Kategoriler
Duyurular Haberler Kültür Manşet

Bu hikaye sizi çok etkileyecek!

Engelli çocuğu olmasından korkmayan

Annelere

Tüm engelli çocukların annelerine;

Anneme…

****

Bu kitapta hayatımdan birkaç günlük kesitin içinde ailem var … Böyle bir şey yazmayı düşündüğümü yakınlarımla paylaştığımda,  gelen tepkiler “aile hayatını anlatma sonra üzülürsün” şeklinde oldu. Sadece eşim, annem ve babam bu konuda olumsuz görüş belirtmediler. Düşündükçe, kendimizi anlatmaktan pişman olmayacağımı ve böyle yorum yapanların  korumak istediklerinin ben değil de kendileri olduğunu fark ettim. Duymayarak, görmeyerek dışlamak en kolay yol çünkü. İçeride, otistik bir bireyin ve   onunla  ilgilenen üç kuşak ailenin,  ağabeyin  gözünden öyküsü var.

****

Yedi-sekiz yaşlarına gelene kadar Volkan’ın en büyük eğlencesi, oturdukları sitenin çocuk parkında, gün içinde sallanmasıydı.  Gece yarılarına kadar oturmuş (kardeşinin kullandığı ilaçlara rağmen normal bir uyku düzeni hiç olmamıştı) oldukları için, annesi her gün öğlen bire doğru uyanmış olur, ikisi de bir şeyler yedikten sonra Volkan’la parka giderlerdi.

Oğlunun engelli olduğunu fark eden diğer çocuklar, tedirgin oluyordu. Volkan aldığı onca ilaca rağmen, her duygusu için bağırarak tepki veriyordu. Ne bir oyun arkadaşı, ne bir konuşacağı insanı vardı.Salıncaktan saatlerce inmek istemiyor, hipnotize olmuş gibi sallanıyordu.

Çok zaman geçmedi. Şükran Hanımın kulağına, komşularından laflar gelmeye başladı. Herkesin çocuğu korkuyordu Volkan’dan. Üstelik salıncağı sürekli işgal ediyordu. Hele bağırmaya başladı mıydı daha da kötüydü. Böyle giderse diğer çocukların ruh hali de Volkan gibi olacaktı. Şükran hanım gündüzleri salıncakta oğlunu sallamayı bu nedenle bıraktı.

Bir dönem geceleri babaları Hasan’la beraber parka gittilerse de, karanlıkta parka gitmek ve sallanmak Volkan için pek cazip değildi. İletişime kapalı da olsa, Volkan etrafında insanlar olsun istiyordu. Salıncak eğlencelerinin bu şekilde sekteye uğraması Hasan babanın içinde büyük bir yara açmıştı. Bu yüzden ertesi kış,  yazlıklarına, bahçenin ortasına, kocaman bir salıncak yaptırdı. Hem de öyle yazlık işi gibi falan değil, bildiğiniz park tipi iki kişinin yan yana sallanabileceği bir salıncaktı bu…

Yıllar geçmiş Akın liseye başlamıştı. Kardeşliği ve arkadaşlığı paylaşamadığı, toplumun görmek istemediği bir çocukla sürekli beraber büyüyordu. Açıkçası toplumun istediği oluyor, herkes sorununu kendi evinde yaşıyordu.

Volkan on iki yaşına girmiş, yaşıtları hoplayıp zıplayıp bütün gün oyun oynarken, o enerjisini atabileceği hiçbir aktiviteyi dışarıda yapamıyordu. 3 yaşından beri gittiği özel eğitimler haftanın 5 tam günü devam ediyordu ama enerjisini oyunlardan çok bağırarak ve kendini döverek atmaya çalışıyordu.  Öfke nöbetleri geçiriyor, bu esnada kafasını yumrukluyordu. Kendine vurdukça daha çok bağırıyor, daha sinirli bir hal alıyordu. Dahası bıyıkları terlemeye başlamıştı. Sanki bıyıkları olan birisinin hasta olmaması gerekli gibi geliyordu Akın’a. Bıyıkları olan birisi büyük adamdı.

Küçüklüğünde bazı doktorlar otistik tanısı koymuşlardı kardeşine. Volkan’ın düzgün bir tedavisinin olmayacağını, ilaçlardan çok eğitimden fayda göreceğini söylemişlerdi. Ama eğitimler de pek işe yaramıyor, Volkan büyüdükçe iletişimi bozuluyordu… Büyüyen çocukla beraber problemler de büyüyordu….

