Oradaki hekimin kaleminden SOMA

soma

Bugün Akhisar devlet hastanesinde serviste yatan hastalarıma vizit yapmak için hastaneye gittiğimde, hastane bahçesinde canlı yayın araçları ve çok sayıda polis, kızılay ekibi görünce dün gece gelişen sıcak gelişmelerden bihaber olduğumu anladım..

ve ilk gördüğüm yetkiliye bu tabloyu sordum, öğrendim ki maalesef çok sayıda kazazede hastanemiz morguna kaldırılmış..

hüznüm ve kederim bir kat daha arttı bahçede bekleşen şehit yakınlarını görünce..

öylesine canımı yaktı ki o kardeşlerimin hali, kimisinin üzerinde günlerdir değiştiremediği tozlanmış pantalonlar, kimisinin üzerinde ağıt yakarken parçalandığını düşündüğüm çiçekli etekler vardı..

hepsinin üzerinden oluk oluk garibanlık akıyordu anlayacağın..

tam o esnada hepsinin gözleri uzun uzun ve delercesine bana baktı, çünkü tam önlerinden geçiyordum talihsizce..

kendimi o anda çok bitkin hissettim, bir anda kurşun gibi ağırlaştım, düşüncelerim iyiden iyiye yavaşladı ve sanki kalp spazmı geçirip oraya yığılıp kalacakmışım gibi nefesim tıkandı..

neyse ki o anda kucağımda oğlum vardı da yıkılmamak için ona sarıldım ve yoluma başım önde hızlı adımlarla devam ettim.. yüzüm kızardı o esnada, utandım.. çünkü o acı dolu yüreklerin karşısından oğlumla geçiyordum ve gencecik bir çok kadın vardı o hüzünlü toplulukta ve çocuklarını kucaklayacak bir babalarının artık olmadığını anımsattım belki de onlara;

kendime lanetler okuyup koşarak girdim hastaneye.. ve hastaneyi kaplayan çürümüş insan kokusuyla şoke oldum, daha önce mesleğim gereği çürümüş ayak sahibi hastaların odalarına girdiğimde duyduğum lokalize bir koku şimdi tüm hastaneyi ve morga en uzak noktadaki kapıyı bile esir almıştı.. bu kocaman hastanede bir kaç şehit kardeşin yarattığı kokuyu düşündüm önce ve sonra kırkağaçtaki soğuk hava deposundaki yüzlerce şehitin cenazesinin oluşturduğu kokuyu düşündüm sonra..

kocasını ya da oğlunu teslim almaya gelenler için ne büyük travma.. ve sonra yine yeniden lanetler yağdırdım bunca garibana hayatı zindan eden zihniyetlere ve bunca kesin gerçeklik varken halen yalan söyleyebilen pişmiş kellelere..

şu günlerde ihmal ve adam kayırmacılık yüzünden yüzlerce insan ölebiliyor lakin hiç kimse ölümcül gerçeklerden ölmüyor malesef, çünkü godomanlar her gerçeğe bir panzehir bulmuş ne yazık ki.. lanet olsun!!..

Uzm. Dr. Ömer ÖZÜMER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.