Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları Manşet Son Dakika

Çok bilen ama değeri hiç bilinmeyen hangi hekimler?

www.twitter.com/drozgurs
www.twitter.com/drozgurs

Bali tadında,

Bonzai kafasında bir bölümdür aslında…

Kapısının önünden geçerken bile kafa yapar insana!

Sözlüsü mikroskoplu,

Bazen de makroskoplu garip bir yerdir Patoloji!

Üçüncü sınıftan sonra,

TUS’taki yirmi soruyu saymazsak işimiz düşmez pek;

Cerrahlar arada parça yollar,

O mağrur beste çalar,

Cerrahi sınırda anlaşırız 🙂

Biliyorum ne yazdığımı anlamıyorsunuz…

Hatta eşim patoloji uzmanı olmasına rağmen ben bile anlamıyorum!

Asistanlığımın akşamları,

Dokuz Eylül Üniversitesi Patoloji Anabilim Dalı’nın,

Mikroskopi ve makroskopi salonlarında,

Bazen de kokusuna dayanamadığım için bahçe kapısında güvenlikle geçti…

Ne hastalar anlayabildi patologları,

Ne de parça yollayan uzmanlar…

Ne de Sağlık Bakanlığı anlayabildi diyeceğim ama,

O hangimizi anladı diyeceksiniz,

Bir şey diyemeyeceğim!

Hatta ben hala yazdıkları raporları bile anlamıyorum;

Şaka bir yana;

Hastalar da anlamıyor patologları…

Aslında kendilerini anlatamıyor patologlar…

Vatandaş anası babası kanser olana kadar,

Cerrahlar cerrahi sınır arayana kadar,

Sormuyorlar ne yapıyorlar…

Patolojiyi “sabahtan akşama” sonuç veren biyokimya laboratuvarı sanan da var;

Hastanenin sakatatçısı olarak kabul eden de…

Kim ne düşünürse düşünsün…

Şunu anladım ki,

Patologlar herhangi bir doktordan,

Hatta dâhiliye uzmanından bile daha çok teorik bilgiye sahipler;

Bu kadar bilmelerine rağmen,

Elde ettikleri gelirde,

Dünyanın gerisindeler.

Performans sisteminin esası ne kadar çok hasta o kadar çok para mantığıyla kurgulanmıştır,

Yani siz ne kadar iyi iseniz,

Size o kadar çok hasta gelir,

O kadar çok gelir elde edersiniz…

Peki, sorarım size;

Sokaktan dalak, böbrek, barsak toplayan patolog olmadığına göre,

Ya da patologlar başkalarının yaptıklarına bağlılar ise,

Hangi kafayla performans sistemi içerisinde?

Burada bir hata var!

Sağlık Bakanlığı yetkililerine,

Özellikle de Performans Daire Başkanı’na bu sözüm,

Performansı başkasına bağlı olan nasıl puan yapabilir?

Böyle bir uzman,

Nasıl döner sermaye alabilir?

Lütfen bu hatayı düzeltin.

Çok bilen bu uzman hekimlere,

En azından haksızlık etmeyin!

Uzm. Dr. Özgür NİFLİOĞLU
Hekimlerin Sosyal Medya Platformu
asistanhekim.org Kurucusu

“Çok bilen ama değeri hiç bilinmeyen hangi hekimler?” için 11 yanıt

ben vatandaş olarak vergimi veriyorsam patolaglarda hasta bakmak zorunda kimse kusura bakmasın

Senin verdiğin vergine de, kafana da kuş sıçsın…uzun uzun sana cevap yazmayacağım, ama sana tavsiyem yarın hemen patolojiden randevu al, eğer vermezlerse bimer e şikayet et. Sana ve devlete yakışan budur 🙂 biz de senin gibi beyinsizlerle twitter da eğlenelim 🙂

patolog hasta bakıyor zaten güzel ama aklı kıt kardeşim. doktor beyin bu yazıda anlatmak istediği ve eleştirdiği patologları diğer doktorlar ile aynı havuza atıp puan yapmasını ve döner sermaye havuzundan pay kapmaya çalışmasını bekleyen tümüyle yanlış performans sistemidir. ama eminim sen yazıyı sonuna kadar bile okumadan hemen saldırdın ve verdiğin 3 kuruş verginin hesabını yaptın. ben de vatandaş olarak hem de senden muhtemelen daha fazla vergi veren bir vatandaş olarak gittiğin okulların parasını ödedim ama anlaşılan param boşa gitmiş…

Verginin hesabını soracağın yer değil burası kardeşim, işkembeden atmayalım. Hadi başka kapıya ..

