Sakız Adası: Haftasonu Rotası

İlk kez 2008 temmuzda gitmiştik Sakız Adası’na. Daha sonra hem bir geçiş noktası olarak kullanmak için hem de ailemizi gezdirmek için her yaz uğradık komşuya. Aklımda kaldığı kadarıyla nasıl gidilir, nerede kalınır, nereler gezilir anlatmaya çalışacağım.
Bilindiği gibi Yunanistan lacivert pasaport için Schengen vizesi uygulamaktadır, yeşil pasaport için vize gerekmemektedir. Çıkış için gerekli olan yurt dışı çıkış harcını bankaya yatırabilceğiniz gibi gümrükte de yatırabilirsiniz. Çeşme –Sakız Adası hattında çalışan 2 adet Türk, 1 adet Yunan firması var; biz daha önce Ertürk ve Miniotis firmalarıyla seyahat ettik. Bilet fiyatları, kalkış saatleri ve firma iletişim bilgilerine bu adreslerden ulaşılabilir;
Hafta sonu 2 gün 1 gece şeklinde bir program Sakız Adası’nı gezmek için yeterli olacaktır. Sabah kalkıp kahvaltınızı yaptıktan sonra Çeşme Limanı’na gidiyorsunuz. Eğer bizim gibi uykuyu sevenlerdenseniz yanınıza gevrek- meyve suyu alıp kahvaltıyı feribot yolculuğunda da yapabilirsiniz. Giderken yanınıza su alabilirsiniz, bizim şimdiye kadar içtiğimiz suların lezzeti kötüydü. Feribot kalkış saatinden en az 45 dk önce limanda olmanızı tavsiye ederim; kimi zaman gümrükte sıra olabiliyor. Ayrıca erken işlemleri halledip feribota erken binerseniz, “şoför mahallinden” bir yere kuralabilirsiniz. Yolculuk Çeşme manzarası ile başlayıp yaklaşık 45 dk sürüyor. Yolculuk sonunda Sakız Adası limanına geliyoruz, gümrük işlemlerine başlıyoruz. Daha gümrükteyken aslında buranın bizim varoşlardan çok da farkı olmadığını anlıyoruz. Öyle Avrupa’ya geldik filan diye düşünüp kibarlık beklemeyin; genelde gümrük memurları yeterince suratsız oluyor. Benim favori gümrük memurum –hani belki denk gelirseniz- 45-50 yaşlarında, sarışın, saçları hafif ağarmış, gömleğin düğmelerini böğrüne kadar açmış olup boyunundaki serçe parmağım kalınlığındaki atın kolyesini sergileyen amcadır. Kimi zaman çanta kontrolü filan yapabiliyorlar korkacak bişeyiniz yoksa boşverin 🙂
Geziye başlamadan önce bu noktada planı nasıl yapacağımıza karar verelim; eğer 4 kişi ve altında bir sayıda gezilecekse; taksi kiralanıp gezilebilir, 5 kişiysek araç kiralama seçeneğimiz olduğu gibi toplu taşıma –yani otobüs- kullanılabilir. Araç kiralama konusunda internette çok sayıda firma var;
Normal şartlarda yurtdışında uluslararası ehliyet ile araç kullanılabilir. Biz araç kiralarken uluslararası ehliyetimiz vardı ama hiç polis kontrolü vb yaşamadık. Ama sorun olursa nasıl çözülür hiç fikrim yok. Taksi kiralama konusunda pazarlığa açık bir olay olduğunu söylemeye gerek yok sanırım; merkezdeki taksicilere tüm gün gezdirme karşılığında anlaşılabilir. Bizi 2008’de gezdiren Hektor abinin kartındaki telefonu: 6944 819275.
Toplu taşıma derseniz de tüm saatler ve fiyatlar için
En son limanda kalmıştık; ulaşım konusunu hallettik şimdi gelelim nerede kalacağımız konusuna. 2008 de tam merkezde olan Hotel Kyma’da kalmıştık. Kyma’nın sahipleri Güher – Theodore Spordilis çiftinin hikayesini buradan okuyabilirsiniz;http://www.sakizadasi.net/index.php/haberler-duyurular/kizimiz-dogunca-sakizin-turk-nufusu-45a-cikti.html
Hotel Kyma konumu, temizliği ve elbetteki misafirperverlik açısından tam not alabilir ancak konfor aramıyorsanız daha ucuza kalabileceğiniz pek çok pansiyon vb de mevcut;
Pelineon rooms, Aleksios rooms ve Amalia rooms (http://www.chiosummer.com/company.asp)
Bu adreslerin çoğunu sahilde yürürken göreceksiniz 🙂
Gelelim nereleri gezeceğiz kısmına; tarihi-turistik bir rota çizersek adanın merkezi, Nea Moni Manastırı, Anavatos, Armolia, Pirgi ve Mesta diyeceğiz. Bu güzergahta denize girmek için bir nokta yok. Ama denize de girelim derseniz merkeze yakın Karfas (Çeşme’deki Altınkum’a benzer demişlerdi) ve özellikle adanın batısındaki koyları önerebilirim.
Adanın merkezi; limandan inip sahil boyunca yürüdüğünüzde çok sayıda kafe- bar göreceksiniz. Saah boş olduklarına bakmayın akşama doğru oturacak yer bulamayacaksınız. Alış veriş düşünceniz varsa yaklaşık 14-18.00 saatleri arasındak siesta saatine dikkat edin, pek çok dükkan kapalı olacak. Ancak sahilde hediyelik eşya satan 1-2 dükkan açık kalabiliyor. İngilizce konuşan az, biraz tarzanca anlaşmayı deneyeceksiniz. Ama bence bunca turist sonrası Türkçe’yi bile sökmüş olabilirler 🙂 Merkezde Arkeoloji Müzesi, Argenti Müzesi, Koraes Kütüphanesi gibi müzelerle birlikte kale-surlar içi gzeilebilecek yerler arasında. Koraes Kütüphanesi, Yunanistan’daki en eski ve en büyük kütüphanelerden biri olup müzeler arasında en görülmeye değer yerlerdendir. Sokaklarda, çarşıda gezerken emin olun kendinizi hiç yabancı hissetmeyeceksiniz. Alınabilecek şeyler arasında çok özel bir şey yok; sakız reçeli ve meyve reçellerinden alabilirsiniz. Bizim abone olduğumuz reçelci teyzenin dükkanın adresi, 4 Venizelou Str, 82100, Chios Greece – Tel: +30.22710 23518 (http://www.korakis-marinos.gr/ )