Kategoriler
Duyurular Haberler Manşet

Bu mağduriyete son verin! *PAYLAŞ

13 Aralık 2015 tarihinde ÖSYM tarafından yapılan Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (YDUS) sonuçları aradan 4 ay geçmiş olmasına rağmen bazı branşlar için (Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Genel Cerrahi) hala açıklanmamıştır. Sonuçları açıklanan branşlar için ise tercih süreci hala başlatılamamıştır. ÖSYM’nin bu yıl uygulamaya koyduğu ”Yasal süreç sonlanmadan sonuçların açıklanmayacağı” ve ”Tercihlerin bütün branşlar için aynı anda açılacağı” kuralı nedeniyle sonuçların açıklanması çok gecikmiş, tercihler bir türlü başlatılamamış, bu kural mağduriyetleri önlenmeye çalışırken yeni mağduriyetler doğurmuştur. Tercih sürecinin, sonuçları belli olan branşlar için başlatılması hiçbir branşı olumsuz yönde etkilememektedir. Çünkü her branşın kendine ait kadrosu bulunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin dört bir yanında zor şartlarda çalışmakta olan sınav adayı uzman hekimler bu sürecin çok fazla uzaması nedeniyle zor günler geçirmektedir. Ailesinden ve çocuklarından ayrı başka şehirlerde her gün ÖSYM’den gelecek duyuruları beklemekte, çökkün bir ruh hali ile mesleklerini icra etmeye devam etmektedirler. Yasal yollara başvurmak tabi ki en doğal hakkımızdır, bu yönden şikayetimiz yok.Fakat özensiz hazırlanmış sorular nedeniyle bu sürece maruz bırakılmak hiçbirimizin suçu değildir.

Acilen bu mağduriyetlerin giderilmesi için;

1)Sonuçları açıklanan branşlar için tercih süreci başlatılmalı,
2)Sonuçları hala açıklanmayan branşların sonuçları da bir an önce açıklanmalıdır.

Kategoriler
Haberler Köşe Yazıları Manşet

Baştan sona yanlışlar

İdealist bir lise öğrencisi olarak tıp fakültesine girdim. İşte o gün başlamıştı yanlışlar. Sırf birileri bu üniversite akredite diyebilmek için İngilizce hazırlık sınıfı getirilmişti girdiğim üniversitenin tıp fakültesine. Halihazırda 6 yıl eğitimi olan tıp fakültesi daha başlamadan 7 yıl olmuştu, muafiyet sınavını geçen çok az kişi dışındakiler için. Hazırlık hariç 6 yıl dedim ya; o kadar gereksiz derslerle boğulmuş ki ,bu gereksiz dersleri atsanız  5 yıla rahat iner eğitim süreci. Mesala organik kimya diye bir ders vardı biz temel bilimler alırken, kredili sistemde” baba ders” denir ya, o kadar kredisi vardı. Az buçuk bildiğimiz organik kimyayı da unutturdu bize ve neyse ki bizden sonra bu ders kaldırıldı. Bu örnek ders gibi işimize yaramayacak dersler yüzünden zaman kaybı. Dördüncü sınıfta klinik eğitime başladık fakat beklediğimiz cinsten değil hiçbirşey. Eğer sen bir şeyler öğrenmek için koşturursan birilerinin peşinde öğreniyorsun, eğer koşturmazsan bir çok hoca kendi işinde gücünde, canına minnet öğrenciyi soran kim. Kendi bölümlerinde krallık kurmuşlar ve altındakilere çektiriyorlar her konuda. Çok saygı değer bu tür şeylere tevessül etmeyen hocalarımızda var tabi. Onlara yok sözümüz yanlış anlaşılmasın. Bu ülkenin  en zor sınavı olan TUS sınavında başarı elde etmiş asistan hekimlere yapılanlar insanı bu işten soğutmak için yetiyor aslında. Diğer her şeyi geçin,bazı bölümlerde yeni asistanlığa başlamış  Dr. Gün aşırı nöbet tutuyor.Yani bu sabah 8:00 de mesaiye başlıyor, ertesi gün işler uzamazsa  17:00 da işten çıkıyor, gece evinde kalıp ertesi sabah tekrar aynı çalışma. Şu çalışma şeklinin insana yakışır bir yanı var mı? Allah aşkına. İnsan bedeninin bu tempoyu kaldırması mümkün mü? Bir tek bu olsa sıkıntı, her türlü angaryalar asistan hekimin başına, bu da yetmez kendini bilmezler, en az 25 yaşına gelmiş adama hakaretler, küfürler vs. savurur. Bazı profesörler krallık kurmuş dedik ya, ne denetleyeni var bunların ne de  “dur” diyeni. Astığım astık, kestiğim kestik cinsinden. Şikayette edemezsin bunları elin mahkum. Edersen hayatta bitiremezsin ihtisası. Tek yolun istifa. Gider onca emek, uğraş,zaman, planların…

