Araç muayenesi ve tıp eğitimi

(benzer noktalar..?!)

      İşin ustasına sorduğumuzda arabamız için “Araç kullanım kılavuzlarında yazan araç ilk alındığından belirli bir süre sonra yaptırılan kontrolü saymaz isek 10.000 km ‘de bir veya yılı doldurduktan sonra, 15.000 km”de bir veya yılı doldurduktan sonra gibi ifadeler yer almaktadır. Bu periyod temelde motor yağ bozulma zamanı dikkate alınarak tespit edilmiş bir periyoddur. Şöyleki aracın motor yağı kullanımından sonra bir yıl geçtiğinde veya belirli km yol yapıldığında bozulmaya uğramış olur. Araç üreticileri yağ kullanılmasında sorun çıkma aşamasına gelmeden önce motor yağının değiştirilmesini tavsiye ederler. Eğer tavsiye edilen değişim periyoduna uyulmaz ise aracınız garanti kapsamında ise garanti dışına çıkacaktır”(1)diye önerirler. Ülkemizde aracı olan sayısı en son tüik verilerine göre 2012 17 033 413(2) adet.Ülkemizde yukarıdaki ustamızın önerisine uyan sayısı ile ilgili bir veri yok ancak trafikte ceza yememeniz için yaptırmanız zaruri olan araç muayene periyodu ” İlk üç yaş ve sonrası her iki yılda bir muayene edilmelidir”(3)olarak günümüzde zorunlu tutulmuştur.

       Bu kadar araç hakkında bilgi verdiniz, sağlıkçı mı ?motor ustası mı ?diye düşünen arkadaşlarımı fazla bekletmeden bu kadar ön bilgiden sonra konumuza gireceğim.Gördüğünüz üzere metal aksamlardan oluşan bir aracımız için herhangi bir arızası (veya şikayeti )olmasa bile aracımızı kendimiz üretici firmanın önerilerine uyarak veya devletin zorunda tutmasına binayen (ücretleri içimizi yakaraktan) giderek kontrolümüzü yaptırıyoruz.Bunu devlete ek gelir olsun ne gerek var bu kadar bir arızası olmayan araca sık kontrole diyerek katılmayanlar olabilir,bir yandan da bu benim ve başkalarının sağlığı için(kusurlu aracın kaza olasılığı katılacağınız üzere yüksektir) dersek hepimiz kabul ederiz.

       Şimdi en son teknolojisi veya modeli bile metal veya başka maddeden yapılsa bile maximum  30 sene dayanan(antika araçlar hariç) bir alet için bile, bu kadar sık kontrol etme gereksinimi olan bir dünyada yaşıyoruz.Allah uzun ömürler versin hepimize, 80-100 sene gitmesini istediğimiz vücudumuz için gerekenleri hem sağlıklı bir birey olarak veya sağlık çalışanı olarak yapıyor muyuz acaba?Burada devlet aile hekimliği sistemine geçerek yavaş yavaş sağlığımızı ve de ilerlemiş hastalıkların maliyetinin fazlalığını da düşünerekten bazı yaşlarda bazı tetkikleri  ve muayeneleri tarama amacıyla aile hekimlerimize( unutmazlar da unutabilirler diye de performans kesintisi ile kontrol altına alarak) bazı yaşlarda bazı muayeneleri yapmayı öneriyor ve istiyor.Çok haklı!!!Niye mi?Bir akciğer kanserinin maliyeti bir çalışmada(4) akciğer kanseri için 1978 YTL olarak hesaplanmış.Risk faktörü olan bir hasta için tarama yöntemleri ücreti PA akciğer grafisi maliyeti 6.8 TL (5)kadar.Bu sadece maliyet düzeyinde bakılan durum.Burada hastanın çektiği sıkıntılar,süreçteki ek rahatsızlıklar(depresyon)ve mortalite durumunu ölçecek bir ölçek bulamadım!!!

