mikrobiyoloji ve Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Rüçhan Yazan Sertöz, “Yüzde yüz güvenli kan diye bir şey yoktur. Risk, tüm kan merkezlerinde var. Fakat bağışçıların düzenli ve bilinçli olması durumunda risk minimuma indirilebilir. Her çeşit mikroorganizmaya karşı testler yapamıyoruz. Zorunlu tarama testleri Hepatit B, Hepatit C, AIDS ve Sifilis için var. Bunun dışında sayısını bilmediğimiz çok sayıda mikroorganizma var. Kan yoluyla bulaşan çok çeşitli hastalık mevcut. Bağış yapan kişilerin riskli davranışta olmaması gerekir. Donör sorgulamalarında tüm kan vericilerine, riskli cinsel ilişki, korunmasız çok eşlilik, damar içi ilaç bağımlılığı gibi sorular soruluyor. Çünkü bu soruların cevaplarını anında testlerle saptamamız mümkün değil. Bağışçının sorumluluk altına girdiği düzenlemeler de var. Ulusal kan rehberinde bağışçının sorumlu olduğu belirtiliyor. Yalan beyanda bulunan bağışçı, sorumlu olarak kabul ediliyor” dedi.

Pencere dönemi her testte var

Kızılay Genel Başkanı Lütfi Akar’ın dikkat çektiği kanda enfeksiyon olduğu halde testlerin negatif bulunduğu ‘pencere dönemi’nde bağışcının HIV virüsü taşıyan kanı Kızılay’a bağışladığı gerçeği, pencere döneminde virüsün mevcut tıbbi teknolojilerle ertesi gün veya ertesi hafta tespit edilmesinin mümkün olmadığını ortaya çıkardı. Her mikroorganizma mutlaka birer ‘pencere dönemi’ olduğunu söyleyen Doç. Dr. Rüçhan Yazan Sertöz ise, pencere dönemlerinin virüsün girdiği sayı, kişinin bağışık yanıtı ve kullanılan testin duyarlılığı ile ilişkili olduğunu söyledi. “İleri moleküler yöntemler ile penceri dönemi kısaltılabilir” diyen Doç. Dr. Sertöz, yine de her testte pencere döneminin olduğunu, uzun seneler sonrası ortaya çıkabilen hastalıkların da olabileceğini, tüm tarama testlerine ve tüm sorgulamalara rağmen riskin sıfır olmadığını söyledi.

Bağışcının vicdanlı olması önemli

Doç. Dr. Sertöz sözlerini şöyle sürdürdü: “Pencere süresi 6 aya kadar uzayabilir. Bu noktada vücuda virüsün hangi yolla bulaştığı önemlidir. Sorgulamalarda da 6 aya kadar bir ameliyat öykünüz var mı, riskli cinsel ilişki yaşadınız mı, diş müdahaleniz oldu mu gibi sorular yöneltiliyor. “Kan bağışı sırasında vicdani bir görevin de yerine getirilmesi gerektiğini açıklayan Doç. Dr. Sertöz, “Sorgulamalarda kan bağışçı soruları gerçekten doğru yanıtlamalı. Biraz da kişinin vicdanı ile ilgili, yoksa başka bir insanın hayatını tehlikeye sokabilir. Ulusal sağlık politikası oluşturulmalı. Güvenli kan, gönüllü kan için düzenli kan bağışçılarının olması gerekiyor. Düzenli donör bilinçlidir, eğitimlidir ve risk minimuma indirilebilinir” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.