Fakülte bitti mezun olduk. Hem idealist bir hekimiz hastaya aç, hem de yaş kemale erdi  maddi ihtiyaç var diye sağlık ocağı yerine acilleri yazdık tercihlere ve yazdığım tercihlerden birine atandık, başladık mesleğe. Acile başladık fakat acil servis yol geçen hanı. Nerdeyse acil hasta dışında her şeye bakıyorsun. Sistem öyle. Her  100 hastanın ancak 5 i acillik. Gerisi kullanılan kronik hastalık ilaçlarını repete etmekten tutun da, saç dökülmesi şikayetine, gecenin 2’sinde akne (sivilce) için geleninden, sabahın 5 ‘inde il dışına polikiniğe aldığı randevuya sevk edilmek için gelenine, akşamın 23’de gebeliği aklına düşmüş gebelik testi baktırmaya gelenine kadar… Hasta acil olduğuna kendi karar veriyor. Pratisyen hekimi de beğenmiyor acil olmayan bu durumu için uzman hekim istiyor. Bu nasıl bir acil servis anlayışı anlayamadım gitti. Kimsede bir çözüm bulma derdinde değil. Başhekimle görüşüyoruz zaman zaman. En basit çözümleri bile uygulamaktan aciz. Yöneticinin tek derdi var, işler yürüsün de nasıl yürürse yürüsün. Hele birde entegre (sağlık ocağı,acil,112 hizmeti veren) hastanede isen işler iyice sarpa sarıyor. Hasta bakmak değil, hastayı kabul ettirmek ve sevk etmek mesele olan. Neredeyse hiç uzman hekim yok buralarda. Tetkik birkaç bir şeyden ibaret. Arada kaldığın her hasta için sevkten başka yolun yok. Ama  ah bi kabul ettirebilsen. Habersizde  gönderemezsin kural bu.

Duyduk ki aile hekimliği diye bir sistem başlayacak. Ya sabır dedik, bekledik. Ümidimiz çok yok sisteme dahil olmaya, hizmet puanı ile alıyorlar sıralamada bize gelmiyor. Yine de bir ümit katıldık kuraya. Bizden önce birileri hakkından feragat edince bize bir entegrede aile hekimliği kaldı ve başladık. Başladık  aile hekimliğine fakat şahit olduklarım beni benden aldı. Bu aile hekimliği olayında hekim diye bir olgu yok. Hasta kendi kendine tanı koyup, ilaç talep ediyor ve aile hekimi de yazıp imzalıyor. Kabaca sistem bu. Vatandaş isterse sağlık raporu, isterse sahte istirahat raporu,isterse şu, isterse bu… iş çığırından çıkmış vaziyette. Hekim yok dedim ya, ASM (sağlık ocağının) nin aynı zamanda işletmecisi. Her türlü gider ona ait. Malzeme vs giderleri hepsi. Hasta kaybetmek istemeyenler ve birtakım hekimlik onuru kalmayanlar. bu işi tam bir bakkal işletmesine çevirmiş vaziyette ve bundan dolayı birçok  mesleki sorun çözülememekte. Bu sistemde mutlu olanda bakkala çevirenler. Her türlü yasal yada yada yasal olmayan evrağın altına gözü kapalı imza atanlar. Mesela eczanenin reçetesiz vererek suç işlediği ilacı reçete edenler. Kişiyi görmeden sağlık raporu düzenleyen, hasta olmayan kişiye sahte istirahat raporu düzenleyenler vs. Tam bir kaşe sekreterliği, her türlü angarya, itibarsızlık vs. Her gün birilerinin isteğinde hukuki bir hata yapmayalım diye kanun, mevzuat vb. okumaktan usandık. Tıbbı çalışmaları takip etmek yerine.

Vatandaşın durumu, istekleri, tavrı, davranışı. Tabi bu bahsettiğimiz bunu yapanlara, bu toplumda eli öpülesi insanların varlığını biliyoruz fakat toplumun  bir kısmı insani değerlerini yok etmiş, haddini bilmez,ukala bir vaziyet almış. Neredeyse bu kişilerin hepsi tıp fakültesi bitirmiş de başka işle uğraşıyor sanki o vaziyette. İnternetten öğrendikleri birkaç bilgi ile özellikle aile hekimine ukalalık yapmakta yarışıyorlar.Sanki biz hekimler anlama probleminden dolayı 6 yıl eğitimle ancak doktor olabildik yoksa birkaç internet karıştırmakla bu iş öğreniliyor aslında. Bu bahsedilen kişiler laf falan anlamaz olmuş.İstekleri yapılmadığında çözümü şiddette,hakarette arayacak kalitede “kişiler”. Senin maaşın benim vergimden veriliyor” diyen zeka yoksunları. Acaba benim maaşımdan ortalama maaş alandan kesilenin kaç katı kesilen vergi nereye gidiyor”. Ben başka bir ülkeye mi çalışıyorum benden kesilen vergi Yunanistana mı gidiyor” sormadan edemiyorum…          

