Bir cerrahi asistanının yaşadığı zorluklar

Dr. Ercüment Tombalak
Dr. Ercüment Tombalak

TUS sınavı bitmiş tercih zamanı gelmişti, sağdan soldan bilgilerle hangi bölümü yazmak istediğimi kararlaştırmaya çalışıyordum. Hep dedikleri gibi cerrahi branş yazacaksam eğitim ve araştırma hastanelerini ,dahili branş yazacaksam mutlaka üniversite hastanelerini tercih etmeliydim. Tabiki eğitim araştırma hastanelerindeki doktorlarının döner sermaye gelirlerinin üniversite hastanesindeki çalışanlara göre daha iyi olduğunu bilmem de ,eğitim araştırma hastanesini tercih etmemde başka bir tercih sebebiydi.Sonunda tercih zamanları bitti ve artık sonuçların açıklanacağı gün geldi çattı.Hedeflediğim gibi İstanbul’daki bir eğitim ve araştırma hastanesinin genel cerrahi bölümünü kazanmıştım. Başlarda herşey tahmin ettiğim ve araştırmalarımdaki gibiydi. Asistanlarla uzmanlar arası ilişkiler abi,kardeş ilşkisi gibiydi, ek ödemeler muhteşem olmasa da idare ederdi.Bunlardan daha önemlisi ki eğitim araştırma hastanesini tercih etmemim yegane nedeni bol vaka yapma durumu tam istediğim gibiydi. Başlangıçta çömez oldugumdan komplex vakalarda gözüm yoktu tabiki ancak biliyordum ki zamanı geldiğinde ben de en komplex vakaları bile gözüm kapalı yapmaya başlayacaktım. Kısacası başlangıçta yaşadığım zorluklar ileriye dönük umudumun olmasından dolayı gözümde büyümüyordu. “Güçlük kolaylıkla beraberdir, kendine gel, ümidi bırakma! Akıllı insan bilir ki, ölümün arkasında bile daha güçlü bir hayat beklemektedir”. felsefesi çömezliğin dayanılmaz zorluğuna rağmen beni ayakta tutuyordu.

Asistanlığa başladıktan 18 ay sonra birgün yapılan bir toplantı sonrası 40 yıllık eğitim araştırma hastanesinin bir gecede üniversite hastanesine dönüştüğü söylendi. Ardından bir sürü uzman ayrıldı.Yerlerine Türkiye’nin dört bir tarafından yardımcı doçent,doçent,profesörler geldi. Dolayısıyla yılların eğitim araştırma hastanesine bir gecede üniversite mentalitesi geldi.Artık her gelen vaka yapmanın önemli olmadığını, önemli olanın teorik eğitim olduğunu söylemeye başladı. İleriye dönük umutlarımız bir bir kaybolmaya başladı. Çünkü her vakaya hocalarımız yanlarına  uzmanları alarak girmeye başladı.Asistanlara ise vakaların ekartörlüğü kaldı.Bu sıkıtıları dile getirdiğimizde ise vaka izlemenin aslında yapmaktan daha önemli oldugu söylendi. Umarım haklılardır zira eğer haksızlarsa son’a yaklaştığımız şu günlerde ileride hiç bir vakayı tek başına yapamayan bir uzman olarak periferde tek başına çalışmak zorunda kalacağız.  Yeri gelmişken teorik eğitimin de gerçekten çok önemli olduğu gerçeğini inkar etmediğimi belirtmek isterim fakat tek başına pratik eğitim ne kadar işe yaramazsa ,tek başına teorik eğitimin de kesinlikle hiç bir şeye yaramayacağı düşüncesindeyim. Üniversite hastanesi olduktan sonra eriyen döner sermaye gelirleri konusuna hiç girmek bile istemiyorum.  İnsanı hayata bağlayan en önemli şey umududur. Bir düşünürün dediği gibi “Umudunu kaybetmiş olanın başka kaybedecek bir şeyi yoktur”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.