Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Hekimler Depresyonda Mı?

Uz.Dr.Ulaş Mehmet Çamsarı

Tıp fakültesi  Türkiye’de 6 yıllık bir eğitim süren oldukça yorucu bir eğitimdir. Bu eğitim sadece süre olarak uzun değildir, aynı zamanda içerik olarak da oldukça yoğundur. Türkiye’deki sistemde, tıp fakülteleri mezunları pratisyen hekim (tıp doktoru) unvanını alırlar ve bu yetki ile tıp uygulamaya hakları vardır. ABD’de örneğin,  toplam 8 yıllık bir eğitim sonucunda elde edilen “tıp doktoru” unvanı pratik olarak hekimlere uygulama olanağı sağlamaz. ABD’de hekimler mezun olduktan sonra bir tıp alanında uzmanlaşmak durumundadır.  Örneğin Türkiye’de pratisyen hekim statüsü ile hizmet veren bir hekimin yaptığı işi ABD’de 4 yıllık bir asistanlık eğitimini tamamlamış bir aile hekimi ya da en az 3 yıllık bir asistanlık  eğitimini tamamlamış bir dahiliye uzmanı yapabilir. Amerika Birleşik Devletleri’nin bu sistemi uygulayabilmesinin temel nedenlerinden biri  mezun ettiği tüm hekimlerine asistanlık eğitimi verebilecek olanaklarının olmasıdır. Ülkemizde bu olanak ne yazık ki yoktur, ve uzmanlık eğitimi bilindiği üzere Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ile başvuranların küçük bir kısmını asistanlık ve üst uzmanlık programlarına yerleştirecek sistem üzerine kuruludur.  

Tıpta Uzmanlık Sınavı her yıl iki defa uygulanmaktadır. Bu sınava giren meslektaşlarımın  çok küçük bir kısmı asistanlık eğitim programlarına yerleşirken, büyük bir kısmı açıkta kalmaktadır ve meslek hayatlarına pratisyen hekim olarak devam etmektedir.  Uzmanlık eğitimi almak isteyen bir kısım hekim sınava tekrar tekrar girerek şansını denemeye devam etmekte ve sonunda başarmaktadır.  Bir kısım ise kaderine razı olup kura çekerek meslek hayatına pratisyen hekim olarak devam etmeye karar vermektedir.

Halen Türkiye Cumhuriyeti’nde uygulanan zorunlu hizmet uygulamasına göre, mezun olan tüm pratisyen hekimler, eğer bir uzmanlık programına yerleşmedilerse, pratisyen hekim olarak Sağlık Bakanlığı’nın atadığı bir yerde çalışmaya zorlanmaktadır, aksi takdirde tıp fakültesi diplomaları bakanlık tarafından alıkoyulmaktadır. Bir uzmanlık programına girenler ise, uzmanlık yaptıkları süre boyunca mecburi hizmet yükümlülükleri ertelenmekte, ve uzman olduktan sonra, uzman hekim olarak da yeni bir mecburi hizmete tabi olmaktalar, ve pratisyen hekimlikten ertelenen mecburi hizmetlerine de eklenerek daha da uzun bir mecburi hizmeti yapmaya zorlanmaktadır. Mesleğinde daha da uzmanlaşmak isteyen bir hekim yandal uzmanlığına girerse, onun için de ayrı bir zorunlu hizmet yükümlülüğüne tabi olmaktadır.  Mecburi hizmetini yapmayan hiçbir hekim Sağlık Bakanlığı’ndan tıp fakültesi diplomasını alamamakta, uzman hekim uzmanlık belgesini alamamakta, yandal uzmanı hekim, yandal uzmanlık belgesini alamamaktadır. Sağlık Bakanlığı bu belgeleri yurt dışında çıkmak isteyen ülkesinden çalışmamayı seçen hekimlere de  vermemektedir.

Özetlersek, Türkiye Cumhuriyeti tıp fakültesi okumak isteyenlerin talebini karşılayacak kadar tıp fakültesi kontenjanı sunamamaktadır, mezun ettiği hekimlerine yeterli derecede uzmanlık eğitim olanağı vermemektedir, yeterli üst uzmanlık (yandal) olanağı da verememektedir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti mezun ettiği her hekimin diplomasını alıkoyarak kendi seçmediği bir yerde çalışmaya zorlamakta, mezun ettiği tüm uzman hekimlerin uzmanlık belgelerini alıkoyarak, seçimi dışında bir yerde zorla çalıştırmakta, mezun ettiği tüm yandal uzmanlarını kendi seçimi dışında başka bir yerde zorla çalıştırmaktadır.