Daha bahsedilecek çok konu olmakla birlikte, hangi sağlıkçıya özellikle doktorlara dokunsanız bin ah işitiyorsunuz. Bu meslek bu şekilde devam edemez. Sağlıkçı mutlu değil ki, hasta mutlu olsun. Bu ülkenin en zor sınavlarında en kötüsü %5’lere girmiş bu beyinleri (bunu enaniyet olarak söylemiyorum) “memnuniyet” ve kendini bilmez vatandaş karşısında yıldırıp bezdirmeyelim. Yoksa gereksiz ilaç kullanımından tutunda, gereksiz tetkik vs. gibi birçok konuda liste başı olmaya mahkum oluruz. Şunuda belirtmek isterim ki, derdim siyasi bir eleştiri değil,bu mesleğin içinde yaşadığım yanlışlardır ve mesleki bir problemlerdir.

Dr.Ali YILMAZ

Kategoriler
Duyurular Haberler Manşet

İstanbul Tabip Odası seçimlerine terör saldırısı uyarısı *ÖNEMLİ

24 Nisan’da yapılacak İstanbul Tabip Odası seçimleri yaklaşırken, İTO seçimlerine katılacak olan Özgür Hekimler Platformu olası terör saldırısı açısından İstanbul Tabip Odası yönetimini uyardı. ÖHP’nin yayınladığı bilgi notu şu şekilde:

ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU’NDAN HEKİM CAMİASI VE KAMUOYUNA DUYURU VE UYARIMIZDIR

Özgür Hekimler Platformu (ÖHP) kurulduğu günden beri her zaman hekim yararı ve insan sağlığını öncelemiştir.

Hiçbir şey insanların yaşam hakkından daha önemli olamaz !

İstanbul Tabip Odası (İTO) Yönetim Kurulu 24 Nisan 2016 Pazar günü Sultanahmet Meydanı’nda seçim yapılması kararını ilan etmiştir.
Aynı tarihte, seçimin yapılacağı Sultanahmet bölgesinde Vodafone İstanbul Yarı Maratonu organizasyonu vardır.

ÖHP olarak İTO, TTB, İstanbul Valiliği, Emniyet Müdürlüğü ve İlçe Seçim Kurulu’na seçim tarihi, yeri ve bunlara bağlı olarak öngördüğümüz ulaşım sorunu, seçim ve can güvenliği konularında yazılı uyarılarımızı ve itirazımızı gerçekleştirdiğimizi duyuruyoruz.

Artan terör eylemleri nedeniyle ülkemizde büyük kentlerin büyük meydanları ve büyük kalabalıklar şu an itibarıyla ciddi güvenlik riskleri içermektedir. Maratona katılımcı sayısının çokluğu, Sultanahmet’e Maraton nedeniyle erişimin güçlüğü, seçim bölgesinin turistik bir alan olması, geçmiş saldırılarda hem Sultanahmet’in hem de Türk Tabipleri Birliği etkinliğinin hedef alınmış olması, seçim için seçilen tarih ve yerin güvenlik ve trafik açısından uygun olmadığını göstermektedir.

Sultanahmet bölgesi henüz 3 ay önce bir turist gurubunun toplu bir terör eylemine hedef olduğu bir alandır. Devamında Beyoğlu İstiklal caddesinde yine benzer bir bombalı terör saldırısı bir yabancı turist gurup hedef alınarak gerçekleşmiştir. Ayrıca yakın bir zamanda İstanbul’da önemli bir sportif karşılaşma terör ihbarı nedeniyle ertelenmiş, Türkiye’nin en büyük kulüplerinin maçlarında çevre yolların saatler öncesinden kapanması gibi olağanüstü tedbirler söz konusu olmuştur.

Ankara’da geçtiğimiz aylarda yapılan terör saldırısının hedefi olan organizasyonun düzenleyicilerinden birisi Türk Tabipleri Birliği’dir. Saldırının Türk Tabipleri Birliği üyelerini hedef almış olabileceği şüphesi kuvvetlidir.

