Kategoriler
Haberler

Dr. Eriş Bilaloğlu’nun TTB hakkındaki makalesi WMJ’de

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ (TTB):

TÜRKİYE’DE EVRENSEL HEKİMLİK DEĞERLERİNİN VE HEKİM HAKLARININ SAVUNUSU 

TTB bugünkü adıyla 1953 yılında kurulmuşsa da geçmişi 1929 tarihli Etibba Odalarına dayanır. Tarihi 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi ve demokrasisinin gelişimi ile paralel bir seyir göstermiştir. 

TTB kuruluşunda bütün hekimlerin üye olduğu bir yapı iken her türlü demokratik örgütlenmeyi şiddetle yok eden ve gelişmemesi için Anayasal düzenleme yapan 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası serbest çalışan hekimler dışında üye olma zorunluluğu kaldırılmıştır. Türkiye’de 1923’te 700’e yakın hekim varken 1953’te 7000’lere ulaşmıştı. 2012 itibariyle ise hekim sayısı 120 binin üzerindedir. 

TTB’nin ilk Başkanı aynı zamanda 1957-58 yıllarında Dünya Tabipler Birliği başkanlığında bulunmuş, Ekim 1957’de 11. Dünya Hekimlik Kurultayı İstanbul’da yapılmış, Çatışma Durumlarında Hekim Tutumu o toplantıda düzeltilmiştir. 

TTB’nin tüm ülkeye yayılmış, yöneticilerinin 2 yıllık seçimlerle belirlendiği 65 yerel odası bulunmaktadır. TTB hekimlik alanının bütün sorunlarıyla ilgili olup gönüllü çalışan üyeleriyle faaliyetlerini yürütmektedir. TTB çatısı altında tıp öğrencileri, genel pratisyenler, işyeri hekimleri ve uzmanlık dernekleri de özerk bir yapı olarak kurumsallaşmış olup Avrupa Tıp uzmanları Birliği (UEMS) ile yakın ilişki yürütmektedir. Faaliyetler arasında Hekimlik Meslek Etiği Kuralları (1998), etik kılavuzlar hazırlanması için Etik Bildirgeler Çalıştayları yapmak, mesleki disiplin süreçlerini yürütmek, hekim özlük haklarıyla, malpraktisle, hekimlik uygulamalarıyla ilgili yasa teklifleri hazırlayıp sunmak, hekim insan gücü, tıp eğitimi,  sürekli mesleki gelişim, kredilendirme, Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon sürecine destek vermek, hekimlik işlemleri birimlendirilmesi, rehber ücret tarifeleri oluşturmak ve her yıl yayımlamak, olağandışı durumlarda sağlık hizmetleri, kadın hekimlik ve kadın sağlığı, hasta haklarıyla ilgili çalışmalar yürütmek, halk sağlığı, yaşlı, çocuk istismarı, cezaevindekilerin sağlık sorunlarına dikkat çekmek, insan hakkı ihlalleri, sigara, çevre sağlığı, hidroelektrik santrallere, nükleer santrallere, savaşa karşı etkinlikler ile her anlamda barışı savunan çabaları sayılabilir. 

Bütün çalışma alanları içerisinde özlük hakları ve tıp eğitimi özel bir önem ve ağırlık oluşturmaktadır. 

-TTB 1980 sonrası yakın tarihi içerisinde hekim özlük hakları mücadelesini üstlenmiş ve ciddi bir mücadelenin odağı olmuştur. Özellikle 2003 sonrası “her şeyin fiyatını bilen ama değerini bilmeyen”, hekim emeğinin ucuzlatılması, tüm topluma yönelik taşeronlaştırma, güvencesiz çalışma, geleceksizleştirme çizgisine karşı yürüttüğü mücadele Sağlık Bakanının sunularında bile “TTB’nin gürültülü ve yoğun muhalefeti” olarak yerini bulmuştur. Özlük hakları ile sağlık hakkı alanında yasa teklifleri ve görüşler, hukuki girişimlerin yanında zaman zaman kamuoyuna yönelik miting, GöREV/GREV olarak adlandırılan iş bırakma etkinlikleri yapılmaktadır.

 -Türkiye, iktidarın zorlamasıyla, bugün dünyada tıp fakültesi açma hızı açısından en önde gelen  ülkedir.   2006’da 50 olan tıp fakültesi sayısı bugün 83 olup 2011’de 9000’e yakın tıp öğrencisinin kaydı yapılmıştır. Türkiye’de tıp fakültesine başlayan tıp öğrencileri büyük bir oranda mezun olmaktadır. Hiçbir alt yapı, standart gözetilmeksizin açılan tıp fakülteleri ilgili öğretim üyelerinin bütün özverilerine rağmen çok ciddi bir niteliksiz hekim yetiştirme sorununu doğurmaktadır. 

