Fark ediyor musunuz?

Ayten Tekeci’nin Köşe Yazısı

Hayat denilen öyle ince bir çizgi üzerinde ilerliyoruz ki zaman zaman bu çizginin dışına çıkabiliyoruz. İnsan duyguları ile yaşayan bir varlıktır. Duygular ise tek bir çizgide ilerlemez. İniş çıkışları vardır. Burada önemli olan yolculuğumuza çizgiye yakın devam edebilmektir.  

            Etrafınızdaki insanların yüzlerini ve konuşmalarını hiç dikkatle incelediniz mi? Ben bunu sürekli yaparım. Hayatımdaki bir çok şeyi fark etmemi sağlamıştır. Türlü türlü karakterde insanlar var. Bazen öyle bir olayla karşılaşırız ki bu olayın neresinden baksam da bu kişiye hak versem diye de düşünebilirsiniz. Ortada var olan bir olay vardır fakat bu olayın içinde olayı birbirinden tamamen farklı yorumlayan ve ısrarla savunan insanlar vardır. Bu nasıl oluyor da bu kadar aykırı düşünceler ortaya çıkabiliyor?

             İnsanlar dikkatlerini nereye yoğunlaştırdılarsa seçenekleri de ona göre değişiyor. Etrafınızda olup bitenlerden her zaman şikayetçi, önyargılı ve olumsuz ifadelerle konuşan ne kadar çok insan var değil mi? Bu şekilde  sorunların içinde yaşayan  insanlar ufacık şeylerden alınganlık yapmaya çok yatkındır. Kendilerine en çok sordukları soru “Niye benim başıma geldi?”. “Neden ben?”. Bu soruların cevabını bugüne kadar bulan var mı aranızda?

            İç sesi sürekli bir şikayet durumunda konuşur durur. Sürekli birilerini suçlar. Olayların bu duruma gelmesinden hep başkaları suçludur. İnsanların ne dediği ve ne yaptığı onların ilgi alanlarıdır. Soruna yönelmekten ziyade kişiye odaklandıkları için sorunu çözmek imkansız hale gelir. Bu kişileri hemen tanıyabilirisiniz. Hep istemediklerinden bahsederler. “Yanlış yapmak istemiyorum”, “Gittiğim yerde sorun yaşamak istemiyorum” , “Kilo almak istemiyorum”, Kesin benim hakkımda bunları düşünüyor” gibi olumsuz cümleler kullanırlar.

            Peki bu durumdan kurtulabilir miyiz? Bir tek şartla evet. Önce farkına varmak gerekir. Farkına varmadığımız hiçbir durum için bir adım atamayız. Bu anlamda duyduğum bir söz vardı. “Hayat kırkından sonra değil farkından sonra başlar” diye. Ne harika bir söz. Önce kendimizin farkına varıp karşıdan seyredelim. Başkalarının sorunlarına daha kolay çözümler ürettiğinizi hiç fark ettiniz mi? Çünkü olayların içinde değilsiniz. Olayın içinde yaşayan bütün ayrıntıları değerlendiremez.

            Bir de sorunu gözünden anlayan analiz eden tamamen çözüme odaklı yaşayan kişiler vardır. Olayın içinde kaybolarak sıkıntılı sürece girmektense sorunu hemen çözerek sonucuna göre hareket ederler. Yaşamın kontrolü ellerindedir bunu iyi bilirler. Hayat trafiğinde sadece kırmızı ışığın olmadığını yeşil ışığın da yanacağını bilirler. Suçlu aramak çözüm odaklıların işi değildir. Haklı olmanın onları mutlu etmeyeceğinin farkındadırlar.

            Aslına bakarsanız toplum olarak dertlerimizi, sıkıntılarımızı anlatmaya bayılırız. Selamlaştığınız arkadaşınızın size ilk bahsettiği şeyin hayatındaki yeni sorunları olduğunu fark etmişsinizdir. Sorunlar paylaştıkça azalmaz aksine daha da çoğalır. Her anlattığınızda fark etmediğiniz ince ayrıntıları keşfedersiniz.

            Hayatta yaşadığımız sorunların bizi geliştirdiğini ve güçlendirdiğini fark etmeniz dileğiyle…

            “Her Şeye HOMURDANMAYA Alışmış Bir Kimse, 

            Fırsat KAPIYI Çalınca Bile Gürültüden YAKINIR.” 

                                                                       __Conidences_____


One comment

  1. Merhaba yayınlarınızı yakından takip etmek ,Ücretsiz egitinlerinizden yararlanmak istiyorum.Teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.