Gelelim Kastro yani kentin kalesine; limanın kuzeyinde yer alan kale adanın orta çağ ve modern tarihinde hem sivil hem de askeri merkez olarak önemli bir rol oynamıştır. 14. yüzyıldan 8. yüzyıla kadar binanın her fetih evresi şimdiki formuna etki etmiştir. 1828 bombalaması, 1881 depremi ve rıhtımın yapılandırılması dış çizgilerini değiştirmiştir. Onaylı belgelerden gelen bilgilere göre, Kale ayrıca Yönetimin, Castellano ve Latin Keşiş, ikametgahı idi. Fakat burada bulunan ve yıllar boyunca gezenler tarafından hayran olunan kiliseler ve konaklar o gün için teşhis olunmamıştır. Türk hakimiyeti sırasında, kale sadece Türkler ve Yahudiler ve Asya kısmı katliamından sonra mülteciler tarafından yerleşke olarak kullanılmıştır. Kalenin ana girişi olan güney kapısından (Porta Maggiore) kemerli bir pasaj yolu Giustiniani “sarayı”na çıkarsınız. 15. yüzyılın ilginç bir binası yakın zamanda restore edilmiştir ve erken Hristiyan mozaikleri, Bizans freskoları ve tahta yontmalar için bir sergi olarak kullanılmaktadır. Girişi ücretlidir. Hemen yanında 70 Sakız Adalı Büyüklerin ve Metropolit Keşiş Platon’un hapsedildiği ve sonra asıldığı (Nisan 23, 1822 Yunan Bağımsızlık Savaşı sırasında) “umutsuz zindan” bulunmaktadır. Zindan 10×8.50 metre kemerler arası 4 sırtlı çatılıdır. Koca zincirli kapı açılırken büyük bir merakla içeri bakar ve gördüğünüz 4 duvar karşısında hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Yakınında çok sayıda Türk’ün 1822 ve 1890 yılları arasında defnedildiği küçük bir mezarlık vardır. Bunların en ayırt edici olanı Türk donanması Amirali Kara Ali’nin mezarıdır. Kalenin ana sokağında Bayraklı Cami ve St. George (Eske Cami) vardır. Kaledeki diğer değerli yerler Krya Vrysi, bir Bizans dizaynı yarı yeraltı sarnıcı, ve Koules, antic bina malzemeleri ile yapılmış bir Türk kulesidir.
Eğer dinlenmek isterseniz sahildeki “Flo Cafe”yi tavsiye ederim. Frappe delisi ada halkını gördükçe bir de ben içeyim diyeceksiniz ne de olsa 🙂 Ama flo cafe menüsünü gördüğünüzde hala frappe der misiniz bilemiyorum.
Ayrıca sahildeki otobüs terminalini wc ihtiyacınız ve günübirlik gezilerinizde kilitli dolaplarına bagajınızı bırakmak için kullanabilirsiniz.
Nea Moni Manastırı: 11. yüzyılda (1042-1056 yılları dolaylarında) inşa edilmiştir ve Bakire Meryem’min Göğe Yükselişine adanmıştır. Nea Moni’yi kapsayan bina ana kilise (katolikon), 2 daha küçük kiliseyi, rahiplerin yemek alanı olan bir masa, rahiplerin üsleri (kelia) ve su ile bağlantı kurmaları için inşa edilmiş yer altı tanklarını (kinsternes) içermektedir. Nea Moni Manastırı Egenin en tanınan ve en zengin manastırıydı. Bu zenginlik 1822’de Türklerin adaya hakim olması ve Manastırı yağmalamalarına kadar sürdü, bundan sonra finansal düşüşü başlamıştır. Kapıdan girdikten sonra hemen sol tarafta, içerisinde bolca kafatasının segilendiği küçük bir oda göreceksiniz; adadaki isyanı bastıran Osmanlı’nın eseri olarak değerlendirebilirsiniz. Hatta manastır içerisinde şöyle katlettiler, böyle caniler vb tarzında metinler okuyacaksınız.
“Sakız Adası’nda katliamdan evvel 118 bin kişi vardı. Katliamdan sonra adanın güney kısmında sakız üretimi için 1800 kişi canlı bırakıldı. Hesaplara göre adada 23 bin kişi öldürüldü. 47 bin kişi kahire ve İzmir’in esir pazarlarına sürüldü. Kalanlar da çevre adalara giderek kurtulmuşlardı. Nea Moni Manastırı’nda katliam paskalya bayramı arifesi, büyük perşembe ve büyük cuma günleri arifesinde manastırda kurtulmak maksadıyla bulunan ve sığınan 600 keşiş ve 3500 kadın ve çocuğun hepsi Osmanlı Türkleri tarafından katledilmiştir. Bu katliamdan geriye kalan bazı kemikler burada bulunmaktadır.”
Anavatos: Geçitsiz, aşılmaz, çıkılmaz anlamlarına gelir. Deniz seviyesinden 450 metre yükseklikte güney ve batı cepheli bir ucurumda, kuzeye sadece bir tek geçitle bağlanabilecek şekilde inşa edilmiştir. Şehir denize çok yakın olmasına rağmen denizden şehri görebilmek adeta imkansızdır. 1822 Osmanlı baskınında, adada son kalan kişiler en ulaşılamayacak nokta olarak gördükleri Anavatos surları arasına saklanmışlar. Osmanlılar bu noktaya ulaştıklarında tüm sığınmacılar uçurumdan atlayarak intihar etmişler. Şu anda kimsenin yaşamadığı bir bölgedir.

