Kategoriler
Haberler Manşet

Hekimliğe dokunma!

Sağlık Bakanlığı’nın Gezi Parkı eylemleri sürecinde yaralananlara acil tıbbi yardım sağladığı gerekçesiyle Ankara Tabip Odası Yönetim ve Onur Kurullarının görevden alınması istemiyle açtığı davanın ön inceleme duruşması, 30 Eylül 2014 Salı günü Ankara Adliyesi’nde gerçekleştirildi. Ankara Tabip Odası vekillerinin davanın usulüne yönelik itirazları karara bağlanmazken, duruşma 23 Aralık 2014 tarihine ertelendi.

Sağlık Bakanlığı’nın açtığı davaya karşı çıkmak, “hekimliğime dokunma” demek, hekimlik mesleğinin evrensel değerlerini savunmak ve mesleklerine sahip çıkmak isteyen hekimler, bugün sabah saatlerinde TTB Merkez Konseyi binası önünde toplandıktan sonra, davanın görüleceği Ankara Adliyesi’ne doğru yürüyüşe geçtiler. Gezi Parkı eylemleri sürecinde birlikte hareket eden hekimlere, Türkiye’nin dört bir yanından tabip odası temsilcileri, TTB Tıp Öğrencileri Kolu, uzmanlık dernekleri temsilcileri, sağlık emek ve meslek örgütleri, akademik meslek birlikleri ve sendikalardan çok sayıda temsilci, avukatlar, milletvekilleri ve uluslararası sağlık meslek kuruluşlarından temsilciler destek verdi.

Duruşma öncesinde katılımcıların desteğiyle kitlesel bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın açıklamasını okuyan TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, Sağlık Bakanlığı’nın açtığı bu davaların siyasi davalar olduğunu, Hükümet’in kendisine muhalif gördüğü hiçbir şeye tahammülünün olmadığını, demokratik tepkilere katlanamadığını söyledi. Bugün, özgür, demokratik, herkesin eşit, nitelikli, ücretsiz sağlık hizmeti alabildiği bir ülke talebinin yargılandığını, hekimliğin yargılandığını, insanlığın yargılandığını söyleyen İlhan, “Bilmelisiniz ki; bu baskılarla, yasaklarla, zorlamalarla bize başka türlü hekimlik yaptıramazsınız” diye konuştu.

ATO’ya destek vermek üzere Türkiye’ye gelen uluslararası sağlık örgütleri temsilcilerinden Dünya Tabipleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Otmar Kloiber, hekimlerin mesleklerini Türkiye’de de, dünyada da korku duymadan uygulayabilmeleri gerektiğini, hekimlerin ayrımsız olarak herkese her yerde hizmet edebileceklerini söyledi. Hiçbir hükümetin buna engel olamayacağını belirten Kloiber, davada yargılanan hekimleri desteklediklerini ve yanlarında olduklarını vurguladı.

İnsan Hakları İçin Hekimler Örgütü Genel Sekreteri Dr. Holly Atkinson, mahkemenin davayı reddedeceğini umduğunu dile getirirken, Avrupa Birliği Avrupalı Hekimler Daimi Komitesi Genel Sekreteri Birgit Beger de Avrupalı hekimlerin desteğini iletti.

Destek verenler arasında CHP’li milletvekilleri Mahmut Tanal, Hülya Güven, Candan Yüceer, Levent Gök, Aytuğ Atıcı, Özgür Özel, Muharrem Işık, Orhan Düzgün, CHP Genel Başkan Yardımcıları Veli Ağbaba ve Yakup Akkaya, KESK Genel Başkanı Lami Özgen, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu’nun yanı sıra çok sayıda sendika ve meslek örgütünün temsilcisi yer aldı.

Basın açıklamasının ardından, duruşmanın görüleceği salona geçildi. Mahkeme tabip odası vekillerinin usule ilişkin itirazlarını karara bağlamazken, bu itirazların esasla birlikte karara bağlanacağını belirterek ön inceleme aşamasından tahkikat aşamasına geçilmesine karar verdi. Dava 23 Aralık 2014 tarihine ertelendi.

Hekimlik ve İnsanlık Yargılanıyor

Hastalarımız hastanelerde, aile sağlığı merkezlerinde, toplum sağlığı merkezlerinde, işyerlerinde bizi beklerken biz bugün burada Ankara Adliyesi önündeyiz.

Aramızda çok uzun yollar kat ederek Amerika’dan, Avrupa’dan, bize destek olmak için gelmiş meslektaşlarımız, sağlık emek örgütlerinden, akademik meslek birliklerinden, sendikalardan dostlarımız var.

Çünkü bir davamız var.

Sağlık Bakanlığı bizi Gezi Protestolarında polisin uyguladığı şiddet nedeniyle yaralanan yurttaşlarımıza acil tıbbi yardımda bulunduk, hasta baktık, duvardan düşene el, gazdan boğulana nefes verdik, elimizi uzattık diye dava ediyor.

