Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

Neden göz ardı edilir?

Uz.Dr.M.Özgür NİFLİOĞLU

Tıp fakültesindeydim. Kaçıncı sınıftım hatırlamıyorum. Bildiğim tek şey, elimde o gün içerisinde “acele postaya”  yetiştirilmesi gereken bir evrağım olduğuydu. Son bir imza kalmıştı. Yirmi küsür kişinin onay verdiği bir belgeyi fakülte sekreterine imzalatacak, sonrasında da rüzgar gibi uçarak postaneye yetişecektim. Sekreter ne dese beğenirsiniz? “bürokraside acil iş olmaz”. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Ancak kararlılığım sekreterin üstesinden geldi; sekreterin yanından, kapısını açık gördüğüm dekanın odasına hızlıca girdim. İmzayı aldım ve çıktım. Unutmadım.

O zamanlar öğrenciydim. Hekim olduğumda gördüm ki bürokrasi daha da yavaş işliyor. Olması gerektiği gibi ve size sorulmadan gerçekleşiyor herşey. Sizin fikrinizin hiçbir değeri yok. Çünkü ortada bürokrasi var (!) ve önemli olan “nişancı’nın*” ne düşündüğü, sizin ne istediğiniz değil. 

Genç hekimler ne yazık ki çalıştıkları ortamlarda ekseriyetle söz sahibi değiller. Bu durum, karar veremediklerinden ya da kararsız olmalarından kaynaklanmıyor. Nedense böyle bir anlayış, böyle bir “teamül” yerleşmiş sisteme. Büyüklerimiz nasıl buyurursa o doğrudur denilmiş ve üzerine bir söz bile söylenmemiş. 

Oysaki tarihi pratiğimize baktığımızda, durum hiç de böyle değil. Kanuni Sultan Süleyman bir işe kalkışacağı zaman, fikrini mutlaka aldığı Pargalı İbrahim Paşa, sadrazam olduğunda 29 yaşındaymış. Halep’de Melik Nurettin Zengi, Sultan Selahaddin’e fikir danıştığında, Selahaddin nam-ı diğer Yusuf gayet gençmiş. Ancak ne oldu da gençleri önemsemez hale geldik, esas merak edilmesi gereken konu bu. 

TÜİK’e göre ortanca yaşı 29 olan toplumumuzda, genç hekimler, geleceklerini tesis eden kararlarda, çoğu kez söz sahibi değiller. Bu durumun temelde birçok önemli nedeni var: 

İlk neden, hekimlerin ölümle yaşam arasında oynadığı ciddi rol ve bunun getirdiği sarsılmaz özgüven. Bu özgüven doğal olarak, yaş ve rekabet arttıkça “ben” en iyisini bilirim buhranına dönüşüyor. Bu buhran, genç hekimlerin “değerli” fikirlerini, kıdemlilerinin gözünde kendiliğinden değersiz kılıyor. 

İkinci nedenin temelinde, tababette usta çırak ilişkisinin doğurduğu “mutlak otoriter” anlayış yatıyor. Hata kaldırmaz bir iş yapıldığından, tek seslilik ve emre itaat, askeri bir mantıkla bir bölümün her yanına yansıyor. 

Üçüncü neden ise “bir kere ipleri kaptırırsam bir daha beni dinlemezler” diyen anlayıştan kaynaklanıyor. Bilimsel olarak “yeterli” olmayan bazı yöneticiler, bu açıklarını “yönetimsel eziyetle” tamamlama gayreti içerisine giriyor. Aslına bakarsak, yöneticilik ve bilimsel yeterlilik birbirinden çok ayrı kavramlar. İyi bir yöneticinin illa ki çok iyi bir bilimsel alt yapısının olması gerekmiyor, ama ilk sebepte izah ettiğimiz “ben bilirim” anlayışı “ipleri kaptırmamak psikolojisi uğruna”  bu noktada tekrar egemen oluyor. 

Esasında, kimsenin ne ipleri kapmaya, ne ustasına saygıda kusur etmeye ne de herhangi birinin özgüvenini sarsmaya niyeti var. Herkesin tek amacı diyalog zemininde, verimli ve mutlu bir çalışma ortaya koyabilmek. Genç hekimlerin isteklerine ve fikirlerine bu açıdan yaklaşılması ve meselenin bu şekilde irdelenmesi, her “taraf” için ciddi bir kazanç olacaktır. Unutmamak gerekir ki, tecrübe pranga gibidir, bir süre sonra doğru karar vermeyi “çok bilmekten ötürü” imkansız kılar. 

Uz.Dr.M.Özgür NİFLİOĞLU

www.drozgurniflioglu.com

“Neden göz ardı edilir?” için bir yanıt

hocam benim kan değerlerim iyi kolesterolum kan yağım 194 çıktı gel gelelim ayakta duramıyorum sabit bir şekilde sallanıyorum bu konuda yaptıra bileceğim bir test varmı.tsh larım iyi ldl hdl lerim iyi şekerim ayi
kretinim iyi b12 ler iyi yardımcı olursanız sevinirim. elden parmaktan bir test yapılıyormuş ssk veya devlet hastaneside yapılyormu8,sayğılarımla 50 yaşındayım.

Editör : Aile hekiminize başvurmanızı öneririz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.