 

Türkiye Cumhuriyeti’nde bir lise öğrencisi, kendi seçerek gittiği bir şehirde 6 yıl eğitim sonunda tıp diplomasını alabilmek için kendi seçim yapmadığı bir yerde zorla çalıştırıldıktan sonra, kendi seçebileceği bir şehirde yaklaşık  4-5 yıl eğitim alarak kendi seçim yapmadığı başka bir şehirde zorla çalıştırılmaya devam etmekte, eğer üst uzmanlık yapmak isterse, kendi seçim yapabileceği bir şehre taşınıp burada 2-3 yıl yandal uzmanı olduktan sonra yeniden kendi seçim yapmadığı başka bir şehirde zorla çalıştırıldıktan sonra tüm diplomalarını alarak özgürlüğüne kavuşur ve istediği şehirde çalışmaya başlayabilir.

Türkiye’de bu şartlar altında çalıştırılan bir hekim, bir yandan özel hayatını ve kendi  geleceğini düşünmek zorundadır. Bu kaotik mesleki süreçte  ailesini birarada tutamayanlar da az değildir.  Türkiye’de hekimler neredeyse 35 yaşına kadar birkaç senede bir yer değiştirmeye zorlanan, en temel diploma haklarını alabilmek için çok ağır şartlarda  çalıştırılan, bütün bu süreçler içinde gittiği her yerde dayak yiyen, bıçaklanan, yüzüne tükürülen ve hor görülen bir meslek grubu haline getirilmiştir.

Hekimler depresyonda mı?  Türkiye’de şu sıralar pek kimsenin umrunda değil gibi görünüyor. Altı üstü kaç kişidir ki bu hekimler, hepsinin oyu bir olsa hiçbir siyasi partiyi ne uzatabilirler, ne de diğerini kısaltabilirler. Bir toplumda hekimleri koruyacak,  partiler ya da hükümetler değildir, o toplumun erişmiş olduğu medeniyet seviyesi ve halkının duyarlılığıdır.

Dr.Ulaş Mehmet Çamsarı

Erişkin Psikiyatri Uzmanı, Tibbi Psikiyatri (KL) Yandal Uzmanı

 

Psikiyatri Departmanı, Bağımlılık Psikiyatrisi Bölümü

Mayo Clinic, Rochester, Minnesota, ABD

 

4 Ekim 2012

7 comments

  1. Ulas bey. Cok guzel bir konuya degdiniz. yalniz birkac dusuncemi sizinle paylasmak isterim.
    Birincisi turkiye tip okulu bedava okuyabilirsiniz, senelik o 200 liralik harc, egtim parasi sayilmaz bence, bir ayakkabi kadar yani, arti devletten geri odemeli de olsa destek alabilirsiniz, ogrenci kredisinden bahsediyorum.
    ikincisi ise zorunlu hizmet bedava yapilmiyor, ulkenin durumu boyle, saglik bakanligin yaptigi bir naz olarak gormemek lazim, biraz daha da zamana ihtiyacimiz var bence. Eski soviyet ulkelerinde de sistem oyle bir tek farkli olarak cuzdaniniz nereye kayitliysa, ya da tip fakultesini nerede bitirdiyseniz orada zorunlu hizmet 3 sene yapiyorsunuz, ki turkiyede yapilir mi bilmiyorum. Ek olarak ayni universitede parali tip okulu var, toplam 100 bin dolar civarinda, bu okuldan mezun olanlar zorunlu hizmet yapmazlar. Ilginc olarak herkez zorunlu hizmeti goz onune alarak bedava olan fakultelere girmeye calisir, daha kompetatif ve daha prestijli. Zorunlu hizmeti yapamayan parali okulda okumus doktorlara da eskiden askerligi yapmamis erkege baktiklari gibi bakarlar.
    Simdi konuya donersek, bence ulke ne olursa olsun, insan kendine gore problem bulmaya ve depresyona rirme yollari arar. Yani turkiye icin cok stresli olan Van’daki zorunlu hizmet, baska ulkeden gelen bir doktor icin bal gibi gelebilir ve insanlar neden stres yapiyor hic anlamayabilir. Ayni durum bence amerika ve hindistan icin gecerli. Son olarak hekimlik stresli bir meslektir.)))
    Saygilarimla.
    veli

    Editöriyel Not : Paralı Tıp Fakülteleri’nden mezun olduktan sonra mecburi hizmet yapılıp yapılmadığı konusunda EMİN MİSİNİ? teşekkürler.

  2. sayin Editor
    sorunuz icin teskkur ederim. Konudan uzklasmis olduk ama..
    Cevap: Ukrayna vatandasiyim, eminim. Ilk 17 senemi orada yasadim. mesela yurt disindan gelenler sadece parali okuyabiliyor. Tabiki sistemin bircok eksikligi var, mesela parasiz (devlet destekli) olanin kontenjani torpil, rusvetlerle Universite sinavindan once doluyor. Ya da zorunlu hizmet 3 sene oldugu icin yurt disina uzmanlik okumak icin gidemiyorsunuz. Zorunlu hizmet yapmamak imkansiz, davlar ve cok buyuk cezalar kesilevilir. Sovyetler zamaninda tartismasiz diplomayi iptal ediyorlardi. Ama en buyuk far tabi zorunlu hizmeti herkez bir yan koyde yapiyor. Mesela Samsunda okulu biterdiysaniz Carsambada yapiyorsunuz. Dil farki da var ama herkez ukraynaca ve ruscayi biliyor. Ama sovyetler dagilmadan once her yere ayni seviyede saglik egtim ulastirdilar.

