Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

Bunu neden yazamıyorum?

www.twitter.com/drozgurs
www.twitter.com/drozgurs

Kapı açılıyor,
Bir elli boylarında,
Seksen yaşlarında,
Tatlı mı tatlı bir teyze içeri giriyor,
Ah benim yavrum diyerek yanaklarımı sıkıyor,
Ardından canım benim diyerek,
Bir sağdan,
Bir soldan öpüyor…
Asla durduramıyorsun;
Mümkün değil!
Ben sana her gece namazımda dua ediyorum diyerek,
Yanaklarımı tekrar sıkıyor…
Evinde;
Elektrik yok,
Su yok,
Okuma yok,
Yazma yok,
Kırılmak üzere bir bastondan başka,
Hiçbir şeyi yok…
Aslında bastona ihtiyacı da yok…
Dağ köyünde yaşıyor,
Ege’nin kekik kokan dağlarından,
Ovaya inen bir Anadolu kadını…
Biz size muhtacız evladım,
Allah sizi başımızdan eksik etmesin
Bizi ne olur bırakmayın, diyor.
Gözlerim doluyor,
Bir şey diyemiyorum.
İşte bundan sonrasını yazamadığım,
Bir Türkiye’de yaşıyorum.
Ne diyelim?
Allah kurtarsın.


Uzm. Dr. Özgür NİFLİOĞLU
Hekimlerin Sosyal Medya Platformu
asistanhekim.org Kurucusu

Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

Bernardino Ramazzini ne dedi ki?

www.twitter.com/drozgurs
www.twitter.com/drozgurs

Her ne kadar adı,

Ramazan pidecisi Bernardo’yu anımsatsa da;

Tıbbın başka bir babasıdır Ramazzini…

1633’de İtalya Carpi’de doğmuş,

81 yıllık ömründe,

Nice araştırmalarda bulunmuştur.

Meslek hastalıklarını yazdığı kitabı;

“De Morbis Artificum Diatriba”

Bu çalışmaların en tanınanıdır.

İş güvenliği kavramını ilk defa ortaya atan,

Dile kolay,

Bundan dört yüz yıl önce meseleye değinen İtalyan,

Büyükbabası Hipokrat’ın izinden yürümüş,

Yenidünya Amerika’da kabul gören fikirleri,

Buralarda buharlaşmıştır…

Rönesans ve reformun oluşturduğu yeni akıl,

Fikri kıtlar sebebiyle Türkiye’de yayılamamış,

Matbaayı “şeytan icadı” bilenler yüzünden,

İlim buralara ulaşamamıştır.

Bugüne kadar kot taşlayan işçilerden,

Tersanede can veren gençlere kadar,

Binlerce yurttaşımızın katlinden;

İşte bu zihniyet sorumludur.

Ne de olsa,

Hipokrat gevurdu,

Bernardino İtalyan…

İbrahim Müteferrika Şeytan!

Sorarım sana kimsin sen?

Hadi oradan!


Uzm. Dr. Özgür NİFLİOĞLU
Hekimlerin Sosyal Medya Platformu
asistanhekim.org Kurucusu

Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

Sağlık Sistemi Freni Patlamış Kamyon Gibi

www.twitter.com/drozgurs
www.twitter.com/drozgurs

Her şey mükemmel gidiyor…

Vatandaş yılda sekiz kere doktor görüyor,

Ağrı kesiciden,

Mantar tedavisine,

İstediği ne varsa,

Alıp gidiyor…

Birim zamanda o kadar çok tıp öğrencisi üretiyoruz ki,

Dünya bize hayran kalıyor…

Bilimsel yayınlarda patlama söz konusu,

O kadar çok yayın çıkarıyoruz ki,

Hiçbir işe yaramıyor…

Arada Nobel alan tıbbi keşiflerimiz,

Dört bin puanla ödüllendiriliyor…

Düşünsene dünya tarihini değiştiriyorsun,

İki yüz hasta bakmış kadar puan alıyorsun…

Mükemmeliz işte;

Var mı bize yan bakan?

Sağlıkta şiddet sona erdi bu arada;

Çünkü artık basın oralı olmuyor,

Yeni haberleri vermiyor,

Ve şiddet “Türk usulü”

Şıp diye çözülüveriyor…

Bir de satırlar bitmeden,

Size bi mide ilacı,

Bi ağrı kesici,

Bi de alerci ilacı yazayım da,

Okuduklarınız boşa gitmesin 

İsraf edilen bizim vergilerimiz ne de olsa;

Kim demiş “sağlık sistemi freni patlamış kamyon” gibi diye?