İTO’ya bu konularda yönelttiğimiz tüm talep ve uyarılara karşın, hekimlerin can güvenliği hiçe sayılmış, bağlı bulundukları meslek odasının seçimlerinde oy kullanabilmeleri, özellikle maraton ile aynı tarih ve konumun belirlenmesi ile zorlaştırılmış ve katılımın artmasını engelleme amacı güdülmüştür.

Sonuç olarak, seçimlerin farklı bir tarihte ve konumda yapılmasını veya belirlenen tarihte yapılacaksa da ancak İstanbul Yarı Maratonu Organizasyonu’nun yapıldığı ilçe dışında başka bir ilçede, örneğin Baro seçimlerinin yapıldığı Haliç Kongre Merkezi’nde veya Dişhekimleri Odası seçimlerinin yapıldığı İTÜ Maçka Yerleşkesi’nde yapılmasını bir kez daha kamuoyu önünde Özgür Hekimler Platformu olarak ve tüm İstanbul hekimleri adına talep ediyoruz.

Önerdiğimiz seçim alanları turistik bölge dışında yer alan, spor organizasyonlarından uzak, güvenli giriş ve geçiş sağlanan, kontrol edilebilir, rahat ulaşılabilir konumda alanlardır.

Bu şekilde seçimin çok daha yüksek katılımla gerçekleşmesi ve seçim güvenliğinin gerektiği gibi sağlanması mümkün olabilecektir.

Bu adımın atılmasının, meslektaşlarımızın can güvenliği açısından bir zorunluluk ve hayati bir sorumluluk olduğu konusunda İTO Yönetimini, bununla ilgili tüm kamu görevlilerini, İstanbul Hekimlerini ve kamuoyunu uyarıyoruz.

Saygılarımızla,

ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU

Kategoriler
Duyurular Haberler Manşet

Eş durumu atama krizi CANLI YAYINI

 

Eş Durumu Atama Krizi Canlı Yayında Tartışılıyor

Kategoriler
Haberler Manşet

Başhekim ve idarecilere büyük şok!

Sağlık çalışanlarının il içi atama kurallarının yönetmelikte belirlenmemesi ile bir yıl idarecilik yapan hekimlerin talepleri doğrultusunda durumlarına uygun bir kadroya atanabilmelerine ilişkin Yönetmelik kurallarının yürütmesi durduruldu.

Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin bir kısım hükümlerinin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Türk Tabipleri Birliği tarafından açılan davada Danıştay 16. Daire, sadece Yönetmeliğin 20. maddesinin son fıkrasındaki “Stratejik personelin yer değiştirme taleplerinde bu maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi ile beşinci fıkrası uygulanmaz” hükmünün yürütmesinin durdurulmasına karar vermişti.

Türk Tabipleri Birliği, yürütmenin durdurulmasına karar verilmeyen hükümler bakımından Karara itiraz etmesi üzerine dava İdari Dava Daireleri Kurulunda görüşüldü.

Danıştay İDDK, “Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının taşra teşkilatlarında görev yapan sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfı personelinin il içi atamaları ile ilgili genel esasların, bu konudaki asli düzenleme yetkisinin kullanıldığı dava konusu Yönetmelikle belirlenmesi, bunun dışında kalan ve oluşacak yeni koşullara göre sürekli değiştirilmesi gereken niteliği nedeniyle yönetmelikle düzenlenmesi mümkün görülmeyen diğer hususların alt düzenlemelere bırakılması gerektiği” gerekçesiyle, sağlık çalışanlarının il içi atamalarıyla ilgili usul ve esasların yönetmelikte belirlenmemesine ilişkin işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi.

Diğer yandan, Yönetmelik’te hekimlerin atama ve nakillerinde katı kurallar tanımlanırken bir yıl idarecilik yapanların talep ettikleri durumlarına uygun kadrolara atanabilmelerine ilişkin adaletsiz kuralın da yürütmesi durduruldu. Kurul kararında, idarecilere tanınan ayrıcalığın nesnel bir temeli bulunmadığı belirtildi: “Maddede sayma yoluyla belirtilen görevlerde bulunan personele, Yönetmeliğin 5. maddesinde öngörülen ve Yönetmeliğin kapsamına giren tüm atama ve yer değiştirmelerde uyulması gereken hizmet puanı gibi temel ilkeler ve nesnel ölçütler gözetilmeksizin, talepleri doğrultusunda atanmaları konusunda ayrıcalık tanınması sonucunu doğurduğu anlaşıldığından anılan düzenlemede bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”

Danıştay İDDK Kararı’na karşı itiraz söz konusu olmadığından davanın esasına ilişkin olarak Danıştay 16. Dairesi tarafından bir karar verilene kadar yürütmenin durdurulması kararı geçerliliğini koruyacaktır.

