Kategoriler
Haberler Sizden Gelenler

Zeki Müren de bizi görecek mi?

Bir Delinin Poliklinik Defteri’nden 

Sema Aypolat Kurtuluş’un Yazısı

Ah bu hafızam benim korkulu rüyam. Mesleğim gereği günde belki yüze yakın insan yüzüne baktığımdan mı yoksa Allah vergisi bir eblehlik mi bilmiyorum ama yüz hafızam çok zayıftır. Yakın zamanda uzun uzun konuştuğum birini ikinci görüşte hatırlamayabilirim. Aslında konuşkan ve sıcak kanlı biri olduğumdan ikinci görüşmede hatırlayamamam karşımdakine kendini beğenmiş daha kötüsü dengesiz izlenimi verebilir. Bundan dolayı bana’’ tanıdık gelen yüz ile karşılaşma’’ kabus gibidir.

Geçenlerde deniz otobüsü ile Bostancı’ya geçtim. Oturduğum yerden deniz otobüsün yanaşmasını beklerken, inmek için bir kız kalktı ayağa ama nasıl tanıdık bir yüz. Yani öyle sıradan tanıdık da değil, daha farklı çok bildik sanki kızın her şeyini biliyorum yaptıklarını yaşadıklarını en özelini anlatmış bana ama bende bu his ve tanıdık yüz dışında hiçbir bilgi yok.
Kesin bir hastam diye düşündüm hatta bana uzun uzun derdini anlatan belki o anlatırken benim de gözlerimin dolduğu bir hasta, yani o kadar samimiyiz de benim haberim yok. Çok huzursuz oldum, kızcağız samimi davranacak, poliklinik odası dışında da bana rastlamış olmanın şaşkınlığı ile konuşmaya başlayacak ve ben pot kırmamak için kendimi kasarken oldukça salak bir görüntü vereceğim. Kendi kendime düşünmeye başladım; 
‘’ En iyisi görmemezlikten gelmek biraz geride durayım nasıl olsa o beni görmedi şu güneş gözlüklerimi de takayım, o çıktıktan sonra çıkarım biraz ağırdan alayım bu kapıdan çıkma işini.”
Bir yandan böyle düşünürken yavaş yavaş da ayağa kalkmıştım deniz otobüsü de durmuş kapılar açılmıştı. İki koridordan oluşan kuyruk kapının önünde birleşiyor ve insanlar ya teker teker ya da iki kişi birbirine çarparak aynı anda kapıdan çıkıyorlardı. Fakat ayağa kalkınca anladım ki artık ilerleme işi benim kontrolümde değildi önüm açıldıkça arkamdaki insanlar acele ediyorlar haliyle ben de ilerlemek zorunda kalıyordum. Ve muhtemelen bana güvenmiş her şeyini anlatmış hastam ile aynı hizaya gelmiştim, aynı hızla paralel ilerliyorduk ve yaptığım hesaplara göre; Bir deniz otobüsünü bir insan kuyruğu 10 dakikada boşaltırsa, iki insan kuyrukta aynı hızla ilerliyorsa o iki insan aynı hizaya düşecekti.
İyice gerilmiştim artık o tarafa doğru hiç bakmıyor bir an önce o deniz otobüsünden çıkmak istiyordum. Tam kapıdan başımı eğerek ve çok acelem varmış gibi hızla inmeye çalışırken ikimiz de aynı anda kapıya denk geldik ve kapının ağzında panikle bırak tanımamazlıktan gelmeyi bir de omuz atmış oldum.
O utançla hızlı hızlı yürümeye bir yandan da düşünmeye başladım. Kızcağız beni görmediyse bile omuz atarak kendimi fark ettirdim aferin bana, şimdi hakkımda kim bilir ne düşünecek.
Bu aile hekimliği çok tehlikeli bir şey acayip dedikodu kazanı kaynayabilir hekim hakkında. Bir mahalle size bağlı düşünün tüm komşular bakkal, kasap, berber de size bağlı, günlerde tıraş esnasında veya kahvede okeye dörtlü beklerken çok güzel sohbet konusu olabilir. Herhangi bir doktora gitmiş olsa biri anlatır biri dinler ama doktor ortak payda olunca sohbete katılmalar eklemeler yapmalar olağan. Şimdi bu kız akşam eve dönünce annesine anlatmaz mı?

‘’Anne bugün Sema hanımı gördüm deniz otobüsünde beni tanımamazlıktan geldi bir de kapıdan çıkarken öne geçmek için bana omuz attı manyak mı ne odasında hiç öyle değildi dengesiz bu kadın ya’’

Annesi Çarşamba günü Semiha hanımların davetinde tüm misafirlere aktarmaz mı?
‘’Sema hanım manyakmış bakmayın normal göründüğüne geçenlerde bizim kıza deniz otobüsünde hem bağırmış hem vurmuş’’

Bunu dinleyen Semiha hanım akşam kocasına ‘’Duydun mu Sema hanım daha önce Bakırköy Ruh Ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde 3 ay yatmış bildiğin deliymiş Ayşe hanımın kızı kendi gözüyle görmüş deniz otobüsünde olay çıkarmış sinir krizi geçirmiş hem saçını başını yolmuş hem önüne gelene vurarak durdurun deniz otobüsünü demiş.
Bunu dinleyen Mehmet bey tıraş olurken berberle paylaşmaz mı?

‘’Gördün mü Rıza bizim aile hekimini normal birine benziyor ama El- Kaideci mi neymiş, deniz otobüsünü kaçırıp Filistin’e yardıma gidelim diye bağırmaya başlamış zor sakinleştirmişler.
‘’Yok Mehmet abi öyle dememiş bizim hanım anlattı El – Kaide örgütü falan değil şizofrenmiş kaptan köşküne çıkmış deniz otobüsüyle Libya’ya gidelim orada Arapların bahar festivali var ona katılalım diye bağırmış………

Dır dır dır car car vah vah tüh tüh fısır fısır

Artık benim hayal gücüm bu kadar gerisini siz düşünün gayrı bu iş ne kadar uzar.

Ben tüm bunları düşünürken ve kızın yüzünü tekrar tekrar yüzümde canlandırmaya çalışırken aniden bir aydınlanma yaşadım ve kızı hatırladım arada bir takıldığım dizide yardımcı rollerinin birinde oynuyordu. Yani ben’’ kızı tanımamazlıktan geldim ay ayıp oldu’’ diye düşünürken o aslında bir oyuncuydu ve ben sıradan gıcık bir yolcuydum onun için.

Kendi kendime gülmeye başlamıştım. Vizontele aklıma gelmişti orada geçen bir konuşma.

‘’Peki Zeki Müren de bizi görecek mi?’’

Ne de olsa 70 lerde çocuk olmuştum acaba bilinç altıma mı işlemişti bu mantık?
Onu bunu bilmem ama şunu unutmamalıydım nasıl her sakallı dedem değilse her çıkaramadığım yüz de hastam değildir ve deniz otobüsünde bir oyuncuyu tanımamazlıktan geldim diye suçluluk duymama da gerek yoktur. Muhtemelen o bunu hiç umursamayacaktır.

http://ortayabunalm.blogspot.com/2011/09/zeki-murende-bizi-gorecek-mi.html


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.