Hadi oradan Niflioğlu,

Hadi oradan!

Son olarak,

Yazıyorsun da çözüm var mı diyenlere gelsin:

Öyle çözümler var da;

Soran yok…

Yazık,

Hepimiz o kamyondayız.


Uzm. Dr. Özgür NİFLİOĞLU
Hekimlerin Sosyal Medya Platformu
asistanhekim.org Kurucusu

Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

Sesimi duyan var mı? *önemli

www.twitter.com/drozgurs
www.twitter.com/drozgurs

Bu satırların konusu sensin!

Hani o hastanede çalışan;

Hekim, hemşire, sağlık memuru;

Vesairesin…

Atmıyorum baştan söyleyim:

Hatta merak ediyorum,

Kendin için ne kadar değerlisin?

x x x

Sorum şu:

Çalıştığın hastane,

Deprem için güvenli mi?

Deprem testi yapıldı mı?

Yapıldıysa sonuçları açıklandı mı?

Açıklanmadıysa neden açıklanmadı?

Ömrünün büyük kısmını geçirdiğin yerde;

Gerekli tedbirler alındı mı?

Alınmadıysa neden alınmadı?

Van Depreminde Yıkılan Van Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi
Van Depreminde Yıkılan Van Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi

Bu satırları belki okudun,

Belki de umursamadın,

O halde sorarım sana;

Bu kader midir?

Yoksa sağlık çalışanı olmanın fıtratı,

Göçük altında ölmek midir?

Lütfen bu soruları idareye sor,

Bu satırları herkesle paylaş;

Ne derler?

“Kader diyemezsin,

Sen kendin ettin!”

x x x

Biliyorum sormayacaksın,

Ben o zaman Sayın Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na soruyorum:

Türkiye’deki hastane binaları deprem için güvenli mi?

Ya da başka bir deyişle:

“Orada sesimi duyan var mı?”

Demeden…


Uzm. Dr. Özgür NİFLİOĞLU
Hekimlerin Sosyal Medya Platformu
asistanhekim.org Kurucusu

Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları Sizden Gelenler

Oradaki hekimin kaleminden SOMA

soma

Bugün Akhisar devlet hastanesinde serviste yatan hastalarıma vizit yapmak için hastaneye gittiğimde, hastane bahçesinde canlı yayın araçları ve çok sayıda polis, kızılay ekibi görünce dün gece gelişen sıcak gelişmelerden bihaber olduğumu anladım..

ve ilk gördüğüm yetkiliye bu tabloyu sordum, öğrendim ki maalesef çok sayıda kazazede hastanemiz morguna kaldırılmış..

hüznüm ve kederim bir kat daha arttı bahçede bekleşen şehit yakınlarını görünce..

öylesine canımı yaktı ki o kardeşlerimin hali, kimisinin üzerinde günlerdir değiştiremediği tozlanmış pantalonlar, kimisinin üzerinde ağıt yakarken parçalandığını düşündüğüm çiçekli etekler vardı..

hepsinin üzerinden oluk oluk garibanlık akıyordu anlayacağın..

tam o esnada hepsinin gözleri uzun uzun ve delercesine bana baktı, çünkü tam önlerinden geçiyordum talihsizce..

kendimi o anda çok bitkin hissettim, bir anda kurşun gibi ağırlaştım, düşüncelerim iyiden iyiye yavaşladı ve sanki kalp spazmı geçirip oraya yığılıp kalacakmışım gibi nefesim tıkandı..

neyse ki o anda kucağımda oğlum vardı da yıkılmamak için ona sarıldım ve yoluma başım önde hızlı adımlarla devam ettim.. yüzüm kızardı o esnada, utandım.. çünkü o acı dolu yüreklerin karşısından oğlumla geçiyordum ve gencecik bir çok kadın vardı o hüzünlü toplulukta ve çocuklarını kucaklayacak bir babalarının artık olmadığını anımsattım belki de onlara;

kendime lanetler okuyup koşarak girdim hastaneye.. ve hastaneyi kaplayan çürümüş insan kokusuyla şoke oldum, daha önce mesleğim gereği çürümüş ayak sahibi hastaların odalarına girdiğimde duyduğum lokalize bir koku şimdi tüm hastaneyi ve morga en uzak noktadaki kapıyı bile esir almıştı.. bu kocaman hastanede bir kaç şehit kardeşin yarattığı kokuyu düşündüm önce ve sonra kırkağaçtaki soğuk hava deposundaki yüzlerce şehitin cenazesinin oluşturduğu kokuyu düşündüm sonra..