Danıştay İDDK kararı için tıklayınız.

Kategoriler
Duyurular Haberler Manşet

Eş durumu atama krizi CANLI YAYINI

Danıştay’ın verdiği nihai karar sonrasında ortaya çıkan krizi Hekim Hareketi Derneği Avukatı Sami Günsen yorumluyor.

Hekim Hareketi Derneği Başkanı Uzm. Dr. Özgür Niflioğlu moderatörlüğünde gerçekleştirilecek canlı yayında izleyicilerin soru sorması da mümkün olacak.

Eş durumu atamalarına ilişkin canlı yayın 30 Mart 2016 Çarşamba günü saat 21.45’de Hekim Hareketi Derneği Resmi Web Sitesi www.hekimhareketi.org.tr ‘den yayınlanacak.

Kategoriler
Haberler Hukuk Manşet

Eş durumu atamaları iptal mi? *YENİ

Hekim Hareketi Derneği avukatları Sami Günsen ve Volkan Kul eş durumu atamalarına ilişkin son gelişmeyi değerlendirdi:

Kamuoyunda uzun süredir merakla beklenen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2015/1421 Sayılı gerekçeli kararı nihayet açıklandı. Adı geçen karar ile “stratejik personel” tanımının yürütmesinin durdurulması kararı kaldırılmıştır. Bu karar ne anlama gelmektedir? devamını okumak için tıklayın

Kategoriler
Haberler Manşet Şiddet

CHP Sağlık Komisyonu Sağlıkta Şiddetin Önlenmesi İçin Kanun Teklifi Verdi

CHP Sağlık Sistemi, Hastaneler ile Hasta ve Engelli Haklarını İnceleme ve İzleme Komisyonu Muğla MilletvekiliProf. Dr. Nurettin Demir, Antalya Milletvekili Dr. Niyaz Nefi Kara, İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker, Kayseri Milletvekili Dr. Çetin Arık, Ankara Milletvekili Dr. Murat Emir, Bursa Milletvekilleri Dr. Ceyhun İrgil ve Ecz. Erkan Aydın, CHP’li hekim milletvekilleriyle birlikte sağlık personeline yönelik şiddetin önlenmesi için Türk Ceza Kanununda değişiklik yapan kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu. Teklifin gerekçesinde, tehdit, yaralama, öldürme suç tipleri dışında, sağlık hizmetinin kesintiye uğratılmasını, sağlık personeline emir vermek, baskı yapmak, nüfuz icra etmek veya her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs etmek fiillerinin ayrıca ceza yaptırımına bağlanarak, sağlık personelinin mesleki bağımsızlık ve güvenlik içinde çalışması hukuksal koruma altına alınmasının amaçlandığı belirtildi.

Sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan sağlık personeline yönelik şiddette her an yeni cinayetlerin işlendiği bir döneme gelindiğinin belirtildiği teklifte, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet geometrik bir biçimde artış gösterdiği, bu sebeple sağlık kuruluşları, yaşamın kurtarıldığı, hastalıkların sağaltıldığı, insancıl, barışçıl şifa yerleri olmaktan çıkıp, sağlık çalışanlarının yaşam ve sağlının her an tehlikede olduğu, çalışma barışının yok olduğu tehlikeli işyerlerine dönüştüğü ifade edildi. Sağlık hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesinin ancak güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarıyla mümkün olacağının belirtildiği gerekçede, “güvenli ve sağlıklı çalışma ortamı; sağlık hizmetinin sunulabilmesinin, bireylerin tedaviye ulaşma haklarını kullanabilmesinin bir diğer deyişle hasta haklarının korunmasının da ön koşulunu oluşturmaktadır” denildi. Bu zamana kadar yapılan düzenlemelerin yetersiz olduğuna da değinilen teklifte, sağlık alanında görülen şiddet suçlarının önemli bir bölümü için kanunda tutuklama kararı verilemeyeceği, belirtilen ceza oranlarına sahip olduğu gibi tutuklama tedbiri bilindiği üzere hakimlerin takdirine bırakıldığı ifade edilmiştir. Teklifin sağlıkta şiddeti önlemeye elverişli ve yeterli düzenlemelerin yapılması amacıyla verildiği vurgulanmıştır.

Kategoriler
Haberler Manşet

Asistan hekime hastanede taciz

Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Servisi’nde görevli asistan hekim 27 yaşındaki E.M.K., serviste yatan hasta 48 yaşındaki M.D.’nin kendisine elle tacizde bulunduğu iddiasıyla polise başvurdu.

