Kategoriler
Haberler

Kolon kanseri sonunuz olmasın!

Kolon kanseri en çok görülen kanser türleri arasında üçüncü sırada yer alıyor. Belirti vermeyen ve yavaş ilerleyen hastalık özellikle 50 yaş ve üzerindekileri tehdit ediyor. Acıbadem Adana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Züleyha Çalıkuşu “Erken teşhis edilen kolon kanserinde başarı oranı yüzde 95’lerde.” dedi. 

Kalın bağırsak kanseri olarak bilinen kolon kanseri 50 yaşından sonra görülen kanserler içinde sıklık derecesi açısından önemli bir yer tutuyor. Düzenli sağlık taramaların yapıldığı toplumlarda ise kolon kanserlerinde ciddi bir oranda bir azalma söz konusu. Bu da erken tanının önemini bir kez daha gösteriyor.

Acıbadem Adana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Züleyha Çalıkuşu, Kolon kanserinin tarama testleri ile kolaylıkla saptanabilen ve poliplerin çıkarılması ile de büyük ölçüde önlenebilen bir hastalık olduğunu belirtti. Önemli olanın erken teşhis olduğunun altını çizen Dr. Çalıkuşu, “ABD’de her yıl yaklaşık olarak 30 bin kişinin hayatı kurtarılabiliyor. Erken tanı konulduğunda başarı oranı yüzde 95’lere ulaşıyor. Ancak ülkemizdeki hastaların sadece 5’te 1’inde erken evrede tanı konulabiliyor.” dedi.

KANSER TÜRLERİ ARASINDA EN YAYGIN OLANI

Kolon kanserine dünyada her yıl 1 milyon, Türkiye’de ise 6 bin kişinin bu hastalığa yakalandığını belirten Dr. Çalıkuşu , “Kolon kanseri ülkemizde erkeklerde akciğer, prostat ve mesane kanserinden sonra 4. sırada, kadınlarda ise meme kanserinden sonra 2. sırada görülmektedir. Ülkemizde kolon kanserine yakalananların maalesef yarısı hayatını kaybediyor. Erkeklerde biraz daha sık görülmektedir, erkek / kadın oranı 1.3 dür. Kolon kanseri herhangi bir yaşta ortaya çıkabileceği gibi hastaların yüzde 90’ından fazlasında 40 yaşın üzerinde ortaya çıkıyor. Hastalığı en sık görüldüğü yaş ise 60’lı yaşladır.” diye konuştu.

Acıbadem Adana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Züleyha Çalıkuşu, şöyle devam etti: “Kalın bağırsak kanseri bağırsak poliplerinin büyümeleri ve kanser içeren dokuya dönüşmeleri ile oluşuyor. Kolay belirti vermeyen ve yavaş büyüyen bir kanser türü olan kolon kanserinin geç ortaya çıkan belirtilerini şöyle sıralamak mümkün, kabızlık, ishal, barsak alışkanlığının değişmesi, karın ağrısı, dışkıda kan, ağrılı dışkılama ve sebebi bilinmeyen ani kilo kaybı.”

Uzm. Dr. Züleyha Çalıkuşu, belirtiler ortaya çıktığında, kanseri oldukça ilerlemiş sayıldığı için özellikle risk grubundaki kişilere düzenli kontrollerini aksatmama konusunda uyarılarda bulundu.

TANI YÖNTEMLERİ

Dr. Çalıkuşu, kolon kanserinde kullanılan tanı metotları hakkında şu bilgileri verdi: Dışkıda kan testi: Dışkı laboratuvardan alınan özel bir kağıda konarak ve laboratuvarda inceleniyor. Bu testle dışkıda görülmeyecek kadar az miktardaki kanamanın özel bazı testlerle saptanması amaçlanıyor.

Sigmoidoskopi: Bu incelemede doktor, video görüntüleme cihazına bağlanmış olan bir tüple kalın bağırsağın alt kısmını inceliyor.

Kolonoskopi: Kalın bağırsağın tümünün incelenmesini içeren bir yöntem. Kolonoskopinin de mammografi gibi tarama amaçlı olarak yaptırılması öneriliyor. Doktorlar 50 yaşın üstündeki kişilerin risk durumuna göre 2-5 yılda bir kolonoskopi yaptırması görüşünde birleşiyorlar. Polip saptandığında işlem sırasında çıkarılıyor ve incelenmek üzere patolojiye gönderiliyor.Bir kez polip alınan kişinin daha sonra kolonoskopi ile izlenmesi gerekiyor.

Sanal Kolonoskopi: Tomografi cihazından elde edilen bilgilerin, özel bilgisayarlarla endoskopik görüntülere dönüştürülmesi şeklinde tanımlanan sanal kolonoskopide barsağın tümü görüntülenebiliyor. Sanal kolonoskopi bir cm den daha büyük poliplerin tanısını kolonoskopi ile benzer doğrulukla yapabiliyor. Ancak kalın barsak iç yüzeyinin hastalıklarının tanısı, poliplerin çıkarılması ve parça alınması için standart kolonoskopi yine de gerekebiliyor.

Biyopsi: Bağırsaktan bir parça alınarak mikroskop altında inceleniyor.

TEDAVİ

Ameliyat, kolon kanserinin başlıca tedavisini oluşturuyor ve en çok kullanılan metotların başında geliyor. Ameliyatla tüm kanserli dokunun temizlenmesi hedefleniyor. Onkoloji Uzmanı Dr. Züleyha Çalıkuşu, operasyonda, görünen tümör dokusunun çıkarıldığı durumlarda bile tümörün barsak katmanlarına ve lenf bezlerine yayılımına göre bazı hastaların kemoterapi ve radyoterapiye ihtiyacı olabileceğini belirterek şunları söylüyor: “Kemoterapi ve radyoterapi ile gözden kaçabilecek kanser hücrelerinin de yok edilmesi hedefleniyor.”

Kolon kanserinin erken teşhisle önlenebildiğine dikkat çeken Çalıkuşu şöyle devam etti: “Kalınbarsak kanserlerinin yüzde 80 den fazlası bağırsaktaki polip denilen yapılardan kaynaklanırlar. Polipler barsağın iç yüzünde oluşan, bağırsak içine doğru uzanan yapılardır. Kalın bağırsakta polip bulunma olasılığı yaş ilerledikçe artmakta, 50 yaş üzerindeki insanların yüzde 25-30 unda, 70 yaşındaki insanların da yaklaşık yarısında polip bulunmaktadır. 50 yaşından itibaren yapılan tarama testleriyle bağırsak kanser öncüsü poliplerin saptanarak çıkarılması hayat kurtarıcıdır. Düzenli sağlık taramaları yapıldığında toplumlarda kolon kanserinde ciddi bir azalma olduğu ortaya çıkmıştır. 50 yaşından itibaren toplumdaki herkesin bir kez kolonoskopi ve daha sonra her yıl dışkıda kan testi yaptırması gerekiyor. Ailesinde kolon kanseri geçirmiş olanlar tarama testlerine daha erken yaşta başlamalıdırlar. Sigara ve alkol kullanımı her kanser türünde olduğu gibi kolon kanserinde de önemli oranda riski arttırmaktadır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.