Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

Zurnanın son deliği diye mi?

Uz.Dr.M.Özgür NİFLİOĞLU

Durumu kabullenme durumu

Uzmanlık eğitimi doğası gereği oldukça edilgen bir süreç. Asistanlığa başlar başlamaz belirgin bir çizginin içerisinde hareket etmekle mükellef olunan bir durum. Nihayetinde de eşsiz bir kabullenme. Dilerseniz bu yazıyı okuduktan beş dakika sonra herhangi bir kliniğe gidin ve eğitim süreçlerine ilişkin asistanlara bir soru sorun. Ne sorarsanız sorun genç hekimlerde “durumu kabullenmenin” ruhlarının derinliklerine işlediğini göreceksiniz. 

Alınan hizmet neden değerlendirilemiyor?

Hizmeti alanın, aldığı hizmeti değerlendirmesi oldukça çağdaş bir kavram. Ancak genç hekimler ne aldıkları hizmeti değerlendirebiliyorlar, ne de hizmetin veriliş şeklini sorgulayabiliyorlar. Oluşan kaotik durum, eğitim sorumlusunun vasfı çerçevesinde ya bir hüsrana ve istifaya ya da “mobbing’in” hakim olduğu huzursuz bir ortama sebep olabiliyor. 

Bir yanda Sağlık Bakanlığı bir yanda YÖK

2011 yılındaki asistan hekim hareketlenmesi sonucunda, bir takım yönetmelik değişiklikleri olması ve bunların uygulanması yönünde adımlar atılması oldukça umut verici. Ancak Türkiye’de eğitimin hem Sağlık Bakanlığı hem de Yüksek Öğretim Kurumu tarafından verilmesi, iki ayrı kurumda yer alan asistan hekimlerin farklı yönetmelik maddelerine tabi olması standardizasyon ve uygulama anlamında ciddi sorun yaratıyor. Birine verilen bir hak, hukuki teknik sebepler dolayısıyla bir diğerine verilemiyor. Önümüzdeki dönemde eğitimin ve ulusal tıpta uzmanlık eğitimi müfredatının oluşması bu sorunun çözümünün ilk adımı olabilir. Ancak eğitimdeki mevcut “ikibaşlılık” yapılacak ya da yapılması planlanan düzenlemelerin “adaletli” uygulanması anlamında ciddi sıkıntılar yaratacaktır. Bu sebeple genç hekimlere, eğitimlerine ilişkin söz hakkı verirken, onlar tarafından yapılan geri bildirimleri alacak; bu çerçevede uygulayacak ve değerlendirecek “paralel akademik bir sistem’in” hayata geçirilmesi şarttır. 

Yeniden yapılanma şart

Toparlamak gerekirse, Türkiye’de uzmanlık eğitimi konusunda çeşitli kurumlar tarafından adımlar atıldığı veya en azıdan atılmaya niyet edildiği su götürmez bir gerçek. Ancak, Tıpta Uzmanlık Kurulu’nda asistan ve genç uzman hekimlerin “şeklende olsa” temsiliyetinin olmaması, ilginç bir nokta. İhtiyaç olan küçük büyük demeden herkesin fikrini alan “eğitimde yeniden yapılanma” .

Uz.Dr.M.Özgür NİFLİOĞLU

www.drozgurniflioglu.com

“Zurnanın son deliği diye mi?” için bir yanıt

Tabi ki zurnanın son deliği değil olmamalı. Fiziki olarak kişilere bahşedilen pozisyonlar kişilerin sahip oldukları meziyetlerin ve yaratıcılıkların hiçbir zaman önüne geçemez. Bu noktada genç hekimlerin geleceğe umutla bakmayı bilen, geleceğini planlayan, geleceği şekillendiren sistem veya kişilere ben de bir noktaya değinmek istiyorum diyebilecek donanıma sahip olmaları gerekmektedir. Zor mu ?? Bence değil…Hayal etmeyi beceren genç hekimler gelecekteki hekimlik, doktorluk ve tababet ne derseniz diyebilirsiniz kavramını dünya lideri olma yoluna taşıyacaklardır..Olması gereken ve bize de yakışan budur.. Gölge etme başka ihsan istemem….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.