Olay, dün akşam saatleride hastanenin ilave hizmet binasındaki Psikiyatri Servisi’nde meydana geldi. Kadın hekim E.M.K., iddiaya göre serviste yatan M.D.’yi muayene ederken hastanın elle tacizine uğradı. Doktor E.M.K., polisi arayıp durumu bildirdi. Polis ekipleri, şikayetçi olan doktoru ifadesini almak üzere karakola götürdü. Psikiyatri hastası M.D.’nin ise tedavisinin tamamlanmasından sonra karakola götürülerek ifadesinin alınacağı belirtildi. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.

Kaynak: Aktifmedya

Kategoriler
Haberler Manşet

Aydın'da döner sermaye protestosu

HAKLI İSYANI MÜCADELEYE DÖNÜŞTÜRÜYORUZ

Değerli Basın Mensupları;

Performansa Göre Dağıtılan Döner Sermaye Ek Ödemelerinde geçen yıllara göre bir artış olmadığı gibi birçok kurumda düşüş yaşanmıştır. Hâlbuki malum-sen toplu sözleşmede attığı imzalarla ek ödemelerinde  200- 600 TL arasında bir artış yaşanacağını iddia ediyor, bunu da her yerde kazanım diye pazarlamaya çalışıyordu. Fakat 2016 gelince tüm sağlık çalışanları gördü ki artmak şöyle dursun döner sermayeler daha da azaldı. Yok olma noktasına geldi.

Çalıştıkça artması gereken döner sermaye ne hikmetse tersine dönmüştür. İş yoğunluğunun her geçen gün arttığı muayene ve ameliyat sayılarının bir yılda milyona yakın artış gösterdiği hastanelerimizde çalışanın alın teri olan performans ödemesi ise sıfıra doğru gerilemiştir.

Performansa dayalı döner sermaye sistemi artık ek ödemeyi sabitlemeye dayalı bir sistem halini aldı. Sağlık çalışanları 5-6 yıl önce aldıkları döner sermayeleri mumla arar oldu. Artan enflasyon oranları ve beceriksiz yetkilendirilmiş sendikanın toplu sözleşme komedisi ile birlikte, döner sermaye ödemelerindeki reel düşüşler, artık aile bütçesini sarsar bir duruma gelmiştir.

Durum böylesine vahim bir hal almışken verdikleri her müjdenin içi boş çıkan malum-sen ise ortalıkta gözükmemekte,  3 ay önce hastane birliği bünyesinde yüzde 50 döner sermaye tavanı değiştirilmeden, döner sermayeden dağıtılacak üst limit yüzde 50’den yüzde 65’e çıkarılmasıyla döner sermayede sorun tamamen çözüldü diye  açıklama yapıp övdükleri yazının bugün çalışanı mağdur ettiğini dile getirerek iptalini istemek gibi tuhaf açıklamalar yapmaktadırlar.

4/B’ lilerin ek ödemelerinden kesilen SGK primlerinin geri ödenmesine yönelik malum senin biz davayı kazandık müracaatlarınızı yapın paralarınızı alın şeklindeki açıklamaları yine fiyaskoyla sonuçlandı. Yargıtay 21. Daire daha önce verdiği onama ilanını kaldırdı.

Kıymetli Basın Mensupları;

Bu haliyle döner sermaye ek ödemesi artık sağlık çalışanları için  haklı bir isyanın adı olmuştur. Yandaşın sessizliği ve kabullenişi, hastanenin ödemesi, hazinenin kesintisi, Bakanlığın düzenlemeleri ile ekmeğinin ve emeğinin elinden alınmasına tepkilidir. Bu sorun derhal çözülmeli sağlık çalışanının hakkı teslim edilmelidir. Çözüm zorda değildir, gayet basittir

Diğer tüm memurlarda olduğu gibi sabit ek ödeme genel bütçeden ödenmelidir.

Döner sermayeden maaş alan tüm çalışanların maaşları genel bütçeden verilmelidir.

Döner sermaye ödemelerinde birinci öncelik çalışanın alın teri olmalı ve döner sermayeleri arttırılmalıdır.

Hazine payı kaldırılmalı, bakanlık merkezinin alacağı pay düşürülmeli, idarelerin keyfi kesintilerine son verilmelidir.

Bütün sağlık çalışanlarının sabit ek ödemeleri hastanelerin gelirinden değil, genel bütçeden ödenmeli ve emekli maaşlarına yansıyarak mağduriyetler önlenerek emekli olmak isteyenlerin önü açılmalıdır.

