Kategoriler
Haberler Şiddet

Mecliste “sağlıkta şiddet” konuşuldu, işte ayrıntılar…

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ”kendini bilmez maganda ruhlu, sosyopatların sağlıkçılara saldırılarının, vatandaşların sağlıkçılara tepkisi gibi algılanmamasını” isteyerek, ”Bu ülkenin vatandaşları, sağlıkçıların kıymetini bilen insanlardır. Kim bir sağlık mesleği mensubuna fiske vurursa, Sağlık Bakanı’nı karşısında bulacaktır” dedi. 

Akdağ, TBMM Genel Kurulu’da, AK Parti Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş’in, sağlık çalışanlarına yönelik şiddete dair gündemdışı konuşmasına, Hükümet adına yanıt verdi. 

Sağlık ve şiddet; yan yana gelmemesi gereken iki kelimenin, yoğun şekilde tartışılacağı bir günde olduklarını belirten Akdağ, sağlık çalışanlarını, şiddete karşı en güçlü şekilde nasıl korunacağı üzerinde emek verilmesi, çalışılması gerektiğini belirtti. Akdağ, son zamanlarda bu konu üzerine odaklandıklarını dile getirerek, sorunun evrensel olduğuna işaret etti. Akdağ, dünya ve Türkiye’deki sağlık kuruluşlarında şiddet oranının, diğer iş yerlerindekilere göre oldukça yüksek görüldüğünü bildirdi. 

Recep Akdağ, bu konuda Türkiye’de ve dünyada geniş, kapsamlı araştırmanın bulunmadığını vurguladı. Araştırma sonuçları ne olursa olsun, şiddetin, sağlık hizmetleriyle bir arada bulunmasını asla kabul edemeyeceklerini dile getiren Akdağ, tek bir sağlık çalışanının dahi şiddete maruz kalmasını kabul etmediklerini bildirdi. 

Bakan Akdağ, ABD’deki bir araştırmaya göre, sağlık kurumunda çalışmanın, şiddete maruz kalma yönünden 16 kat fazla risk oluşturduğunu ifade ederek, bu aşamada Meclis’in ortak aklına, yargının, basının, meslek örgütlerinin ve muhalefetin samimi desteğine ihtiyaçları bulunduğunu söyledi. 

Sorunu, ”kadim” sorun olarak nitelendiren Akdağ, özellikle İngiltere’de yapılan çalışma ve önlemlerin, şiddeti geriletmeye yetmediğini ifade etti. Akdağ, ancak Türkiye’de, sigara içme yasağında olduğu gibi bir konuya birlikte el attıkları zaman, toplumsal duyarlılığı birlikte geliştirdiklerinde daha hızlı yol alabildiklerini, bu konuda Türkiye’nin potansiyeline güvendiğini anlattı. 

Akdağ, konunun, siyasi polemiklerin kısırlığına kurban edilmemesini isteyerek, evrensel, geçmişten bu yana süren köklü bir sorunla karşı karşıya olduklarını, bunu çözmeye odaklanmaları gerektiğini kaydetti. 

Bir çok hekim gibi hastaları için gözyaşı döken bir hekim olduğunu, milletvekilliği, bakanlığın bunu değiştirmediğini anlatan Akdağ, ”Çoğu zaman hastalarınız için akıttığınız, akıtacağınız gözyaşını hastalardan, yakınlarından saklamanız gerekir. Sağlık ailesi olarak hepimiz kedisini insana adamış aileyiz” dedi. 

Bakan Akdağ, doktor Ersin Aslan’ın hasta yakını tarafından bıçaklanarak öldürülmesine de değindi. Akdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: 

”Gözü dönmüş bir caninin şehit ettiği Ersin kardeşimize hepimizin, milletvekillerinin de içi yandı. Allah’tan kendisine rahmet diliyorum. O pırıl pırıl insana yönelen bıçak, bütün sağlıkçılara olduğu gibi benim de şahsıma yönelmiş bir bıçaktır. Kim bir sağlık mesleği mensubuna bir fiske vurursa, Türkiye Cumhuriyeti’nin Sağlık Bakanı’nı karşısında bulacaktır. Onlara yapılmış her hakareti, her şiddeti kendime yapılmış addediyorum. 