        Bu yazıyı yazmamda ki birinci neden sabah muayeneye gelen 74 yaşındaki bayan hastama geldiği süre boyunca aile hekimi sadece kullandığı tansiyon ve şeker ilacını yazmış.Yaşı itibarıyla ki (tarama zamanından bir 34 sene geçmiş) tarama olarak önerilecek veya yapılacak tekikler hiç yapılmamış (smear testi,mamografi,gaitada gizli kan,pa akciğer grafisi vb..).”Yaşı gelmiş 74 e bu zamana kadar olacaksa da olurdu,şikayeti yoksa ne gerek var” diyen arkadaşlarımız inşallah yoktur diye düşünüyorum.

        1.basamak adı üstünde birincidir toplum sağlığı için dostlarım.Elbette 2.basamak ve 3.basamakta en az onun kadar önemlidir.Ancak hastanın tanısı birinci basamakta konur veya öntanı ile yönlendirilerek 2. Veya 3. basamağa yönlendirilerek tanısının konulması sağlanır.Benim zamanımda (2009 da mezun olmuştum merak edenler için) sorduğum  tıp fakültesini okuyan hiçbir arkadaşım ileride pratisyen hekim olarak kalacağını veya kalmak istediğini söylememişti,o yüzden intörnlük zamanında çoğu tus çalışmak için zamanından arttırmaya çalışıyor,staj yerlerindeki görevlerine yoğunlaşamıyordu.Çünkü hepsi  uzman olacaktı.Ne gerek vardı risk faktörü olan hastalara tarama veya muayene ile kanser öncüsü durum veya kanser tanısı koymaya ,bu önemli değildi.(Tusta çıkarsa tabi başka)Göğüs hastalıkları uzmanı olup kanser hastalığı olmuş hastaya tedavi vermek istiyordu.Çünkü şartlar böyle gerektiriyordu,geliri daha fazlaydı.Toplumda saygınlığı daha fazlaydı.Ya da kardiyolog olmak istiyordu hipertansiyon,diyabet ve hiperlipidemi gibi risk faktörlerini tedavi ederek koroner arter hastalığının önlenmesi değildi mesele, anginası olan hastaya angio yaparak stent takmaktı önemli olan.(yanlış anlaşılmasın bunlar çok önemli işler ihtiyacı olanlar için, anlatmak istediğimi siz anlamışsınızdır umarım,zaten anlamayanlar veya anlamak istemeyenler belirtecektir okuduktan sonra).Tabi bende aynı şekilde istiyordum ancak intörn iken bölümlerimden olabildiğince kaçmamaya çalıştım,hem tusa çalışasım yoktu hemde istediğim bir bölüm seçemiyordum.Tusu o yüzden 3.senemde belki kazanma  nedenim bu olabilir.(kaçsaydın ilk girişinde kazanırdın diyenlerde olabilir) ancak önce pratisyen sonra uzman olmayı istiyordum.Soranlarda garipsiyordu zaman kaybetme diye.Ama bana pratisyenliğin çok katkısı oldu,genel şikayetlerle gelen hastaları gördüm 3 sene boyunca,ama Türkiye de maalesef pratisyen kalmanın saydığım nedenlerden dolayı avantajı bırakın dezavantajları olaması nedeniyle istediğim ve sevdiğim uzmanlık dalına girdim.

      Bizde maalesef okurken istediğimiz bölümleri(veya popüler bölümleri -bize uygun olmasa da -) elektif stajında alanı görmedim.Ben bu bölümü seçeceğim ama bana uygun mudur diye bir içine gireyimde bakayım diyen bizim dönemde tek bir arkadaşım vardı,nörolojiyi elektif aldı sonrasında da kazandı.(o hariç)diğer herkes önce tusta güzel bir puan alalım,sonrasında bakarız mantığıyla hareket ediyordu. Bu ayrı bir konu kendine uygun bir bölümü yazmayıp veya yazamayıp(puan yetmediği için)sonrasında bölüm değiştirmek zorunda kalanlar veya zorunlulukla bitirerek ömür boyu sevmediği bir işi yapmak zorunda kalanlar…

