Hakettik bunları…

Uzm. Dr. Serdar Biçeroğlu
Uzm. Dr. Serdar Biçeroğlu

Trafoya kedi girdi. Elektrikler falan kesildi. Neyse ki güvenlik güçleri duruma müdahale etti ve şaibeyi engelledi. Herkesin sonuçlarına tam güvendiği bir seçim oldu. Alnımızın akıyla seçimlerden çıktık. Ülkem bir demokrasi sınavından daha başarıyla geçti. Kedilerin söz dinlemeyen afacan hayvanlar olabileceğini öğrendik.

Maden göçtü. 300 insanımız vefat etti. Neyseki duruma güçlü irade tarafından el konuldu. İşçilerimizin şehit olmalarına karar verildi. Keza kimin şehit olacağını yine onlar bildiler. Hemen yaralar sarıldı. Medya falan olayı 10 günde unuttu. Güçlü ve bölgesinde lider ülkem bu faciyadan da başarıyla ve en az yarayı alarak kurtuldu. “Fıtrat” nedir ögrendik.

Vakti zamanında camide bira içildi. “Gezi” zekalılar işte, sindiremediler. İşi gücü bıraktı ülkem, yapılacak havalimanını protesto etti 2 ay boyunca. Gece gündüz gaz soludu. Ölenler oldu. Fıtratımızda bu da var mıydı bilmiyorum. Neyseki olayın bir darbe olduğunu anladık. En sert tedbirlerle ülkede güvenliği sağladık. Yıldönümü gelmişti. Ülke güvenliğinin bozulma ihtimali üzerine, destanlar yazan görevliler, vazifeye çağrıldı. Alayımız dayak yedik. Fıtratımıza dayağı da ekledik. (“Gezi” zekalıların neleri başaracağını öğrendik de, bir unzuvda kıl olmayı erdem sanan kardeşlerin ne zekalı olduğunu öğrenemedik)

Konu hassas; direğe çıkıldı. Gerisini anlatmaya dilim varmıyor. Keza gözlerim doluyor… Şunu biliyorum; fıtratımızda yok kardeşim bayrağın indirilmesi. Ordan gelmeyin bize dedik…

Çok geçmedi bir gece konsolosluk basıldı. İçerde kedi kuş ne kadar canlı varsa rehin alındı. Ses seda çıkmadan günler geçti. Bölgesinde lider ülkem durum karşısında ne yapacağını düşünürken adamlar neredeyse sınıra kadar ilerledi. Neyseki peşmerge vardı. Lider ülkem bir haber saldı. Sınırlarımızın güvenliği sağlandı. Bu arada rehineleri konuşmamamız gerektiği söylendi. (Şşştt, sessiz olun konuyu uzatıp rahatsız etmeyin, lider ülkem yeni bir gündem oluşturup bu durumu da elbet başarıyla atlatacaktır. Sadece güvenin.)

Tüm olan bitenleri düşünürken içeri hasta yakını girdi. “Hocam arabayı ortalık yere koydum acelem var kusura bakma. Babamı evden çıkaramadım, şu ilaçlar yazıver. Eczacımı ara şifreyi ona ver. İlaçları eve yollar o sen merak etme” dedi. (Ben de tam ilaçlar eve nasıl gidecek diye endişe ederken bu son cümle rahatlattı beni.) Canım kardeşim, gelmeyen hastaya ilaç yazılmaz, nitelikli dolandırıcılıktan ağır cezada yargılarlar adamı dedim. ” Hay senin doktorluğuna, hakediyorsunuz başınıza gelenleri, az bile yaptılar size, beter olun” dedi.

Herşey birdaha geçti gözlerim önünden. Anladım sanırım.

Hukuksuzluğu kendine hak edinmiş bir kesimin tercihidir esir olduğumuz, olay da ne yazık ki galiba budur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.