Tam da bu acıyı yaşarken bu sefer Van’dan kötü, ağır bir haber geldi. Bir milletvekili, bu yaralı şehirde, deprem esnasında ve sonrasında büyük hizmetler veren Van Bölge Hastanemizde, bu hizmetlerde büyük emeği olan bir doktora el uzattı. Bu da bizi derinden yaraladı. 

Bu doktor kardeşimiz, eşi olaydan dolayı üzgündü. Bu arkadaşımız, milletvekilinden bu olay bitmesine rağmen hala korkuyordu. İl valisine rica ettim, doktor ve eşi ile hastane başhekim vekiline koruma verildi. Bir milletvekiline karşı, devletin valisi, çalışanını, doktorunu korumak zorunda kaldı. Bu acı bir şey. Bu duruma yarın TBMM ne der göreceğiz, savcılık fezleke hazırlıyor. Ancak bu duruma öncelikle BDP’nin müdahale edeceğini düşünüyor, umut ediyorum. Bu hususta teşebbüsleri var, bu süratle sonuçlandırılmalıdır. Böyle bir fiilin bana göre sonucu, bu milletvekilinin partiden ihraç edilmesi olmalıdır.” 

Akdağ, sağlıkçılara, hemşirelere, acil tıp teknisyenlerine, doktorlara karşı, kendini bilmez, haddini aşan kişilerin, sözlü, fiili saldırılarda bulunduğunun bir gerçek olduğuna işaret ederek, bu tıynette olanların, hekimlerin, sağlık çalışanlarının sahipsiz olmadığını bilmesi gerektiğini söyledi. 

Sağlık çalışanlarına şiddet uygulayacak kadar ileri bir kendini bilmezlik halinin, mutlaka gerekli şekilde cezalandırılması gerektiğine dikkati çeken Akdağ, ”Bu konuda emniyet güçlerimiz gerekli hassasiyeti göstermelidir. Bir kamu kuruluşunda görevi başında bir sağlıkçıya, sözlü ya da fiili saldırı, kişisel şikayet olsun olmasın kanunen rapor edilmek, savcılığa bildirilmek durumundadır. Hem emniyet hem yargımız sağlıkçıya karşı saldırıya hassasiyetle yaklaşmalı, adil şekilde gereğini yerine getirmelidir. Emniyet ve yargının tutumu, maganda ruhlu saldırganlara haddini bildirmekte hızlı ve kararlı olmalıdır. Bütün sağlık ailesi olarak yetkililerden bunu bekliyoruz. Sağlık Bakanı olarak da bunun takipçisi ben olacağım” diye konuştu. 

Akdağ, basına da önemli bir sorumluluk düştüğünü dile getirerek, hiçbir sağlık çalışanı, kuruluşu için yargısız infaz yapılmamasını istedi. 

Süreçte meslek örgütlerine de önemli görevler düştüğüne işaret eden Akdağ, sorunlara dikkat çekmek için eylem yapılmasını doğal karşıladığını ancak eylemlerde halkın sağlık hizmeti alma hakkının ihlal edilmemesi gerektiğini vurguladı. 

Akdağ, sağlık çalışanlarının, büyük bir iş yükü altında çalıştığını, doktor ve hemşire sayısının, son yıllardaki öğrenci sayısındaki artışa rağmen yetersiz olduğunu dile getirdi. Akdağ, sözlerini şöyle tamamladı: 

”Yıllarca Türkiye’de belli gruplar doktor, hemşire sayısının artmasına direnç gösterdiler. Öğrenci sayısı arttıysa da doktor ve hemşire sayımız daha uzunca süre yetersiz kalacaktır. 

Vatandaşlardan sağlıkçılara karşı anlayış, sevgi, saygı empati bekliyorum. Sağlık ailesi, gayret, samimiyet ve fedakarlıklarıyla ancak takdire layıktır. Kendini bilmez maganda ruhlu, hastalıklı ruh haline sahip kişilerin, sosyopatların sağlıkçılara saldırıları, vatandaşımızın sağlıkçılara tepkisi gibi asla algılanmamalıdır. Bu ülkenin vatandaşları, sağlıkçıların kıymetini bilen insanlardır.” 

