Kategoriler
Haberler Kültür

21. yüzyılda seyyah olmak – Güneş Akdoğan

O bir modern zaman seyyahı, Güneş Akdoğan 21.yy’da Seyyah olmak ne demek anlattı.

Gez, gör, anla!

-Şu an tam olarak neredesin, tahminen bugün kaç km yürüdün?

Şu anda Makedonya’nın şirin kasabası Demir Hisar’dayız. Bugün yaklaşık 18km yürüdük.

– Kimdir bu Güneş Akdoğan? Biraz bize kendinden söz etsene…

An itibarı ile 32 yaşındayım. Son mesleğim bağımsız fotoğrafçı gezgin. Izmir’de büyüdüm. 10 yılda 4 üniversitede eğitim gördüm de diploma sahibi olmadım. Daha öncelerde yazılım firmasında proje yöneticiliği, motorsiklet firmasında dış ticaret uzmanlığı gibi değişik garip işler yaptım.

Her fırsatta gezdim. Bazen otostop ile bazen motorumla.

-Çocukluk hayalin neydi?

Dünya barışı 🙂 80′lerde büyüyen herkesin ortak derdi bu herhalde.

Ben de diğer akranlarım gibi TRT ile büyüdüm. Evliya Çelebi’yi ekrandan tanıdım. Ülkeyi keşfetme isteği böyle gelişti. Sonrasında ise büyük sevgi duyduğum Barış MANÇO’nun programı ile bu fikir dünyayı tanımakla yer değiştirdi. Gittiği her yerde yerel halk ile iletişimi, yerel dili konuşması etkiledi beni.

Bir sonraki adım ise yelkenli ile dünyayı dolaşan ATASOY çiftinin etkisi oldu. Denizleri, adaları keşfetmek için harika bir kaynaktır.

Bütün bunlar birleşince ortaya seyahat etmeye, keşfetmeye sevdalı, sırf bu yüzden yelken yapmayı öğrenen, motosiklet kullanan, Erciyes’e kış vakti eğitime giden, dalış dersleri alan ben ortaya çıktı.

– Peki liseden sonra neler yaptın? Galiba eğitim hayatın oldukça hareketli geçmiş.

10 senede 4 üniversite değiştirerek profesyonel öğrenci olarak kariyer yaptım. Veteriner hekimlik, su ürünleri müh., sosyal bilimler ve yönetim bilişim sistemleri eğitimi aldım. Hepsinde de ihtiyacım kadarını öğrenip üniversitede olmanın avantajlarını kullandım.
Bu sayede Ankara Ünv. Dağcılık Klubü’nde kamp ve tırmanış eğitimi aldım.
Yelken dersleri alarak yat kaptanı ehliyetine sahip oldum.
Su ürünleri müh. okurken tüplü dalış eğitimini çok uygun bir fırsatla aldım. OWD brövesine sahip oldum.

-Seyyah olmak nasıl bir şey, nasıl karar verdin, ailen ve arkadaşların nasıl karşıladı?

Seyyah olmak benim için gerçek hayatları ve mekânları keşfetmek anlamına geliyor. Turistik plastik mekan ve hayatlardan uzak duruyorum. Bu konuda örnek olarak Evliya ÇELEBİ ve Barış MANÇO duruyor karşımda.
Nereye gittiğimden çok nasıl gittiğim ilgilendiriyor beni. Hedefi anlamlı kılan yolda topladığım hikayeler oluyor.

Kardeşimle ilk fikrimi paylaştığımda ‘en sonunda kendine uygun bir seçim yaptın’ demişti.

Arkadaşlarım da çok iyi bilir. Her dakika bir yerlere gitmekten, yeni yerler keşfetmekten bahsedip bir kısmını bıktırdığım olmuştur.
Bir kısım arkadaşım beni destekler iken bir kısım da hayal kurduğumu, başıma bir iş geleceğini, sonunda düşündüğüm gibi olmayacağını söyleyip durdu.

-Hayalci misin yoksa gerçekçi mi?  Hangisi seni daha çok besler?

Hayaller gerçekliği yaşatır. Bunun için en güzel örnek Jules VERNE’dir benim için. Hayallerin nasıl da sınırsız olabileceğini ve gerçeğe dönüşeceğini görürsünüz her kitabında.

Sevgili dostum Alper UZUN ile birlikte çok klasik bir önermemiz var:
‘Hayal kurmak bedava.’
Siz de deneyin vazgeçemeyeceksiniz.

