Asistan Hekimlere Sesleniyorum

“Eziyet çekmezsen öğrenemezsin”

Hekimlik mesleği büyük oranda usta-çırak ilişkisine dayanır ve yüzyılllardır yeni hekimler, deneyimli olanlardan bir şeyler öğrenmek için asistanlık yapmışlardır. Asistan hekimliğin şartları belki de yüzyıllardır aynı “Eziyet çekmezsen öğrenemezsin.” ilkesine dayanıyor ama sizce de içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda bunun değişme zamanı gelmedi mi? Yakın zamanda özellikle asistanların 33 saati bulan çalışma koşulları ile ilgili pek çok eylem yapıldı ve bu eylemler bir yere kadar başarılı da oldu. Ama itiraf edelim, biziz asıl sorunumuz gerçekten de çalışma saatlerimiz mi?

“Joker eleman olarak görülüyoruz”

Çalıştığımız klinikte bize eğitim vermekle yükümlü kişilerin bırakın eğitim vermeyi, bizleri kendileri yerine kullanılacak joker eleman olarak gördükleri doğru değil mi? Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanesinde ihtisas yapmakta olan bir asistan hekim olarak benim en büyük sorunum, hukuk dışı uygulamalarda kullanılmak (yani başkasının adına hasta bakmak zorunda bırakılmak) ve bırakın bir hekime, insana bile yakışmayacak davranışlara maruz kalmak.

“Köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek istemiyoruz”

Açıkçası çalışma saatleri bunların yanında daha küçük sorunlar gibi geliyor. Bu ülkedeki asistan hekimlerin -haydi hepsinin demeyeyim- çoğunun poliklinikte bir uzman hekim yerine hasta bakmak zorunda bırakıldığını ve adına hasta bakılan uzmanın, asistanın bu emeği üzerinden döner sermaye aldığını, bunun asistana hiçbir getirisi olmadığını Türkiye’de kaç kişi biliyor? Evrakta sahteciliğe giren bu uygulamaya zorlanmamız ne kadar etik? Esasen suç teşkil eden bu durumda zorla suç ortağı yapılıyoruz ve olası bir dava durumunda uzman hekimlerimizin arkamızda durmayacağını da adımız gibi biliyoruz. Bakanlık belki de bizim uzmanla birlikte hasta baktığımızı, uzmanın da o sırada poliklinikte bulunduğunu düşünüyor olabilir ama habersiz bir teftişle durumun böyle olmadığını kolayca saptayabilir diye düşünüyorum. “Köprüyü geçene kadar ayıya dayı deme” mantığıyla yıllardır susturulan asistanlar, sizleri artık sesinizi çıkarmaya davet ediyorum.

“Merkezi sınavlarla uzmanlık verilmeli”

Ne “yapabiliriz ki, sonuçta uzmanlık sınavımıza girecekler ve sesimiz çıkarsa uzmanlığımızı geç verirler” diyorsunuz, biliyorum. Haklısınız, bence bu sistemin de bir an önce değişmesi ve board sınavı gibi merkezi ve belki muayene gibi becerileri de içeren çok katmanlı bir sınavla asistan hekimlere uzmanlıklarının verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Suç ortağı olmak istemiyoruz

Mevcut sistemin çağ dışı olduğu bir gerçek. Objektifliği yok eden böyle bir sistemde kimin ne şekilde, ne kadar bilgi ve beceri ile uzman olduğu belirsiz. Asistan hekimlerin “Uzmanlığımı alamam” korkusuyla sindirilmeye çalışılmasına bir son verilmeli artık! Bizim şu aşamada yapabileceğimiz şeyler ise; belki tüm hastalara aslında uzman hekim adına numara aldıklarını ve uzman doktorun poliklinikte olması gerektiği halde olmadığını söylemek ve mümkün olduğu kadar iş yavaşlatmak olacaktır. Artık suç ortağı olmamak dileğiyle, daha iyi bir uzmanlık alabileceğimiz günlere…

Dr.Mustafa Birbilen

One comment

  1. USTA ÇIRAK ilişkisimi,Deneyimin hızlı aktarılmasımı?
    “Usta çırak” orta çagdan kalan bir zanaat-ürün yapma-deneyinin aktarılma ilişkisidir.Süreç çocukken başlar,zaman boldur ve ürün aynıdır,değişim azdır,yüzeyseldir veya yoktur.Zaten çocuk büyüyünce onu biraz çaba ile yapar.
    Şimdiye kadar USTA ÇIRAK ilişkisini savunan Hocalar içinde “hasta” temel oldugu için asistanlar bu izlemcilikle yetiştirilmeye çalışıldı ve bu böyle sürüyor.Cerrahi asistanı bir yıl basit TIP aletini bile eline alamıyor.Nasılsa bol zamanları var.Oysa bu pratige yönelik bilginin aktarımı artık çok kısa sürede yapılmalıki,asistan daha fazla bilgi,deneyim,gelişimi saglayabilsin.
    Bilginin dolaşım hızı artmış,herkesin anında ulaşılabilen noktaya gelmiş iken,BİLGİNİN EDİNİMİ,ÜRETİMİ,GELİŞİMİ,DEGİŞİMİ de hızlanmış iken pratige yönelik bilginin geç,yavaş verilmesi asistanların bilgi edinme ve ÜRETİMİNİ engellemesini anlamak mümkün değildir.
    Artık her şeyi BİLEN ve ÖGRETEN hocalar döneminden,HER ŞEYİ ARAŞTIRAN,ÖGRENEN VE UYGULAYAN genç asistanlarla birlikte geliştiren,yönlendiren hocalar dönemi başlamalıdır artık.
    Bunun en güzel örneklerini elektronik ve bilgisayar sektöründe görmekteyiz.
    Genç beyinlerin yaratılıcılıgını..Ürticiligini…
    Bizde Genç asistanların yaratıcılıgını görmek istiyoruz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.