Türkiye’de keyfi ve hukuksuz uygulamalar özellikle iktidarlarca çok sık yapılan işlerden olduğu için yoğun bir iş yükü olan ama çok etkin bir profesyonel hukuk bürosu da bulunmaktadır. Ayrıca farklı aralıklarla çıkan ve yayın kurulları gönüllü olarak çalışan ağırlıklı birinci basamağa yönelik Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi, işçi sağlığı ve güvenliği alanı ve çalışanlarına yönelik Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisi, sağlık ve politika içerikli yazılara yer veren Toplum ve Hekim Dergisi ile merkezi etkinlikleri ve duyuruları önceleyen Tıp Dünyası gazetesi bulunmaktadır. 

Ne yazık ki TTB’nin bu etkinlikler içerisinde hiç istenmeyen ve arzu etmediği alanlarda tecrübe birikimi olmuştur. 1980 Cuntasıyla yaşanan işkence ve zalimane tutumların yaygınlığı, insan hakları ihlalleri, bu durumların saptanması ve hekimlerin etik yaklaşımı açısından meslek birliğinin rolü öne çıkmıştır. Bu birikim sonucu Birleşmiş Milletlerce onaylanmış İstanbul Protokolü İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi için El Kılavuzu’nun oluşturulmasında önemli bir katkı sunulmuştur. 

1985 yılında TTB yöneticileri idam cezalarını tıp meslek ahlak kuralları açısından değerlendirerek karşı olduklarını ve yasalara rağmen uygulamada hekimlere yer verilmemesini ifade etmesi, 2000’li yıllarda Türkiye cezaevlerinde yaygın olarak yapılan açlık grevleri nedeniyle hekim yaklaşımı üzerine değerlendirmeleri ve tutumu yüzünden seçimle geldikleri görevlerden alınmaları talebiyle 2 kez yargılanmışlardır. TTB sağlığın, yaşam hakkının önemini bilen bir hekim tutumuyla Türkiye’nin içerisinde bulunduğu çatışma ortamı, bununla bağlantılı yaşanan saldırılar, ölümlerin son bulması ve sorunların barışçıl ve demokratik bir zeminde çözülmesi talebinin de ısrarlı bir dillendiricisi ve sahibidir. 

Kısacası TTB hekimliğin evrensel değerlerinin Türkiye ölçeğinde savunusu ve yorumunu yapmakta, bu çerçevede hekimlik değerleri ile sağlık hakkı zemininde hekim hakları için mücadele etmektedir. TTB, hükümetlerin hekim hakları-hasta hakları arasında ikilem yaratan tutumlarına hapsolmayan bir anlayışla hekimliği sahiplenmektedir. TTB sorumluluklarını dönemsel olarak, nasıl bir Dünya, Türkiye, nasıl bir sağlık politikası soruları ışığında tartışmakta ve güncel yönelimlerini sağlık hakkı ışığında tanımlamaktadır. TTB geçmişe, yakın tarihe ilişkin olumsuz hekimlik uygulamalarını reddeden, tarihinde halk sağlığını önceleyerek oluşturduğu hekimlik birikimini koruyarak geliştirmeyi hedefleyen bir yaklaşımın temsilcisidir. 

Türkiye’de güçlü bir hekimlik birikimi vardır; genç Türkiye Cumhuriyeti tarihi hekimlerin her anlamda ve özel olarak mesleki çabalarıyla (bulaşıcı hastalıklar başta olmak üzere) doludur. Ancak hekimler ve TTB tüm tarihi boyunca halktan gördüğü ilgi ve desteğe rağmen iktidarlar marifetiyle çeşitli güçlüklerle karşılaşmıştır. Bunlar içerisinde iki dönem özel olarak anılmayı hak etmektedir. İlki 12 Eylül 1980 tarihinde darbe sonrası cunta liderinin uygulama ve söylemleri diğeri ise 2003’le başlayan ve günümüze uzanan dönem. Sivil bir iktidar döneminde hekimlere yönelik yapılan baskılar mizah dergilerinin bile sınırlarını zorlar hale gelmiş, özel hekim muayenehanelerinin kapı-pencere ölçüleri, merdiven yükseklikleri belirlenir olmuştur. Hekimliğe ve hekimlere yönelik bir itibarsızlaştırma politikası yürütülmüş ve yürütülmektedir. Kuşkusuz bu durum hastanelere giden üç hastadan birinin acile başvurması, bir hekimin günde 100’ün üzerinde hasta bakmasının verimlilik olarak kabulü ile birleştirilmiş, hasta hakkı sıradan bir tüketici hakkı ve memnuniyetine indirgenmiş, sağlık hizmeti talebi müşteri talebine evrilmiştir. Bu durum politikacıların sorumsuz ve hedef gösteren söylemleri ile birleşerek hekimlere yönelik fiziki şiddeti körüklemiştir. Bu nedenle TTB bünyesinde şiddete karşı çalışmalar yürütmek için Sağlıkta Şiddete Sıfır Tolerans grubu oluşturulmuştur. Sağlık Bakanlığı TBMM’ne bu konuyla ilgili milletvekillerince verilen araştırma önergesine ilgi bile göstermemiştir. 