  3. Özel üniversite tıp mezunları da mecburi hizmet yükümlüsüdür.

    Hatta yurtdışı mezunları da mecburi hizmet yükümlüsüdür.

    Sadece YABANCI HEKİMLER bundan MUAFtır, istedikleri yerde çalışabilirler.

    TC vatandaşı iseniz sağlık bakanlığı tarafından diplomanıza el konulmakta, zorla istihdam edilmektesiniz. Sizin seçmediğiniz yerde ve zamanda çalışmak zorundasınız, aksi halde diplomanızı almak için tüm gerekenleri yapsanız dahi mesleğinizi icra edemezsiniz.

    “İnsan Hakları evrensel beyannamesi
    Madde 23 Her şahsın çalışmaya, işini serbestçe seçmeye, adil ve elverişli çalışma şartlarına ve işsizlikten korunmaya hakkı vardır.”

    Kişilerin yaşayacakları yeri/zamanı ve iş verenlerini seçebilmesi bir insan hakkıdır. Mecburi hizmet uygulaması açık bir insan hakkı ihlalidir.

    Maaş veriliyor olması bu suçu haklı hale getirmez. Kaldı ki bir ay öncesine kadar, tıp fakültesi mezunları öğrenimlerinin son yılını eğitimden ziyade ücretsiz (ve harç ödeyerek) kamu hizmeti ile geçirmekteydiler. Mezuniyet sonrası atanana kadar çalışamamaktayız, bu zarar da karşılanmamakta.

  4. Sayin gokhan
    ben size eski sovyet Ulkelerindeki tip egtiminden bahsettim TCdeki durumdan degil. editorun sorusu da yurt disindaki universiteleri kast ettigini dusundum.
    Peki yine de konudan uzklasiyoruz ama.. insan hakklarindan bahsediyorsunuz ama zorunlu hizmet olmasa bir cok kisinin doktora ulasma sansi olmazdi. Bir dogu koyundeki vatandasin pnomoni oldugumda, diabet, tansyon kontrolu icin gidip bir doktora danismak onun hakkidir.Tek tarafli dusunmeyelim, bu ulkenin hali boyle, ve o zorunlu hizmeti CEZA olarak degil vataniniza birc olarak gormek daha dogru olur, size gore degilse, karyer icin ve ya meslek icin ulkeyi degistirebilirsiniz ama vataninizi degistiremezsiniz. sizce zorunlu hizmet olmasa herkez istedigi yerde calisabilse ne olurdu sizce? Bu ulke icin gecerli mi? Doktorlar yine memnun olurmuydu? Bana bu ulkede bir tane memnun doktor gosterin, dermada ftrde cok hasta var diye sikayet eden var, izmirde memnun olmayan vs. Sorunu biraz da kendimizde aramak lazim.

  5. Veli bey,
    Mevcut durumda sorunu arayacağımız son yer kendimiz. (kendimiz derken genç hekimleri kastediyorum)

    Doktor ihtiyacı karşılamak için, diplomalara el koyarak insanların hayatına müdahale etmek tek çare değil son çaredir. En basitinden öğretmen ve avukatlarda olduğu gibi devlette çalışmak için başvuranları atayabilirsin. Ücra (underserved) bölgelerde çalışmayı teşvik edersin, maaşı arttırırsın. Kaldı ki madem aile hekimliği sistemine geçildi, herkesin aile hekimi var, sistem düzgün işletilirse bahsettiğin durumlar sorun olmaz. Bunlar ilk aklıma gelenler. Sovyet ülkelerinin uyguladığı sistem dahi bizimkinden çok daha makul.

  6. Gokhan bey
    cevabiniz ve guzel dusunceleriniz icin cok tesekkur ediyorum. Iste boyle dusunurek, fikir yuruterek sorunlar cozulebilir bence. Belki de saglik bakanligina cozumler fikirler mektubu yazilabilir, ne kadar dikkat verecekler bilmiyorum ama))) ama bir birimize herseyin ne kadar kotu oldugunu sikayet etmekten kesinlikle daha mantikli ve faydali olacagini tahmin ediyorum. Sovyetlerde ilk basta durum Turkeye’de gibiydi yani ucra bolgelere hizmet ulastirmak amaciyla yapiliyordu, simdi ise sadece bedava egtim karsiligini almak icin, boylelikle hic parasi olmayana okul konaklama, yemek, burs imkani verip sonra 3 sene daha ucuza calistiriyor. Ama ucra bolge kalmadi, onlar ya sehire goc etti, ya da orada swhir oldu, tabi yeni sorunlar ekleniyor…
    saygilarimla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.