Acaba patolog ne yapar biliyor musun?Bu kadar emeğinin karşılığını alamayan patologlar bir de senin gibi ne hakkında konuştuğunu bilmeyenlerin yersiz laflarına mı maruz kalacak?Yok artık.İnşallah gerek duymazsın ama ancak patolojiye işin düşerse belki o zaman biraz anlarsın patolojinin ne yaptığını.

Genel Cerrahi uzmanıyım ve Patoloji’yi en iyi anlayan doktorların başında geliyorum. Patoloji’yi Robins’ten ibaret sanan ben taki asistanlığım sırasında Patoloji rotasyonumu yapana kadar Biyokimya laboratuarı gibi çalışıyor sanıyordum. Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Patoloji Klinik Şefi Ümit Bayol hocamız sağolsun 2 ay boyunca her gün beni oraya dikmiş ve Patoloji ile ilgili kafamdaki her şey değişmişti. Daha sonra da eşimin Ege Üniversitesi Patoloji’yi kazanmasıyla beraber taşlar yerine daha da oturmuştu. Patoloji saç telinden ayak tırnağına kadar her şeyin kliniği ve patolojisi ile ilgilenen, teorik yükü oldukça fazla ve acilen Dahiliye gibi ana dal ve yan dallara ayrılması gereken bir branş. Eşim ilk başladığında mikroskopide her şey mor ve pembe derken şu anda 8 aylık uzman ve kendisini çok iyi yetiştirerek ve derece ile uzman olmuş biri. Şimdi nerede ve ne yapıyor diye sorarsanız Tunceli Devlet Hastanesi’nde mecburi hizmet görevini yapıyor. Ne acı ki bu kadar donanımlı ve inanıyorum ki ileride kendini daha da geliştirip ülkemizin sayılı patologları arasına girecek olan eşim Patoloji laboratuarı olmayan, önümüzdeki en az 3-5 ay daha olmayacak olan bir yerde hiçbir şey yap(a)madan duruyor. Madem konu performans sistemi ona da değineyim. İlk 3 ay ortalamadan alması gerekirken onu bile vermediler ve 0 TL döner sermaye alıyor. Parasını da geçtim, biliyoruz ki mesleğimiz hele de Patoloji nankördür. Bakmazsan unutursun. Umarım eşimin büyük çaba göstererek kurmaya çalıştığı laboratuarı bir an evvel kurulur ve çalışmaya başlar. Ülkemizin böyle gelişmiş beyinlere her zamankinden daha çok ihtiyacı var.

Etrafında olan biteni sadece somut olan ve maddi olanla sınırlandıran insanların yaşadığı bir ülkede patologları ancak patologların ve patolog eşlerinin anlayabilmesine çok şaşırmıyorum aslında,,, biz patologlar alışığız anlaşılmamaya, kendikendimize küsmeye dağların haberi olmadan, örgütlenememeye, büyük hocalarımıza bile derdimizi değerimizi anlatamamaya, günde üç saaate yakın zamanımızın geçtiği makroskobi gibi puanlanmayan pek çok görevimizin olmasına, az kazanmamaız gerektiğine inananan pek çok insanın olmasına …. Mağrur küskünlüğümüzle görevimizi en iyi şekilde yapmaya devam ederiz… Çünkü insanların taa içlerini görürüz, hücrelerini görürüz, ölümü görürüz, yaşamı görürüz oralarda, ve bir gün bütün hastalıkların ve ölümün bütün insanların başına gelebileceğini ve ne kadar haksızlıklara uğrasak da sonunda herkesle eşit olabileceğimiz bu sonu biliriz…bunu en yakınlarımızın da yaşayabileceğini düşünürüz, koca bir empatiyle işimize dört elle sarılırız…. Uğradığımız haksızlıkların motivasyonumuzu bozmasına bile hakkımız yoktur….

kahraman sen öncelikle psikiyatriyi ve radyolojiyi dene olmazsa patolojiye gidersin. yalnız patoloji olmayan şeyleri değerlendiremiyor. anladın sen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.