Kategoriler
Haberler Kültür

“Satır aralarından yükselerek erkek sesine ulaştım”

FATİH ABACIOĞLU / YENİ ASIR

Uz.Dr.Yelda Sorguç: Küçük Dünyalar romanımı Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ndeki hayatı görerek kaleme aldım. Erkek bir karakter olan Ayhan, akıl hastanesinde geçen hikayeleri anlatıyor. Romanlarımda kendimden parçalar var. Çocukluğum var, geçmişim var. Erkek gözüyle kendimi anlattığım yazılar var

İlk romanında İzmir’de yaşanan bir aşk hikayesini konu alan Behçet Uz Çocuk Hastanesi Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Yelda Sorguç, ikinci kitabında hayata bir erkeğin gözünden bakıyor. Akıl hastanesinde geçen olayları öyküleştiren doktor- yazar Sorguç, “Sezgilerimi kullanarak, duygularımla yazıyorum. İkinci romanımda satır aralarından yükselerek erkek sesine ulaştım” dedi. İzmir’de 18 yıldır tıp doktoru olarak yaşamını sürdüren mikrobiyoloji uzmanı Dr. Yelda Sorguç, bir Temmuz gecesi kağıt ve kaleme sarılarak başladığı yazarlık serüvenini Yeni Asır Gazetesi’ne anlattı.

– Yazarlığa nasıl başladınız?

Yazma serüvenine 2006 yılının bir yaz akşamında başladım. Çok kitap okuyan biriydim. Bazen şiirler yazıyordum. Ancak tıp eğitimi ve uzmanlık dalım nedeniyle edebiyata fazla vakit ayıramadım. Aklımda hiç yoktu yazar olmak. Bir Temmuz gecesi elim kaleme uzandı ve yazmaya başladım. Demek ki benim içimde yazarlık vardı. Ancak 35 yaşına kadar ortaya çıkarmamışım. Üçüncü romanım bitti, henüz yayınlanmadı.

– Üçüncü kitabınız yine aşk romanı mı?

Üçüncü romanım bir yılbaşı gecesini anlatıyor. Kitabın kahramanları arasında her tipte insan var. Homoseksüel, tarih profesörü ve hayatı hızlı yaşayan bir genci aynı sofrada buluşturdum. Hepsinin oraya geliş hikayesi var. Benden de bir şeyler var yazılarımda. İkinci kitabımda çocukluğum var. Kitabın kahramanı Ayhan, geçmiş zaman diliyle hikayesini anlatıyor. Bir bakıma benim geçmişimi anlatıyor.

– İçimdeki Rüzgar ve Küçük Dünyalar kitaplarını anlatır mısınız?

İçimdeki Rüzgar’ı bir yılda tamamladım. Arka planında İzmir’e özgü mekanlar var. İzmir’de geçen bir aşk romanı. Son yıllarda okuduğum bütün romanlar İstanbul’da geçiyordu. Bu, İzmir’e bir miktar haksızlık diye düşünüyordum hep. İzmir’in tarihi güzelliklerini, doğasını da anlatmak istedim. Okuyucu İzmir’de bir tura çıkıyor. Kemeraltı çarşısını ve kenti geziyor. Küçük Dünyalar’ı yazmak 3 yıl sürdü. Kardeşim psikiyatri uzmanıydı. Bir gün Bakırköy Akıl Hastanesi’ne gittim. Bu kitabı da oradaki hayatı görerek kaleme aldım. Erkek bir karakter olan Ayhan, akıl hastanesinde geçen hikayeleri anlatıyor. Bu kitabı bir erkeğin gözüyle yazdım. Satır aralarından yükselerek erkek sesine ulaştım. Romanlarımda kendimden parçalar var. Çocukluğum var, geçmişim var. Erkek gözüyle kendimi anlattığım yazılar var.

– Gelecekte seçiminiz doktorluk mu, yazarlık mı olacak?

Bir yandan tam zamanlı hekimliği diğer yandan yazarlığı bir arada götürmek insanı yoruyordu. Zor bir eğitim aldım. Ardından uzmanlık yaptım ve edebiyata vakit ayıramadım. Ancak yazmaya başladıktan sonra zaman sorunu yaşamadım. Ben doktorum, hayatımı ve yaşamımı bu şekilde kazandım. 18 yıl bu mesleğe emek verdim. Kitap yazmayı seviyorum. Kitap yazarak hayatımı kazanacak duruma gelirsem, doktorluğu bırakabilirim.

– Yeni bir kitap projesi var mı?

Son kitabımda bir yılbaşı gecesini anlatıyorum. Bir eşcinsel, bir profesör ve hayatı dolu dolu yaşamak insanları bir masa çevresinde topladım. Onların aynı ortama gelişlerini de anlatıyorum. Değişik ve heyecanlı bir roman oldu.

http://www.yeniasir.com.tr/Sarmasik/2012/08/26/satir-aralarindan-yukselerek-erkek-sesine-ulastim 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.