Diyor ki Bakanlık; “Hukuka aykırı olarak yetkisiz ve kontrolsüz revir adı altında sağlık hizmet birimleri oluşturarak amacınız dışında faaliyet gösterdiniz”.

Bizleri dava eden Sağlık Bakanı 1 hafta önce ne diyor: “Biz kim olduğuna bakmayız, IŞİD’ci de olsa bakarız”. Aynı Sağlık Bakanı Gezi direnişinde yaralananlara sağlık hizmeti veren hekimleri, tabip odalarını dava ediyor, “benden izinsiz sağlık hizmeti veremezsin” diyor, üstelik bir de benzer durumlarda sağlık hizmeti verenlere hapis ve çok yüksek para cezaları getiren bir yasa çıkarıyor! Evet, bir yönüyle bu ülkenin Sağlık Bakanı ciddi bir samimiyet ve hekimlik testinden geçiyor. Maskeler düşüyor.

Hatırlayalım, Türkiye tarihinin en önemli kitlesel olaylarından biri olan Gezi direnişinde ülkemizin dört bir yanında yüz binlerce kişi meydanları doldurmuş, Hükümet’in giderek yoğunlaşan baskı politikasına başkaldırmıştı.

Hükümet’in bu barışçıl gösterilere çok sert karşılık verdiğini de hepimiz gayet iyi hatırlıyoruz.

Maalesef Haziran direnişinin bilançosu ağır oldu.

Eylemlerde polis şiddeti ve kullanılan biber gazı sonucu yaşamını yitiren yurttaşlarımız oldu. Binlerce kişi yaralandı, sağlık sorunu yaşadı. Polisin mermi gibi kullandığı gaz fişekleriyle gözünü kaybedenler oldu.

Gezi eylemlerinde sağlık sorunu yaşayan insanlar sağlık hizmetine ulaşmakta büyük güçlük çektiler.

Sağlık Bakanlığı olağandışı bir durum olan yaygın ve çok sayıdaki sağlık sorununa sahada hizmet verecek bir sağlık hizmeti örgütlenmesi oluşturmadı.

Yaralananlara kısa sürede ulaşabilecek acil yardım ekipleri ihtiyaç olan alanlarda yeterli sayıda bulundurulmadı.

Haziran ayı boyunca büyük kentlerin merkezleri yaşanacak yerler olmaktan çıktı. İnsanlar evden işe işten eve gaz maskeleriyle gidip geldiler. Şehirler gaz odalarına döndü.

Kelimenin tam anlamıyla bir büyük halk sağlığı sorunu yaşandı.

Sağlık Bakanlığı bu tabloya maalesef seyirci kaldı!

Bakanlık, milyonlarca insanın sağlığını tehdit eden biber gazının hukuka aykırı bir biçimde kullanımını engellemek, toplum sağlığını korumak için kılını kıpırdatmadı.

İşte bu olağan dışı ortamda ‘Halk sağlığına ve hastalara fedakarlıkla hizmeti görev bilen’ hekimler, tıp öğrencileri, hemşireler, diş hekimleri, eczacılar, tüm sağlık çalışanları sokaklara çıkıp ihtiyacı olan herkesin yardımına koştular.

Kim, ne, neci olduğuna bakmaksızın herkesin…

Kimileri sokaklarda, meydanlarda hastalanan, yaralanan, can çekişenlere yardım ettiler. Kimileri de kısaca revir diye isimlendirilen gönüllü ilk yardım merkezleri oluşturdular.

Yasayla kendisine ‘halkın sağlığını korumak’ görevi verilmiş bulunan tabip odaları bütün bu gönüllü çabayı koordine ederek hasta ve yaralılara daha hızlı ve etkili müdahalenin yapılmasına gayret etti.

Hangi yasa? TTB yasası. Hangi yasa? Anayasa. Hangi yasa? Hipokrat yemini. Hangi yasa? Vicdan. Hangi yasa? Ahlak.

Dostlar, biz, siz, hepimiz Sağlık Bakanlığı’nın açtığı bu davaların siyasi davalar olduğunu biliyoruz. Çünkü hükümetin kendisine muhalif gördüğü hiçbir şeye tahammülü yok. Çünkü hükümet demokratik tepkilere katlanamıyor.

Evet bizim bir davamız var!

Özgür, demokratik, herkesin eşit, nitelikli, ücretsiz sağlık hizmeti alabildiği bir ülkedir bizim davamız.

Bugün bunu yargılayacaklar!

Bugün hekimliği yargılayacaklar!

Bugün insanlığı yargılayacaklar!

Ama bilmelisiniz ki; bu baskılarla, yasaklarla, zorlamalarla bize başka türlü bir hekimlik yaptıramazsınız. Bizim bildiğimiz tek hekimlik vardır, o da binlerce yıldan süzülüp gelen ve hocalarımızdan öğrendiğimizdir.

İşte bizim davamız budur!

Türk Tabipleri Birliği

Ankara Tabip Odası

Davaya ilişkin bilgi notu için tıklayınız…

Fotoğraflar için tıklayınız…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.