Kategoriler
Basın Açıklaması Haberler

Acil Derneği'nden "Sınavsız Uzmanlık" açıklaması

Değerli meslektaşlarım,

Acil servislerde çalışan pratisyen hekimleri kısa yoldan acil tıp uzmanı gibi yetkilendirme düşünceleri maalesef yeni bir girişim değildir. Bu konu, Acil Tıp Uzmanlığının henüz emekleme aşamalarında olduğu 2004 yılında ilk defa gündeme gelmiştir. Sağlık Bakanlığı 2004 yılında 4 modül belirlemiş (travma resüsitasyon kursu, ileri kalp yaşam desteği kursu, pediatrik yaşam desteği kursu ve temel modül) ve bu eğitimleri alan pratisyen hekimleri sertifikalandırma yolu ile acil tıp uzmanı benzeri yetkiler ile donatmayı düşünmüştür. Bazı acil tıp uzmanları bu eğitimler içerisinde aktif rol almalarına rağmen, bir çoğunun ve uzmanlık derneğimizin karşı çıkması ve bakanlığın adı geçen modülleri tamamlayan hekim sayısında hedeflediğinin çok gerisinde kalması gibi nedenlerle sertifikasyon programı yürütülememiş ve hayata geçirilememiştir. 

Konuyu tekrar gündeme getiren sayın acil tıp uzmanı arkadaşımıza teşekkür ederim. Kendisi ile de biraz önce konuştum. Geçtiğimiz hafta sonu yapılan toplantıda bir Sağlık Bakanlığı yetkilisi, Sağlık Bakanlığının gelecek perspektif ve planlarını anlatırken tekrar acil hekimlik sertifikasyonundan bahsetmiş ve Tıpta Uzmanlık Kurulu ile de konuyu görüştüklerini belirtmiş. Bunun üzerine biraz önce TUK üyesi Sayın Prof. Dr. Raşit Tükel ile de görüştüm. Kendisi bu konunun TUK gündemine gelmediğini ve gelse bile TUK’un bu şekilde bir onay vermesinin olanaklı olmadığını söyledi.
Buna rağmen, anlaşılan odur ki, ister TUK yoluyla isterse de başka bir yolla Bakanlık hızlı yoldan acil tıp uzmanı yetiştirme düşüncesinden vaz geçmemiştir. 

Uzmanlık eğitimi sadece bir alanda geçirilen süre ile ilgili değildir. Bir formasyon eğitimidir. Tüm dünyada belli bir müfredat çerçevesinde verilen, ölçme ve değerlendirme basamakları olan bir yüksek lisans eğitimidir. Eğer aksi bir durum söz konusu olsaydı yani uzmanlık dediğimiz unvan, ilgili alanda çalışma süresi ile ölçülen bir durum olarak kabul edilseydi, bu durumda on yıllardır genel hasta bakımında oldukça deneyim kazanmış pratisyen hekim arkadaşlarımızın “Dahiliye Uzmanı” ya da “Pediatri Uzmanı” olmalarında da bir sakınca olmasa gerekti. 

Sonuç olarak kısa yoldan uzman yetiştirme yaklaşımını bir acil tıp uzmanı olarak kabul etmeyeceğimiz ortadadır. Hep birlikte, gücümüzü birleştirerek ve sonuna kadar mücadele etmemiz gereken bir gelişmedir. Bu gelişmenin hayat geçmemesi için yasal yollar da dahil olmak üzere gereken tepkinin her ortamda dile getirileceğinden şüphenizin olmamasını isterim. 

Iyi çalışmalar dilerim,

Prof. Dr. Yıldıray ÇETE
Türkiye Acil Tıp Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.