Böyledir bizim bayramlar…

Akşam, Ankara’ya henüz çökmüştü.

Güzel bir hafta sonu geçirmiş; en sevdiği yemeği yapmak için kolları sıvamış, beyaz tabakları teker teker kırmızı masa örtüsünün üzerine yerleştirmişti.

İyi bir cerrah olduğu kadar, başarılı da bir aşçıydı…

Nostaljik plak hastasıydı…

O akşam nedendir bilinmez İskender Doğan’dan “Kan ve Gülü” pikaba yerleştirdi. Hafifçe sesini açtı ve mırıldanmaya başladı… devamını oku 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.