Avrupa’dan Türkiye’nin Sağlık Politikalarına Ağır Eleştiri

20131125-205527.jpg

Korkulan Gerçek Oldu, Yasa Tasarısı Sağlık Hizmetlerinin Tarafsızlığına Saldırıdır!

British Medical Journal dergisinde Uluslararası hekim ve insan hakları örgütleri ile akademisyenlerin kaleme aldığı bir mektupta görüşülmekte olan Sağlık Torba Yasasında yer alan ve hekimlik uygulamalarını suç haline getiren maddeye dikkat çekildi.

Mektupta tasarının sağlık hizmetlerinin tarafsızlığına bir saldırı olduğu belirtilerek “Hastaları ve yaralıları yalnızca ve yalnızca sağlık ihtiyacı temelinde tedavi etmek sağlık mesleğinden olan herkesin temel yükümlülüğüdür. Yasa tasarısı işte bu yükümlülüğe yasal bir darbe indirmektedir. Tasarı tıbbi fiilen devlet politikasının bir aracı haline getirecek, bağımsızlığını ayaklar altına alacaktır” denildi.

Mektupta Dünya Tabipler Birliği, Avrupa Hekimler Daimi Komitesi, İnsan Hakları İçin Hekimler Örgütü, İngiliz ve Alman Tabip Birlikleri’nin imzaları yer alıyor.

Mektubun orijinaline ulaşmak için tıklayınız http://www.bmj.com/content/347/bmj.f4933/rr/673686

Mektubun Türkçe çevirisi:

Re: Türkiye’de tıbbi personele yönelik saldırılar. Vincent Iacopino, Vivienne Nathanson, Otmar Kloiber, Eleanor Chrispin, Michele Heisler ve diğerleri l. 347:doi:10.1136/bmj.f4933
21 Kasım 2013
BMJ Editörüne Mektup
Re: Türkiye’de tıbbi personele yönelik saldırılar: tıp ettiğine saygı ve tıbbi tarafsızlık ihlallerine son verilmesi çağrısı. BMJ 2013;347:f4933 doi: 10.1136/bmj.f4933 (Yayın tarihi: Ağustos 2013)
Ağustos ayındaki editör yazımızda dile getirilen endişeler gerçek oldu. Türkiye Hükümeti, tıp mesleğinin tarafsızlığına yönelik hukuksal bir saldırı planlıyor. Sözü edilen BMJ yazımızda atıfta bulunduğumuz yasa tasarısı, yalnızca gösterilere katılanlara değil acil tıbbi yardım ihtiyacı olan herkese acil tıbbi yardım sağlanmasını suç kapsamına alan hükümler içeriyor. Hastaları ve yaralıları yalnızca ve yalnızca sağlık ihtiyacı temelinde tedavi etmek sağlık mesleğinden olan herkesin temel yükümlülüğüdür. Yasa tasarısı işte bu yükümlülüğe yasal bir darbe indirmektedir. Tasarı tıbbi fiilen devlet politikasının bir aracı haline getirecek, bağımsızlığını ayaklar altına alacaktır.
Halen TBMM’nin gündeminde olan yasa tasarısının 33. Maddesinde şöyle denmektedir:
“Sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemler Sağlık Bakanlığınca denetlenir.Olağanüstü durumlarda mesleğini icraya yetkili kişilerce acil sağlık hizmeti ulaşana kadar verilecek olan sağlık hizmeti hariç, ruhsatsız olarak sağlık hizmeti sunan veya yetkisiz kişilerce sağlık hizmeti verdirenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”

Ayrıca, aynı maddeye göre, herhangi bir gösteri sırasında resmi ambulans bulunması, ehil ve bağımsız hekimlerin acil tıbbi hizmet vermelerini engelleyici bir gerekçe sayılabileceği gibi, acil müdahalede bulunanlar kovuşturmaya uğrayabilecektir. Tasarının yasalaşması halinde vasıflı pratisyenlerin mesleklerini bağımsız biçimde yapmaları tüm Türkiye’de suç haline gelecek ve Sağlık Bakanlığı Türkiye’deki sağlıkla ilgili uygulamalar üzerinde eşi görülmemiş bir denetim yetkisi kazanacaktır.
Siyasal görüşleri ve eğilimleri ne olursa olsun hastalara ve yaralılara sağlık hizmeti verme ahlaki, etik ve mesleki sorumluluklarını yerine getiren sağlıkçıların desteklenmesi ve korunması Sağlık Bakanlığı’nın ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin görevidir. Ne yazık ki Sağlık Bakanlığı Gezi Parkı gösterilerinde yaralı göstericilere depremlerde ya da diğer acil tıbbi hizmetlerde olduğu gibi yeterli tıbbi bakımı sağlamamakta başarısız kalmıştır. Sağlık Bakanlığı tıbbi personelden, yaralı göstericilerin ve onlara yardım eden sağlıkçıların adlarını bildirmelerini istemiş, bu tür bilgiler de göstericilerin ve onlara sağlık yardımı sağlayanların keyfi biçimde gözaltına alınmalarında kullanılmıştır.

Yakın tarih, tıbbın tarafsızlığına yönelik devlet saldırılarının örnekleriyle doludur. Buna apartheid döneminde Güney Afrika’da tanık olduk. Daha yakın dönemlerde Suriye’de ve tıp becerilerinin Guantanamo hapishanesinde görev yapanların hizmetine verildiğini gördük. Uluslararası tıp camiasının bu alanda tek bir ses olması yaşamsal önemdedir. Dolayısıyla, hekimlere, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu’ndan ve Türkiye Hükümeti’nden Madde 33’ü yasa tasarısından çıkarmalarını ve yasada ihtiyacı olanlara bağımsız, etik kurallara bağlı ve ayrımcılık gözetmeksizin hizmet sunulmasını engelleyici herhangi bir hükme yer verilmemesini talep eden bir mektuba imzalarını koyma çağrısında bulunuyoruz.
Çelişik çıkarlar: Tüm yazarlar çıkar beyanı ile ilgili BMJ politikasını okuyup anlamıştır ve sonuç şudur: Çalışan çıkarlar söz konusu değildir.
Aşağıdakiler adına:

Vincent Iacopino baş medya danışmanı 1, Vivienne Nathanson mesleki etkinlikler müdürü, 2, Otmar Kloiber genel sekreter 3, Julian Sheather, etik bölüm yöneticisi 2, Michele Heisler iç hastalıkları, sağlık davranışları ve sağlık eğitimi profesörü 4, DeDe Dunevant iletişim müdürü 1, Eliza Young yayınlar koordinatörü 1, Alejandro Moreno danışman 1, Emily Nee intörn, Mukesh Haikerwal başkan 3, Margaret Mungherera, başkan, 3, Birgit Beger genel sekreter 5, Katrín Fjeldsted başkan 5, Frank Ulrich Montgomery başkan 6
1 İnsan Hakları için Hekimler (PHR), New York, NY, USA; 2BMA, Londra WC1H 9JP, UK; 3 Dünya Tabipler Birliği (WMA), Ferney-Voltaire, Fransa; 4 Michigan Üniversitesi, MI, USA; 5 Avrupalı Doktorlar Daimi Komitesi (CPME), Brüksel, Belçika; 6 Alman Tabipler Birliği (Bundesärztekammer, GMA), Berlin, Almanya.
Çelişik çıkarlar: Açıklanan yok

Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.