Gazi Tıp Hocasından Son 10 Yılın en iyi yorumu

emin_ersoy

Bu gün, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi AD ‘na başlangıç günlerimden günümüze kadar olan süreçte yaşadıklarım ve geldiğimiz noktayı düşündüm de sonuç hiç de iç açıcı değil maalesef.

1987 yılının başlangıç günleriydi, eski bina 2. kat da beyin cerrahisi ile paylaştığımız serviste 20 yatak civarında bir kapasite ile çalışıyorduk. Bir kısmı bu gün öğretim üyesi olan arkadaşlarımla , yediğimiz yemek, yattığımız yer aldığımız maaş hiçbir şey düşünmeden koşturarak çalışıyorduk. 2.5 yıl gün aşırı nöbet tuttuk ama bir gün olsun evden gelirken, hafta sonu dahil yüzümüz asık, umutsuz ve motivasyonsuz hastaneye gelmedik tüm hocalarımızdan bir şeyler öğrenmek gayretindeydik yediğimiz onca fırça bizi sadece daha fazla motive etti.

Üst düzey bir arkadaşlık, kader birliği vardı. Yaptığımız ameliyatlar bizi hep daha da heyecanlandırırdı yeni bişeyler öğrenme gayreti vardı. Hocalarımızın sorduğu sorular eğer o sorulara cevap verememişsek bizi yıkar nasıl bilemedik diye bunları onur meselesi yapardık, ama bilirdik ki bizim herbirimiz kıymetliydik ve bu sorular sadece ve sadece bizim bir adım daha ileri gitmemiz için yapılır sorular bunun için sorulurdu.

Nöbet tutup da hasta ameliyat edemediğimiz de boşa geçmiş bir nöbet gibi durumu düşünüp SSK Dışkapı hastanesini arar takipte vs. ameliyat olacak hastaları varsa bize göndermelerini talep ederdik.

Günümüz itibarıyle, sabah vizit de , bitkin ,motivasyonu kaybolmuş asistanlar, kendini tamamen servise ve hastalara yabancı hisseden internler, sürekli durumdan şikayet eden hocalar.

Sadece akademisyenlerin birbirleri ile olan problemlerini çözmek için toplanan akademik kurullar.

Nöbetsiz, kolay yoldan para kazandıran ve performansı yüksek bölümlerin sıkça seçildiği TUS sınavları., Korkarım önümüzde mutsuz , umutsuz, duyguları körelmiş sadece performansı düşünen bir hekim grubuyla sağlık hizmeti vermeye çalışan bir Türkiye bizi bekliyor.

Gerçi halkımız sağlık sisteminden memnun ama ben 35 yıldır sağlık sisteminin içinde olan bir öğretim üyesi olarak hiç de umutlu değilim.

Prof. Dr. Emin ERSOY

3 comments

  1. Hocamızın gözden kaçırdığı bazı noktalar da var tabi, 20 yataklı servislerinde muhtemelen tek asistan olarak çalışmamışlardır.Böylece hasta dosyası hazırlamaktan , sekreterlik yapmaktan bilime ayıracak vakitleri enerjileri kalmış olabilir . O yıllarda hasta ve hasta yakınlarının doktora saygılarının da günümüzden fazla olduğu muhtemeldir.Hekime şiddeti özendirecek sağlık yasaları da ortada yoktur. Eşimizi çocuğumuzu göremediğimiz nöbetlerde hasta yakınlarından dayak yemiyoruzdur. Belki birinci basamak sağlık hizmetleri de günümüzden daha iyi işliyordur. Üniversite ve eğitim araştırma hastanelerine elektif vakalar geliyordur. Belki birşeyler öğrenmek için peşinden koşulacak hocalarımız da işbaşındadır o zaman . Servislerinden ellerini eteklerini çekip kendi başlarına poliklinik yapmıyorlardır . Bu şartlarda asistanların güleryüzlü olamaması , tükenmiş olduklarından da olabilir belki tabi düşünmek lazım

  2. ayda 15 nöbeti verirsen ne şevki kalacak asisatanda… Adam sadece yaşamaya çalışır işinden zevk almaya değil

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.