Kategoriler
Haberler Sizden Gelenler

Çok okundu, az tartışıldı!

Mesleki hayatımın dokuzuncu yılında bu yazıyı yazıyorum. Bu dokuz yıl boyunca yaptığım işi çok sevdim. Dokuz yılın altı yılını öğrenci olarak geçirdim. Uzmanlığımın üçüncü yılındayım. Bu memleketin yetiştirdiği bir doktor olarak kendimle ve tüm arkadaşlarımla gurur duyuyorum. Yapılan tüm yanlış uygulamalara, dayatmalara ve haksızlıklara rağmen mesleğime bağlılığım sonsuz. Bulunduğum noktadan bir gün dahi pişmanlık duymadım. Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. Diğer yüzü memleketimizde çalışan sağlık personelinin durumunun acınacak halde olmasıdır. Bunları yazmamda ki amacımın bir şeylerin bu yazı ile değişeceğine dair olan umudum değil, sadece ilerde bugünlerde neler yaşadığımı kendime hatırlatmak olduğunu biliyorum.

Geçmişte sağlığın tanımı; hastalıklardan uzak olma diye ifade edilirdi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise, sağlığı “sadece hastalıklardan ve mikroplardan korunma değil, bir bütün olarak fizikiruhi ve sosyal açıdan iyi olma hali” olarak açıklar. Biz karşımıza gelen insanların bu konuma gelebilmesi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Yapılan yanlış uygulamaların olduğunu da kabul ederek, mesleğimizi bütün olarak görmeyi tercih ediyoruz. Her şeye rağmen, insanlara iyi niyetli yaklaşıyoruz. Hastalarımızdan her zaman umduğumuz karşılığı görmesek de onların iyiliği için çalıştığımızın öncelikle kendimiz farkındayız. Hastaların fiziki, ruhi ve sosyal olarak iyi olma halleriyle uğraşırken, kendimizin haklarını unutuyoruz. Öncelikle çalıştığımız ortamların fiziki şartları içler acısı. Hastalara bu şartlar altında elimizden gelen en iyi tedavi yöntemlerini uygulamaya çalışıyoruz. Yirmi yıllık ameliyathanelerde klimasız ortamlarda kan, ter içinde hastaların ameliyatlarını yapmaya çalışıyoruz. Alet eksikliğinden dolayı hastalara yeterince hızlı müdahale edemiyoruz. Ülkemize gelen yabancı değişim öğrencilerine çalıştığımız ortamları göstermekten utanç duyuyoruz. Bizim şartlarımız eminim ki Türkiye’de bulunan birçok hastaneden daha üst durumda bulunmaktadır. Bunlara rağmen, mesleki ilkelerimizden ödün vermiyoruz.

Karşımıza gelen hastalardan para aldığımız için mi suçlanmıyoruz, kapasitenin yeterli olmamasından dolayı mı tartışmıyoruz. Önümüze gelen hastaların en azından gidebilecekleri birçok alternatifleri bulunuyor. Hastalara her gün sırayla bakarken kendi sağlığımız her gün hiçe sayılıyor. Bunun ne demek olduğu hakkında hiçbir fikriniz var mı? Üniversite hastanelerinde sosyal güvencesiz çalıştırılıyoruz. Hastalanan hekim arkadaşınızı acil servise götürdüğünüzde sosyal güvencesi olmadığı için senet imzaladınız mı hiç? Benim başıma hiç gelmedi ama yarın gelmeyeceğinin garantisi yok. Her gün hepatit, tüberküloz veya hiv taşıyan hastalara bakıyoruz ama bize bir şey olduğunda parçası olduğumuz sağlık sisteminden faydalanamıyoruz. Hastalarım benim kaşemin olduğu reçeteleri eczaneden ücret ödemeden alırlarken ben eczaneye ücret ödemek zorunda kalıyorum. Ben devletin hastasına beş kuruş almadan bakarken aynı zamanda tedavi giderlerini cebimden ödemem bekleniyor. Burada bir yanlışlık olduğunu düşünmüyor musunuz? Hastalandığımızda Allahtan görevli diğer arkadaşlar insiyatif kullanıyorlar. Ancak insiyatif kullanamayacakları hastalıklarla da ilerde karşılaşabiliriz. Bu durumda ne yapacağımı ciddi anlamda düşünüyorum. İşin kötüsü bir sonuca da varamıyorum.