-O ilk yola çıkma hikayeni merak ediyorum, anlatsana biraz…

Daha önce çok yerlere gittim hep geri döndüm. 2 Ocak sabaha karşı 5 gibi evden adımımı attığımda geri dönmemek üzere yola çıktım. Cebimde tek yön biletim vardı.
İlk adım her şeyden zormuş bunu gördüm. Uçağa binene kadar kafamda bir ses ‘doğru mu yapıyorum. Geri mi dönsem’ dedi durdu.
Bir başka ses ise (sahibi kendisini bilir) yol almak ilerlemek dedi durdu.
Geriye dönüp bakıyorum da yarım sene geçmiş bir gün gibi olan biten her şey.

İlk adım cesaret gerektiriyor. Sonrakiler ise kararlılık.

– Yürüme fikri nasıl çıktı ortaya?

Beni bilen bilir tembel adamın tekiyim. İlk planım farklı ülkelerde gönüllü projelerde görev alarak yarı yerleşik seyahat etmekti.
İlk durağım Sırbistan’da bulunan komün Porodica Bistrih Potoka oldu. Kışı burada geçirip Hırvatistan’a devam edecektim.
Şubat ayında ortak bir arkadaşımız sayesinde Sandrine CHAMUSSY ile tanıştım. Kendisi Fransa’dan Sırbistan’a kadar birkaç arkadaşı ile yürüyerek gelmiş. Sırbistan’da bazı teknik meseleler yüzünden yollarını ayırmışlar.
Ne yapacağına karar vermek için benim bulunduğum komüne geldi. Burada başlayan arkadaşlığımız Belgrad’ta yerini sevgiye devretti.
Sandrine trans-siberya treni ile Çin’e gitmek istiyordu, ben ise Hirvatistan’a.
Yollarımızı ayıramadık. Bir gün şakayla karışık ‘Tiran’a gidelim oradaki arkadaşımı görürüz.’ Dedim. ‘Yürüyerek gidersek olur.’ Dedi.
Bir hafta sonra kendimi yürüyerek Sırbistan’dan Arnavutluk’a gider halde buldum.

Aradan geçen zaman içinde ise çok hoşuma gitti yürüyerek seyahat. En doğal ve sakin seyahat şekli. Tam benlik. Arnavutluk’a vardığımızda ise hızımızı alamadık ve rotamızı Makedonya’ya uzattık.

-Gittiğiniz yerlerde nasıl karşılanıyorsunuz, eminim enteresan şeyler başınıza gelmiştir yol arkadaşınla beraber.

Çoğunlukla köy yollarını tercih ediyoruz. Bilinmeyen rotaları keşfetmeye çalışıyoruz. Çoğu zaman köylüler bizi görünce yolu kaybettiğimizi düşünüyor. Bize ana yolu tarif ediyorlar.
Balkanlar oldukça sakin ve yardıma hazır, cömert insanları barındırıyor. Herkes önce hayret sonrasında ise mutlulukla karşılıyor bizi.
Zaman zaman kahve veya yemeğe davet edenler olduğu gibi bizi evinde ağırlayanlar da oluyor.

En garip yol Arnavutluk’ta Grabov’dan Podgradec’e ulaşmaya çalıştığımız rota oldu. Haritamızı yolda kaybettik. Sora sora Bağdat bulunur dedim. Çobanlara yolu her sorduğumuzda cevap aynı oldu. ‘DİREKT!’
Dağlarla çevrili hiçbir yol bulunmayan bir bölgede bulduk kendimizi. Ormanlık alanda yolumuzu kaybede kaybede 2 saatlik yolu 2 günde aştık.

-Ne tarz zorluklar yaşıyorsunuz?

En büyük derdimiz ana yollardan yürümek zorunda kalmak. Araçlara çok dikkat etmek gerekiyor.
Çantamız 20kg. Sıcaklar da etkiliyor. Su tüketimi maksimum düzeyde. Fakat yolun neresinde su bulunur belli değil.

Son zamanlarda da çoban köpekleri ile bol bol karşılaşmamız oldu. Birkaç sefer parçalanmaktan zor kurtulduk.

Maddi anlamda sponsorumuz olmadığı için giderleri en düşük seviyede tutmaya çalışıyoruz. Havalar sıcak, otelde konaklamak lüks. Buyrun siz düşünün kıyafetleri ve kendimizi nasıl temiz tutuyoruz. 🙂

– Sırt çantanda neler var ve kaç kilo geliyor? Ayrıca merak ettim, hiç yanından ayırmadığın bir şey var mı?

Çantalarımız 20kg civarında. Temel olarak uyku tulumu, mat, 2 t-shirt, 2 şort, gerekli ilaçlar, fotoğraf makinesi, kamera, mont, kafa lambası, ekranı kırık laptop, kitap…

Bunların hepsi yanımda sürekli. Bir de ufak bir maskotum var. Adı Huzur. Kertenkele. Bazen kendisinin fotoğrafını, videosunu çekiyorum.Ve defter. 3lt su ve yiyecek tabii ki.

