Bir araştırmanın düşündürdükleri

Dr. Yasin AKAR
Dr. Yasin AKAR

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) bir raporunda önemli bir tehlikeye dikkat çekilmiş. Örgüte göre “bütün dünyada kronik hastalıkların bu hızla artması halinde bir sonraki neslin ortalama yaşam süresi insanoğlunun varoluşundan beri ilk defa bu nesilden az olacak.” 

Maalesef Türkiye de riskli ülkeler arasında.

Kronik hastalıkların çoğalmasındaki önemli risk faktörlerinden birisi de obezite ve hareketsiz yaşam. Toplumuzun ne yazık ki üçte biri obez, üçte biri de fazla kilolu. Ancak kalan üçte birin normal kiloda olduğu söylenebilir. Üstelik obezite ve fazla kilo sorunları artma eğiliminde. Bu da bizi toplum sağlığımızın geleceği konusunda endişeye sürüklüyor. Bu ürkütücü tabloya göre sürüklemesi de gerekiyor zaten.

Aslında bugün bile sorunun büyüklüğünü görmek mümkün. Diyabet hastalığı olan vatandaşlarımızın sayısı 10 milyona yaklaşıyor.
Çocuklarımızda obezite riski hızla artıyor!

Bir de meseleye çocuklar açısından bakalım. DSÖ’nün destek verdiği ve 20 ülkede yapılan Avrupa Çocukluk Çağı Obezite Araştırması (COSI) bu konuda bize ipucu verebilir.

Araştırmanın ön sonuçlarına göre 7-8 yaş grubundaki çocuklarımızın yüzde 14’ü hafif şişman ve yüzde 8’i şişman bulunmuş. Yani, çocuklarımızın beşte biri normal kiloların üzerinde… Bu araştırmayı çocukluk çağında kilolu olan bireylerin ilerleyen yaşlarda da kilolu olma ihtimallerinin yüksek olduğunu göz önünde bulundurarak değerlendirelim.

Bunun birçok nedeni var elbette. Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tarzları mesela. Beslenmeden mutluluk anlayışına kadar geniş bir aralıkta bilinçsizce davranıyoruz. Çocuklarımıza veremediğimiz zamanı onları sahte keyiflere yönelterek telafi etmeye çalışıyoruz. Yüksek yağ ve tuz içeren donmuş ve hazır gıdaların hayatımızdaki ağırlığı artıyor. Teknoloji bağımlılığı çocuklarımızı hareket etmekten uzaklaştırıyor. ‘Dışarı’ algısı evlerin balkonlarıyla sınırlı kalıyor.

Alınması gereken bazı önlemler

Acilen önlemler almazsak bir nesil elimizden kayıp gidecek. Bu bireyler ve aileler özelinde olduğu kadar toplum genelinde de ele alınması zorunlu bir mesele.

Çocuklarımızın eğitim, spor, eğlence ve beslenme alışkanlıklarını yeniden düzenlememiz şart.

Birkaç örnek vermek gerekirse:

Çocuklarımıza bilinç kazandırarak teknolojinin onları değil, onların teknolojiyi kullanmalarını sağlamalıyız.

Çocuklarımıza yönelik tematik parkların, oyun alanlarının hem sayısı artmalı hem de standardı yükselmeli. Bu konuda yerel yönetimlere önemli görevler düşüyor.

Okul kantinlerine yönelik düzenlemeler ve beden eğitimi derslerinin artırılması gibi olumlu iyileştirmeler, ebeveynler tarafından desteklenmeli ve takip edilmeli.

Tütün ürünlerinde vergi artışı, tütün tüketiminin azaltılmasında önemli bir araçtır. Çikolata ve şekerlemelerin de vergi rejimi tütün gibi farklılaştırılabilir. Obezite vergisi gibi bir verginin ihdas edilmesi bu neviden gıdaların tüketimini kontrol altına alabilir.

Benzer şekilde, sağlık açısından riskler taşıyan gıdaların reklam yapması konusunda bazı sınırlamalar getirmek, tepkilere yol açsa bile, bizi sağlıklı toplum idealimize yaklaştırabilir.

Başka önlemler de getirilebilir.

Ancak başarılı olmanın ön şartı çok sektörlü, bütün paydaşların elini taşın altına koyduğu bir mücadele içinde olmak. Geleceğimiz olan çocuklarımızın sağlıklı büyüyebilmeleri için ise özellikle ebeveynlerin ilgisi ve sevgisi çok önemli. Hatta sevmek ve üzerine titremek yetmez; bu konuda bilinçli olmak gerekir. Unutmayalım! Bilmediğiniz şeyleri çocuklarınıza öğretemezsiniz.

Dr. Yasin AKAR

dryasinakar@yahoo.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.