Kategoriler
Haberler Sizden Gelenler

Sağlıkta şiddetle ilgili bir yazı

3 hafta önce bir meslektaşımızı kaybettik. Bir çok meslektaşımız kendisi gibi var gücüyle çalışan bir hekimin anlamsız ve kendini bilmez kişilerce saldırıya uğramasına ses çıkaramamaktadır. Diğer taraftan gerekli önlemlerin alınmaması ile son yıllarda bu şiddet eylemleri hekimlerin dün ki örnekte olduğu gibi ölümüne kadar gidebilmektedir.

Sağlıkta dönüşüm ile sağlık erişimi artarken, yabancı memleketlerin 100 yılda yaptığı sağlık yapılanmasını 10 yıla sığdırdık. Mükemmel bir başarı. Diğer memleketlerin yaptığı hatalara düşmeden onların iyi yönlerini alarak ilerledik. Böyle olunca sağlık ve sağlık hizmetinden faydalanma kültürü diğer memleketlerde 100 yılda sistemle birlikte gelişirken bizde 10 yılda gelişemedi. Nasıl ki bilgisayar kullanmasını bilmeyen birine bilgisayarı ulaştırırsanız bozma ihtimali yüksek ise sağlık hizmetinden faydalanmasını bilmeyen bir halka sağlık hizmetini hiç olmadığı kadar hızlı ulaştırırsanız da benzeri durumların gerçekleşmesi muktedirdir.

Bu kaçınılmaz sona bir de sağlık çalışanlarının her özlük hakkı eylemini “para” merkezli lanse edilmesi tuz biber olmanın ötesinde tamamen körüklemiştir. Bir diğer muhtemel durum ise doktor olma istekliliğinin gerçekleşememesidir. Çocukken herkesin aklında olmak istenen 3 meslek vardır; öğretmen, doktor ve asker/polis… Bu 3 meslek %60-70 seleksiyonda olabilir, aileler tarafında ise özellikle doktorluk %80 lere çıkabilir. Bu bir öngürüdür belki, okullara gidip sorulduğunda veya üniversite sınavında tercihlere bir bakıldığında bu durum tescillenebilir. Peki neden doktorluk tercih edilir:

En temelinde birincisi saygınlık, ikincisi iş garantisidir… Dünyanın neresine giderseniz gidin doktorsanız aç kalmazsınız. Çünkü kimsenin bilemediği ve sadece kitap okuyarak öğrenilemeyecek bir sanat erbabısınızdır.

İşte bu isteğe rağmen günün sonunda ülkemizde 75 milyonda sadece 150.000doktor vardır. %60-70 istekten sadece %0,2 si doktor olabilmektedir. Buda toplumda istediğine erişememe, erişemediğinden dolayı onu kötüleme ve ona karşı saldırganlaşma  durumu yaratmaktadır.

Ki birde sağlık sisteminin her aksaklığını hekime yönlendirirseniz, her hekim eylemini “para” ile ilişkilendirip, kazancını ön plana çıkarırsanız, sağlık hizmetine ulaşma kültürü oluşmamış ülkemizde zaten kaçınılmaz patlamalar olur, olmaktadır, önlem alınmadığı müddetçe olacaktır.

Peki doktorların ölmesinin ülke ekonomisine bir zararı var mıdır? Bu noktada bakışımızı biraz daha farklı olarak bir doktorun ekonomik değerine yönlendirebilirsek durum oldukça farklı olacaktır.

Bir doktor Tıp Fakültesini bitirdiğinde yeni sistemle 4+4+4+6 sene yani 18 sene eğitim alacaktır. Bu eğitimin sübvansiyonu devlet eliyle olmuştur. Türkiye`de yıllık kişi başı eğitim harcaması,

İlkokul 1.120 $ (OECD, 2007)
Ortaokul-Lise 1.800$ (OECD, 2007)
Üniversite 3000 $ (Ekinci, 2009)
Tıp ve Diş Hekimliği 4.000$ (Ekinci, 2009) civarında

Devlet bir doktor yetiştirebilmek için ülkemizde ortalama

4480 + 7200 + 7200 + 18000 = 36.880 $ harcamaktadır. Buna %5 enflasyon etkisini eklerseniz yaklaşık olarak 18 yılda devletin bir tıp fakültesi mezunu için 50.000 $ harcaması gerekir.

Bir kişi doktor olduğunda ortalama brüt geliri maaş + döner yıllık yaklaşık 50.000 $ dır.

Bir kişi bu 50.000$ brütü için 12.500 $ gelir vergisi vermektedir ve bu vergiyi 30 yıl verecektir.

Devletin sadece vergiden kazancı %5 enflasyon ortalamasıyla 30 yılda yaklaşık 800.000$ olabilir. Buna bir de eğitim masraflarını ekleyin. Her ne kadar çok basit bir hesaplama olmasına ragmen oldukça yaklaşık olduğunu söylenebilir. Yani bugün bir doktorun ölmesi veya sakat kalması 1.000.000 $ devletin zararınadır… Bu sadece pratisyen hekim maliyetidir buna birde 5-6 yıllık uzman eğitimi ve uzmanlık sonrası brut gelirde oluşacak %20-30 artış sonrası vergi kazanımını düşünün.

Ki asıl GYMH etkisinden bahsetmiyoruz. Yani bir doktorun yıllık ülke ekonomisine olan esas 50.000$ lık hizmet katkısından, kurtardığı yaşamlardan, önlediği sakatlıklardan doğan ekonomik katkıdan söz etmiyoruz. Sadece üretkenlik kaybından doğan gelir vergisinden bahsediyoruz.

Bunun bir diğer adı beşeri sermaye kaybıdır. Beşeri sermaye kaybı bizim gibi ülkelerin en temel sorunudur. Ancak beyin göçünü önlemekten bahsediyoruz, nedense doktor ölümlerinden, sakatlanmalarından oluşabilecek zarardan bahsetmiyoruz.

Bırakın insani değerleri işte sadece bu nedenle bile ülke ekonomisinde oluşabilecek kayıplar için doktorlara şiddet engellenmelidir!!!

Dr. Güvenç Koçkaya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.