AK Parti Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş, gündemdışı konuşmasında, ”Bülbüller bizi mutlu edecek şarkılar söylemekten başka bir şey yapmazlar. Hekimler de tıpkı bülbüller gibi ilacın diliyle acınızı dindirecek, sizi mutlu kılacak şeyler söyler” dedi. 

Yetiş, şifanın dağıtıcısı hekimlerin, dokunulmaz olduğunu ifade ederek, bir milletvekilinin doktor dövmesinin korkunç olduğunu kaydetti. Yetiş, bu milletvekilinin, sağlık çalışanlarından bir değil, iki kez özür dilemesi gerektiğini kaydederek, ”Şekli bir parti içi soruşturmayla bu konu geçiştirilmemelidir. Dün polisi, bugün hekimi döven milletvekilleri milletin verdiği vekaleti, milleti dövmek için mi aldı-” diye sordu. 

BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da yerinden söz alarak, sağlıkçıların ve hekimlerin sonuna kadar yanında olduklarını, onlara yönelik saldırıların hiçbirini tasvip etmediklerini açıkladı. 

Kaplan, AK Parti’li bir milletvekilinin 2009’da bir doktoru yumrukladığını ifade ederek, ”Sayın bakan koruma verdi mi, doktorlarla ilgili ne yaptı, partisi ne karar aldı, hekimler Kızılay meydanında durmadan gaz bombalarına maruz kalıyor, bu da bir nevi resmi magandalık, şiddet değil mi- Bu şiddetin karşısında da önlem almayı düşünüyor musunuz-” sorusunu yöneltti.

TBMM Genel Kurulu’nda, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili araştırma önergelerinin görüşülmesine başlandı. 

Genel Kurul’da, gündemdışı konuşmaların ardından AK Parti, CHP, MHP ve BDP’nin; sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili verdiği araştırma önergelerinin birleştirilerek görüşülmesine geçildi. 

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, önergeler üzerinde Hükümet adına yaptığı konuşmada, ”Benim nazarımda bu tarihi bir gündür. Meclis olarak birlikte sağlık çalışanlarını şiddetten nasıl koruyacağımızı araştıracağız. Bu konuda Meclis’in ortak aklına ihtiyacımız var. Kurulacak Araştırma Komisyonu, çok yararlı olacak” dedi. 

Akdağ, 3 yıldan beri odaklandıkları konunun dünyada da evrensel bir sorun olduğunu belirterek, sağlık çalışanlarının diğer mesleklere göre daha fazla şiddete uğradığını söyledi. Konu üzerinde Türkiye ile İngiltere’nin kıyaslanabileceğini anlatan Akdağ, yapılan araştırmaya göre İngiltere’de 1978 yılında sağlık çalışanlarına karşı 65 bin sözel ve fiili saldırı olduğunu, 2001 yılında tekrarlanan çalışmada ise olay sayısının yılda 84 bin olduğunu anlattı. 

Türkiye’deki kayıtlı vakaların, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin arttığını doğrulamadığını ifade eden Akdağ, ancak konunun ”şiddet arttı, azaldı, aynı kaldı” tartışması üzerinde tutmayı yararlı bulmadığını, tek bir sağlık çalışanının bile şiddete maruz kalmasını istemediklerini söyledi. 

Gaziantep’de Doktor Ersin Aslan’ın bıçaklı saldırı sonrasında yaşamını yitirmesine değinen Akdağ, kendisini hastalarına adayan Aslan’a yönelen bıçağın kendisine yönelmiş kabul ettiğini belirtti. Van’da bir milletvekilinin doktora saldırısının ”sağlık sistemine dayandırılamayacağını” ifade eden Akdağ, bazı kendisini bilmezlerin davranışının vatandaşın saldırısı olarak görmemek gerektiğini, vatandaş ile sağlık çalışanlarının ilişkisinde bir arıza olmadığını ifade etti. 