kocasını ya da oğlunu teslim almaya gelenler için ne büyük travma.. ve sonra yine yeniden lanetler yağdırdım bunca garibana hayatı zindan eden zihniyetlere ve bunca kesin gerçeklik varken halen yalan söyleyebilen pişmiş kellelere..

şu günlerde ihmal ve adam kayırmacılık yüzünden yüzlerce insan ölebiliyor lakin hiç kimse ölümcül gerçeklerden ölmüyor malesef, çünkü godomanlar her gerçeğe bir panzehir bulmuş ne yazık ki.. lanet olsun!!..

Uzm. Dr. Ömer ÖZÜMER

Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

Bu fotoğraf ne alaka?

10338779_760207737333958_1238668739759633722_nYapmayın etmeyin,
Lütfen böyle gitmeyin!
Vururlar sizi,
Öldürürler Allah korusun…

x x x

Kim vurur çocuk?
Halk vurur paşam!
Yapma bre çocuk,
Halk vurursa hak etmişimdir,
Ama halk korur beni endişe etme…
Onlar benim insanım,
Onlar benim korumam,
Siz artık gelmeyin…

x x x

Nasıl gelmeyelim Paşam?
Gelmeyin dedim işte,
Bugün denizde tek başıma yüzeceğim…
Bırakın keyfini çıkarayım…
Ama Paşam!
Ama’sı filan yok;
Rahat bırakın beni,
Derne’de,
Tobruk’ta düşman şarapneli ile vurulmuşum,
Çanakkale’de 57. Alay’ın önünde düşmana karşı koşmuşum,
Ben korkmam çocuk,
Sen korkabilirsin ama ben korkmam,
Hadi çekilin şimdi önümden!

x x x

Mustafa Kemal bornozunu ve terliğini kapar,
Florya sahiline çıkar,
Denizde bir başına kulaç atar!
Sahile yaklaşırken gençler çevresini sarar,
O anı fotoğraflar…
İşte o meşhur deniz fotoğrafı,
Böyle bir günde çekilir…
Bilmem anlatabildim mi?


Uz.Dr. Özgür NİFLİOĞLU
Hekimlerin Sosyal Medya Platformu
asistanhekim.org Kurucusu

Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

Soma: Kanun 151

www.twitter.com/drozgurs
www.twitter.com/drozgurs

Bugün cenazemiz vardı;
Çok üzgündüm…
Soma’nın acısı ise,
Tuz biber oldu herşeye;
Gözlerim yaşlı yazıyorum,
Lütfen kusura bakmayın!

Gariptir Türkiye…
Hem de ne garip…

1683’de Viyana’dan topuklayarak kaçan Atalarımız,
Sakarya’nın doğusuna kadar gerilemiş,
Öz vatanında işgal edilmiş haldedir…
13 Eylül 1921’de,
Türkiye’nin kesin zaferi ile sonuçlanan savaş,
Stratejide yeni bir dönem açmış,
Hatt-ı müdafaa’dan,
Sath-ı müdafaa’ya geçilmiş,
Ve vatanın her bir metrekaresi kutsal addetilmiştir.

İşte böylesine bir kaosun içinde,
Mustafa Kemal’in emriyle,
10 Eylül 1921’de,
151 sayılı kanun çıkarılmış,
Başta Ereğli madencileri olmak üzere,
Tüm maden işçilerinin haklarına ilişkin düzenlemeye gidilmiştir.

Madendeki işçilerin eğitim göreceği mektepten,
Namaz kılacağı Camii’ye kadar pek çok nokta düşünülmüş,
Günde sekiz saatten fazla mesai ise kati suretle yasaklanmıştır.

Kayıplarla beraber kırk bin vatandaşımızı yitirdiğimiz bir dönemde,
Üç beş(!) işçi için yapılan bu düzenleme,
Oldukça manidardır…

Ne denir:
Savaşırken bile her şeyi düşünen bir Lider’den;
Büyüyen bir Türkiye’ye(!)

