Kategoriler
Haberler

"Alkolün neden olduğu siroz, tedavi edilemiyor"

Siroz hastalığına hepatit ve alkol kullanımının neden olduğunu belirten Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, özellikle “hepatit B ya da C” nin neden olduğu sirozun ilerlemesi önlenirken alkol nedeniyle oluşan sirozun ise tedavisinin zor olduğunu söyledi.

Ölümcül olan siroz hastalığının belirtileri ve tedavisi hakkında bilgi veren Medical Park Samsun Hastanesi Gastroenteroloji Kliniğinden Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, “Karaciğer yetmezliği ile sonuçlanabilen siroz hastalığının başlıca nedenleri; hepatit B ve C ye bağlı kronik karaciğer hastalıkları ve alkoldür. Hastalığın ilk evrelerinde görülen semptomlar; halsizlik ve yorgunluk daha sonraki evrelerde ise karında ve bacaklarda şişlik, gözlerde sarılık, ağızdan kan gelmesi, şuur bulanıklığı görülüyor. Kimi zaman hasta, hastaneye koma halinde götürülebilmektedir.”dedi.
Uzm. Dr. Özgür Ecemiş “Sirozu önlemek için hepatit B ya da C olan ve alkol kullanan kişilerin yakından takip edilmesi ve tedavilerinin düzenlenmesi gerekiyor. Hepatit B ve C nedeniyle oluşan sirozun ilerlemesi tedavi yoluyla önlenebiliyor ancak alkol sebebi ile oluşan siroz için ise aynı şey geçerli değildir.” değerlendirmesinde bulundu.

Siroz hastalarının kendilerine çok iyi bakması gerektiğini hatırlatan Dr. Ecemiş, “Siroz hastalığının fiziki muayene belirtileri; ciltte gelişen örümcek ağı şeklindeki lezyonlar, karın duvarında varislerin çıkması ve karında su (asit) bulunmasıdır. Fiziki muayene dışında özellikle ultrason ve gerektiği takdirde biyopsi alınması da diğer tanı yöntemleri arasında yer alıyor. Sirozu önlemek için alkol tüketimini bırakmak, sigara kullanmamak, yağlı ve hayvansal kaynaklı besinlerden uzak durmak, aşırı kilo almamak, hepatit aşısı olmak, mevcut hepatit hastalığı varsa; tedaviyi aksatmamak ve sık sık kontrole gitmek gerekmektedir.” diye konuştu.

Sirozun uzun süreli ve ilerleyici bir karakterde hastalık olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, şöyle devam etti: “Erken dönemlerde hafif bulgular gösterirken, ilerleyen dönemlerde bulgular ağırlaşmaya başlıyor. Tedavi hastalığın evresine göre değişiklik gösteriyor. ‘Child A’ olarak adlandırılan erken evre siroz hastalarında, karında su olmuyor ve karaciğer fonksiyonları iyi derecede seyrediyor. ‘Child B’ sirozda ise karaciğer fonksiyonları daha kötü derecede seyreder. ‘Child C’ siroz hastaları ise son evrede, karaciğer nakline aday olan hastalardır. Karaciğer nakli için hastaya uygun bir verici bulunması gerekmektedir.”

Enfeksiyonu bulunan, 65 yaşını aşmış, kanser hastası olan, ciddi akciğer problemi, kardiyolojik ya da nörolojik hastalığı bulunan kişilere ise karaciğer nakli yapılamadığını vurgulayan Ecemiş, “Nakil yapılamayan hastalara destek tedavisi içerisinde hastanın beslenme şekli düzenleniyor, karındaki suyun azaltılması için ilaçlar veriliyor, karındaki su nefes darlığına sebebiyet veriyorsa; boşaltılıyor. Hepatit B’si olan bir hastaya karaciğer nakli yapılmışsa, hastanın düzenli olarak kontrole gitmesi ve hepatit B’ye karşı olan ilaçlarını düzenli olarak kullanması gerekmektedir. Hepatit C yada B tanısı konulmuş kişilerin ailelerinin de düzenli olarak taramadan geçmeleri ileride oluşabilecek riskleri önlemek açısından önemlidir.” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.