Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları Sizden Gelenler

Hastane önü incir ağacı

Bir Delinin Poliklinik Defteri’nden
Bu akşam televizyonda Volkan Konak var.Cerrahpaşayı söyledi yine ağladı, yine ağladım.’’Doktorlar da ne anlar ciğerin acısını ‘’diyor.Neden anlamasın? doktorların ciğerleri kopmaz mı ?.etlerinden et koparmazlar mı ?.Onların ciğerin yarısını hastaneye koymazlar mı ?

Koyarlar koyarlar …..Cerrahpaşa mezunuyum, doktorum ama bir hastaneye ciğerimin yarısını koydum.

Çok severim Volkan Konak’ı türkülerini siyasi duruşunu insanlığını…..Cerrahpaşa türküsünü de severim. O söyler ağlar, ben dinler ağlarım.
Ardından ‘’Hastane önü incir ağacı’’ türküsünü söyledi. Çoğunuz bilirsiniz hikayesini ama ben yine de anlatayım. Vereme çare bulunamayan yıllarda, askerde bir delikanlı verem olduğu ortaya çıkınca hastaneye yatırılıyor şimdiki ismiyle ‘’Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesine’’ başhekimlik binasının önünde hala o incir ağacı varmış.
Bu delikanlı memleketine sevdiğine hasret çeker, o incir ağacının altında oturur türkü söyler bir şeyler karalarmış Öldüğünde kasketini içinde çıkmış şiir sonra memleketinde türkü olmuş

Hastane Önünde İncir Ağacı
Hastane önünde incir ağacı (Annem ağac
Hastane önünde incir ağacı
Annem ağacı
Doktor bulamadı bana ilacı
Annem ilacı
Doktor bulamadı bana ilacı
Annem ilacı
Baştabip geliyor zehirden acı
Annem ay acıGarip kaldım yüreğime dert oldu
Annem dert oldu
Ellerin vatan bana yurt oldu
Anam yurt oldu

Mezarımı kazın bayıra düze
Annem vay düze
Yönünü çevirin sıladan düze
Annem vay düze
Yönünü çevirin sıladan düze
Annem vay düze

Ben bu türkünün ilk hikayesini nerede dinledim biliyor musunuz? Göğüs hastalıkları toplantısına katılmıştım.
Yemek sonrası Yedikule Göğüs Hastalıkları hastanesi doktorlarından oluşan halk müziği korosu söyledi. Önce hikayeyi anlattılar sonra söylediler.Onlar söylerken bir çoğunun gözleri doldu biz dinleyenlerden ağlayanlar oldu.

Geçen ay tanıdığım bir profesör sunumunun sonunda annesini iki ay önce kaybettiğini anlattı, hem de farkına varılmamış böbrek yetmezliği varmış ve buna bağlı komplikasyonlardan dolayı kısa sürede ölmüş.

Ben öğrenciyken karşısında çekinerek durduğumuz soru sormaya çekindiğimiz adam , o akşam bir oğuldu, kendini suçlayan affetmeyen bir oğuldu. Ciğeri yanıyordu ve ciğerini yarısını hastaneye bırakmıştı. Hem de suçladığı doktor kendisiydi suçladığı affetmediği. Ne büyük yük vardı omuzlarında.Nasıl üzüldüm ona.

Allah belanı versin doktor annemi kurtaramadın diyordu, diyordu ama o doktor kendisiydi. Başkasına söylemek, onu suçlamak, ağlarken ona küfür etmek.Ne büyük bir lüksdür biliyor musunuz?
Bizim o lüksümüz yok. Ciğerimizin yarısını hastanede bırakır, diğer yarısını da kendimiz kemiririz.

Belki bundan dolayı mı bazen bize ciğerleri peş para etmez derler?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.