
Kim aşkın acısını hissedebilir ki yüreğinde. Aşkın büyülü ateşiyle kavrulurken bedeni, ne sahip olamayacağı bir şeyin hayalini kurmaktan vazgeçer ne de hasretini çektiği şeyin verdiği acıyı gündemine getirir. Varsa yoksa görmeyi arzuladığı gözlerin içinde kayıp olmanın hazzını yaşamak ister. Ne güzel şeydir o hissettikleri. Her sabah uyandığında yeni bir güne başlamanın heyecanıyla bir an önce kavuşmak ister sevdiğine. Bütün gün onu görebilmenin, elini tutabilmenin ve sevgisini sunabilmenin bin bir yolunu denemek ister. Verebileceği ne çok şey vardır aslında aşkına dair. Masumdur sevgisi ve bu masumiyetin içinde varlığını adamak ister o sevgiliye. Sonra akşam olur. Güneş batmıştır ufukta, karanlık çökmüştür içine ve onu mutlu eden hisleri acı vermeye başlar delicesine. Uzandığı yatağında kıvranıp durur. Gündüz güzel olan her şey gece hüzün vermeye başlamıştır.
Sonuçta keyif veren her şey acı da verebilir aynı zamanda. Bu yüzden acı çekebileceğimizi düşünmeden mutlu olabileceğimiz anın süresini uzatmaya çalışmalıyız. Sıcacık sütten yansa da dudaklarımız, buz gibi ayranın verdiği hazdan uzaklaşmamalıyız. Yoksa kaybedeceğimiz şeylerin ardından sızlanıp, pişmanlıklar ülkesinin vazgeçilmez elemanı olmaktan öteye geçemeyiz hiçbir zaman.(ÖCYM)
ofbeabi.com