Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

Ölüme Milim Milim Yaklaşırken

Ölüm;

Şüphesiz, ilk duyuşta hepimizin ürktüğü olmuştur bu kelimeden. İçinde dört harften fazlasını barındırıyor çünkü. Aslında ger geçen gün olayın bu derece korkutucu olmadığının (olmaması gerektiğinin) farkına varır gibiyiz. Dedelerimizden ninelerimizden öğrendiğimiz kadarıyla “ölüm kurtuluşa ermektir, yeniden doğuştur, hakka kavuşmaktır.”

Dünyadaki bilimsel, teknolojik ve diğer dini ve hukuki gelişmeler gittikçe iyileştirmeye çalışılan yaşam koşulları, sosyal ve kültürel açılımlar insanlarda kaliteli yaşama isteği uyandırmaktadır. Kaliteli yaşam, teknolojik gelişmelerle paralellik göstermesine karşın bunların içinde en önemli payı olan sağlıktaki iyileştirmelerdir. Sağlık dışı faktörleri istediğiniz kadar iyileştirin sağlıkta reform yapmadıkça insanlara daha kaliteli bir yaşam sunmuş sayılmazsınız. Sağlık çok önemlidir çünkü… Kanuni dediği gibi “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi. Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.”

Canlılar; doğar, büyür, yaşar ve ölür. Değil mi? Öyledir hiç şüphesiz… Sağlık koşullarını iyileştirdiniz. Siyasi, hukuki dini gelişmeleri de… Teknoloji hat safhada diyelim. Lakin belirtildiği gibi ” Canlılar; doğar, büyür, yaşar ve ölür.” Ölümsüz dünya… var mıdır, olabilir mi sizce? Bilmem ki, şimdilik yok en azından… Her canlı ölecektir. Ama nasıl? Kimi ölüm döşeğinde yıllarca acı çekerek kimi trafik kazasında bir anda veya hiç acı çekmeden kimisi de daha tanı koyamadığımız hangi nedenden belki de… Ama ölecektir değil mi? Evet evet ölecektir.

Günümüzde insanları iyileştirme yetkisi verilmiş tek meslek “HEKİMLİK”… hekim, hastayı iyileştirme yolundaki müdahaleleri yapmakla yükümlüdür.

“ÖTENAZİ” nedir? Hiç duydunuz mu bu kelimeyi? Kısaca açıklamak gerekirse ötenazi “iyi, acısız ölüm” demektir. Aynı zamanda ölüm döşeğindeki bir hastanın kendi isteğiyle acı çekmeden hekim tarafından yaşamına son verilmesidir de. Dedim ya kaliteli yaşama isteği… ölümcül hastalığa yakalanmış, acı çeken, ölüm döşeğindeki bir hasta için ne kadar kaliteli bir yaşam düşünülebilir ki? Günümüz hekimleri bu konuda görüş ayrılığına düşmüş durumda, zira Hipokrattan bu yana süregelen zamanda gelmiş geçmiş hekimlerde öyle… Hekimler arasında görüş ayrılığı olmasına karşın ötenazinin uygulanması gerektiği yönünde bir eğilim olduğu görülmektedir.

Ötenazi konusunda yıllarca yurtiçinde yurtdışında birçok araştırma yapılmıştır. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. N.Yasemin Oğuz 1996’da yaptıkları bir araştırmada hekimlerin ötenaziye olumlu, yasal olmadığı içinse uygulamasına olumsuz yaklaştıklarını söylüyor. 2004 yılında Erbil ve arkadaşları tarafından yapılan bir ankete göre Ötenazi Yasallaşmalı diyenlerin oranı %25 bulunmuştur. Aynı zamanda Amerikalıların yaklaşık 2/3’ünün ötenazinin yasallaşmasından yana oldukları görülmektedir. Ötenaziyi savunanların görüşüne bakıldığında “Yaşam ve ölüm hakkı kişinin hür iradesine aittir.” insan onuruna yaraşır biçimde ölme isteğine saygı gösterilmelidir. Kaçınılmaz sonun acılar içinde umutsuzca uzatılması insanlığa sığmaz şeklinde yorumlar ortaya çıkmaktadır. 17. yüzyılda İngiliz filozofu Francis Bacon “Hekimin vazifesi sıhhati iade etmek ve ıstırabı azaltmaktır. Istırapları azaltmak vazifesi yalnız hastayı iyileştirmekle değil fakat ona kolay ve rahat bir ölüm temin etmekle de olur“. Türk tabipleri birliği ise sorunu “Bizim görevimiz hastayı öldürmek değil, yaşatmaktır, duyarsak yapanı meslekten men ederiz” şeklinde ifade etmiştir.

Evet, ötenazi yüzyılların sorunuydu hala da çözüme kavuşmuş değil… “ölüme milim milim yaklaşırken” aslında kelimenin dört harften ibaret olmadığı, içinde sağlığı, yaşamı, mutlulğu, mutsuzluğu bir çok olguyu barındırdığı, milim milim yaşarken bunun sonunda (ÖLÜM) olacağını bilerek, bununla beraber herşeyi kabullenerek belki biraz acı ama tatlı tatlı yaşamaya devam ederken kabul ettiniz. Belki sizin için hiç bitmeyecek sandığınız “hayat” son bulabiliyor bazen… önemli olan buna karşı gelmek değildir, karşılık koyarsanız da olacaktır zaten. Asıl önemli olan bunu bilmenin yanında ölümün her haliyle kabul etmenin gerektiği, acı tatlı anlarıyla hastalığıyla sağlığıyla ötenazisiyle “sonun” milim milim yaklaştığını bilerek hayatı daha yaşınılabilir hale getirmektir. Sonuçta “milim milim yaklaşıyorsunuz ölüme” bunu bilerek yaşamak daha tat verici olabilir.

“ölüme milim milim yaklaşırken”

Sevgi ve saygılarımla

 

Mustafa AZİZOĞLU

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi

mdmazizoglu@gmail.com                                                                                       

                                                                                                                                                                                                                                                                            

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.