Üç yıldır meydanlarda-konferans salonlarında söz verilen yıpranma payı formaliteden uzak işe yarar bir biçimde sağlık çalışanları bir ekip olarak kabul edilerek hakkaniyetli ve elle tutulur şekilde yasal düzenleme bir an önce çıkarılmalıdır.

Taleplerimizin hayat bulması, Haklı isyanımızı mücadeleye dönüştürmek isteyen tüm sağlık çalışanları adına döner sermayemize sahip çıkmak için 2000 adet dilekçe kampanyamızı sonlandırarak Türk Sağlık Sen Genel Merkezimize gönderiyoruz.

Saygılar Sunuyorum.

Ahmet BOZKURT

Türk Sağlık Sendikası

Aydın Şube Başkanı

Kategoriler
Duyurular Haberler Manşet

Asistan hekim dönerleri için kampanya başlatıldı

BEĞEN / PAYLAŞ YAPIP DESTEK VERİYORUZ!

Eğitim araştırma hastanelerinde döner sermaye gelirini ortak bir havuz olarak varsayalım. Bu havuzdan uzman hekimler, tabip dışı personeller, hemşireler, teknisyenler dahil bütün hastane çalışanları gibi biz asistan hekimler de yönetmelikle belirlenen oranlarda pay alıyoruz. Hastane çalışanlarının gelirlerini arttırmak, böylece daha verimli bir çalışma ortamı sağlanmak için asistan hekimler hariç diğer tüm herkesin havuzdan aldıkları ücretlerde bir şekilde arttırıma gidildi. Bu arttırım kimisine ek ödeme, kimisine ek puan, kimisine katsayısında artış ile sağlandı. Fakat bu yapılırken, hepimizin ortak faydalandığı havuzdan asistan hekimlere düşen pay azaldı! Bir başka deyişle, diğer herkesin gelirini düzeltmek için asistan hekimlerin ücretleri azaldı! Azaltıldı!

2016 Ocak ayında hastanelerde rekor sayıda hasta bakılmasına, bir çok yerde hastaneye gelir getiren yoğun bakım yatak sayısının artışına, yapılan kalite düzenlemelerine, bunlara bağlı olarak trilyonlarca Türk Lirası kar elde edilmesine  rağmen, hatta vergi dilimine girilmediği halde asistan doktorların döner sermayelerinin azalması, hangi mantıkla izah edilebilir?

Bütün eğitim araştırma hastanelerinde ortak olan bir gerçek var. Asistan doktorlar hastanelerin iş yükünü azaltmada büyük sorumluluk almaktalar. Çoğu zaman uzman hekimlerin, çoğu zaman tabip dışı personelin, bazen hemşirelerin, bazen temizlik görevlilerinin, bazen veri giriş personelinin sorumluluk dahilinde olarak tanımlanan birçok vazifeyi yerine getirmekteler. Bunun yanında eğitimlerine de efor ve zaman sarf etmek zorundalar. Türk hastanelerinin hem ulusal, hem uluslararası tanıtımında fayda göreceği bilimsel araştırmalara dahil oluyorlar. Görev alanlarında olmayan bir çok ek iş ile uğraşıyorlar.

Sağlık bakanlığının yönetmeliğinde belirtilen üzere hem uzman tabiplerin, hem de tabip dışı hastane personelinin döner sermaye ücretlerini iyileştirmek için net performans puanları hesaplanırken kullanılan katsayılarda iyileştirmeye gidilmişken asistan doktorların katsayılarında bir artışa gidilmedi. Sonuçta herkesin ücretinde artış meydana gelirken asistan hekimlerin ücretlerinde düşüş meydana geldi.Kısaca asistanın cebinden alıp herkese pay edildi.

Bu mağduriyetin kaldırılması için sağlık bakanlığı nezdinde ya da kamu hastaneleri kurumu aracılığı ile asistan hekimlerin döner ücretlerinde ya da maaşlarında iyileştirilmeye gidilmesini istiyoruz.

2016 Ocak ayında yaklaşık 25Bin asistan hekim olarak aniden yüzleşmek zorunda kaldığımız bu sorunun çözümü için

Maaşlarımızda “araştırma görevlisi” payı yansıtılabilir.

Bizlerin de döner sermaye katsayılarında iyileştirmeye gidilebilir, 1.1 den 1.5-2 arası bir orana çıkılabilir.
Döner sermaye ücretlerimize ek %20 ila %30 katkı yapılabilir.

Sonuç olarak her ne olursa olsun, Akademisyen bir başbakanın olduğu bir ülkede yaşıyoruz, en azından araştırma görevlisi ünvanına sahip biz asistan doktorların haklarının bu kadar gözden kaçırılmaması gerektiğine inanıyoruz.

KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN TIKLAYIN