Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

Daima yalnız yürüyeceksin!

Bir Tıp Bayramı haftasını daha geride bıraktık. Siyasilerden ve resmi ağızlardan gelen açıklamalara meslek örgütlerinden yapılan açıklamalar eklendi. Bolca laf…

18 Mart 2012’de İstanbul Tabip Odası bir yürüyüş de düzenlemiş, duyurusu şöyle:

Resmi sitelerindeki daha geniş duyuru da bu linkten görülebilir.

Yok mu bir eksiklik? Olmaz olur mu…

İTO’nun ve TTB’nin çok sayın yetkilileri, gelin sizinle bir hesap yapalım (bu hesabı sizin çoktan yapmış olmanız gerekirdi ama olsun, geç olsun da güç olmasın).

Halihazırdaki devlet hizmet yükümlülüğü (DHY) uygulamasına esas teşkil eden kanun Haziran 2005’te yürürlüğe girdi. Buna göre.

1) 2005’ten beri tıp fakültelerinden mezun olan her hekim bu kanunun mağdurudur. 7 sene, her sene 4000 mezun desek, 28000 doktor.

2) Uzmanlık eğitimini 4 sene kabul edersek 2001 Eylül TUS’undan başlayarak 2005 Haziranına kadar uzmanlık eğitimine başlayanlardan bu eğitimi tamamlayanlar da kanun kapsamındadır. 8 TUS dönemi, 500’erden saysak, eder 4000 kişi daha.

Asgari hesapla 32000 doktor. Memlekette yaklaşık 110000 doktor var. Meslektaşlarımızın %30’u ediyor yani bu kanunun mağdurları.

Ve bir mesleğin mensuplarının %30’una dair tek satır göremedim yine açıklamalarınızda. Meslektaşlarımızdan %30’u köle olarak çalıştırıldı, çalıştırılıyor, çalıştırılacak. Diplomaları gasp edildi. Kimisinin ailesi parçalandı ve zorunlu hizmet bittikten sonra bile ailelerinin yanına dönemiyorlar mevcut tayin/atama kriterlerine göre. Doktorları bu devletin eşit vatandaşları olmaktan men eden bir insan hakları ihlali var ortada. Bu, öncelikli bir problem değil midir size göre? Öncelikli olmasa bile, en azından o listede kısacık bir yeri hak etmez miydi?

İTO’nun duyurusunda sıralanmış problemlerin hiçbiri net olarak tanımlanmış şeyler değil. Oysa DHY net tanımlıdır. Nasıl uygulandığı, hangi kanuna dayandığı, nelere sebep olduğu bellidir. Belirsiz düşmanlara kargı sallamaktansa, ne olduğu belli bir problem konusunda çözüm üretmeye çalışma imkanı vardır burada. Diyebilirsiniz ki, “Anayasa Mahkemesi’ne bile gidildi, hallolmadı işte”. O zaman ben de derim ki “Sıraladığınız problemlerin bazıları da kanunla hüküm altına alınmış meseleler, DHY ile mücadele edilemiyorsa onlarla da mücadele edilemez”.

Uzun lafın kısası:

Neden DHY gündeminizde değil? Bir gün gündeminize girecek mi?

Böylesine temel bir meseleyi yok saydığınız sürece, ne kadar yürüyüş yaparsanız yapın meslektaşlarınızın bazıları yanınızda olmayacak. O meşhur şarkıyı biraz değiştirirek söylersem:

Daima yalnız yürüyeceksiniz (you’ll always walk alone).

Veya belki ben yanlış anladım. Aslında, bunu bize söyleyen sizsiniz. Devlet diplomamızı çalarken, rüzgara karşı biz yalnız yürüyeceğiz. Siz, bizi yalnız bırakmaya devam edeceksiniz.

Peki, o zaman meslek örgütü olarak ne işe yaracaksınız?

İsmail Burak Bal’ın Blog’una ulaşmak için tıklayın
İsmail Burak Bal

“Daima yalnız yürüyeceksin!” için bir yanıt

Üç yıl önce hatırlarsanız YÖK, öğretim üyelerine mecburi hizmet getirmeye heveslenmişti. Ne komiktir ki, İTO hemen kararı AİHM’e götüreceğini açıklamıştı.
(http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=11120665)

Bizim mecburi hizmetin, anayasa mahkemesinde onaylanması ile AİHM yolu açılmıştı. TTB ve tabip odalarının hepsi başlarını kuma gömdüler.
Hocalar, büyük şehirlerde doktor sayısını azalttığı için mecburi hizmetten memnun. TTB’nin de çeşitli nedenlerle memnun olduğu aşikar. Genç hekimler olarak, bu konuda yanlız olduğumuzu biliniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.