Kategoriler
Haberler

Uludere’den Pozantı’ya TTB’den 23 Nisan mesajı

23 Nisan 1920; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşu.

23 Nisan 2012’deyiz ve bugün “nasıl bir Meclis?” diye sormadan edemiyoruz:

-%10 barajı ile ve çoğunluğu parti liderlerinin belirleyiciliğinde girebilen milletvekillerinden oluşmuş bir Meclis var.

-Meclis’e bile getirilmeden sağlık alanının tamamını ilgilendiren düzenlemelerin Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlüğe konulduğu bir irade (?) var.

-Bu irade Meclisin iradesi mi diye sorduğunuzda Meclis iradesiyle komisyonlardan(!) geçirilen “4+4+4” var.

İşte bu Meclis şimdi de Türkiye’nin yeni (!) Anayasası’nı yapacak.

23 Nisan 2012’deyiz ve “çocuklarımız için nasıl bir gelecek?” diye sormadan edemiyoruz.

Çocuk haklarını,
çalışan çocukları,
sokakta yaşayan çocukları ,  kız-erkek çocuklara tacizi, istismarı,
kız çocukların okula gitme durumlarını,
dershaneye gidebilme olanaklarını,
eğitimin durumunu,
beyinlerin nelerle “doldurulmakta” olduğunu,
engelli çocuklarımızın koşullarını,
her doğan çocuğumuzun ne kadar borçla doğduğunu,
ve cezaevindeki çocukların durumunu…

Son aylarda en üst düzeyden “dindar bir nesil yetiştirmeliyiz” ile “tinerci mi olsun!” çerçevesinde dile getirilen görüşlerle çocuklarımızın geleceğini daha iyi fark ettik:

-Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in verdiği bilgiye göre 2005 ile 2010 yılları karşılaştırıldığında cezaevine konulan çocuk sayısının yüzde bin arttığı görülüyor.

-Hala -yerleri değiştirilse de- Pozantı’daki çocuklarımızın durumuna dair kaygılarımız geçerli.

-Uludere’deki çocuklarımızın ise kim vurduya(?) gittiğini kabul etmemiz isteniyor.

-Sokakta yaşayan çocuklarımız on binlerle, Avrupa’da iş kazalarında (siz cinayet diye okuyun) birinci olduğumuz yerlerde çalışan çocuklarımız milyonlarla ifade ediliyor.

-10 yıllık Hükümet hala ikide bir sınav sistemlerini değiştirerek çocuklarımızla “oynuyor”.

Yetmedi, yetmiyor ucuz iş gücü yaratmak, geleceğimizi şekillendiren kadınlarımızın kafalarını/hayatlarını çocuk yaşta karartmak üzere erken yaşta evliliğin önünü açmak, çocuklarımızı küçücükken piyasaya sürmek için “4+4+4” ü çıkartıyorlar.

Bu tablo karşısında Başbakan’ın en az 3 çocuk tavsiyesini anlamak kolaylaşıyor:

Bir çocuğumuzu iş kazasında, birini ülke içinde çatışmada, birini cezaevinde, birini ucuz iş gücü olarak sermayenin emrinde, birini de bir macera ile komşularımızla savaşta yitireceğiz. Olur da başına bir şey gelmez okur doktor olabilirse onun da yakın örneği/örnekleri çok taze: şiddet!

23 Nisan 2012’de bir kez daha bütün çocuklarımız için güvenceli bir gelecek ve buna duyarlı bir Meclis istiyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.