Akdağ, ”Meselemiz polemikler oluşturmak, sistem tartışması yapmak yerine, maganda ruhlu ve şiddet gösterisinde bulunanları hak arama gibi bize yutturmaya çalışanlara karşı ne yapacağımızı tartışmalıyız. O zaman meseleye köklü çözüm bulabiliriz. ‘Sağlık çalışanları, Başbakan ve Bakan’ın sözleri nedeniyle şiddete uğruyor’ demek derdimize çözüm olmaz, yaraya derman olmaz. Sağlık çalışanlarına şiddet uygulayacak kadar ileri bir kendini bilmezlik mutlaka gerekli şekilde cezalandırılmalı. Emniyet yetkilileri bunun gereğini yapmalıdır” diye konuştu. 

Çoğu zaman şiddet vakalarının yerinde anlaşma veya savcılığa bildirilmeden çözülmeye çalışıldığını anlatan Akdağ, ”Emniyet yetkililerine sesleniyorum; bir sağlıkçıya karşı, görevi başında herhangi bir sözlü ve fiili saldırı olmuşsa savcılığa bildirilmemesi, kanun önünde suçtur. Bunun takibin de yakından yapacağız. Kim şiddete başvurursa, o kişinin yakasını bırakmayacağız. Hak arama davranışı olarak şiddeti asla kabul edemeyiz. ‘Başıma şu geldi, o nedenle şiddete başvurdum’ olamaz. Başına iş gelmişse hakkını nasıl arayacağın bellidir” dedi. 

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili olarak alınan önlemler hakkında bilgi de veren Akdağ, kamuda bir ilk olarak sağlık hizmeti sırasında sözlü ya da fiili saldırıya maruz kalanların hukuki haklarını Bakanlık olarak takip eder hale geldiklerini hatırlattı. 

Alınan tedbirleri geliştirmeye devam edeceklerini bildiren Akdağ, ayrıca üniversitelerle işbirliği halinde iş güvenliği ve şiddet konusunda uzman akademisyenlerle büyük bir araştırma başlatacaklarını, bunun tüm sağlık çalışanlarını kapsayacağını söyledi. Bu araştırmayla mevcut durumu kapsamlı olarak göreceklerini, alınan tedbirlerin ne kadar etkili olduğunu gözden geçireceklerini belirten Akdağ, sağlık çalışanlara şiddete başvuranlara uygulanacak cezaların caydırıcı olacak şekilde yeniden düzenlenmesi için Adalet Bakanlığı ile görüştüklerini, olayın kayda alınması ve cezalandırılması sürecini yakından takip edeceklerini söyledi. 

Akdağ, ”Şiddet olaylarını bildirimini zorunlu hale getiriyoruz. Hastane yönetimleri anında bildirimle yükümlü olacak. Bu bilirim yapılmamışsa sağlık çalışanları özel telefon hattı ve web sayfasında doğrudan kendileri de yapacak. Şiddet uygulayanlara kamu davası açılmasını takip edeceğiz. Beyaz kod uygulamasının daha etkin uygulanabilmesi için güvenlik alarm düğmeleri oluşturulacak, mahrem yerler dışında kamera sayısı artırılacak. Riskli alanlarda güvenlik personeli sayısını artıracağız. Güvenlik güçlerine aldıkları standart eğitimlerinin üstüne ilave eğitim vereceğiz” dedi. 

Kamu sağlık kuruluşlarında 900 olan güvenlik görevlisi sayısının 13 bini aştığını ifade eden Akdağ,”Sağlık kuruluşlarına girişleri metal detektör koyabilir miyiz, farklı ülkeleri inceliyoruz, henüz karar vermiş değiliz. Bu konuda sağlık sistemini suçlamak ve hekimlerin itibarsızlaştırıldığını iddia etmek haksızlıktır” diye konuştu. 

BDP Grubu adına konuşan Bingöl Milletvekili İdris Baluken, performans girdabına sokulan sağlık emekçilerinin geçim, gelecek ve etik kaygılar arasına sıkıştırıldığını savunarak, en kutsal ilişki olan hasta-hekim ilişkisinin paraya dönüştürüldüğünü söyledi. 

