Kategoriler
Haberler

Prof. Dr. Akdur: Şebeke sularına damacana suları kadar güvenmek lazım

Ankara Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur, Türkiye’de yanlış bir su kültürü oluşturulduğunu belirterek, “Sanki ambalajlanmış sular, ‘iyi su’ imiş gibi tanıtıldı ve bunun ticaret ortamı yaratıldı. Oysa musluklardan akan sular her zaman ambalajlı sulardan daha iyidir.” dedi. Akdur, şebeke sularına da damacana suları kadar güvenmek gerektiğinin altını çizdi.

 

Ankara Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur, Cihan Haber Ajansı (Cihan)’na yaptığı açıklamada, “İçme ve kullanma suyu diye iki ayrı su yoktur. Esas olan evlerimizdeki musluklardan içebileceğimiz suyun akmış olmasıdır. Eğer, damacanalarla su dağıtılıyorsa, işin başında yanlış olan budur.” diye konuştu.

 

Ağırlık verilmesi gerekenin şebeke suyu olduğunu kaydeden Akdur, “Musluk suyunun dışına taştığımızda, özel amaçlı paketlenmiş su söz konusu olduğunda tehlike başlıyor. Musluk dışında herhangi bir su sağlama kanalı tehlikenin başlangıcıdır. Ambalajlı su da dağıtılıyorsa, mutlaka bunun da sıkı bir şeklide denetlenmesi gerekir.” diye konuştu.

 

“TÜRKİYE’DE SU KÜLTÜRÜ YANLIŞ OLUŞTURULDU”

 

Son 30–40 yılda Türkiye’de su kültürünün yanlış oluşturulduğunun altını çizen Akdur, şöyle devam etti: “Sanki ambalajlanmış sular, ‘iyi su’ imiş gibi tanıtıldı ve bunun ticaret ortamı yaratıldı. Oysa musluklardan akan sular her zaman ambalajlı sulardan daha iyidir. Paketlenmiş suların tek avantajı yumuşak su olmalarıdır. Oysa yumuşak su halk sağlığı açısından öyle çok da önerdiğimiz bir su değildir. Özellikle kalp damar hastaları açısından, suyu içenlerin belli minareleri alması açısından suyun belli sertliklerde olmasını tercih ederiz. Musluktan akan sular aşırı sert olduğu için (yani tadı bozuk olduğu için, yoksa bir hastalık taşıdığı için değil) bizde oluşturulan damak tadı anlayışına uymadığı için böyle bir pazar ortaya çıkmıştır. Bir an önce bu yanlış anlayış yıkılmalıdır.”

 

“ŞEBEKE SUYU İYİ ARITILIRSA, KLOR KOKU YAPMAZ.”

 

Şehir şebeke sularının iyi arıtılması halinde katılan klorun da fazla koku yapmayacağını kaydeden Akdur, “Klor aşırı koku yapıyorsa iki nedeni vardır. Bir sularımız iyi arıtılmıyor demektir, bazı organik maddeler vardı. İki çok aşırı klor katılmış anlamına gelir.” dedi.

 

Arıtma sırasında sudaki tuz, kalsiyum, demir gibi minerallerin miktarının azaltılması gerektiğini ifade eden Akdur, “Bizim arıtma tesislerimiz bu sertliği gideremediği için musluktan akan su damağımıza acı geliyor.” şeklinde konuştu.

 

Toplumda damacana suyu içenlerin oranının yüzde 10’u geçmeyeceğini dile getiren Akdur, “Şebeke sularına en az damacana suyu kadar güvenmemiz lazım. Memlekette damacana suyu varsa esas sorun odur. Hedef damacana ile su dağıtımını yok etmektir. Eğer bir memlekette damacana ile su dağıtmıyorsanız sağlıklı iş yapıyorsunuz demektir. Gelişmiş tüm ülkelerde de damacana ile su dağıtmak diye bir konu yoktur.” dedi.

 

“ŞEBEKE SULARINDAKİ KİRLİLİĞİ KİMSE ÖRTBAS EDEMEZ.”

 

Şebeke sularının kirli olması halinde büyük salgınlar ortaya çıkacağından, böyle bir olayın üstünün örtülemeyeceğine dikkat çeken Akdur, “Böyle bir şeyi kimse gizleyemez. Bu nedenle şebeke sularında şu anda sıkıntı olan konu aşırı sertliktir, tadının bozukluğudur. Zaman zaman bazı kimyasal ölçeklerde de bozulmalar söz konusu olabiliyor. Ama bu söylediklerim damacana suyu için de geçerli. Nitekim şimdi Sağlık Bakanlığı ciddi bir denetim yaptı. Türkiye’de aşağı yukarı 250 dolum tesisi vardır. Bunun onda biri kirli çıktı. Şebeke sularına baksak belki bu oranı bile bulmayacak.” diye konuştu.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.