Kategoriler
Basın Açıklaması Haberler Manşet

Hekimler hasta yararını gözetir biçimde mesleklerini icra etmeye devam edecekler!

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, Anayasa Mahkemesi’nin Sağlık Torba Yasası olarak bilinen 6514 Sayılı Yasa’nın (Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun) bazı maddelerinin iptali için yapılan başvuruyu reddetmesiyle ilgili basın toplantısı düzenledi.

TTB Merkez Konseyi binasında bugün (8 Kasım 2014) gerçekleştirilen basın toplantısına, TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, TTB Genel Sekreteri Prof. Dr. Özden Şener, TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. İsmail Bulca ve TTB Hukuk Bürosu’ndan Av. Ziynet Özçelik katıldılar.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, 6514 Sayılı Yasa’nın sadece sağlık sermayesini memnun eden bir düzenleme olduğunu, hekimlerin insanlık yararına yaptığı her türlü gönüllü hekimlik faaliyetinin ise suç sayılacağını belirterek, “Bu bir utanç yasasıdır” dedi. Anayasa Mahkemesi’nden Türkiye’yi bu utançtan kurtarmasını istediklerini/beklediklerini ifade eden İlhan, “Ne yazık ki Anayasa Mahkemesi bunu yapmadı” diye konuştu.

TTB Genel Sekreteri Prof. Dr. Özden Şener, 6514 Sayılı Yasa’nın Anayasa’ya aykırı olduğunu yinelerken, Türkiye’de Anayasa’nın rafa kaldırıldığını, en çok uyması gerekenlerin Anayasa’yı ihlal ettiklerini söyledi. Yaralıya acil müdahale etmenin yasayla suç haline getirildiği tek ülkenin Türkiye olduğuna işaret eden Şener, Anayasa Mahkemesi’ne güvendiklerini, Türkiye’yi bu büyük bu yanlıştan döndüreceğini umduklarını ancak güvendikleri dağlara kar yağdığını söyledi.

TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. İsmail Bulca, Türkiye’de arka arkaya yaşanan iş kazalarında yaşanan işçi ölümlerine dikkat çekerek, bu düzenleme ile işçi sağlığı konusunda zaten sicili bozuk olan Türkiye’de işçilerinin yaşamlarının daha fazla tehlikeye atılacağını kaydetti.

TTB Hukuk Bürosu’ndan Av. Ziynet Özçelik de, 6514 Sayılı Yasa’nın hekimler için; “iktidara yakın olursanız size ayrıcalık tanınır”, “hekimlik toplum için verilen bir hizmet değil, tacirler için uluslararası şirketlerin çıkarları için verilen bir hizmettir”, “vatandaşlar, ancak -bugün artık 10 kaleme ulaşan- katkı paylarını ödedikleri müddetçe sağlık hizmeti alabilirler” anlamlarına geldiğini belirtti. Özçelik, “Anayasa Mahkemesi bu çerçeveyi Anayasa’ya uygun buldu ama bizce hukuka uygun değildir. Bizler evrensel hukuk kurallarına inanan hukukçular olarak hekimlerin yanında olacağız. İnsanlık değerlerinin işlemeye devam etmesi ve Anayasa Mahkemesi’nin bir gün Anayasa’ya uygun karar vermesi için çalışcağız. Bu çok üzücü. Umuyorum bir ara dönemdir. Bunları hep birlikte aşacağız” diye konuştu.

08.11.2014

BASIN AÇIKLAMASI

Türkiye’nin Sağlığı İçin Ses Verdik, Kulaklarını Tıkadılar

Sadece Türkiye’den değil tüm dünyadan hekimler ve sağlık çalışanları çok didindik sesimizi duyurmak için.

Önce Sağlık Bakanı, Sonra TBMM komisyonları, sonra Cumhurbaşkanı ve en nihayet Anayasa Mahkemesi.

Mektuplar, yayınlar, basın açıklamaları, toplantılar, sokak eylemleri, sunumlar, ziyaretler…

Yurttaşlarımızın sağlık hakkı için, hastalarımız, hekimlerimiz, hemşirelerimiz için, kısacası sağlığımız için ses verdik. “Bu yasa Türkiye sağlık ortamının dertlerine derman olmaz” dedik, dinletemedik.

Duymak, görmek istemediler, hissetmediler.

“Tam gün” sonunda öğretim üyesi kiralamaya dönüştü

“Vatandaşı muayenehane çilesinden kurtaracağız” diye diye vatandaşı özel hastanelere yönlendirdiler, şimdi de öğretim üyelerini buralara kiralayıp para kazanmanın derdine düştüler. Her durumda vatandaşın daha çok zarar göreceği, öğretim üyesine ulaşabilmek için gerek üniversite hastanesinde gerekse özel hastanede gittikçe daha çok para ödemek zorunda kalacağı düzeni getirdiler. Üniversite hastanelerini darboğaza sürüklediler, hekimi de, hocayı da, öğrenciyi de, hastayı da içinde bulundukları zor durumdan kurtaracak bir adım yerine sorunları daha da derinleştirecek düzenlemelere imza attılar.