TTB’nin iktidarın uygulamalarına yönelik tutumu muhalefet yapmak(!), siyaset yapmak(!), ideolojik olmak(!) vb. karalamalara maruz kalmış, Hükümet ve özel olarak Sağlık Bakanlığı’nın TTB ile ilişkileri ve temsilini sonlandırmak için bilinçli bir politika izlenmiş, sanki Sağlık Bakanlığı’nın hiyerarşik bir alt birimi gibi denetleme girişimleri olmuş, son olarak DTB’nin 11 Ocak 2012 tarihinde üyelerini bilgilendirme mektubuna neden olan Kanun Hükmünde Kararname çıkartılmıştır.

Ne mutlu ki bütün zorluklara rağmen TÜRKİYE’NİN KENDİNİ HEKİMLİK MESLEĞİNE, TOPLUMA ADAMIŞ HEKİMLERİ; TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ VARDIR!

“Dr. Eriş Bilaloğlu’nun TTB hakkındaki makalesi WMJ’de” için 3 yanıt

Tüm odalar yıllardır işci hakları,hasta hakları,halkın çıkarlarını savunma adına hep yapılanlara hep karşı çıktı.Bunun üyelerinde,halkta hiç bir karşılıgı olmadı.Alın İMO yu Van en güzel örnek üyelerinin kontrol ettigi projelendirdiği kaç bina yıkıldı.Ama Ülke çapında kolon kiriş baglantısı,demir kalınlıgı,beton kalitesi ile kaç Demir+Beton ustası yetiştirdi ve Mühendisi eğitti.
Aynı şey TTB içinde geçerli hep “hasta” ve “halk saglıgı” ile ilgili mücadeleyi öne çıkarıp “Tabip” haklarının arka plana itilmesine sebep oldu.Artık liberal ekonomide “Tabip” haklarını hasta,genel saglıgın arkasına sıgınmadan ortaya koyma zamanı geldi ve geçiyor.
Bunu niye söylüyorum;”hasta” her zaman istedigi sağlık hizmetini aldı.Ama yeşil kartala,ama ricayla,ama muayenehanelere giderek.Sonra 3-5 TL katkı payını öne çıkarıp,döner sermayeden 500-2000 (tahmin ediyorum) TL fark olan tabipleri şikayetini dile getirmeniz gerekmezmi?
Bu alınan paraları ve farkları gören halk,3-5 TL yi savunmanıza olumlu bakabilirmi?
Artık olumlu ve yapıcı,düzeyli “Tabip” hakları,TIP fak.Ögretim üye şikayetlerini,TIP egitimi,Zorla gittiginiz üst egitiminizi engelleyen mecburi hizmet ile ilgili taleplerinizi kalın çizgilerle vurgulayarak isteme zamanı gelmedimi?Bu iş artık bildiri yazmakla olmuyor,iyibir PR çalışması gerektiriyor.
TIP dışı biri olarak bu talepleri iyi bir PR çalışması ve sırayla, kazandıkca bir ileri adımla tamamlamanız en büyük dilegimdir…

Kendınız dedınız ” artık liberal ekonomide “Tabip” haklarını hasta,genel saglıgın arkasına sıgınmadan ortaya koyma zamanı geldi ve geçiyor. ”ama unuttugunuz bısey var.ttb hıc bır zaman lıberalleşmeyı kabul etmemiştir.sosyalıst kokenlıdır ve oyle kalacaktır.

Sn Azad
1950 den beri liberal ekonomi uygulanırda TTB bu liberalleşmeyi kabul etmez öylemi? Yöneticileri ve onları destekleyenler Sosyalist kökenlidir demek istiyorsun sanırım.Gerçekten öylemidirler ?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.