       Tıp eğitiminin gereği basamaklı sitemdir Türkiye de ,azerbeycanda bizim pratisyen olmamız için 6 sene okumamız gerekiyor ancak rotasyoner Azerbeycanlı arkadaşlardan öğrendiğim kadarıyla(yanlışım varsa düzeltin) 4 sene temel eğitimden sonra 3 senelik uzmanlık dallarına ayrılarak eğitim alıyorsunuz ve 7 senede uzman olarak verilen çıkıyormuşsunuz.Ancak Türkiye de önce pratisyen üzerine uzman olursunuz.Doğrusu da bu olmalı zaten ,ancak biz pratisyen olmakta sorun çekiyoruz maalesef,herkes uzman olacağım diye pratisyen için gerekli bilgileri almıyor,almak işine gelmiyor.Ancak bildiğiniz üzere Türkiye’nin de gerçekleri var, 15000 e yakın katılımın olduğu tus sınavında max 3500 kadro açılıyor.Ee diğerleri ?Demek ki çok değerli bir  abimin sözü ile özetliyeyim ”Türkiye de  uzman hekim ihtiyacı değil kaliteli yetişmiş pratisyen hekime şu an çok ihtiyaç var“.Tusu kazanan genel bilgileri zaten bilir diyen arkadaşlarım olabilir,ama maalesef tus sınavı yaptığınız soru sayısına bakıyor.Acil durumlara müdahaleyi ,genel tıp losyonuna pratikte yaklaşımınıza bakan yok.Onu zaten asistan olunca öğreniriz diyoruz.

        Bu kadar bildiğimiz şeyi niye yazdın diye buraya kadar okuyan arkadaşlarıma;Nedeni önceki yazılarımdaki(gribe antibiyotik yazan doktor) gibi yukarıdaki hastam ve diğer ikinci  hastadan dolayı yazma ve içimi dökme ihtiyacı duydum.İkinci gelen hastam Önceki günlerde TSH:6.8 olan 34 yaşındaki bir bayana,muhtemelen 20 senelik hekim arkadaşım Propiltiourasil 50 1×1 başlamış,evet yanlış okumadınız!!!( Propiltiourasil 50 1×1 )Bana kontrole gelen hastamın beklendiği üzere TSH :23 olarak geldi.Sonrasında işi düzelterek ve de iki tarafıda zor durumda bırakmayarak ilacı keserek takibe aldım. Bu durumu “olur öyle arada” diye geçiştiremeyiz dostlarım.Eğitim şart !!! Kaliteli eğitim ancak şart,uzaktan olmaz,dibinden eğitim şart.İnternet çağındayız diye yılların usta çırak eğitimini geri plana atamazsınız.Çağımızda tablet dağıtıyoruz diye propaganda yapan yönetimler olabilir.Önemli olan tabletlerin ne için kullanıldığıdır.Sosyal paylaşım siteleri ve oyun siteleri için değil,araştırma için kullanılıyor mu ona bakılmalı, dağıtılan tablet sayısına değil.Lafı çok uzattım ancak üzülüyorum arkadaşlar, hastalar için ve kendimize üzülüyorum.Böyle olmamalı.Farkına varıp kendimizi bir an önce düzeltmemiz ve de eğitime tabi tutulmamız şart…

       Sağlıcakla kalın …

                                                                                                                Ast Dr Burak Berk

Kaynaklar:

(1)    http://www.arac.muayenesi.com/servisleri/332-arac-servis-bakim-periyodlari.html

(2)    http://www.tuik.gov.tr/IcerikGetir.do?istab_id=72

(3)    http://www.tuvturk.com.tr/arac-muayene-periyodlari.aspx

(4)    http://toraks.dergisi.org/text.php3?id=466

(5)    http://www.mc.metu.edu.tr/testliste.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.