-Nasıl bir yol çizdiniz, nerelere gittiniz nerelere gideceksiniz, ara vermeyi dinlenmeyi düşünüyor musun?

Haritayı önümüze alıp hedef şehri belirliyoruz. Sonrasında ise oraya gideceğimiz köy yollarına bakıyoruz. Yolda da vatandaşa akıl danışıp yerel yollardan da gittiğimiz oluyor. Tamamen keyfimize göre yani.
Sırbistan’ın güney batısında Uzice’den başladık yola. Bosna Hersek’in güneyinde Drina Nehri’ni takip ederek Karadağ’a ulaştık.
Burada ise Piva Kanyonu’nu takip ederek Danilovgrad’a kadar uzandık. Ardından köy ve dağ yolları ile Arnavutluk’a vardık.
Arnavutluk’u kuzeyden güneye yürüyerek Ohrid Gölü kıyısından Makedonya’ya giriş yaptık.
Şu anda kuzeye ilerleyerek Üsküp’e varmaya çalışıyoruz.

Üsküp’te Balkan yürüyüşümüz sona erecek. Sonrası için birkaç aylığına Türkiye’ye gelip trenle Türkiye turu yapmayı düşünüyoruz.

Asıl hedefimiz sesimizi duyurup Güney Amerika’ya yelken ile ulaşmak.

-Senin bunu yapmaktaki esas amacın nedir?

Birincil hedefim keşfetmek, merakımı gidermek. Hep merak ediyorum insanlar farklı coğrafya ve ülkelerde neler yapıyor, nasıl yaşıyor diye.

Seyahatimizi egoistçe yaşamak yerine paylaşmayı uygun gördük. Böyle de seyahat edilir, bu kadar maliyeti var, böyle zorlukları var diye anlatarak farkındalık yaratmak istiyoruz.

Yürümek seyahatin bir şekli. 5 ayda 5 ülke aştık. Bir sonraki fikrimiz tren veya yelkenli. Bazen hayal kuruyoruz mobiletle kıta aşalım diye.

Sen nasıl bir seyyahsın? 21.yy’da seyyah olmak nasıl bir şey?

Belirttiğim gibi gittiğim yerden daha çok nasıl gittiğim, yolda yaşadıklarımla ilgileniyorum. Zamanında Evliya ÇELEBİ gitmiş, görmüş, yazmış. Yüzyıllar sonra ben seyyah olacağım dediğimde hayal kurduğumu düşünenler oldu. Kendine iş bul diyenler oldu. Kendi işimi çoktan buldum bile.

Paylaşıyorum gördüklerimi, yaşadıklarımı. Binlerce km öteye gidip otelde barda kapanmak zorunda değil kimse seyahat etmek için. Aylarca yolda olmaya da gerek yok. Bir haftanı farklı bir aktiviteye ayır ve keşfet diyorum.

Modern dünya da hele ki bizim ülke için seyyah olup diyar diyar seyahat etmek zorlu. Adamlar haritaya çizgi çizmişler ‘Buradan Geçemezsin’ diyor. Visa diyor, banka hesabı diyor.
İşin gücün yoksa Çelebi kadar seyahat edemezsin. İşin gücün olduğunda zaten seyahat yalan.
Henüz bu işin içinden çıkamadım modern dünyada.

Sponsorların var mı? Tahminimce bu konuda sıkıntı yaşıyorsundur.

Web sitemin barındırma hizmetini 10 yıldır aldığım Vargonen (http://www.vt.com.tr) bize hosting sponsoru oldu.
Web sitemizin dizayn giderini de Kent Izmir Diş Polikliniği (http://www.kentizmirdis.com) üstlendi.

Bunların dışında maddi sponsorumuz yok. Bu konuya dikkat ediyoruz aslında. Bağımsız gezgin olarak yola devam etmek bizim için önemli. Bu sebeple de teknik ihtiyaçlarımızı karşılayacak bir sponsor veya küçük fikirler edinmeye çalışıyoruz.
Seyahatim boyunca küçük de olsa maddi destek sağlayan herkese bulunduğum yerden kartpostal yolluyorum. Yakında web sitemde en çok beğendiğim fotoğraflarımı satışa çıkarmayı düşünüyorum.

Maddi destek sağlayanları web sitemde mutlaka belirtiyorum. Ayrıca her ay düzenli olarak bülten hazırlıyoruz. Burada da ne kadar yürüdük, nerede konakladık, neye ne kadar harcadık tüm detayları belirtiyoruz. Şeffaf seyahat 🙂

Benim için sponsordan daha çok sesimizi duyurmak önemli. Zihnimde seyahatimizi destekleyecek fikirler mevcut. Ne kadar çok kişiye ulaşabilirsek o kadar çok paylaşımda bulunabiliriz.

