Kategoriler
Basından Haberler Köşe Yazıları

Güzel bir doktor hikayesi

20140728-111048-40248247.jpg

Hakemler yaşar iken / Dr.Raci KÖPRÜLÜ

Yiğidin harman olduğu yerde, İzmir Eşrefpaşa’da doğdu.
Bir gramcık olsun kibiri, kendini beğenmişliği yoktur.
Çocukla çocuk, büyükle büyük olur.
Zirvede yaşadı, doktorluğu da hakemliği de.
10 kişiyi koltuğu oturtun hal ve hareketlerine göre burnu Kaf Dağı’nda olanı seçin deyin, 10.gelir.
Ego’larını yıllar önce aldırmış bir kişiliktir.
79′da İzmir Atatürk Lisesi’nden, 85′de de Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.
52 yaşına geldi.
* * *
Kars’ın Posof İlçesi’nin Binbaşı Eminbey Nahiyesi’nde 4 yıl mecburi hizmet yaptı.
89′da İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bildiğiniz Yeşilyurt Devlet Hastanesi’ne geldi.
Acil Servis gibi ‘sıkıntılı, stresli, kimseye yaranılamayan’ bir yerde tam 22 yıl görev yaptı.
* * *
Yazımızın başında ego’larını aldırdı demiştik oysa sinirleri’ni de aldırmıştı.
Ego’suz ve sinir’siz daha mutlu ve çok huzurluydu.
Hiç bir hasta veya hasta yakını ile tartışması olmadı, hakkında şikayetçi olan bile çıkmadı.
Bir daha gelip teşekkür eden, gönlünden kopan hediyeleri vermek isteyenler ise çok çıktı.
Hastalarına insanca, şefkatle ve hoşgörü ile yaklaştı, sallamadı, bugün git yarın gel demedi, bir kez bile onur kırıcı olay veya darp, saldırı yaşamadı.
Ne ekersen onu biçersin, hekimlikte de, hakemlikte de bu böyle.
* * *
Herkesin yardımına koştu.
Cep telefonu hiç susmak bilmedi.
Daha dün hakemliğe başlayan bir gencin ayak burkulmasında bile başında bekledi.
Hele hele trafik kazası geçiren hakem abim Bülent Akkaşlı’nın başında, uykusuz günlerce pervane olmasına bizzat şahit oldum.
Hiç bir menfaat beklemeden hem de, umurunda da değildi.
Önce insan, sonra hekim, sonra hakemdi.
Tıp’la Top’u birbirine karıştırmadı.
Birbirine peşkeş çektirmedi.
Hakemliğini hekimlikte, hekimliğini de hakemlikte kullanmadı.
Tıp’ı Top’a vurdurmadı, Top’u Tıp’a sokmadı.
Kısaca adam gibi adam, geçliğin deyimiyle adamı dibi yani.
* * *
2011′de emekli oldu.
Artık özel poliklinik sahibi, ortak olduğu bir de OSGB’si var.
* * *
Üniversite yıllarında Briç’e merak sardı.
Ne de olsa zeka sporu briç.
Ha diyen oynayamaz.
* * *
Her hakemin briç ve satranç oynaması gerektiğini yıllarca savundu.
Eskiden dernekte okey oynanırdı, şimdi de sanal alemde Sugar Crash.
Satranç’ı ve Briç’i yerleştiremedi bir türlü derneğe, yanar yanar ona yanar.
Briç Federasyonu’nun İzmir İl Temsilciliği görevini sürdürüyor şimdilerde.
* * *
‘Tıp Fakültesinden arada sırada doktor çıkar’ sözü sanki onun için söylenmişti.
Briç kesmedi, futbol hakemliğine de merak sardı.
En zor ilk 3 sınıfı geçmişti.
4′de iken sınıf arkadaşı Yılnur Önen’in önerisi ile hakemliğe de el attı.
Fakülte bitince Kars’a gitti.
Orada da rahat durmadı amatör maçlara çıkmaya başladı.
Bilirim, Doğu’nun şartları çok ağırdır.
90 dakikalık bir maç, insanın 3 gününü alır.
Gün kısa hemen akşam olur.
Gidişi de zor, dönüşü de.
Ha deyince otobüs yok, kar, soğuk, tipi de işin cabası.
İki gece mecbur Kars’ta otelde kalıyordu.
Bir gün Vali, ilçe çıkışını yasaklayınca, 3 yıl hakemliğe ara vermek zorunda kaldı.
İzmir’e sakladı hakemliğini.
* * *
90′da İzmir’de klasmana girdi.
Profesyonel liglerde hakemlik yapmaya başladı.
Yardımcı hakemlik yapmayı, yardımcı olmayı, bayrak sallamayı çok sevdi, düdüğe sırtını döndü.
2002′ye kadar elde bayrak il il, kasaba kasaba Türkiye’yi dolaştı.
Bu özelliğinden dolayı sevgili Metin Bademli, Hakem Dünyası Dergisi’nde, ‘Bayrak Profesörü’ lakabını taktı.
Öyle de kaldı.
* * *
Hakemlik bitti, gözlemciliğe başladı.
Klasmanda gözlemcilik, dernek yöneticiliği, 3 yıl da İl Hakem Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu.
25.000′li lisans numaralı hakemlerin kokart takma töreninin ardından evinde ağladığı, çok duygulandığı bile söylenir.
* * *
Hakemlikle ilgili bir anısına kulak verelim.
‘Hakemlikte Tolga Doğantez’le yaşadığım olayı unutamam.Pazar günü maçını (Göztepe genç takımında oynarken) yönettim. Ertesi gün hastaneye geldi. Beyaz önlüklerle beni tanımadı. Ben ise onu tanıştım. 3 gündür belim ağrıyor, ders çalışamadım. O günde sınav varmış. Ona dün garajdan gelirken yan sahada bir maç izledim. Sana çok benzeyen bir oyuncu vardı dedikten sonra, senin ikizin var mı dedim. Yok efendim dedi. Sen futbolcu değilsin değil mi diye sorunca yüzü kıpkırmızı oldu, Ona sürekli sorular soruyorum, yüzü renkten renge girerken, yanımdaki doktor arkadaşım o hakem deyince, tabii ya dünkü maçımızı siz yönetmiştiniz dedi. Daha sonra bir çok kez karşılaştık,en son Ankaragücü-Gençlerbirliği maçında karşılaşınca hocam ne zaman sizi görsem yüzüm kızarıyor’.
* * *
Dedik ya her şey gelir geçer, hayat da.
Dostluk baki, olmalı.
İnsanlar yaşarken kıymetini bilmek gerek.
Hatalar olur, gelir, geçer.
Hata yapılır, yapılacaktır da.
Yeter ki yanlış olmasın, yamuk olmasın.
Maç bitti artık, gelecek maçlara bakalım.
* * *
Çok yaşa emi sen Raci hocam.
Hekimliğe, hakemliğe, briç’e, insanlığa katkılarınızdan dolayı binlerce kez teşekkürler.
Sağol, varol.

Kaynak: Metin Aydınoğlu / Haber Hürriyeti

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.