Baluken, 1 ay önce CHP’nin verdiği araştırma önergesinin görüşülmesinin AK Parti tarafından reddedildiğini hatırlatarak, ”Önerge kabul edilseydi belki de Ersin yaşayacaktı” dedi. 

Sorunun nedenlerinin doğru konulmasını isteyen Baluken, ”Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin asıl nedeni, iflas etmiş olan Sağlıkta Dönüşüm politikalarıdır. Ersin arkadaşımızın yaşamını yitirmesinden sonra grup olarak irkilmeniz sevindirici ama çözümü konusunda hala derin uykudan uyanmadınız. Ersin’in ölümünden sonra sokağa çıkan halkın tepkisi ve duyarlılık sizi irkiltti” diye konuştu. 

CHP Grubu adına konuşan Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Doktor Ersin Aslan’ın ölümünün Araştırma Komisyonu kurulmasına neden olduğunu belirterek, son 15 günde 10 şiddet olayı gerçekleştiğini söyledi. 

Eylül ayında verdikleri Araştıra Önergesinin görüşülmesini 14 Mart Tıp Bayramı’nda Meclis gündemine getirdiklerini hatırlatan Atıcı, ”doktor kökenli de olmak üzere tüm AKP milletvekillerinin şiddetin araştırılmasına hayır dediğini” söyledi. 

Kendilerini her yerde halka şikayet ettiğini belirten Atıcı, şöyle konuştu: 

”O parmaklar kalkmasaydı Ersin ölmeyebilirdi. Hiç iç muhasebe yaptınız mı- Vicdanınızla baş başa kaldığınızda ‘ben nereden yanlış yaptım’ dediniz mi- Hiç kendinizi Recep’lerin tutsağı hissettiniz mi- Şiddetin var olduğunu ve acımasız olduğunu size anlatmak için ölmemiz mi gerekiyordu- Öldük işte. Hep birlikte el kaldırdınız, suçlusunuz. Şimdi sağlık çalışanları solcusu-sağcısı hep birlikte, kol kola girmiş yürüyorlar. Başbakan Erdoğan ise onları kınıyor. Böyle bir Başbakanımız var. Bu şiddete ortak olmak, şiddeti beslemek değil mi- Niye Başbakan ciğeri yanmış hekimleri kınıyor. Burada psikolojik bir durum var. Sağlıkçıları sayıyor onlar az, karşı taraf daha fazla. İşte AKP Hükümeti’nin gerçek yüzü bu.” 

TBMM Genel Kurulu’nda, sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet olaylarının ilgili Meclis Araştırması önergelerinin görüşmelerinde, gerginlik yaşandı. 

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın, her konuşmadan sonra söz alarak yanıt vermesini eleştirdi, Akdağ’ın Meclis’te hep sorun çıkardığını iddia etti. Akdağ ise sorun olmadığını, birbirlerine karşı kibar olduklarını söyledi. 

Vural’ın, ”Palandöken Eczanesi’nden bahsetmek lazım” sözlerine Akdağ, ”Delikanlıysan bahset” diye tepki gösterdi. Bunun üzerine Vural, Akdağ’ın oturduğu sıraya doğru yürüyerek, ”Sen kimsin lan, sözünü geri alacaksın. Delikanlıysan sözünü geri alacaksın” diye bağırdı. Akdağ ise hangi sözünü geri alması gerektiğini sordu. 

Tartışmanın uzaması ve milletvekillerinin Akdağ’ın oturduğu sıraya doğru yürümesi üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşime ara verdi. 