Bu işe başlarken yolun sonuna kadar gideceğimi kendime söylemiştim. Ne olursa olsun insanlara faydalı olmanın diğer bütün işlerden daha iyi olduğunu düşünmüştüm. İlk başlarda her gün beş altı saat derslerimle ilgili kitapları okuyup, çalışıyordum. Ancak zamanla bu kaygılarımın yerini temel ihtiyaçlarımı nasıl karşılayacağım aldı. İki yıldır beş kuruş almadan devletin hastalarına bakıyorum. Bunu da sosyal güvencesiz yapıyorum. Sadece iki gün maaş almadan işinize gittiğinizi düşünün. Bir de bunu iki yıl boyunca yaptığınızı düşünün. İşin kötü tarafı bunu sadece ben değil, Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinde doktoralarını yapan diğer arkadaşlarım da yapıyor. Sağlık bakanlığı hastaların bakılmasına gelince bizi doktor olarak değerlendirirken; uzmanlık alanlarımıza gelince bizi nedense ‘öğrenci’ olarak değerlendiriyor. Bu kadar mı işe yaramaz bir işle uğraşıyoruz? Medula sistemine kaydımız doktor olarak yapılırken, hala bizden hasta bakmamız için harç yatırmamız bekleniyor. Her dönem başında devletin hastalarına bakmak için devlete okul harcı yatırmaktayız. Bu durumun ne Sağlık Bakanlığı’nı ne de Yüksek Öğretim Kurulu’nu rahatsız ettiğini hiç görmedim. Ben bu konuda rahatsızım ve her geçen gün yanlış bir şey yaptığımı düşünüyorum. Mezun ettiğim öğrencilerimle konuştuğumda hata yapıyor hissine kapılıyorum. Sonuçta ‘Oğlum uzmanlık sizin neyinize?’ diyen hocalarla da karşılaşıyoruz. Bir yere gelebilmek için bu memlekette illa ki birilerinin mi olması gerekiyor? Sonuç olarak devlete yirmi milyar borcu olan kredi kartını nasıl ödeyeceğini düşünen ve hala memlekete masrafsız çalıştırılan ve üstüne de para veren bir doktorum. Karşıma gelen hastaların gözünde ise her şeyin mükemmel olduğu, keyfi uygulamalarımızdan dolayı hastalarla ilgilenmeyen ve onların üzerinden tonlarca para kazanan bireyler gibiyiz. Ancak bunda onların suçu yok, bu onlara böyle yansıtılıyor.

Ben bu okula başladığımdan beri bölümümüzden üç hoca ayrıldı. İnsan işin içine girince hoca olmanın ne anlama geldiğini anlıyor, sorguluyor. Yanlış uygulamalar, dayatmalar veya ortamın rahat olmaması gibi çeşitli sebeplerle giden gidene. Her şey bu kadar iyiyse bu adamlar neden ayrılıyorlar? Hiç düşündünüz mü?  Ben bu işe yetiştireceğim insanların gittikleri yerlerde insanlara faydalı olacağını düşündüğüm için girdim. Ben tek başıma birçok hastaya yardımcı olabilirim ancak adam gibi yetişen birçok kişi bu sayının çok daha fazlasına yardımcı olabilir. Peki, bunun karşılığının bu mu olması gerekiyor? İkinci yılımın sonunda bu idealimin öldüğünü hissediyorum. Beni en çok etkileyen de bu durum.