Acımız çok büyük,
Acımız çok taze;
Başımız sağolsun,
Ama artık aklımızı başımıza devşirelim!
Ve ne olur;
Hiç yoluna ölümlerle,
Kahrolmayalım!


Uz.Dr. Özgür NİFLİOĞLU
Hekimlerin Sosyal Medya Platformu
asistanhekim.org Kurucusu

Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

Neden Yazmıyorum?

www.twitter.com/drozgurs
www.twitter.com/drozgurs

Uzun zamandır yazmıyorum,
Aslında yazıyorum ama paylaşmıyorum…
Özgürce yazamadıktan,
Dilediğince yayamadıktan sonra
Dünyaları yazsan ne fayda!

xxx

Herşeye rağmen mutluyum!
Herşeye rağmen umutluyum!
Çünkü bugüne kadar aklımdan geçen ne varsa başardım.
Umarım bizden sonra gelecek kuşaklar da,
Türkiye’de tıbbı,
ve fitilini ateşlediğimiz asistan hekim hareketini bizden öte noktaya taşıyacaklar!
Bizler de onlara ilham vermek için belki de tozlu gazete yapraklarında bekliyor olacağız.
Bu bir veda değil aslında
ne bileyim:
Belki de bir ayrılık;
Yolu ve yolcusu “sizce” bilinmeyen bir istikamet!
Ama dedim ya;
Ben “bizle” başardım,
Şimdi daha iyisini başarma vakti;
Şimdi gençlere ilham verme vakti.
Şimdi gerçeğe etkili bir dokunuş vakti.
Şimdi ülkem için,
Yeniden doğma vakti!
Ama bence hepimiz için uyanma vakti!
Emin olun başaracağız…

www.twitter.com/drozgurs

Uz. Dr. Özgür NİFLİOĞLU

Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

Hadi yapın da görelim

www.twitter.com/drozgurs
www.twitter.com/drozgurs

Kaymakamları hekimlerin amiri yapmayın,

Direk Bakanlığa bağlayın…

Bırakın da kendi işimizi yapalım!

x x x

Aklın yolu bir,

Yazıyoruz çiziyoruz,

Usanmıyoruz uslanmıyoruz;

Peki,

Ne istiyoruz?

Mecburi hizmeti kaldırın,

Hekim diplomalarını dağıtın!

Sağlıkçılara, %200 zam yapın,

Performans sistemini sonlandırın…

Bizi bizle yarışanlarla uğraştırmayın,

Kaymakamları hekimlerin amiri yapmayın,

Direk Bakanlığa bağlayın…

Bırakın da kendi işimizi yapalım!

Son olarak,

Sağlık Bakanlığı önündeki havuza,

Dr. Ersin ARSLAN anıtı yapın,

Yapın ki unutmayın…

Ve artık lütfen hekimlerle uğraşmayın,

Devlet kuran doktorlara,

Yanar-döner yapmayın…

Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

Doktor babası yazdı: Bayramınız kutlu olsun evlatlar

Suphi NİFLİOĞLU
Suphi NİFLİOĞLU

TÜM DOKTOR VE SAĞLIK ÇALIŞANLARININ TIP BAYRAMI KUTLU OLSUN:

Cumhuriyetin ilk yıllarında, savaşlardan çıkılan o dönemde yetişmiş, nitelikli, yeterli insan gücü olmayan, ülkemizin bu durumdan kurtulması için çok çalışan ve çabalayan, Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde ve vatanseverlerin, halkın, anne babaların büyük emekleri ve destekleri ile bugüne gelinmiştir.

Ne yazıktır ki son yıllarda bu değerlerimiz itibarsızlığa uğratılmış, halkın gözünde saygınlığı giderek yok edilmeye çalışılmıştır. Nispeten mutsuz, umutsuz bir döngü içine sürüklenmiştir.

Hem de kim tarafından?

Kendilerini çok üstün gören, her şeyi çok iyi bildiğini sanan bir takım cahiller tarafından…

Belki de sırf kendi egolarını tatmin etmek için hor görmüşlerdir.

Bu değerlerimiz kim mi?

İşte bugün canımızı, sağlığımızı emanet ettiğimiz, bu ülkenin başarılı, değerli, aydın, nitelikli gücümüz olan doktorlarımız, sağlık çalışanlarımız.