Hekimlerin elini kolunu bağlayıp emeğini ucuzlatmak için etmediklerini bırakmadılar.

Ne yazık, hasta için, yurttaş için, hekim için değil, sadece sağlık sermayesi için iyilik düşündüler.

Kamu üniversitelerine sözleşmeli öğretim üyeliğini sokarak başka bir ayrımcılık ve huzursuzluk kanalını daha açtılar.

İnsanlık yararına hekimliği suç ilan ettiler

Tüm dünyanın tepkisine rağmen hiçbir çıkar gözetmeden insanlık yararına yapılan gönüllü hekimlik faaliyetini suç haline getiren yasa yaptılar. Depremlerde verilen, Gezi’de verilen, sığınmacılara verilen sağlık hizmetleri suç ilan edildi. Sağlık Bakanlığı’ndan “ruhsat” almadan yapılan hekimlik faaliyetleri 3 yıla kadar hapis ve 2 milyon TL’ye kadar para cezasıyla cezalandırılabilecek.

Komşunun hasta çocuğunu muayene etmek, akrabanın sırtını dinleyip ilaç yazmak suç sayılabilir! Yeni hekimlik dönemi belli oldu: Ne yaparsan yap, önce işletme ruhsatına bak!

Evrensel hekimlik ilkelerine, insan hakları ve hasta haklarına açık tehdit olan bu maddeyi bile Anayasa Mahkemesi’nin iptal etmemesi içinde bulunduğumuz ülke ortamı açısından düşündürücüdür.

Tüm bu yasalara rağmen, hekimliğin evrensel yasaları belli. Türkiye’de hekimler hasta yararını gözetir biçimde mesleklerini icra etmeye devam edecekler.

Aile hekimleri, kurum hekimleri, işçi sağlığı

Aile hekimlerini görev tanımları dışında acil servislerde görevlendiren düzenlemeye gittiler. Kurum hekimlerinin zaten var olan ekonomik mağduriyetlerini derinleştirdiler, işçi sağlığı hizmetlerinde sertifika ve eğitim gerekliliğinde gedik açtılar. İşçi ölümleriyle sicili bozuk ülkenin işçi sağlığını daha da fazla tehlikeye attılar.

Eşitsizlikler, ayrımcılık diz boyu, daha önce Anayasa’ya aykırı olanlar şimdi Anayasa’ya uygun

Sadece tıp ve diş hekimliği fakülteleri öğretim üyelerine kendi hesaplarına çalışma yasaklanırken diğerlerine serbest. Bazı alanlarda çalışma süreleri kısıtlanırken aile hekimlerine acil nöbetlerinde hiç bir üst sınır yok, dinlenme yok. Aile hekimlerini istediğiniz her yerde ölesiye çalıştırmak belli ki Anayasa’ya uygun.

Yurt dışında tıp fakültesi okusanız ya da 3 gün bile yurt dışında çalışsanız mecburi hizmet yapmanıza gerek yok, Türkiye’de tıp okuyup bu ülkenin insanlarına hizmet ederseniz mecburi hizmet var. İkamet mecburiyeti 2 yıl önce Anayasa’ya aykırıydı şimdi uygun.

Hekimlere mesleğini icra ederken ruhsat soranlar, askere polise tıbbi müdahalede bulunma yetkisi verebiliyor.

Bürokrasiden profesörlük

Akademik unvanların anlamını bozdular, değersizleştirdiler. Sağlık Bakanlığı bünyesinde sözleşmeli olarak yöneticilik yapanların burada geçen sürelerini üniversitede geçmiş sayacak düzenleme yaptılar. Ders vermeden, araştırma yapmadan, öğrenci yetiştirmeden geçen süreleri üniversitede geçen süre saydılar.

Bir grup yandaş bürokrata özel kayırmacı yasa çıkardılar, bunu da Anayasa’ya uygun buldular!

Hemşire yardımcısı, ebe yardımcısı

Çorbaya çevirdikleri sağlık sistemine özel yeni meslekler türettiler: Hemşire ve ebe yardımcıları. Dünyada kabul edilenin tersine çocuk yaşta hasta sorumluluğu yüklediler. Alıp başını giden taşeronlaşmadan sonra, aynı işi “yardımcı sınıf” diye, “ara eleman” diye daha ucuza yaptırmanın bir yolunu daha buldular.

Hekimler olarak üzgünüz, kırgınız, öfkeliyiz. Hastalarımız için endişeliyiz. Ülkemizin durumunu ortaya seren bir hazin tabloyla daha karşı karşıyayız.

Umutsuz değiliz, kararlıyız. Doğrunun yanındayız. Sağlık hakkı, mesleğimiz ve emeğimizin karşılığı için hep birlikte mücadeleye devam edeceğiz.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.