Kategoriler
Haberler

Doktorları tablet mi koruyacak?

Gülgün Karaoğlu / Milliyet

“Pantolon olmadı gömlek verelim” der gibi, son zamanlarda doktorlara yönelik saldırılara bir çözüm bulunmuş: Birer tablet verilecekmiş!

Bu tabletler ses desibeli yükseldiğinde işlevine başlayacak, başhekimi, hatta polisi alarma geçirecekmiş, ki; doktorlarımız hastalar tarafından şiddete uğramadan müdahale edilebilsin.

Nasıl yani?

Desibele göre sinyal verdi tablet, kapı önünde nöbetçiler mi bekleyecek?

Bir yumruğun kalkış ve karşısındaki insana vuruluşu kaç salise içinde gerçekleşir ki tabletler bu hıza yetişeklermiş! Yani, ben demiyorum, diyemem zira imkanı yok, ama, başımızdakiler böyle bir çözüm bulmuşlar…

Lakin, bu tabletlerin bir yararı daha varmış: Ses desibeline göre yazılımı yapıldığı için doktorların hastalarını taciz etmelerinin de önüne geçilecekmiş!

Misal, doktor hastasını elledi, hasta “Offf” dedi, ya da “Ayyy”, tablet devreye girecek hemen!

Doktorun ellediği yer patlamaya yüz tutmuş bir apandisit, mesela, hasta zaten “ayy” ya da “offf” diyecek, doktor da buna göre teşhisini koyacak.

Bizim tablet bu arada devreye girecek!

Artık doktor hastayı taciz etti diye mi kayıtlara geçer, doktor koca arayanlar kontrole gider de bilerek yüksek desibelde “Ahhhh” ve de “Offf” çekip, “Çek elini ulan” mı der, bilinmez.

******

Ne yalan diyeyim, benim mantığım almadı bu çözümü!

Kuyumculardaki sistem gibi olsa, doktorların ellerinin altında bir buton olsa, vallaha daha mantıklı gelecek.

******

Bu tabletler nereden ithal edilir, bedeli nedir, neden nohut-çekirdek gibi devlet tarafından devlet çalışanlarına, devlet okullarına yine devlet tarafından verilir; merak ediyor insan!

Okullardan sonra doktorlara; kaç öğrenci ve kaç doktor var bu ülkede ve en önemli soru: yararı ne?

Bu sorudan sonra öğretmen ve öğrencilerin yorumlarını bekliyorum, özellikle!

Zira, işin işinde olanlar en doğru yorumları yapabilirler; aynı şekilde doktorlardan da yorum bekliyorum: Sahi işe yarar mı sizce?

******

Eğitimin en önemli faktör olduğunu düşünenlerdenim; savaş ve barış arasındaki ince çizginin de ancak eğitim ile aşılabileceğine inanmaktayım, hali hazırda…

Mesela; tarih bilgisi iyidir, hoştur da, kini tazeler durur!

Tarih bilgisi kini tazelemez aslında, tarih bilgisini bilgi olarak almayı bilemeyen toplumların el mahkum düştüğü kör kuyudur, maalesef!

Eğitim, bu ince çizgiyi öğretmektir!

******

Eğitim; dünyaya getirdiğin varlığa bir şeyler öğretmendir!

Öğretim de bilimsel veriler ile dünyaya gelen varlığın bilgi birikimini sağlamak ve ufkunu genişletmek üzerine kurulmuştur.

******

Toplum da bir eğitmen, bir öğretmendir.

******

Bir ülkenin varlığı o ülkede yaşayanların itibarlarıyla ölçülür; geleceği ise yetişen nesle nakledilenler ile…

******

Bir ülke mevcut doktorlarını hasta şiddetinden korumak için “Tablet” çözümü buluyorsa, bu ülke vatandaşlarının “şiddet” probleminin öne çıkartılıp, hekimlerden bu konuda yardım alınması ve ona göre eğitim-öğretim sistemine eklemeler yapılması gerekir, bana göre, ki; şiddetin önüne geçilebilinsin!

Dert şiddetin önüne geçilmek olsa, yapılacak çok şeyler var; mesela, ruh hastalıkları konusunda toplumun nabzını tutmak, SGK falan gibi kriterler aranmaksızın tıbbi yardımda bulunmak, halkı bu konuda bilinçlendirmek gibi…

******

Eğitim yaşını beş yaşa çekip de, Kuran ve Hz. Muhammet dersleri, hatta yetmedi, Kürt dili dersleri koyan bir hükümetin, durum anlaşılmıştır ki: Doktorlar, öğretmenler… Öyle pek de saygı gösterilecek kişiler değildirler!

Vatandaşlık bilgisini okut birinci sınıftan itibaren diyeceğim, şekerim, torba yasaları, ona buna göre çıkan kanun hükmünde yasalar falan, takip etmek imkansız!

Ancak işini bilenler işine gelen şekilde değerlendiriyorlar; “Kahve siyaseti yapıyorsun!” diyor bazı okurlar, ayol, kahve kültürü Türkiye’nin gözbebeği, Allah, İslam, Müslüman edebiyatı buralarda tavan yapıyor, parseller parsel-parsel yerini buluyor, kimsenin ağrına gitmiyor!

Sonra, birileri seni “Kahve siyaseti” yapmakla suçluyor!

Birileri de alkışlıyor: Tam da demek istediğimi demişsin!…

******

Tabletlerden kimler ne kazanç sağlayacak, bilmiyorum, bir bildiğim var ki: Doktorlar da izlenmeye alınmış!

******

Öğrenciler beş yaşlarından itibaren güdülmeye başlanmış!

******

Tecavüzcülere yönelik caydırıcı hiçbir önlem alınmazken hükümet kürtaja karşı tavır almış; hatta “O bebeler tarafımızca bakılır” diye de bir slogan atmış, ki ortaya: Yaşayanlara yardım et! Aç, açık kalanlara, zorunlu sigorta yaptırıp da, para dahi kazanmayan bireylerin ailelerinin ödemesi yükümlülüğü altına sokulanların, ödenmeme durumunda cezai işlem yapılacak vatandaşların sesini bir dinle!

******

Beş yaşında bir çocuğa eğer ki “Dürüst ol!”, “Yalan söyleme!”, “Sana yanlış geleni sakınmadan söyle!”, “Allah’tan korkma! O seni her daim sever!”, “Kendini her nasıl hissediyorsan öyle ol, sen bir bireysin, özelsin, ailen ve çevren, öğretmenlerin ve toplum, bil ki: “Her şekilde seni sevecek!” diye öğretilecekse, adı kişilik dersiydi sanırım, sonuna dek arkasındayım!

Keşke, insan olma dersi mahiyetinde olsa!

******

Umutlanmak istiyor insan, oysa…

Ne bale, ne müzik; ne resim, ne tiyatro  adı geçiyor, zaten öyle bir kesim oluşmuş ki; “Bunlar da nesi!” diyor!

Avrupa kültürü!

Avrupa dediğin ne? On dördünde kızların cinsel ilişkiye girdikleri ülke!

******

Sonra, bazıları Avrupa’yı örnek alarak bazı yasalar çıkarıyorlar!

Bazı yasalara Avrupa örneği denk gelmedi mi, eee şekerim, başka dünya ülkeleri örnek gösteriliyor!

İlgi ve alaka var mı?

Yok!

Olması da gerekmiyor!

Maksat: Pantolon uyduramadık, bari gömlek verelim!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.