Armolia: Eski bir ortaçağ köyü olmakla birlikte tamamen yeniden inşa edilmiştir. Testiler, vazolar, kavanozlar ve kupalar gibi dekoratif seramik yapımı geleneği vardır.
Pyrgi /Pirgi: Dar sokaklarında yürürken siyah-beyaz geomtrik desenlerle bezeli evleri arasında başınızın dönebileceği bir köydür. Bu “Xysta” adı verilen, beyaz ve siyah geometrik şekillerin sıva üzerine işlendiği bir el oymacılığı tekniğidir. Duvara kum-sıva kaplamanın ardından, dikkatlice beyaza boyanıp ardından şekillerin kazınması ile yapılır.
Mesta: Bizans Döneminden (14. -15. yy) kalma mükemmel bir şekilde korunmuş bir köy-kaledir. Kaldırım taşlı dar sokaklarında yürürken yüzyıllar öncesine gideceksiniz. Aralıklarla kemerlerin altından geçecek ve birbirne bağlı dar sokaklarda kaybolacaksınız. Tam ortada sizleri şu an kafelerin bulunduğu br meydan karşılayacak, oturup soluklanmak için hiç düşünmeyin 🙂 Ayrıca eklemek isterim ki bir daha adaya gidersek bu köyde kalmayı hayal ediyorum; http://www.mcsuites.gr/
Sakız Ağaçları: Köyler arasında gezerken yolun kenarında çok sayıda sakız ağacı göreceksiniz. Yanlarına gidip damlayan sakızlarından tatmayı unutmayın.

Not:
1- Yemek konusunda bir şey söylemedim çünkü ada bizi bu konuda çok mutlu edemedi. Sahildeki fast food kafelerle zamanı geçirdik diyebilirim. Bir kalamar yeme daha doğrusu yiyememe anımız sonrası adada hiç restoran arayışına girmedik. Menüdeki yemekler annenizin bamyası, karnıyarığı olunca da insanın pek yiyesi gelmiyor açıkçası 🙂
2- Başlık sevgili eşimden; telif hakkını vermiş olayım 🙂
3- Taradığımız belgeler dile kolay 3 yıllık olduğundan biraz deforme olmuşlar ama idare edersiniz 🙂

One comment

  1. Merhaba,

    Çeşme sakız adası hattı üzerinde feribot seferi yapan firmalar arasında TURYOL da mevcut. turyolonline.com/cesme-sakiz-feribot-saatleri adresinden feribot bileti satın alabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.