Bugün onların bayramı.

Buruk bir sevinçle kutladığımız TIP BAYRAMI.

Tüm Doktor ve Sağlık Çalışanlarının Tıp Bayramı kutlu olsun.

Cumhuriyet sizlerle yükselecektir.

Suphi NİFLİOĞLU

bir doktor babası

Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

Tıp Bayramı Kutlu Olsun

www.twitter.com/drozgurs
www.twitter.com/drozgurs

Hayatın en hüzünlü anı,

Mevsimine kapıldığın hekimliğin,

Polikliniğinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır,

Bırak gitsin, bırak git…

xxx

Bırakıp gidelim mi? Kalalım mı yoksa?

Bilmiyoruz, bilemiyoruz ne yapalım.

Hergün değişen şartlar, kanunlar, yönetmelikler, genelgeler…

Tam da hekim olunacak zamanı bulmuşuz bence.

Artık bizden iyi yönetmelik okuyan yok memlekette.

Değişikliğin değişikliğinin değişikliği ile geçiyor hayatımız.

Ya da birileri dalga geçiyor bizimle.

Dört yıl diye girdiğiniz kadın doğum beş yıla, beş yıl diye girdiğiniz beyin cerrahi altı yıla çıkabiliyor her an.

Tababetimiz bile orta doğuya benziyor vesselam.

Yüz, kol, bacak nakline değil, akla fikre ihtiyacımız var sadece.

xxx

14 Mart 1827’e dönmek istiyorum.

Hani hem cerrah hem dahiliyeci olunan, harrison’ın yazılmadığı yıllara.

Yabancı hekimlerin ağzının içine bakmayalım diye, Sultan II.Mahmut’un tüm tabipler benim mesuliyetimdedir diye ferman yazdığı yıllara.

Gariban Müslümanlar açıkta kalmasın diye, İzmir Vali’sinin fesini ortaya koyup, hastane açmak için para topladığı yıllara.

İşgal kuvvetlerine inat, tıp balosu düzenlenen yıllara.

Şiddetten değil, düşman kurşunuyla “onurlu” öldüğümüz yıllara.

En azından umudumuzu kaybetmediğimiz, hekim olmaktan gurur duyduğumuz yıllara.

Şahane günler yaşıyoruz, gerçekten şahane.

Kutlu olsun yıldönümün mekteb-i tıbbiyeyi şahane!!!

 

Uz.Dr.Özgür NİFLİOĞLU

asistanhekim.org Kurucusu

Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları

İnsandı

Dr. Muzaffer TEMEL asistanhekim.org 'un ağabeyi
Dr. Muzaffer TEMEL
asistanhekim.org ‘un ağabeyi

15 yaşında bir çocugumuz, hayatının baharında hayata veda etti; insandı..

Son iki günde gencecik fidanlar gibi 6 polisimiz şehit oldu; her biri bir insandı..

Bir hafta önce Şırnak’ta pırıl pırıl bir uzman çavuşumuz şehit oldu; insandı…

Gezi’de ölen gençler; insandı…

Doğmamış çocuğunu görmeden şehit olan komiser Mustafa Sarı; insandı…

Yıllar önce hainlerin molotof atarak yaktıkları Serap, öldüğünde 17 yaşındaydı; insandı…

Terör odaklarının hedefi olan tüm şehitler; birer insandı…

Suçlu; ”kaostan” nemalanan zalimlerdi..

Suçlu; zulümdü..

Oysa her ölüm “zamansız” ölümdü..

Kimi çocuktu, kimi delikanlı;

Her ölümün ardından nice “ciğerler” yandı!

Hiç mi vicdanları titretmez; bir ananın ağıdı, bir yetimin gözyaşı?

Kan, kan ile yıkanmaz; nedir bu “savaş” telâşı?

Kimse sırtını “pusuda bekleyen canilere” yaslamasın;

Kimse kendine yapılan kanunsuzluğu, başka bir kanunsuzlukla kıyaslamasın..

Her ölenin ardında ya masum bir yetim, ya da ağlayan anası vardır;

Her ölenin kendince ayrı bir “dünyası” vardır..

Her ölen bir “insandır” ;

”Şer” gözüyle bakılmaz

Her insan bir “dünyadır”;

Kandan kına yakılmaz!..

Dr. Muzaffer TEMEL

asistanhekim.org ‘un ağabeyi