Verilen aranın ardından Vural, Bakan Akdağ’dan yine sözünü geri almasını talep etti. Bunun üzerine Başkanvekili Yakut, tartışmaya neden olan konuşmaların tutanaklarını okudu. Vural, tutanakta geçen ”lan” ifadesini geri aldı. Bunun üzerine Akdağ da gerginlik içinde zaman zaman birbirlerine karşı farklı cümleler kurabildiklerini ifade ederek, Vural’ın sözünü almakta büyüklük gösterdiğini, kendisinin de ”Delikanlıysan söyle” ifadesini geri aldığını bildirdi. 
AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar, bir tane bile sağlık personelinin burnunun kanamasının, kurulacak Meclis Araştırma Komisyonu’nun 4 ay çalışmasına değer olduğunu belirterek, ”Hiçbir sağlık çalışanımızın burnu kanamasın, ayağına diken batmasın istiyoruz” dedi. 
AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar, şiddetle mücadelenin, topyekun sürdürülmesi gerektiğine işaret etti. 
Sağlık ailesi olarak, vatandaşa hizmeti aksatmadan sürdürmeye gayret edeceklerini belirten Ünüvar, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının, vatandaşların en zor günleri, ızdıraplı zamanlarında yanlarında bulunan, en mahremine tanıklık eden kahramanlar olduğunu söyledi. 
Aile içi şiddet, trafik ve sporda şiddetin olduğunu, zaman zaman sağlık alanında da karşılarına çıktığını ifade eden Ünüvar, en dramatik tabloyu sağlıkta gördüklerini kaydetti. 
Ünüvar, şiddetin dün olduğu gibi, bugün ve yarın da olacağını belirterek, bunun sadece Türkiye’nin de sorunu olmadığını vurguladı. 
Sağlık Bakanlığı ve AK Parti Grubu’nun, bu konudaki tavrının cesur olduğuna işaret eden Ünüvar, ”En iddialı bir alanda tartışma yapabilmek, her iktidarın göze alabileceği cesaret değildir” dedi. 
Ünüvar, bir tane bile sağlık personelinin burnunun kanamasının, Meclis Araştırma Komisyonu’nun 4 ay çalışmasına değer olduğunu belirterek, ”Hiçbir sağlık çalışanımızın burnu kanamasın, ayağına diken batmasın istiyoruz” diye konuştu. 
Sağlık çalışanlarının en zor günlerinde yanlarında olduğunu ifade eden Ünüvar, şunları söyledi: 
”Biz onların zor günlerinde niye yanında olmayalım- Onlar bunu fazlasıyla hak ediyorlar. Hepimizin elimizi taşın altına sokmamız gereken bir sorun. Şiddeti ancak vatandaş ile sağlık çalışanlarının birbirini daha çok anlayarak, sevgi ve empati yaparak, bu köprüleri oluşturarak aşabileceğine inanıyorum. Şiddet, kimden, kime karşı olursa olsun kabul edilemez. Şiddetin hak arama yolu olmayacağını, suç olduğunu hepimiz kabul ediyoruz. Topluma da bunu net şekilde anlatmalıyız. Bu tür olayların hak ettiği cezaya çarptırılmaması benzer olayların yaşanmasına zemin hazırlayacaktır. Canla başla bayrağımızın dalgalandığı her yerde görevini yapan sağlık çalışanlarına çok şey borçluyuz. Hekim ve sağlık çalışanları sevgi, saygı, hoşgörüyü fazlasıyla hak ediyorlar. Şiddetsiz bir sağlık ortamı için milletvekillerinin elini taşın altına koymasını, sorunu siyaset ötesi algılayıp, çözüme gidecek yolda cesaretli adım atmasını arzuluyorum.” 
CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker, sağlıkla dönüşümün, ”sağlıkta ticarileşmeye döndüğünü, hastanelerin ticarethaneye, hastaların da müşteri olarak görülmeye başlandığını, özel hastane sayılarının arttığını” savundu. 
Şeker, sağlık personeline yönelik hasta ve hasta yakınlarının saldırısının devam ettiğini belirterek, hastanelerde polis noktası bulunmamasını, hastanelerdeki polislerin sadece gelen adli vakalarla ilgilenmesinin güvenlik için yeterli olmadığını söyledi. 

MHP Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek, sağlık hizmeti sunumunda en önemli kriterin, sağlık hizmetinin kalitesi ve rasyonelliği olduğunu ifade etti. 

Şimşek, çok hasta bakarak, sağlık hizmetlerine kalite gelmesinin mümkün olmadığını dile getirdi. 

Şimşek, Sağlık Bakanlığı’nın bütün şişirmelerine, popülist yaklaşımına rağmen Türkiye’nin, örnek aldığı ABD ve AB ülkelerine göre çok gerilerde kaldığını savundu. 

Kaynak: meclishaber.gov.tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.