Biz, en azından ben mutlu değilim. Karşımıza gelen hastaları iyileştirmeye çalışırken kendi iyiliğimi kaybediyorum. Bu şartlar altında çalışmak istemiyorum. Bu şartların düzelmesini bekliyorum. Madem herkesi dinliyorsunuz biraz da bizi dinleyin. Bunları yazarken başıma bir şey geleceğinden de korkuyorum ancak zaten şu aşamada kaybedecek bir şeyim de yok. Ben kimseden yardım istemiyorum, sadaka da istemiyorum sadece temel ihtiyaçlarımı kimseye yük olmadan karşılamak istiyorum.

Son olarak bu memleket hala ayakta durabiliyorsa emin olun sizin yüzünüzden değil; bizim gibi her şeye rağmen, her türlü dayatmaya ve saygısızlığa rağmen sizin de çocuklarınızı teslim ettiğiniz ve karşılık beklemeden iş yapanlardan dolayı ayakta duruyor. Diğer herkes yatağında rahatça uyurken; biz yine kanaması durmayan hastayla beraber uykusuz kalacağız. Bunu yaparken maddi bir beklenti için değil sadece o amca veya teyzenin duası için yapacağız. Unutmayın yarın siz de bizden birinin hastası olabilirsiniz, olacaksınız. Umarım beş dakika sonra unutacağınız bu yazıyı o zaman hatırlarsınız. Şu anki durumdan sorumlu herkesin bir durup düşünmesini bekliyorum. Varacağınız sonuç kesinlikle bu işi hala bu duruma rağmen yapmanın mantıksızlık olduğudur. Tüm saygımla ideallerimizi öldürdüğünüz için size teşekkür ediyorum. Hastalarımızın bize söylediği gibi ‘emeğinize sağlık’. Yaptığınız işte çok başarılısınız.

İsmini vermek istemeyen bir asistanhekim.org okuyucusu

“Çok okundu, az tartışıldı!” için 2 yanıt

Kalemimize sağlık. Ne yazık ki, bu ülkede cahilliği örgütlediler ve asıl üretken ve yurtsever insanlar, “hain”, “işe yaramaz” ve “elit” olarak aşağılanıyorlar. Bunun bedelinin ne kadar ağır olduğunu da bu toplum ileriki yıllarda anlamayacak diye korkuyorum. Sizlere başarının çok olduğu, yılgınlığın olmadığı çalışmalar dilerim.

BU GENÇ ARKADAŞA HAK VERİYOR; BENDE 22 YILDIR AYNI DUYGULARLA ÇALIŞIYORUM.BUGÜNE GELMEMİZDEKİ İHMALİ OLANLAR ( DEVLETİ YÖNETEN BÜROKRASİ , SİYASETÇİLER , MAALESEF BİZ DR. LARIZ.)YILLARCA PARA KAZANMA HIRSINA KAPILAN DR.LAR BOZUK BİR SİSTEMDEN FAYDALANDI, TÜM BÜROKRASİ VE SİYASETÇİLERİN TEPKİLERİNİ ÇEKTİ ,BU GÜNLERE GELİNMİYECEĞİNİ DÜŞÜNEN ABİLERİMİZİN GÜNAHLARI ,SON 10 YILDIR TÜM DR.LARA FATURA EDİLİYOR , KISMENDE HAKLILAR ,ÇÜNKİ BİZ BU SONUÇUN GELECEĞİNİ GÖRE GÖRE SİSTEM İÇİN BİR ŞEY YAPMADIK MAALESEF BU GÜN BU GENÇ ARKADAŞLAR VE TÜM DR.LAR ÜMİTSİZLİK, PİŞMANLIK , YILGINLIK , DEPRESİF DUYGULAR İÇİNDE YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR. EVET ARTIK BİZLER KENDİMİZ İÇİN DEĞİL SİSTEM İÇİN DOĞRULARIN OLUŞMASINDA YAPICI OLURSAK ,SONUÇTA DR.LARINDA HUZURA KAVUŞACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.