 

-Peki aldığın destekler yol masraflarını karşılayabiliyor mu?

Aylık kişi başı 150-200€ giderimiz var. Şu anda ailemden aldığım destekle devam ediyoruz. Yeterince sesimizi duyurmaya çalışıyoruz ki bağımsız kalarak yola devam edebilelim, keşfetmeye devam edelim.

Sence neden seni desteklemeliler ve sana bu konuda nasıl ulaşabilirler?

Beni desteklemek olarak olaya bakmıyorum aslında. Yollarda olan birisi var, kartpostal, fotoğraf, fikir satıyor diye görüyorum kendimi.

Sen bir dergiye, kitaba neden para verirsin? Yazarı desteklemek için mi yoksa bilginin değerini ödemek için mi? 21.yy’da internet var, blog var. Bedava bilgi var. Bu bilgileri edinmek için, paylaşmak için her şeyini geride bırakmış, sırtında çantası ile bilinmeyene seyahat eden gençler var. Yeni dönem kaşifleri bunlar. Destek görmeleri gerekir ki keşfetmeye, senin dilinde sana bilgi göndermeye devam etsinler. Sana cesaret versinler, yol göstersinler.

Biz tek değiliz çok gezgin var. Bu kavramı iyi irdelemek gerek.

Her şey para da değil. Çok küçük bir bütçe ile bunu başarıyoruz. Dün bir mesaj geldi beni çok mutlu eden. Beni takip eden bir arkadaş elinde bulunan kaliteli bir botu bana yollamak istediğini söyledi. Benim için bir şirketin yapacağı ödemeden çok daha değerli bir destek.

Bizi desteklemek isteyenler için web sitemde bir bölüm mevcut. http://www.drummerlizard.com Buradan seyahatime ne şekilde katkı sağlayacaklarını görebilir herkes.

-Tüm bu süreci sosyal medya aracılığı ile paylaşıyorsun, peki kitap çıkarma gibi bir düşüncen var mı?

Aklımda iki farklı fikir var bu konuda. Birincisi yürüyerek seyahat üzerine teknik bir rehber kitap hazırlamak. Fakat bunu basılı mı yoksa dijital mi hazırlayacağım bilemiyorum şu anda. Yeterli desteğe ulaşırsam asıl isteğim bunu dijital olarak hazırlayıp hayrına dağıtmak.

-İleri süreçte yolculuklarına daha kalabalık bir kafile ile farklı bir rota çizip yola çıkmayı düşür müsün? Yani kafanda bu konu ile ilgili bir proje var mı?

Yol boyunca bu tip düşünceler geliyor aklımıza. İleride neden olmasın diyoruz. Seyahat etmek isteyen fakat cesaret edemeyen, nasıl başlanır kestiremeyen, aklında binbir soru ile harekete geçemeyen çok kişi var. İlk hareket ve cesareti vermek için yol gösterici olarak görev almak neden olmasın? Henüz çok erken diye düşünüyoruz şimdilik.

 

-Acaba devlet desteği alabiliyor musun? (Kültür Bakanlığı..vs)
Mümkünse ben almayayım, gaz yapar bende politik mevzular. Bu konu da üzüyor beni aslında. Bas bas bağırıyoruz elimizde binlerce görsel, zihnimizde o kadar hikaye var diye ilgilenen pek yok. Keşke birisi çıkıp dese ki, “gel şurada öğrencilere anlat neler yaptın, nasıl yaptın?”.
Benim destekten anladığım paylaşmak için imkan yaratmak. Maalesef politik kanat bize çok çok uzak.

-En çok neyi özledin, neyi özlüyor insan?

Zaman zaman yatağımı özlüyorum. Bir de ülke yemeklerini. Gün geliyor sabit bir yerde vakit geçirmeyi de özlüyoruz.

-Peki şimdi yolculuk nereye hemşerim? (Memleket havası iyi gelir. ) Yani nereye yürüyeceksiniz?

Demir Hisar’dan Krivogastani, Veles, Üsküp olarak rotamızı belirledik. Yaklaşık 160 km yolumuz var. 10 günde yürürüz bir aksilik çıkmaz ise.

– Bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim,  son olarak eklemek istedikleriniz…

Seyahatimiz boyunca bizi sürekli takip eden Bahar AKINCI, Ece ARAR, Sırtçantalılar grubu (www.sirtcantalilar.com) ve bana ruhsal destek verip büyük katkıda bulunan www.kesfet.tv ’yi dile getirmezsem içimde kalır.

Seyahatimizi takip etmek isteyenler için hakkımızdaki tüm linkler http://about.me/nomadlizard adresinde.

Binlerce km’lik seyahat bir adım ile başlar.

 

-Yolunuz açık olsun!

 

KAYNAK : 1sosyalmedya.com

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.